30 Temmuz 2017, Pazar | |
Onu görenler hidayete kavuşurdu | |
Sual: Ehl-i sünnet alimlerinden istifade etmek için ne yapmalı, onları nasıl görmelidir? Cevap: Büyük İslâm devleti olan Gaznevî imparatorluğunun kurucusu, sultan Mahmûd-i Gaznevî, Ebül-Hasen-i Harkânîye, (Bâyezîd-i Bistâmî nasıl bir zât idi?) diye sordu. Cevabında, (Bâyezîd, öyle kâmil bir Velî idi ki, Onu görenler hidayete kavuşurdu. Allahü teâlânın razı olduğu kimselerden olurdu) dedi. Sultân Mahmûd, bu cevabı beğenmedi. (Ebû Cehl, Ebû Leheb gibi kimseler, Fahr-i kâinâtı, Server-i âlemi "sallallahü aleyhi ve sellem" nice kere gördüler. Bunlar hidayete gelmedi de, Bâyezîdi görenlerin hidayete geldiklerini nasıl söylüyorsun? O, Resûlullahtan "sallallahü aleyhi ve sellem" daha yüksek mi ki, iki cihanın efendisini, üstünlerin üstünü olan, Allahü teâlânın sevgili Peygamberini gören, küfürden kurtulamadı da, Bâyezîdi görenler nasıl kurtulur?) dedi. Ebül-Hasen "rahmetullahi aleyh" buyurdu ki, (Ebû Cehl ve Ebû Leheb gibi ahmaklar, Allahü teâlânın sevgili Peygamberini "sallallahü aleyhi ve sellem" görmediler. Ebû Tâlib'in yetimi, Abdullah'ın oğlu Muhammedi "sallallahü aleyhi ve sellem" gördüler. O gözle baktılar. Eğer, Ebû Bekr-i Sıddîk gibi bakarak, Resûlullah olarak görselerdi, eşkıyalıktan, küfürden kurtulur, Onun gibi kemâle gelirlerdi). Meal-i şerifi, (Onların sana baktıklarını görürsün. Onlar, seni anlayamıyorlar. Üstünlüğünü göremiyorlar) olan A'râf sûresinin yüzdoksanyedinci [197] âyeti bu inceliği bildirmektedir. Sultân Mahmûd hân "rahmetullahi teâlâ aleyh" bu cevabı çok beğendi. Din büyüklerine olan sevgisi arttı. (Tam İlmihal s. 1051) | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | |
29 Temmuz 2017 Cumartesi
* Onu görenler hidayete kavuşurdu
28 Temmuz 2017 Cuma
Haftalık Bülten ( 28 Temmuz 2017 )
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
--
Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek için şu adrese e-posta gönderin:
sorularla-islamiyet+unsubscribe@googlegroups.com
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "Sorularla Islamiyet" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için sorularla-islamiyet+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.
27 Temmuz 2017 Perşembe
* Ehl-i sünnet bilgileri
29 Temmuz 2017, Cumartesi | |
Ehl-i sünnet bilgileri | |
Sual: Ehl-i sünnet bilgilerini nereden ve nasıl öğrenmelidir? Cevap: Eshâb-ı kirâm ile Tâbi'în-i izâma (Selef-i sâlihîn) denir. Bunlardan sonra, hicretin dörtyüz senesi sonuna kadar gelen Ehl-i sünnet âlimlerine, (Halef-i sâdıkîn) denir. Halef-i sâdıkîn, iman ve amel bilgilerinde ve kalp marifetlerinde, hep Selef-i sâlihîne tâbi olmuşlar, bunların yolundan hiç ayrılmamışlardır. Dörtyüz senesinden sonra, mutlak müctehid kalmadığı gibi, bindörtyüz senesinden sonra da, insan-ı kâmil görülemez oldu. İnsan-ı kâmil olmayan, Evliya ve müctehid olmayan müceddidler "rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma'în", kıyamete kadar, yeryüzünde bulunacaktır. Bu müceddidler, müctehidlerin kitaplarını her tarafa yayacaklar, unutulmuş olan hak yolunu, Ehl-i sünnet bilgilerini insanlara bildireceklerdir. Dünyaya yayılmış olan, bid'at sahiplerinin ve sahte tarikatçıların ve zındıkların, fen ve din yobazlarının, yalanlarına, iftiralarına cevaplar vereceklerdir. Bunların yazdıkları doğru kitapları bulup okuyanlar, dünyada ve ahirette saadete kavuşacaklardır. (Tam İlmihal s. 1051) (Se'âdet-i Ebediyye) kitabını okuyarak anlayan bahtiyar bir kimse, hem din bilgilerini öğrenir, hem de İmâm-ı Rabbânîyi "rahmetullahi aleyh" tanıyarak, kalbi Ona meyleder, bağlanır. Onun bütün dünyaya saçtığı nurları alıp, olgunlaşmağa, kemâle gelmeğe başlar da haberi olmaz. Ham bir karpuz, güneşin ışıkları karşısında zamanla olgunlaştığı, tatlılaştığı gibi yetişerek kâmil bir insan olur. Bu dünyayı, hayatı görüşünde değişiklikler olduğunu his eder. Hâller, zevkler, tatlı rüyalar görmeğe başlar. İmâm-ı Rabbânîyi, Evliyayı, Eshâb-ı kiramı ve Resûlullahı "sallallahü aleyhi ve sellem" rüyada görmeğe, uyanık iken ruhlarını insan şeklinde görmeğe, bunlarla konuşmağa başlar. Nefsi de gafletten kurtulup, namazın tadını duymağa, ibadetlerden zevk almağa başlar. Günahlardan, haram olan şeylerden, kötü huylardan nefret duyar. İyi huylar onun âdeti olur. Herkese iyilik eder. Cemiyete, millete faydalı olur. Saadet-i ebediyeye kavuşur ve başkalarını da kavuşturur. (Tam İlmihal s. 1052) | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | |
* Namazdan sonra yapılacak dua (Osman Ünlü'nün 29.7.2017 tarihli yazısı)
29 Temmuz 2017, Cumartesi | |
Namazdan sonra yapılacak dua | |
Sual: Namazı kıldıktan, tesbihleri çektikten sonra nasıl dua etmeli, duada neler söylemeli, neler okumalıdır? Cevap: Namazdan sonra yapılacak dua ile alakalı olarak Miftâh-ul Cennet kitabında, duada söylenecek ve okunacaklar hakkında şöyle bildirilmektedir: "Elhamdülillahi Rabbil'âlemin. Essalâtü vesselâmü alâ resûlinâ Muhammedin ve Âlihî ve Sahbihî ecma'în. Ya Rabbi! Kıldığım namazı kabul eyle! Ahir ve akıbetimi hayr eyle. Son nefesimde Kelime-i tevhid söylememi nasib eyle. Ölmüşlerimi af ve mağfiret eyle. Allahümmagfir verham ve ente hayrürrâhimîn. Teveffenî müslimen ve elhıknî bissâlihîn. Allahümmagfir-lî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lilmü'minîne vel mü'minât yevme yekûmül hisâb. Ya Rabbi! Beni şeytan şerrinden, düşman şerrinden ve nefs-i emmârem şerrinden muhafaza eyle! Evimize iyilikler, helal ve hayırlı rızıklar ihsan eyle! Ehl-i islama selamet ihsan eyle! A'dây-ı müslimîni kahr ve perişan eyle! Kâfirlerle cihad etmekte olan Müslümanlara imdâd-i ilâhiyyen ile imdâd eyle! Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü annî. Ya Rabbi! Hastalarımıza şifa, dertli olanlarımıza deva ihsan eyle! Allahümme innî es'elükessıhhate vel-âfiyete vel-emânete ve hüsnelhulkı verrıdâe bilkaderi bi-rahmetike yâ erhamerrâhimîn. Anama, babama, evlatlarıma, akraba, ahbabıma ve bütün din kardeşlerime hayırlı ömürler ve hüsn-i hulk, akl-ı selîm ve sıhhat ve âfiyet, rüşdü hidâyet ve istikâmet ihsan eyle ya Rabbi! Âmin. Velhamdü-lillâhi rabbil'âlemîn. Allahümme salli alâ..., Allahümme bârik alâ..., Allahümme Rabbenâ âtinâ... Velhamdü lillâhi Rabbil'âlemîn. Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah, estağfirullahel'azîm elkerîm ellezî lâ ilâhe illâ huv el-hayyel-kayyûme ve etûbü ileyh." *** Sual: Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri, kendi anladıkları, kendi görüşleri midir? Cevap: İman ve lazım olan din bilgilerini, Eshâb-ı kiramdan doğru öğrenip, kitaplara yazan İslâm âlimlerine, Ehl-i sünnet âlimleri denir. Bunlar, ictihad derecesine yükselmiş olan âlimlerdir. Bu âlimler, Kur'ân-ı kerimi, kendi akılları, görüşleri ile anlamaya kalkışmamış, yalnız Eshâb-ı kiramdan öğrendiklerine inanmışlardır. Bunlar, anladıklarını değil, Peygamber efendimizin bildirdiği doğru yolu yaymışlardır. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | |
26 Temmuz 2017 Çarşamba
* Allahü teâlâyı sevmenin alâmeti
28 Temmuz 2017, Cuma | |
Allahü teâlâyı sevmenin alâmeti | |
Sual: Allahü teâlâyı sevmenin alâmeti nedir, ne yaparsak bu sevgiye kavuşabiliriz? Cevap: Allahü teâlânın sevgisine kavuşmak için çalışana (Salih) denir. Bu sevgiye kavuşmuş olana (Arif) veya (Velî) denir. Başkalarının da kavuşmalarına vâsıta olana (Vesile) ve (Mürşid), bunların üçüne de (Sâdık) denir. Allahü teâlâ, Âl-i İmrân sûresinin otuzbirinci âyetinde, mealen buyuruyor ki, (Onlara söyle! Eğer Allahı seviyorsanız, bana tâbi olunuz! Allah, bana tâbi olanları sever). Allahü teâlâyı sevmenin alâmeti, Onun Resûlüne tâbi olmaktır. Tâbi olmak, emirlerine ve yasaklarına uymak demektir. Onun emirlerine ve yasaklarına (İslâmiyet) ve (Ahkâm-ı İslâmiyye) denir. Allahü teâlâyı seviyorum diyenin, İslâmiyete uyması lâzımdır. İslâmiyete uyan kimseye (Müslüman) denir. Allahü teâlâ, Müslümanların, birbirlerini sevmelerini emir etti. Kâfirleri ve münafıkları ve mürtedleri sevmemeği emir etti. Bunun için, (Hubb-i fillah), yani Allahı sevenleri sevmek ve (Bugd-ı fillah) yani Allahü teâlânın düşmanlarını sevmemek, imanın şartı oldu. Müslüman olmayana (Kâfir) denir. Müslümanlıktan ayrılıp, kâfir olana (Mürted) denir. Müslüman olmayan, fakat, Müslüman görünen kâfire (Münafık) denir. Bunların üçünü de sevmemek, imanın şartıdır. Tevbe sûresi, yüzyirminci âyetinde mealen, (Ey müminler! Daima, her zaman, sâdıklar ile birlikte bulunun!) buyuruldu. Bu âyet-i kerime, beraber olmağı emir etmektedir. Bir hadîs-i şerifte, (Allahü teâlânın, kalbime akıttığı, doldurduğu feyzlerin, nurların hepsini Ebû Bekrin kalbine akıttım!) buyuruyor. Ebû Bekr "radıyallahü teâlâ anh", takvası ve ibadetleri herkesten çok olduğu için ve Resûlullahın büyüklüğünü ve Ona nazaran kendinin hiç olduğunu herkesten çok anladığı ve Resûlullahın sevgisini herkesten çok kazandığı için, feyzler, Ona başkalarına gelenden daha çok geldi ve gelen feyzlerin hepsini aldı. Bunlardan ve benzerlerinden anlaşılıyor ki, dinimiz, Evliya ile beraber bulunmağı, Resûlullahın yolunu bunlardan öğrenmeği istemektedir. (Tam İlmihal s. 1051) | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | |





























