BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü | |||||||
6 Mayıs 2015, Çarşamba | |||||||
Hakiki Hristiyanlık uydurması | |||||||
| |||||||
Sual: Her fırsatta, (Müslüman İsevîler çoğalıyor) diyen bir yazar, (Madem âhir zamanda Hazret-i İsa hakiki Hristiyanlığı yayacaktır; o hâlde Hristiyanlarla birlik içinde olmalıyız) diyor. İslamiyet, Hristiyanlığı nesh etmedi mi? Farklı iki hak din olur mu? CEVAP Asla olmaz. Kısaca cevap verelim: Müslüman İsevî diye bir şey olamayacağı gibi, Müslüman Musevî, Müslüman Budist, Müslüman Komünist, Müslüman Mason da olamaz. Çünkü biri diğerinin zıttıdır. Ateşle su bir arada bulunamayacağı gibi, iki dinli de insan olmaz. İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: Muhammed aleyhisselama uymak için, Onu tam ve kusursuz sevmek lazımdır. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun düşmanlarını [Hristiyanları ve diğer kâfirleri] düşman bilip sevmemektir. Sevgiye müdahene [gevşeklik] sığmaz. İki zıt şeyin [Müslümanlıkla Hristiyanlığın] sevgisi bir kalbde, bir arada yerleşemez. Cem-i zıddeyn muhaldir. Yani iki zıttan birini sevmek, diğerine düşmanlığı gerektirir. (1/165) Demek ki, Müslüman olmak için, nesh edilmiş dinleri de sevmemek gerekiyor. Hiçbir İslam âlimi, Müslüman İsevî tâbirini kullanmamıştır. Bu tâbir, Müslümanları Hristiyan yapmak isteyen misyonerlerin bir oyunudur. İki dinli kimse, Müslüman değildir. İki dine uyan, bir gün camiye, bir gün kiliseye giden İsevî de olamaz, Müslüman da olamaz. Hristiyanlık nesh edilmiştir. Hakiki Hristiyan olmaz. Hakiki Hristiyan, hakiki kâfir demektir. Hristiyan’a dinimiz Ehl-i kitap diyor. Ehl-i kitap kâfirdir. Bir âyet-i kerime meali: (Ehl-i kitap [Yahudi veya Hristiyan] olsun, müşrik olsun, bütün kâfirler Cehennemdedir. Orada ebedî kalırlar. Onlar insanların en şerlileridir.) [Beyyine 6] Hristiyanların kâfir oldukları hakkında âyet ve hadislere inanan, nasıl (Müslüman İsevîler) diyebilir? (İnsanların en kötüsü) ve (Cehenneme gidecek) denen kimselerle işbirliği yapılır mı? Allahü teâlâ, kâfirlerin birbirinin dostu olduğunu, onları dost edinmemek gerektiğini bildiriyor. Bir âyet-i kerime meali: (Ey iman edenler, Yahudileri de, Hristiyanları da dost edinmeyin! Onlar, [İslam’a olan düşmanlıklarında] birbirinin dostudur. Onları dost edinen de, onlardan [kâfir] olur. Allahü teâlâ, [kâfirleri dost edinip, kendine] zulmedenlere hidayet etmez.) [Maide 51] İslamiyet gelince, Hristiyanlık ve önceki bütün dinler nesh edilmiş, yürürlükten kaldırılmıştır. Hakiki Hristiyanlık da olsa, hakiki İncil ve Tevrat da bulunsa, bunlar artık geçerli değildir. Hakikisi geçerli olacak olsaydı, Allahü teâlâ İslamiyet’i göndermez, (Hakiki İsevilîk şudur, İsevî dinine devam edin) derdi. Böyle demeyip, (Hak din, yalnız İslamiyet’tir) buyurdu. (İslamiyet’ten başka din, kabul etmem) buyurdu. İslamiyet’in hükmünü ise, kıyamete kadar geçerli kıldı. Hristiyanlar, tahrif edilmeyen İncil’i bulsalar, aynen İsa aleyhisselamın bildirdiği gibi ibadet etseler de, Muhammed aleyhisselamı hak peygamber ve Müslümanlığı hak din olarak kabul edip Müslüman olmadıkları müddetçe, küfür üzere olurlar. Çünkü imanın altı şartından biri, bütün peygamberlere inanmaktır. Birini kabul etmeyen kâfir olur. Ehl-i kitab kâfirdir. Hoş gören çıksa da, kâfirlik asla hoş görülmez. İsa aleyhisselam gelince, zemzemle şarabı, Hristiyanlarla Müslümanları birleştirmeyecek, aksine Hristiyanlığı ortadan kaldıracak, İslamiyet’in bir ferdi olarak Müslümanlığı yayacaktır. Birkaç hadis-i şerif: (İsa, benim dinim üzerine gelir.) [İ. Ahmed] (İsa, gökten inecek, haçı kıracak [Hristiyanlığı kaldıracak], domuzu öldürecek [domuz etini yasaklayacak], İslam’dan başka şeyi yasaklayacaktır.) [Buhârî] (Vallahi Meryem’in oğlu âdil bir hakem olarak inecek, haçı parçalayacak, domuzu öldürecek, kin, nefret ve haset ortadan kalkacaktır.) [Müslim] Hakiki İncil’de Muhammed aleyhisselamın üstünlüklerini gören Hazret-i İsa, Onun ümmetinden olmak için çok yalvardı, dua etti ve duası kabul edildi. Allahü teâlâ, Onu diri olarak, göğe yükseltti. Kıyamete yakın, Muhammed aleyhisselamın ümmeti olmak için yere inecek, İslamiyeti yayacak, Hristiyanlığı ve Yahudiliği kaldıracaktır. (H. L. O. İman) Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş | |||||||
Âyeti tevil eder Hristiyan kâfire, Müslüman İsevî der, Tarihsel der Kur’an’a, âyeti tevil eder. | |||||||
Bugünkü ilahi: | |||||||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com | |||||||
5 Mayıs 2015 Salı
* Hakiki Hristiyanlık uydurması
4 Mayıs 2015 Pazartesi
* Sükût her zaman ikrardan mı gelir? (Mehmet Ali Demirbaş'ın 06.05.2015 tarihli yazısı)
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü |
06 Mayıs 2015, Çarşamba |
Sükût her zaman ikrardan mı gelir? |
Sual: (Sükût ikrardan gelir) atasözü her yerde geçerli midir? CEVAP Her yerde geçerli olmaz. Çok eskiden, Müslüman kızlar, çok edepli, çok hayâlı oldukları için, (Falancayla evlenmeyi kabul ediyor musun?) diye sorulunca, kabul ediyorlarsa konuşmazlar, susmakla kabul ettiklerini beyan etmiş olurlardı. Bir hadis-i şerif şöyledir: (Evlendirirken, kadınların fikirlerini söylemelerini emredin! Dul kadın isteğini açıkça söyler! Bâkire kızın susması, kabul etmesi demektir.) [Taberânî] (Nikâhta kızın susması, razı olmasına alamettir.) [Müslim] Yapılan bir işi, Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” görüp de bir şey söylememesi, yani susması da, o işin caiz olduğunu gösterirdi. Dinimize aykırı bir iş olursa ona müdahale ederdi. Resulullah efendimizin sözleri, ibadetleri, işleri, itikatları, ahlâkı sünnet olduğu gibi, bir şey yapılırken görünce, mâni olmayıp susması da sünnettir. Bu sünnete, Takrir-i resul denir. Kötü işler karşısında susmak da zımnen onu kabul etmek anlamına gelir. (Yâ Resulallah! Geçmiş ümmetlerden bir kısmına zelzeleyle azap yapıldı. Toprak altında kaldılar. Bunların arasında sâlihler [iyi insanlar] da vardı) denilince, (Evet, sâlihler de birlikte helâk oldular, çünkü Allah’a isyan edilirken susmuşlar, onlardan ayrılmamışlardı) buyuruldu. Demek ki kötülük karşısında susmamalı, önleme imkânı yoksa, oradan uzaklaşmalıdır. Uyuşturucu otlar Sual: Haram olan afyon gibi uyuşturucu otlar ve tütün necis midir? Cebe konarak onunla namaz kılınır mı? CEVAP Necis değildir. Namaz kılarken cepte bulunmaları namazın sıhhatine mâni olmaz. Uyuşturucu katı maddelerin, aklı giderecek kadar fazla miktarını kullanmak haramdır. İlâçlarda az miktar kullanılması günah değildir. Borcu başkasına ödemek Sual: Bir arkadaşa borcum vardı. Arkadaş iflas edip ortadan kayboldu. Başka bir arkadaşın da, bu iflas edende aynı miktar alacağı varmış. Ben borcumu arkadaşa versem, bir gün çıkıp gelirse, iflas eden şahsın, benden alacağını istemeye hakkı olur mu? CEVAP Evet, hakkı olur. Alacaklının emri olmadan başkasına ödeme yapılmaz. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com |
* İmam-ı a'zama iftira
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü | |||||||
5 Mayıs 2015, Salı | |||||||
İmam-ı a'zama iftira | |||||||
| |||||||
Sual: Selefî biri, bana Arapça bir kitapta, Ebu Hanife’nin, (Allah gökte değil) diyen Müslümanlara kâfir dediğini gösterdi. Bir cariye de, (Allah gökte) demiş. Peygamber efendimiz kabul etmiş. Bunlar yanlış değil mi? CEVAP Elbette yanlıştır. Selefîlerin yapmadığı sahtekârlık yok. İmam-ı a'zam hazretleri, (Müşebbihe) ve (Mücesseme) fırkalarından değil ki öyle desin. O, Ehl-i sünnettir. Allah'ı bir cisim gibi görmek, ona mekân yani bir yer tahsis etmek çok yanlıştır. Gökleri ve yerleri yaratmadan önce de Allahü teâlâ vardı. Peygamber efendimiz bir cariyeye, Allah'ı nasıl biliyorsun diye soruyor. Cariye, (Hüvallahü fissemâvâti) diyor. Bunu (Allah göktedir) diye tercüme etmek elbette yanlış olur. En’am sûresinin 3. âyeti olan (Hüvallahü fissemâvâti ve filardı = O Allah, göklerde ve yerdedir) âyet-i kerimesini müfessirler, (Göklerde ve yerde ibadete lâyık yalnız O Allah’tır) şeklinde açıklıyorlar. Cariye, âyet-i kerimeyi okuyor. Yani (Göklerin sahibi, ibadete layık yalnız O Allah’tır) diyor. Cariye âyet-i kerimeye uygun söylediği için Peygamber efendimiz tasdik ediyor. Yoksa, Hristiyanlar veya Necdiler gibi hâşâ (Allah göktedir) demenin küfür olduğu Ehl-i sünnet kitaplarında yazılıdır. (Miftah-ül Cenne) O âyet-i kerimeyi, (Allah yerde ve göktedir) diye anlamak yanlıştır. Biri, (Falanca benim gözümden düştü) dese, biz gözden düşme deyimini bildiğimiz için, o kişinin bunun yanında itibarının kalmadığını anlarız, ama bu deyimi bilmeyen biri, o kişinin fiziksel olarak gözden aşağı düştüğünü zanneder. İşte Selefîler de, bunları bilmedikleri için (Allah göktedir) diyorlar. Peygamber efendimiz, cariyenin ne demek istediğini hemen anlayıp tasdik ediyor. Zuhruf sûresinin 84. âyeti, (O gökte ilahtır, yerde ilahtır) diye tercüme edilirse yanlış olur. Allah'ın hem gökte, hem yerde olduğu anlaşılır. Secde sûresinin 5. âyetini, (Allah, gökten bütün dünya işlerini idare eder) şeklinde anlamak yanlış olur. Vehhâbîlerce çıkarılan mealde bile, (Allah, gökten yere kadar her işi yönetir) diye tercüme edilmiş. Mülk sûresinin, (Göktekinin sizi yere geçirmesinden, taş yağmuruna tutmasından emin mi oldunuz?) mealindeki 16. ve 17. âyetlerindeki göktekinin hâşâ Allah olduğunu söylemek yanlıştır. İmam-ı Beydâvî hazretleri, (Allah’ın bu âlemin tedbirine vekil ettiği gökteki melektir) buyuruyor. Kur’an-ı kerimde (Köye sor!) deniyor. Bu, (Köydeki insanlara sor!) demektir. Köyün kendisine sorulmaz ki. Türkçede de (Kalorifer yanıyor) demek (Kaloriferin demirleri yanıyor) demek değildir. (İçindeki su ısınmıştır) denmek isteniyor. Bu deyimleri bilmeyenler, hâşâ (Allah göktedir) diyorlar. Kur’an’da birkaç âyette, Peygamberimize, (Müminlere kanadını indir) buyuruluyor. Bu âyet de bir deyimdir. Peygamber efendimizin tek veya iki kanadı olduğu anlaşılmaz. (Tevazu göster) demektir. Taha sûresinin (Rahman, Arşa istiva etmiştir) mealindeki 5. âyetini de, hâşâ (Allah Arşta oturuyor) diye tercüme ederek insana benzetiyorlar. Bir yere oturmak insan ve hayvan gibi mahlukların vasfıdır. Hâlbuki Kur’an-ı kerimde, (O hiçbir şeye benzemez) buyuruluyor. (Şûra 11) Ehl-i sünnet âlimleri, Arş’a istiva etmeyi, Arş’a hükmetmek olarak açıklamışlardır. İmam-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki: Allahü teâlâ, mekândan münezzehtir. Allah’ın, Arş’a istiva etmesi, Arş’ı hükmü altına alması demektir. Mesela (Hükümdar, Irak’ı kansız olarak istiva etti) demek, (Irak’ı kansız olarak ele geçirdi) demektir. (İlcam-ül-avam) Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş | |||||||
Benliğini at Dervişlik hırkasını, sırtına alarak gel! At benlik markasını, tam teslim olarak gel! | |||||||
Bugünkü ilahi: | |||||||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com | |||||||
3 Mayıs 2015 Pazar
* Peygamberler, âlimler ve sâlihler şefaat edecektir (Mehmet Ali Demirbaş'ın 05.05.2015 tarihli yazısı)
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü |
05 Mayıs 2015, Salı |
Peygamberler, âlimler ve sâlihler şefaat edecektir |
Şefaate sadece iman ehli kavuşacak, kâfirler şefaatten mahrum kalacaktır. İki âyet-i kerime meali: (Artık şefaat edicilerin [peygamberlerin, meleklerin, sâlihlerin, şehitlerin ve diğer şefaat edeceklerin] şefaati, onlara [kâfirlere] fayda vermez.) [Müddesir 48] (O gün zâlimler için, ne müşfik bir dost, ne de sözü dinlenecek şefaatçi vardır.) [Mümin 18] Âyette (Zâlimlere şefaat yok) deniliyor, müminlere denmiyor. Burada zâlimin kâfir demek olduğunu, tefsir âlimleri bildirmiştir. (Müminler için de yoktur) demek, Kur’an-ı kerimi değiştirmek olur. (Kâfir için dost ve şefaatçi yok) demek, (Müminler için dost ve şefaatçi var) demektir. Kur'an-ı kerimi en iyi anlayan Peygamber efendimiz buyuruyor ki: (Kıyamette ilk şefaat eden ben olacağım.) [Müslim] (Bütün peygamberler şefaat edecektir.) [Buhârî] (Kıyamette peygamberler, sonra âlimler ve şehitler şefaat eder.) [İbni Mâce] (Kur'an, Kıyamette Kur’an okuyanlara şefaat eder.) [Müslim] (Kıyamette Allahü teâlâ, “Melekler, peygamberler ve sâlihler şefaatlerini yaptılar. Bundan sonra benim büyük rahmetim kaldı” buyurur.) [Buhârî] Görüldüğü gibi peygamberler de şefaat edecektir. Bütün müfessirler, muhaddisler ve fakihler gibi, dört mezhebin imamları da şefaatin hak olduğunu bildirmişlerdir. Bütün âlimlerin en büyüğü olan İmam-ı a’zam hazretleri, (Peygamberler, âlimler ve sâlihler, günahkârlara şefaat edecektir) buyurdu. (Fıkh-ı ekber) Başta Peygamber efendimiz olmak üzere bütün âlimler, (Şefaat vardır, şefaat haktır, peygamberler, âlimler ve sâlihler şefaat edecektir) buyururken, şefaati inkâr eden sapıklara inanmak ahmaklık olur. Akıllı seccade Sual: Akıllı seccadenin talimatıyla namaz kılınır mı? CEVAP Asla caiz olmaz. Namaz kılan birine, dışarıdan başka biri de talimat verse, namaz kılan, o talimata uysa, namaz bozulmuş olur. Ama namaz dışında, bu seccadeden, namazın nasıl kılındığını öğrenmenin mahzuru olmaz. Kâbeli seccade Sual: Kâbe, cami resimli seccadeyi, namaz kılmak için yere sermek küfür müdür? CEVAP Hakaret niyetiyle yere serilmediği için küfür olmaz. Namaz kılmak niyetiyle yere sermek mekruh olur. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com |
* Kefir Şâfiî'de de haramdır
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü | |||||||
4 Mayıs 2015, Pazartesi | |||||||
Kefir Şâfiî'de de haramdır | |||||||
| |||||||
Sual: Şâfiî mezhebinde kefir, kımız ve bira haram mıdır? CEVAP Evet, haramdır. İnek sütünden yapılana kefir, kısrak sütünden yapılana kımız, arpadan yapılana bira denir. Bunlar dört mezhepte de haramdır. Kısrak, inek sütleri, mayalanıp, tadı keskin olunca, müselles gibi olurlar. Birincisine (Kumis = kımız), ikincisine (Kefir) denir. Bira gibi haramdırlar. İmam-ı Muhammed’e göre, müselles denilen içkiler, gaz çıkarmış ve tadı keskin olmuşsa, sarhoş etmeyecek kadar az içilmesi de haram olur. Fetva da böyledir. Bunlar, diğer üç mezhepte de haramdır. (Çoğu sarhoş eden içkinin, azını içmek de haramdır) hadis-i şerifi, bunların haram olduğunu bildirmektedir. (S. Ebediyye) Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş | |||||||
İhlaslı talebe Eğer tanırsa pîri, düşünmez başka eri, Pîrde kusur aramaz, bozmaz girdiği yeri! | |||||||
Bugünkü ilahi: | |||||||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com | |||||||



















