8 Ekim 2015 Perşembe

* Cuma tebriği

 

Üye olmak için | Dini sualler için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com

7 Ekim 2015 Çarşamba

* Mezhepsizle tarikatçının konuşması

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

08 Ekim 2015, Perşembe

Mezhepsizle tarikatçının konuşması

 

 

Mezhepsizler, Hızır aleyhisselamın ve evliya zatların keramet gösterdiğini, Allahü teâlânın izniyle yardım ettiğini kabul edemiyorlar. Günümüzdeki bâtıl tarikatlarda hurafeler çok olduğu için mezhepsizler bunu bir koz olarak kullanıyorlar. Hâlbuki tarikat ehli olmakla tarikatçı olmak farklıdır. Mezhepsizlere göre, kişi, doğru bir tarikatta olsa da, yanlış yoldadır. Şimdi ibretli konuşmalarını okuyalım:

Mezhepsiz: Evliya dediğin kişiler, bazı kimselere yardım edebilir mi?

Tarikatçı: Evet, bunun dine aykırı yönü ne ki?

Mezhepsiz: Sizin evliyanız Allah mı? Allah olmayan, yardım edemez.

Tarikatçı: Haşâ bu ne biçim söz? Allah, peygamberlerine mucize verdiği gibi evliya zatlara da kerametler vermiştir. Yani mucizeyi de, kerameti de yaratan Allah'tır. Peygamberler eliyle olunca mucize, evliya eliyle olunca keramet deniyor. Allah'ın yardım ettirmeye gücü yetmez mi?

Mezhepsiz: Peki Allah'ın seni maymun yapmaya gücü yeter mi?

Tarikatçı: Bunu sormak bile yanlış, Allah'ın gücünün yetmediği şey olur mu? Onun gücünü inkâr eden kâfirdir.

Mezhepsiz: O zaman ben sana maymun derim.

Tarikatçı: Allah beni maymun yaparsa maymun diyebilirsin. Şu anda yapmadığına göre maymun demen yalan ve hakaret olur.

Mezhepsiz: Bu hakareti Allah'ın gücünü delil getirdiğin için yaptım. Allah'ın gücünden delil getirilmez, delil Allah'ın kitabından getirilir.

Tarikatçı: Allah'ın gücü Allah'ın kitabında bildiriliyor mu? Allah'ın kitabından delillere inanır mısın? Orada bazı kimselerin maymun yapıldığı ve evliya zatlara keramet verildiği bildiriliyor.

Mezhepsiz: Allah'ın kitabında öyle şeyler yok.

Tarikatçı: İspat edersem mezhepsizliği bırakacak mısın?

Mezhepsiz: İspat edemezsin.

Tarikatçı: İmam-ı Beydâvî hazretleri, Allah'ın gücünü Allah'ın kitabında şöyle bildiriyor:

(Cumartesi günü [balık avından men edilmişken] içinizden [bu emri çiğneyerek] azgınlık edenleri biliyorsunuz. Onlara "Aşağılık birer maymun olun" dedik; [Maymuna çevrilen bu insanlar üç gün sonra öldü.] Bunu [bu olayı] önündekilere [o zaman hazır olanlara] ve ardındakilere [sonradan geleceklere] ibret verici bir ceza örneği ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüt olsun diye yaptık.) [Bekara 65-66; Beydâvî Tefsiri]

Mezhepsiz: Bu örneğin yanlıştır. Allah gücünü başkasına vermiyor, bizzat kendisi yapıyor. Başka bir zata verdiğine örnek vermelisin.

Tarikatçı: Onlara örnek pek çoktur. Allah'ın kitabından haberin yok anlaşılan.

Mezhepsiz: İspat et bakalım.

Tarikatçı: İspatı Allah'ın kitabıdır. İşte âyet mealleri:

Hazret-i Meryem'in yanında yazın kış, kışın ise yaz meyveleri görülürdü. (Âl-i İmran 37)

Hazret-i Süleyman'ın veziri Asaf, iki aylık mesafedeki Belkıs'ın tahtını, göz açıp kapayıncaya kadar getirdi. Hazret-i Süleyman, (Bu Rabbimin bir lütfudur) dedi. (Neml 40) [Hazret-i Süleyman'ın veziri peygamber olmadığı hâlde, bu kerameti göstermiştir.]

Eshab-ı kehf, Peygamber olmadıkları hâlde, yiyip içmeden, 309 yıl uykuda kaldıktan sonra uyanmışlardır. Kur'an-ı kerimde bu olay için, (İşte bu, Allah'ın âyetlerinden [kudretini gösteren delillerden biri]dir) buyuruldu. (Kehf 17)

Hazret-i Hızır'ın harikasıyla, sepetteki pişmiş ölü balık canlandı. (Kehf 63) [Bazı âlimlere göre Hazret-i Hızır, nebi değil velidir. Veli ise, onun gösterdiği harikalar mucize değil keramettir.]

Mucize ile keramet arasında fark yoktur. İkisini de Allahü teâlâ yaratıyor. Kimin elinde meydana gelmişse o işin adı değişiyor. Birkaç âyet meali:

Hazret-i Davud'un elinde demir, hamur gibi yumuşardı. (Sebe 10)

Cinler, kuşlar ve rüzgâr Hazret-i Süleyman'ın emrinde idi. Erimiş bakır sel gibi aktı. (Sebe 12, Neml 17)

Dağlar ve kuşlar Hazret-i Davud'a boyun eğdi. (Enbiya 79)

Hazret-i İbrahim'i ateş yakmadı. (Enbiya 69)

Hazret-i İbrahim'in kestiği dört kuş dirildi. (Bekara 260)

Hazret-i Yunus'u balık yuttuğu hâlde, zarar gelmeden kurtuldu. (Saffat 139-145)

Firavun, Hazret-i Musa'ya, (Peygamberlik sözünde doğru isen haydi bir mucize göster) demişti. Hazret-i Musa da, asasını yere bırakınca, hemen bir ejderha oluverdi. (Araf 106, 107)

Hazret-i Musa'nın asası yılan olup, sihirbazların sihrini bozarak, gösterdikleri şeyleri yuttu (Taha 69)

Hazret-i İsa, beşikte iken konuştu. Elindeki çamurdan şekle üfleyince, canlı kuş oldu. Körleri iyi etti. Ölüleri diriltti. (Maide 110, Âl-i İmran 49)

Ay ikiye ayrılınca, kâfirler, Resulullah için (Bize sihir yaptı) dediler. (Kamer 1,2)

Mucizeler de, Allah tarafından meydana gelir, fakat kâfirler inanmaz. (Enam 25, 109)

Peygamberlerin, elinde meydana gelen mucizelerin yaratıcısı da Allahü teâlâdır. (Hazret-i İsa, ölüleri diriltirdi) demekle ona yaratıcılık vasfı verilmiş olmuyor. Yine Allah yaratıyor. Nitekim Allahü teâlâ, peygamberlerine verdiği mucizeleri bildirdikten sonra (Bunları yapan biziz) buyuruyor. (Enbiya 79)

Mezhepsiz bilim adamı, bunlara cevap veremeyince toplantıyı bırakıp bir bahane ile oradan sıvışır.

Görüldüğü gibi, mezhepsiz kimse, bilim veya profesör de olsa, sıradan bir tarikatçının karşısında bile susmaya mecbur kalıyor. Çünkü davası bozuktur.

 

Twitter'da paylaş | Facebook'ta paylaş

 

 

Başa kakmak

Sıkıntılara katlan, hiç can yakıcı olma!

Ettiğin iyiliği başa kakıcı olma!

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu

Huzura Doğru TV

Bugünkü ilahi:
·
Anlamaz

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com

 

* Mübah için kaynak aranmaz (Mehmet Ali Demirbaş'ın 08.10.2015 tarihli yazısı)

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

08 Ekim 2015 Perşembe

Mübah için kaynak aranmaz

 

 

Sual: Tam İlmihâl'de, yaban eşeği zebra eti için helâl deniyor. Biz haram biliyoruz. Helâl ise Kur'an ve hadisten delil göstererek ispat etmelisiniz. Bir de meyve ağaçlarını birbirine aşılamanın mübah olduğunun delili nedir?

CEVAP

Mübah olan yani haram olmayan şey çoktur. Bunlar mübah diye Kur'an ve sünnette yazılı olmaz. Ama haram azdır ve haram olduğu edille-i şeriyyede bildirilmiştir. Bütün meyve, sebze ve otlar mübahtır. Mübah olduğuna dair delil aranmaz. Haram deniliyorsa delil aranır. Mesela sarhoş edici otları, sarhoş edecek kadar yemek haramdır. (Zehirleyen meyve veya gıdaları yemek haramdır) ifadesi bunun delili olur. Alerji yapıp hastalandıran mübah gıdaları yemek haramdır. Bunun delili olur. Ama bir kivi için, bir ananas için, bir muz için mübah mı diye delil aranmaz. Haram diyen çıkarsa delilini onun göstermesi lazımdır.

İftira edilen kimse, kendisinin temiz olduğunu ispat edemez. İspat, iddia edene düşer. Mesela bir kimse size, (Babanız hırsızdır, katildir. Falancanın malını çalmıştır, beş kişiyi öldürmüştür) dese, babanız bunları yapmadığını nasıl ispat edecektir? Elbette bunu söyleyenin ispat etmesi, delil göstermesi gerekir. Babanız, (Ben böyle bir şey yapmadım) diyorsa, ondan delil istenmez. Suçu kim isnat ediyorsa, şahit ve delil ondan istenir. Çünkü bir hadis-i şerif şöyledir: (İspat, davacıya düşer.) [Tirmizî]

 

Müslümana kâfir demek

Sual: Bir Müslümana kızıp, (Ne kâfir o!) diye hakaret etmek küfür olur mu?

CEVAP

Bir Müslümanı kötülemek için, hakaret için kâfir demek küfür olmaz. Kâfir olmasını isteyerek söylemek küfürdür. Yani bir Müslümanın kâfir olmasını istemek küfürdür. Yoksa kötülemek kastıyla kâfir demek küfür olmaz. (İslam Ahlâkı)

 

Kâfirun sûresini okumak

Sual: (Kâfirun sûresini okurken yanılan kimse küfre düşer) deniyor. Bilmeden söylenince veya dil sürçmesiyle söylenince de mi küfür olur?

CEVAP

Dil sürçmesiyle veya bilmeden, namazda küfre düşürücü şekilde bir âyet okunsa küfür olmaz. Yanılmak da özür olur.

 

Twitter'da paylaş     Facebook'ta paylaş

 

 

 

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com

 

6 Ekim 2015 Salı

* Zekâtın devri olur mu?

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

07 Ekim 2015, Çarşamba

Zekâtın devri olur mu?

 

 

Sual: Bazı kimseler, sağa sola kâğıt para verip, (Bunları zekât olarak verdim, sonra devir yaparak hâllederim) diyor. S. Ebediyye'de (Kâğıt para olarak verilen zekâtlar sahih olmaz. Tekrar vermek lazımdır) deniyor. Eğer zengin iken fakirleşmişse, devir yapılarak kaza edeceği yazılıdır. Bunların yaptıkları yanlış değil midir?

CEVAP

Eskiden her Müslüman zekâtını altın veya gümüş olarak verirdi. Zamane hocaları (Kâğıt para da verilir) diyerek, zekâtın altınla verilmesini unutturdular. Bir kimse, yıllardır zekâtını kâğıt parayla vermiş, sonra kâğıt parayla zekât verilmeyeceğini öğrenmişse, bu kimsenin, hile-i şer'ıyye yaparak zekâtını altınla devir yapabileceği bildiriliyor. Çünkü zekâtını bilmeden kâğıt parayla vermiş. İslam Ahlâkı kitabında, (Zekât, kâğıt para olarak verilmez ve kabul olmaz. Evvelce kâğıt olarak verilen zekâtları, altın olarak devir suretiyle kaza etmek lazımdır) deniyor. Önceden yanlış verilen zekâtların devri yapılabiliyor. Yoksa bu işi öğrendikten sonra, (Zekâtı kâğıt parayla verir, yine devir yaparım) demek yanlıştır.

Ağzında dolgu olanlardan bazılarının da benzer yanlışlığı yaptıkları görülmektedir. (5 yıl, 10 yıl ağzında dolgu ile Hanefî'ye uygun namaz kılan kimse, namazları sahih olmadığı için, "Bu namazları Mâlikî'ye veya Şâfiî'ye göre kıldım" derse, namazları sahih olduğuna göre, şimdi 5 yıl, 10 yıl taklit etmeden kılar, 10 yıl sonra, "Bu namazları Mâlikî'ye göre kıldım" derse namazlar sahih olur) diyenler de çıkıyor. Bu çok yanlıştır. Çünkü dolgu dişin gusle mâni olduğunu bilmemek bir özürdür. Öğrenince hemen tevbe ediyor. Bir özrü olduğu için kabul ediliyor. Mazereti yokken guslü sahih olmadan namaz kılmak caiz olmaz. Sonra (Bu namazı Mâlikî'ye göre kıldım) demek geçerli olmaz.

Kâğıt parayla zekâtın verilemeyeceğini bilmeyen kimse, yıllarca kâğıt para vermişse, zekâtlarının sahih olması için ona hile-i şer'ıyye yolu gösteriliyor. Ama o, bunu öğrendikten sonra, (Nasıl olsa bu iş devirle oluyormuş) diyerek kâğıt parayla zekât vermeye devam edip, sonra devir yapması yanlış olur. İşittiğimize göre, çok kimse, önceden kâğıt para veriyor, sonra devir yapıyormuş.

Gerek hile-i şer'ıyye ve gerekse mezhep taklidi, dine uygun hâle getirmek için bir ihtiyaçtan dolayı yapılır. İhtiyaçsız devir yapmak, dini oyuncak hâline getirmek olur.

İslâmiyet'e uymaya mâni bulunduğu zaman, dinin emrini yapabilmek için, kolay olan bir çare aramaya hile-i şer'ıyye denir. İslamiyet'e uygun olması için, zekâtı altın olarak vermek ve fakirlere kolaylık olması için kâğıt lira olarak dağıtabilmek niyetiyle hile-i şer'ıyyeyi yapmak caizdir. Fakat fakirden veya vekilinden altınları geri aldıktan sonra, (Zekât verilmiş oldu) diyerek zekâtı fakirlere, İslâm'a hizmet eden yerlere kâğıt para olarak vermemek, böylece İslamiyet'e uymaktan kaçmak için hile-i şer'ıyye yapmak haramdır. Görüldüğü gibi, önce devir yapılıyor, sonra para istenilen yerlere dağıtılıyor. Paraları dağıttıktan sonra devir yapılmaz.

Yıllardır şahit olduğumuza göre, zekât devirleri, dine uygun yapılmamaktadır. (Bu altınları sana vereceğim, sen de bana geri vereceksin) diye anlaşmalı yapılmakta, devir sahih olmamaktadır. Bunu yapanlar, kendilerini kandırmaktadır. Anlaşma olmadan, bu işi bilen bir fakirle yapılmalıdır.

 

Twitter'da paylaş | Facebook'ta paylaş

 

 

Bülbülün feryadı

Garip bülbül ötmezdi, gonca gül olmasaydı,

Aşkını kim anlardı, gözü yaş dolmasaydı.

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu


Huzura Doğru TV

Bugünkü ilahi:
·
Allahım

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com

 

 

* Esas sebep unutuluyor! (Mehmet Ali Demirbaş'ın 07.10.2015 tarihli yazısı)

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

07 Ekim 2015 Çarşamba

Esas sebep unutuluyor!

 

 

Sual: Bazı camilerde, (Hava soğuk, dışarıda insan kalmasın, saflardaki boşlukları doldurun) deniyor. Peki, insan az olsa, saflarda boşluk kalması normal midir?

CEVAP

Bir iki saf bile olsa, saflarda boşluk olması doğru değildir. Birbirine çok sıkı durmak lazımdır. Eshab-ı kiram safları çok sıkı yaptıkları için, elbiselerinin omuzları sürtünmekten eskirdi. Üç kişi bile olsa arada boşluk olmamalı, sıkı durmalı. Sıkı durmak, dışarıda insan kalmaması için değil, sünnet olduğu içindir.

Bunun gibi bazıları, (Namazı gençliğinde kıl, orucu gençken tut! Yaşlanınca bunları kaza etmek zor olur) diyorlar. Bazen de, (Çok yaşayacağını nereden biliyorsun, belki gençken ölebilirsin) deniyor. Böyle sözler yanlıştır. Bir kimse garanti bir asır yaşayacağını bilse de, namazını kazaya bırakması caiz olmaz. Namazı kazaya bırakmak büyük günahtır. Yaşlanan kimse, bütün namaz ve oruç borçlarını ödese bile, geciktirdiği için haram işlemiş olur. Kaza etmekle günahları affolmaz. İşlediği haramlardan dolayı ayrıca tevbe etmesi de gerekir. Bir kimse, yüz yaşında, genç delikanlı gibi olsa, namazını ve orucunu en uygun şekilde kaza etse de, vaktinde eda edilen ibadetin sevabının binde birine kavuşamaz. Bir hadis-i şerif:

(Ramazanda bir gün oruç tutmayan, onun yerine bütün yıl oruç tutsa, ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz.) [Tirmizî]

Bir kimse, kendisine vacib olduğu hâlde, kurban kesmese, bayramdan sonra onun bedelini altın olarak bir fakire vermesi gerekir. Fakire bedelini verince, kurban kesme borcundan kurtulursa da, kurban kesme sevabına kavuşamaz. Vakitli ibadetlerin hepsi böyledir. Bunun için de her ibadeti vaktinde yapmaya çalışmalı. Mümkün olmazsa diğer üç mezhepten birini taklit ederek namaz, oruç, kurban ve diğer ibadetleri kurtarmaya çalışmak gerektiği muteber kitaplarda bildirilmiştir.

 

Mümini öldürmek

Sual: Bir âyetin mealinde, (Bir mümini kasten öldüren, ebedî Cehennemde kalır) deniyor. Ebedî Cehennemde kâfirler kalıyor. Katil, kâfir mi oluyor?

CEVAP

Kasten insan öldürmek küfür değil, büyük günahtır. Bir mümini kazaen veya alacak, borç, dünya işleri gibi herhangi bir sebeple öldüren kâfir olmaz. O âyet-i kerimeyi Ehl-i sünnet âlimleri, (Bir mümini, mümin olduğu için öldüren ebedî Cehennemliktir) diye açıklamışlardır. Bunu da zaten ancak kâfir olan yapar.

 

Twitter'da paylaş     Facebook'ta paylaş

 

 

 

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com