| 4 Nisan 2010, Pazar | |||
| Allah’ı hatırlatan kişi | |||
| Sual: (Bir kimseyi görünce Allah hatırlanıyorsa, o evliya zatlardan biridir) deniyor. Bu doğru mudur? CEVAP Evet, bir Müslümanı görünce, onunla konuşunca, Allahü teâlâ hatırlanıyorsa, o kimsenin evliya zatlardan olma ihtimali çoktur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Evliya o kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah hatırlanır.) [Hakîm] Aşağıdaki hadis-i şerifte bildirilen âlimlerin Allah adamı oldukları anlaşılır: (Her âlimin sohbetine gitmeyin! Ancak şu beş şeyden sakındırıp, diğer beş şeye davet eden âlimin sohbetine gidin! 1- Şekten, yakîne sevk eden, [Şüpheli inanıştan sakındırıp kesin imana yönlendiren] 2- Kibirden uzaklaştırıp, tevazua yönelten, 3- Nefreti, düşmanlığı bıraktırıp, hayra sevk eden, 4- Riyadan uzaklaştırıp, ihlâsa çeviren, 5- Dünyadan, zühde [tamahtan, tok gözlü olmaya] çağıran.) [Asakir]
| |||
|
Dinlemek için tıklayın: |
dinlemek için tıklayın: | ||
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |||
2 Nisan 2010 Cuma
* Allah'ı hatırlatan kişi
* İmam-ı a'zam ve kadılık
| 03 Nisan 2010, Cumartesi | |||
| İmam-ı a’zam ve kadılık | |||
| Sual: (İmam-ı a’zam, Emevî zulmünü ortak olmamak için kadılık yapmayacağını söyleyince, Emevî halifesi tarafından dövülerek öldürüldü) deniyor. Bu yanlış değil mi? CEVAP Elbette yanlıştır. Ya cahillikten böyle söyleniyor veya kasten, Emevî düşmanlığından dolayı böyle söyleniyor. İmam-ı a’zam hazretleri hicri 150, miladi 767 tarihinde, zâlim olan ikinci Abbasi halifesi Ebu Cafer Mansur tarafından Bağdat’ta dövülerek şehit edilmiştir. Emevîlerle bir ilgisi yoktur. Kadılığın, zâlim Abbasi halifesine isyanla da ilgisi yoktur. İmam-ı a’zam hazretlerine kadılık teklif edilince, (Ben kadılık yapamam) buyurdu. (Yalan söylüyorsun) denilince de, (Eğer yalan söylüyorsam, yalancıdan kadı olmaz. Doğru söylüyorsam, doğru söylediğim için kadılık yapamam diyorum) buyurdu. Kabul etmemesi, devlete kadılık yapılmayacağı için değildi. Zühdü, takvası ve veraı da, ilmi ve zekası gibi son derece çok olduğundan, kabul etmedi. İnsanlık sebebiyle, kulların hakkını gözetmede kusur etmekten korktu. (Kamus-ül-alam)
| |||
|
Dinlemek için tıklayın: |
dinlemek için tıklayın: | ||
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |||
1 Nisan 2010 Perşembe
* Bu dünya yalandır (Mehmet Ali Demirbaş'ın 03.04.2010 tarihli yazısı)
| 03 Nisan 2010, Cumartesi | |
| Bu dünya yalandır | |
| Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Ölmek üzere olan bir mümin ne isterse, şimdi onu istemek gerekir. Ağrıları, sıkıntısı olan insan, ne ister? Ona mal mülk deseniz dönüp bakmaz, hatta kalbi kırılır. Mevki makam deseniz üzülür, yine kalbi kırılır. İstediği sadece duadır, rahmet-i ilahidir, imanla ölmektir. Gün bu gündür, yarın belli değildir. Tevbe ve istiğfarı geciktirmemek gerekir. Peygamber efendimiz, (Helekel müsevvifûn) yani (Sonra yaparım diyenler helak oldu, tevbeyi geciktirenler aldandı) buyuruyor. Onun için, tevbeyi geciktirmek uygun değildir. Çok günah içinde yüzenin de, belki sözümde duramam diyenin de, yine tevbeye devam etmesi gerekir; çünkü tevbe etmemek veya tevbeyi geciktirmek, o günaha girmekten, o günaha devam etmekten daha büyük günahtır. Tevbe etmek iman alametidir; suçunu, günahını kabul etmek, yaptığına pişman olmak demektir. Yine Peygamber efendimiz, (Kıyamette herkes, şu dört suale cevap vermedikçe hesaptan kurtulamaz: Ömrünü nasıl geçirdi, ilmiyle nasıl amel etti, malını nereden, nasıl kazandı ve nerelere harcadı, bedenini nerede yordu, hırpaladı?) buyuruyor. Her mümin, ahirette sorulacak bu dört suale hazırlanmalı. Müslümanın, imandan sonra en kıymetli varlığı vaktidir; çünkü vakit gidince, bir daha geri gelmez. (Vaktini nerede harcadın, neyle geçirdin?) sorusuna çok iyi hazırlanmak gerekir. Bir mübarek zat sohbeti bitirince en son, talebelerine der ki: — Şimdi size bir yalan söyleyeceğim. Talebeler şimdiye kadar hocalarından böyle bir şey duymadıkları için sormuşlar: — Efendim af edersiniz, anlayamadık. — Şimdi size bir yalan söyleyeceğim. Eğer yalanım sonradan meydana çıksaydı günaha girerdim; ama ben yalan olduğunu önceden söylüyorum. Talebeler dikkatle dinlerler. Hocaları, (Filan yerin en meşhur zatı, filanca efendi, şu anda dergâhın bahçesine geldi, az sonra kapıdan içeri girecek) buyurunca, talebelerin hepsi birden pencereye koşar. Bakarlar ki, gelen giden yok. (Efendim, kimse yok) derler. O mübarek zat der ki: — Evet, kimse yok. Ben size yalan söyleyeceğim dedim, siz yine de pencereye koştunuz. Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti. Bütün kitaplar yazıyor, bu dünya yalandır diye. Siz hâlâ dünyanın peşinde koşuyorsunuz. Yalanın peşinde koşuyorsunuz. İşte insanın nefsi budur. İşte şeytanın aldatması budur. Adamı rüya peşinde, hayal peşinde koşturur. Bir bakar ki, ömrü bitmiş...
| |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
Haftalik Bulten (02 Nisan 2010)
* Cuma tebriği
Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası
www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net
31 Mart 2010 Çarşamba
* Seçkin maniler - 39
| |
| Hazır bomba paketi, Giydim çelik ceketi, Hayır denirse eğer, Yakarım memleketi. * * * Girmiş otuz yaşına, Neler gelmiş başına, Herkes hayran olurmuş Kirpiğine kaşına. * * * Fındık dolu başağı, Elden kalmaz aşağı, Kemençeyi bırakmaz, Karadeniz uşağı. * * * El işte, göz oynaşta, Yakalanmış genç yaşta, Böyle devam ederse, Akıl kalır mı başta? * * * Hileleri sezersin, Manileri dizersin, Sakın düşme sevdaya, Deli gibi gezersin. * * * Gülü dermeye gelmiş, Paket vermeye gelmiş, Çok özlemiş gurbette, Bizi görmeye gelmiş. * * * Kıpırdar dudakları, Oynatır yaprakları, Hoca, her anışında, Çınlarmış kulakları.
|
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için www.dinimizislam.com |
* Tevbe edilen günahlar
| 02 Nisan 2010, Cuma | |
| Tevbe edilen günahlar | |
| Sual: Tevbe edilen günahlar bir daha işlenmezse affoluyormuş. Peki, bu affolan günahları âhirette herkes görecek mi? CEVAP Hiç kimse göremediği gibi, kendisi de bilemeyecektir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Kul tevbe edince, Allahü teâlâ, onun günahlarını hafaza meleklerine unutturur. Keza bunu onun uzuvlarına ve bilen herkese unutturur. Böylece, ahirette günahlarına şahitlik edecek kimse kalmaz.) [İ.Asakir] Unutmamak için Sual: Bir şeyi unutmayıp hatırlamak için saatimi sağ koluma takıyorum. Bunun bir mahzuru olur mu? CEVAP Hiç mahzuru olmaz, iyi olur. Peygamber efendimizin de, bir şeyi unutmamak için, parmak veya yüzüğüne ip bağladığı, hadis-i şerifle bildirilmiştir. (Hakîm) | |
|
Dinlemek için tıklayın: |
dinlemek için tıklayın: |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |