BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü | |||||||
11 Şubat 2015, Çarşamba | |||||||
Hatamızı söyleyene minnettar kalırız | |||||||
| |||||||
Sual: Çok kitap okuyan bir arkadaş, www.dinimizislam.com sitesi için, (Bazı konularda Tam İlmihâl’e ve diğer muteber eserlere aykırı yazılar var) dedi. Muteber eserlere aykırı yazılar neden konuyor? CEVAP Öyle bir şey yapmaktan Allahü teâlâya sığınırız. Kasten böyle bir şey yapmamız mümkün değildir. Ama kitaptan naklederken insanlık icabı bir hata yapmışsak, derhal düzeltiriz. Din gayreti olanın da, hata olarak gördüğü şeyleri bildirmesi gerekir. Yoksa o da vebal altında kalır. Eğer bildirdiği hâlde, muteber kitaplara aykırı olan bir yazıyı düzeltmezsek, o zaman biz vebal altında kalırız. Sadece yanlış yerleri değil, yanlış anlaşılma ihtimali olan yerler de bildirilmelidir. Geçen gün biri, (“Kur’an’da nesh var” diye, yanlış yazıyorsun) diyor. Ama hiçbir muteber kitap ismi vermiyor. Mutezile’nin görüşünü din gibi söylüyor. Hâlbuki biz nesh konusunda, İslâm âlimlerinin âyet ve hadislerden çıkardıkları hükümleri bildirmiştik. Başta Resulullah “sallallahü aleyhi ve sellem” olmak üzere, Eshab-ı kiramın tamamı ve bütün Ehl-i sünnet âlimleri neshin olduğunu bildirirken, Mutezile’nin (Nesh yoktur) demesinin dinde önemi olmaz. Nesh hakkında hadis-i şerifler çoktur. Biri şöyledir: (Benim hadislerim birbirini nesh ettiği gibi, Kur’an-ı kerim âyetleri de birbirini nesh eder.) [Deylemî] Yakında yayımlayacağımız yazımızda neshle ilgili âyet-i kerimeleri ve hadis-i şerifleri İslam âlimlerinin nasıl açıkladığını bildireceğiz inşallah. Samimi olanlar, (Siz şöyle yazmışsınız, Hakikat Kitabevi yayınlarından filan kitapta veya falanca muteber eserde şöyle yazıyor) diye nakle dayanarak bildirmelidir. (Bana göre yanlıştır) denirse veya bir âyet yazıp kendi yorumunu senet kabul ederse, bunun bir önemi olmaz. Nakle itibar ederek bildirene minnettar kalırız. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş | |||||||
Allah sevgisi Allah için muhabbet, elbette büyük nimet, Sâlihlerle bulunmak, olur bize ganimet. | |||||||
Bugünkü ilahi: | |||||||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com | |||||||
10 Şubat 2015 Salı
* Hatamızı söyleyene minnettar kalırız
* Akıllı olmanın ölçüsü nedir? (Mehmet Ali Demirbaş'ın 11.02.2015 tarihli yazısı)
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü |
11 Şubat 2015, Çarşamba |
Akıllı olmanın ölçüsü nedir? |
Sual: Bir kimse, kendinin akıllı olup olmadığını anlayabilir mi? CEVAP Evet, anlayabilir. Akıllı, kârını zararını bilene denir. Dünya kârını düşündüğü gibi, âhiret kârını da düşünendir. En fazla 100 yıllık dünya hayatını düşünüp de, sonsuz âhiret hayatını düşünmeyene akıllı değil, ahmak denir. Akıllı olmak çok kıymetlidir. Üç hadis-i şerif: (Allah indinde en kıymetliniz, akılca en üstün olanınızdır.) [İ. Gazâlî] (Aklı olmayanın dini de yoktur.) [Tirmizî] (Aklı olan kimse, iman eder.) [Beyhekî] Demek ki iman eden, sonsuz hayatını düşünen kimse akıllıdır. Birkaç hadis-i şerif: (Akıllı şudur ki, Allah’a ve Peygambere inanır ve ibadetlerini yapar.) [İbni Muhber] (En akıllı, Allahü teâlâdan en çok korkan, Onun emir ve yasaklarına en güzel uyandır.) [İbni Muhber] (Aklın çokluğu, Allah korkusunun çokluğu ile belli olur.) [İ. Maverdî] (Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için amel edendir.) [Tirmizî] (Her şeyin bir direği vardır. Müminin direği ise akıldır. Kişi aklı nispetinde ibadet eder.) [İ. Gazâlî] (İnsanların yaptıkları hayırların mükâfatı, akılları nispetinde verilir.) [Ebu-ş-şeyh] (Akıllı, nefsine uymaz, ibadetlerini yapar, ahmak olan da nefsine uyar, günah işler, sonra da Allah affeder diye ümit eder.) [Tirmizî] Bu hadis-i şerifler gösteriyor ki, akıllı, doğru iman sahibi olan ve sonsuz hayatı için hazırlık yapan kimsedir. O hâlde aklımızı azaltan şeylerden uzak durup, aklımızı parlatmaya çalışmalıyız. Bir hadis-i şerif: (Aklını artır ki, Rabbine yakınlığın artsın! Haramlardan sakın, farzları yap, akıllı olursun.) [İbni Muhber] Demek ki, farzları yapıp haramlardan sakınanın aklı artar. Haram işleyenin aklı azalır. Bir hadis-i şerif: (Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez.) [İ. Gazâlî] O hâlde akıllı olmak için, iman edip ibadetleri yapmak ve haramlardan sakınmak gerekiyor. İbadetleri çoğalttıkça iman ışığı parlar. Günah işledikçe iman ışığı sönmeye başlar. Günah işlemeyi çoğalttıkça bu ışık temelli sönebilir. Bir hadis-i şerif: (Günah işlemek, insanı küfre sürükler.) [Mektubât-ı Masumiyye 2/110] Günah işleyen kâfir olmaz, ama zamanla günahlar kalbi karartır, günahlara önem vermez olur, bu da insanı kâfir edebilir. Bu bakımdan büyük küçük her günahtan sakınmaya çalışmalıdır. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com |
9 Şubat 2015 Pazartesi
* Ramazan geldi demek
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü | |||||||
10 Şubat 2015, Salı | |||||||
Ramazan geldi demek | |||||||
| |||||||
Sual: (Ramazan geldi) yerine, (Ramazan ayı geldi) demenin daha iyi olduğu söyleniyor. Böyle bir şey var mıdır? CEVAP Tabiînin büyüklerinden İmam-ı Mücahid hazretleri, mübarek Ramazan ismine hürmetsizlik olmasın diye (“Ramazan geldi; ramazan gitti” demek mekruh olur) demişse de, İmam-ı Muhammed hazretleri, öyle demenin mekruh olmadığını bildirmiştir. Eshab-ı kiram da mekruh saymamıştır. (Hindiyye) Yine de, (Ramazan geldi) demek yerine, (Ramazan ayı geldi) demek iyi olur. Hattâ Ramazan-ı şerif demek daha güzel olur. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş | |||||||
Gelene vermeli Düşünmeden konuşma, pot kırma, çam devirme! Kim gelirse kapına, elini boş çevirme! | |||||||
Bugünkü ilahi: | |||||||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com | |||||||
8 Şubat 2015 Pazar
* Salaten tüncina okumak (Mehmet Ali Demirbaş'ın 10.02.2015 tarihli yazısı)
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü |
10 Şubat 2015, Salı |
Salaten tüncina okumak |
Sual: Şâfiî mezhebinde, namazlardan sonra, tesbih çekmeden ve dua etmeden önce, Salaten tüncina veya başka dua okumak caizken veya hadisle bildirilmişken Hanefî’de niye caiz değil? Hanefî biri okusa ne olur sanki? CEVAP Herkes kendi mezhebine uyar. Kendi mezhebine zıt olan hadis-i şeriflerle de amel etme yetkisi yoktur. Çünkü din kitaplarında buyuruluyor ki: Müctehid olmayan, herhangi bir hadisle amel edemez. Böyle birinin, müctehidlerin âyet ve hadislerden çıkararak, verdikleri fetvayla amel etmesi gerekir. (Kifâye) Birkaç örnek verelim: 1- Şâfiîler, (Fâtihasız namaz olmaz) hadis-i şerifini delil aldıkları için imam arkasında Fâtiha okumaları farzdır. (İmamın okuması cemaat için kâfi gelir) hadis-i şerifini esas alan Hanefîlerin imam arkasında Fâtiha okumaları tahrimen mekruhtur, harama yakındır. Şâfiîler Fâtiha okumazsa, Hanefîler de okursa mezheplerine uymamış olurlar. İmam-ı Rabbânî hazretleri, kendi mezhebine ihtiyaçsız uymamanın caiz olmadığını bildirmektedir. 2- Şâfiîler, (Kan aldırmak abdesti bozmaz) hadis-i şerifini esas almışlar, Hanefîler de, (Kan çıkması abdesti bozar) hadis-i şerifini esas almışlardır. Hanefîlerin, (Şafiî'de kan çıkması abdesti bozmaz) diyerek abdest almamaları mezhepsizlik olur. 3- Hanefîler, (Ön avretine dokunan erkeğin abdesti bozulmaz) hadis-i şerifini esas almışlar, Mâlikîler ise, (Ön avretine dokunan erkeğin abdesti bozulur) hadis-i şerifini esas almışlardır. Bir Mâlikî, Hanefî’de ön avrete dokunmak abdesti bozmaz diyerek abdest almazsa, mezhepsizlik yapmış olur, kıldığı namaz sahih olmaz. 4- Hanefî mezhebinde, farzla sünnet veya sünnetle farz arasında konuşmak sünneti geçersiz yapmaz, ama sünnetin sevabını azaltır. Esah olan kavildeyse, sünneti iade etmek gerekir. Her türlü dua okumak da konuşmak gibidir. (Dürr-ül-muhtar, Merakıl-felah Tahtavî haşiyesi) Hanefî mezhebindeki biri, Şafiî’de farzla sünnet arasında dua okumak caiz diye, dua okursa sünneti yeniden kılması gerekir. (İbni Âbidin) 5- Hanefî’de, kıyamda ayaklar dört parmak açılır, Şafiî’de ise bir karış açılır. Bir Hanefî, Şafiî’de çok açılıyor diye açarsa sünnete aykırı iş yapmış olur. Hocası Şafiî olan Hanefîlerin de kendi mezheplerine uymaları gerekir. Şafiî hocaları ayaklarını çok açıyor diye çok açmaları, hocaları namazdan hemen sonra Salaten tüncina okuyor diye onların da okumaları caiz olmaz. Peygamber efendimiz, sallallahü aleyhi ve sellem, rahmet olması için kendisi farklı hükümler bildirdiği gibi, (Ümmetimin âlimlerinin farklı ictihadları rahmettir) buyurmuştur. Bunun için mezhepler rahmet olmuştur. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com |
* Eshab-ı Kiram kitabı
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü | |||||||
9 Şubat 2015, Pazartesi | |||||||
Eshab-ı Kiram kitabı | |||||||
| |||||||
Sual: Gazetede çıkan bir yazıda, Eshab-ı Kiram kitabından alınarak, Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerinin tesbih kullanmanın sünnet olduğunu yazdığı belirtilmiş. Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin Eshab-ı Kiram kitabında, tesbih kullanmakla ilgili bir bilgi yok. Bir yanlışlık mı var? CEVAP O yazıda bahsedilen kitap, Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin (Sahabe-i kiram) kitabı değildir. Hakikat Kitabevi yayınlarından olan Eshab-ı Kiram kitabıdır. Bu kitabın 72. baskısında 158. sayfada deniyor ki: Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerinin, risale büyüklüğünde müteaddid mektupları vardır. Mevlid okunmasının ve tesbih kullanmanın başlangıcı ve meşruiyeti ve (Rabıta-yı şerife) risalesi ve İslam halifelerinin sonuncusu olan Sultan Vahîdeddin han zamanında (Medrese-i mütehassısin) denilen İslam üniversitesinde tasavvuf müderrisi [profesörü] iken yazdıkları (Erriyaz-ut-tasavvufiyye) kitabı ve (Sahabe-i kiram) ve (Ecdad-ı Peygamberi) risaleleri ve İslam hukuku isimli eserleri, Arabî, Fârisî ve Türkçe şiirleri pek kıymetlidir. Biz buradan alarak, o yazıyı yazmış ve kaynak olarak da, Hakikat Kitabevi yayını olan Eshab-ı Kiram kitabını göstermiştik. Yanlışlık yoktur, sadece yanlış anlaşılma vardır. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş | |||||||
Duâ Allah’a yalvararak, ihlâslı bir kalb ile, Kişinin murâdını getirmesidir dile. | |||||||
Bugünkü ilahi: | |||||||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com | |||||||



















