10 Aralık 2009 Perşembe

* İmanı koruma zamanı (Mehmet Ali Demirbaş'ın 12.12.2009 tarihli yazısı)

bilgi@dinimizislam.com

12 Aralık 2009, Cumartesi

             İmanı koruma zamanı

 

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Âhir zaman, Ehl-i sünnet itikadını doğru öğrenip, iman hırsızlarına karşı imanı koruma zamanıdır. Başka şey çalınsa o kadar önemli olmaz; ama Allah korusun, imanı çalınan sonsuz olarak Cehenneme gider. İlmihalini bilmeyen, imanını koruyamaz.

Bozuk din adamlarını dinlemek, bozuk bir din kitabını okumak çok zararlıdır; çünkü imanı kaybetme tehlikesi var. İnsan altını, elması sokağa bırakmaz. Aksine, en iyi şekilde korumaya çalışır. İman ise bunlarla kıyaslanamayacak derecede kıymetlidir. Bu yüzden, öyle kimseleri dinlemek, öyle yazıları okumak çok tehlikelidir. Bir gün Hazret-i Huzeyfe, Resulullah efendimize sordu:

— Yâ Resulallah, acaba Müslümanlar İslamiyet’ten önceki hallerine döner mi?

— Hayır, dönmezler; ama bizden sonra bulanık bir zaman gelir.

— Bulanık ne demektir yâ Resulallah?

— Yani iyiler olur, kötüler olur, âlimler olur, zalimler olur, karışık bir zaman olur. Ondan sonra, daha kötü bir zaman gelir.

— O zaman neler olur ya Resulallah?

— O zaman, dini anlatanların peşine gidenler Cehenneme gidecek.

— Din diye neyi anlatacaklar?

— Kur’an-ı kerimden, hadis-i şeriften bahsederler. Ancak Allah’ın, Resulullahın bildirdiklerini değil, kendi düşüncelerini Allah’ın, peygamberin emri gibi anlatırlar. İşte onların peşinden gidenler felakete uğrayacaktır.

— Yâ Resulallah, o zamanda ben dünyaya gelmiş olsam ne yapmam gerekir?

— Dünyada hak yolda olan bir cemaat kıyamete kadar bulunur. Bu cemaati bul, onlara uy ve kurtul!

— Yâ Resulallah, o cemaati de bulamazsam ne yapmalıyım?

— Onu da bulamazsan evinde otur, kimseye karışma! (Mişkat-ül-mesabih)

Allahü teâlâ, kimseyi karanlıkta bırakmasın! Müslüman olarak çok şanslıyız. O kadar şanslıyız ki, kör bir insanın hayatıyla gözü açık bir insanın hayatı bir olur mu? Allah’a, Peygambere iman eden, gözü açık, görebilen bir insana benzer. Bundan mahrum kalanlar, köre benzer. Köre yani imanı olmayana ise bir şey yapılmaz, sadece acınır. Gerekirse elinden tutulur; ama o insanla tartışılmaz, kavga edilmez.

 

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net  

* Maide suresi

www.dinimizislam.com

bilgi@dinimizislam.com

11 Aralık 2009, Cuma

Maide suresi

 

Sual: Maide sofra demekmiş. Maide suresindeki sofra nedir?

CEVAP

12 ve 114. âyet-i kerimelerde, İsa aleyhisselam zamanında gökten indirilmesi istenen bir sofradan bahsedildiği için, sure bu ismi almıştır. Surede, hac, abdest, gusül, teyemmüm; içki ve kumar yasağı, sosyal ve ahlâkî ilişkiler, helal ve haram olan yiyecekler; tek hak dinin İslamiyet olduğu ve Yahudilerle, Hıristiyanlarla dostluk kurulmaması gerektiği, onların İslamiyet’e olan düşmanlıkta birbirinin dostu oldukları anlatılmaktadır. İki hadis-i şerif meali şöyledir:

(Maide suresini okuyana, dünyada nefes alan Yahudi ve Hıristiyanların adedinin on katı sevab verilir, o kadar günahı yok edilir ve on derece yükseltilir.) [Beydavi]

(Erkeklerinize Maide Suresini, kadınlarınıza da Nur Suresini öğretin!) [Beyhekî]

 

Hayırlı kapı aç!

Sual: Rüyamda (Allahümme yâ müfettihal ebvâb, iftah lenâ hayral bâb) duasını söylememi istediler. Böyle bir dua var mı, varsa, ne anlama geliyor?

CEVAP

Evet, öyle bir dua, vardır. (Ey kapılar açan [müşkülleri, sıkıntıları giderip ferahlatan] Allah’ım! Bize hayırlı kapı aç) anlamındadır.

 

İstihareye yatarken

Sual: İstihare için yatarken, kadınların kocalarından ayrı yatmaları gerekir mi?

CEVAP

Hayır, gerekmez.

 

Halimiz

 

Yanlış işler yaparsak,

Doğru yoldan saparsak,

Topluluktan koparsak,

Halimiz nice olur?

 

Gündüz olmazsak saim,

Gece olmazsak kaim,

Allah demezsek daim,

Halimiz nice olur?

 

Sözümüzde durmazsak,

Kibrimizi kırmazsak,

Nefsi yere vurmazsak,

Halimiz nice olur?

 

Gıybet varsa dillerde,

Kin varsa gönüllerde,

O korkulu yollarda,

Halimiz nice olur?

 

Cehaleti atmazsak,

Helal lokma yutmazsak,

Büyük sözü tutmazsak,

Halimiz nice olur?

 

Hoca gitmezsek yâre!

Yaklaşırsak ağyâre!

Dolaşırsak avare!

Halimiz nice olur?

 


Bugünkü sesli yayını dinlemek için tıklayın:

·Ölmem Hiç Artık

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net  

* "Tuhfet-ül ihvan" vehhabi kitabı (5) (Mehmet Ali Demirbaş'ın 11.12.2009 tarihli yazısı)

bilgi@dinimizislam.com

11 Aralık 2009, Cuma

         “Tuhfet-ül ihvan” vehhabi kitabı (5)

 

23- (Faiz olarak alınan para, hayır yoluna harcanmalı) diyor. Hâlbuki haram para hayır yolunda harcanmaz, sevab beklemeden fakire verilir. Din kitaplarında buyuruluyor ki:

Haramdan sadaka verse, alan fakir de haramdan olduğunu bilerek, verene, Allah razı olsun dese veya Allah kabul etsin dese ve veren de, âmin dese, ikisi de kâfir olur. (Birgivi şerhi)

Haram olduğu bilinen belli malla cami veya başka hayır yaptırmak ve bunlara karşılık sevab beklemek küfürdür. (Redd-ül-muhtar)

İbni Baz ise, fıkıh kitaplarına aykırı olarak, haramı hayra verin diye, küfre teşvik ediyor.

24- (Damardan ve kastan yapılan iğne orucu bozmaz; fakat damardan verilen serum orucu bozar) diyor. Hâlbuki damardan yapılan iğneyle serum arasında hiç fark yoktur. Her ikisi de sindirim yoluna gider ve orucu bozar. Kastan yapılan iğne de orucu bozar. Türkiye’de İbni Baz’ın görüşüne uygun konuşup yazan olsa da önemi yoktur. Dört mezhepte de, yaraya konulan ilaç, cevfe [içeriye] giderse oruç bozulur. Şafii kitaplarında, dimağ [beyin], karın, bağırsak, mesane birer cevftir. Mesela, baştaki kemik yarılsa, buradaki yaraya konulan ilaç, cevfe yani beyne gideceğinden oruç bozulmuş olur. Şafii’de karnımıza bıçak saplansa, bıçağın ucu mideye, yani cevfe girdiği için oruç bozulur. Sağlam deriden bıçak cevfe girince oruç bozulduğu gibi, iğneyle adaleyi veya damarı yırtarak verilen ilaç, cevfe ulaşınca da oruç bozulmuş olur.

25- (Kan bağışında bulunan da, hacamat gibi kan vereceği için orucu bozulur) diyor. Hâlbuki genel kaide şöyledir: Vücuda giren şeyler orucu bozar, vücuttan çıkan şeyler, orucu bozmaz. Yani kan vermek orucu bozmaz.

26- (Tenkiye şırıngası yani lavman orucu bozmaz. Yeme ve içmeye benzemediği için, İbni Teymiye bu görüştedir) diyor; ama İmam-ı a’zam bozar diyor. İmam-ı Şafii bozar diyor; çünkü tabii deliklerden içeri su girmiş oluyor. Delil olarak (Yemeye içmeye benzemiyor) diyor. Kan vermek de yemeye içmeye benzemiyor. Niye kan vermekle oruç bozulur diyor? Kıyası da birbirini tutmuyor.

27- (Namaz kılmayanın tuttuğu oruç geçersizdir. Namaz kılmayan kâfir olduğu için, onun orucu ve diğer ibadetleri geçerli olmaz; çünkü Allahü teâlâ, “Eğer onlar Allah’a ortak koşsalardı, yaptıkları ibadetler elbette boşa giderdi [Enam 88] buyuruyor) diyor. Âyete kendi aklına göre mânâ vererek, namaz kılmamayı şirk kabul ediyor. Bu da, Ehl-i sünnet olmadıklarını açıkça gösteriyor. Yukarıda bildirilen sebeplerden dolayı, hacılara dağıtılan kitaplara itibar etmemelidir.

Bunlar, önemsiz hususlar değildir, dinimizin emridir.  Bir müslümana yapılacak en büyük kötülük, itikadını bozmak, ibadetlerini yanlış yaptırmaktır. Bunları bildirmek gücü yeten her müslümanın vazifesidir.

 

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net  

9 Aralık 2009 Çarşamba

* Cuma tebriği

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net  

8 Aralık 2009 Salı

* "Tuhfet-ül ihvan" vehhabi kitabı (4) (Mehmet Ali Demirbaş'ın 10.12.2009 tarihli yazısı)

bilgi@dinimizislam.com

10 Aralık 2009, Perşembe

         “Tuhfet-ül ihvan” vehhabi kitabı (4)

 

16- (İmamın erkeklere de imam olmaya niyet etmesi farzdır) diyor. (Ameller niyete göredir) hadis-i şerifini delil gösteriyor. Bu hadis-i şerifin imamın niyetiyle hiç ilgisi yoktur. İmamın kadınlara imam olmaya niyet etmesi farz ise de, erkeklere imam olmaya niyet etmesi farz değildir. (Tahtavi)

İbni Baz yine, (Mesbuk olana uymakta mahzur yoktur) diyor. Bu da yanlıştır. Mesbuk imam olamaz. Ayrıca, bu sözü önceki sözüyle tenakuz halindedir. Mesbuk imamlığa niyet etmediğine göre, nasıl imam olabilir ki? Hâlbuki imam olmak için niyet farz diyordu.

17- (Sabah namazının sünnetini kılmadan farzını kılan kimse, daha sonra sünnetini kılar) diyor. Hâlbuki sabahın farzı kılındıktan sonra artık sünnet ve nafile kılınmaz. (Nimet-i İslam)

18- (Seferde olan yolcunun sabah namazının sünneti hariç, diğer sünnetleri terk etmesi sünnettir) diyor. Bu da yanlıştır. Yolcu müsaitse sünnetleri kılar, müsait değilse kılmaz. (Hindiyye)

19- (Tilavet secdesi için abdeste gerek yoktur) diyor. Hâlbuki abdest almanın şart olduğu bütün fıkıh kitaplarında yazılıdır. (Dürr-ül-münteka)

20- (Farz veya nafile kılarken, unutarak veya bilmeyerek konuşanın namazı bozulmaz; çünkü Kur’anda, (Rabbimiz unutur veya hata edersek, bizi sorumlu tutma) buyuruluyor) diyor. Bütün fıkıh kitaplarında unutarak da olsa, namazda konuşanın namazı bozulur buyuruluyor. (Hindiyye)

Bu âyet-i kerimeyi her unutmaya delil olarak gösteriyor. Kendi görüşüyle çelişkili olarak, (Unutarak abdestsiz namaz kılanın o namazı iade etmesi gerekir) diyor. Hani unutmak özürdü?

21- (Unutarak yapan, bilmeden yapan gibi sorumlu olmaz. Aksıran birine bilmeden yerhamükellah demek namazı bozmaz) diyor. Hâlbuki aksırıp elhamdülillah diyene, yerhamükellah demenin namazı bozduğu, bütün fıkıh kitaplarında yazılıdır. (Dürr-ül muhtar)

22- (Zenginin, yıl içinde eline çeşitli aylarda paralar geçse, eline her geçen paranın, bir yıl sonra zekâtını verir) diyor. Hâlbuki yıl içinde ele geçenlerin bir yıl beklemesi gerekmez. İlk zengin olduğu tarih önemlidir. Yılsonunda elinde ne varsa onun zekâtını verir. Sebze ve meyveyi de, aynı hükme sokmuştur. Hâlbuki bir manavın elinde bir yıl bekleyen meyve veya sebzenin bulunması imkânsız gibidir. İbni Baz’a göre manavın zekât vermesi gerekmez; çünkü (Her malın üstünden bir yıl geçmesi gerekir) diyor. Hâlbuki paranın veya ticaret malının üstünden, bir yıl geçmesi gerekmez. İlk zengin olma tarihinin üstünden bir yıl geçmesi gerekir. (Devamı var)

 

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net  

* Allah'ın razı olması

www.dinimizislam.com

bilgi@dinimizislam.com

10 Aralık 2009, Perşembe

Allah’ın razı olması

 

Sual: Kitaplarda, (Allahü teâlânın sıfatları ebedidir, sonsuz olduğu gibi, bir kimseden razı olması da sonsuzdur. Önce razı olup da, sonra razı olmaması düşünülemez) deniyor. Bir kimse önce kâfirken sonra müslüman olabilir. Yahut müslümanken kâfir olabilir. Bu durumda Allah’ın razı olması değişmiyor mu?

CEVAP

Allahü teâlânın razı olması asla değişmez. Hüküm, neticeye göre verilir. Yani son nefeste imanla mı ölecek, yoksa imansız mı ölecek; önemli olan budur. Allahü teâlâ da, ezelî olan ilmiyle bir kimsenin sonunu elbette bilir. Eğer o kimse, imanlı ölecekse ondan razıdır, imansız ölecekse ondan razı değildir. Kâfir olacak müslümandan Allahü teala razı olur mu hiç? Müslüman olacak olan kâfirden de, o haliyle değil, sonunda müslüman olacağı için, müslümanlığından razı olur.

Bir müslümana dua ederken, (Allah senden razı olsun) demek de, senin bu günahkâr halinden razı olsun demek değildir. Seni razı olduğu hale çevirsin demektir.

 

Eller mi kaldı?

 

Güz geldi, yapraklar, otlar sarardı,

Yeni tomurcuklu güller mi kaldı?

Ağaçlar kurudu, hava karardı,

El atıp tutacak dallar mı kaldı?

 

Kervan yok, yine de itler ürüdü,

Caniler her yerde alıp yürüdü,

Gözlerini kinden kanlar bürüdü,

Hasbihâl edecek diller mi kaldı?

 

Sam yeli yakıyor, hep gülistanı,

Bülbüller okuyor dertli destanı,

Bozuldu dünyanın bağı bostanı,

Rahatça gidilen yollar mı kaldı?

 

Fâsık, facir arttı, salih azaldı,

Küfürden, zulümden herkes bunaldı,

Sebzede, meyvede hormon çoğaldı,

Şekersiz hakiki ballar mı kaldı?

 

Zamane gencinde gaflet derinde,

Duramaz hiçbiri yerli yerinde,

Hayâ yoktur belki binde birinde,

Rezaleti bilen kullar mı kaldı?

 

Yiğitler, cömertler, çıktı aradan,

Hepsi de göç edip gitti sıradan,

Gazap etti âlemleri yaradan,

Anarşi girmemiş iller mi kaldı?

 

Görünmez yüzlerde hidayet nuru,

Kabarmış kalblerde benlik gururu,

Hoca nasıl bulur kaçan huzuru,

İhlasla açılan eller mi kaldı?

 


Bugünkü sesli yayını dinlemek için tıklayın:

·Niçin Ağlarsın Bülbül

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net  

7 Aralık 2009 Pazartesi

* "Tuhfet-ül ihvan" vehhabi kitabı (3) (Mehmet Ali Demirbaş'ın 09.12.2009 tarihli yazısı)

bilgi@dinimizislam.com

09 Aralık 2009, Çarşamba

         “Tuhfet-ül ihvan” vehhabi kitabı (3)

 

9- (Gereksiz yere öksürmek namazı bozmaz; fakat mekruhtur) diyor. Hâlbuki Hanefi fıkıh kitaplarında diyor ki: Boğazından özürsüz öksürür gibi ses çıkarmak namazı bozar. Kendiliğinden olursa bozmaz. Okumayı kolaylaştırmak için yaparsa zararı olmaz. (Dürr-ül muhtar)

10- (Her namazdan sonra tokalaşmak caiz mi?) sualine cevap olarak, (Müslümanların birbirleriyle tokalaşması sünnettir, bir mahzuru olmaz) diyor. Tokalaşmak yani müsafeha etmek sünnettir; ama her zaman değildir. Mesela namaz kılarken tokalaşılmaz. Selamı almak farzdır diye, namaz kılarken birinin selamını alamayız. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki: Camide her namazdan sonra birbiriyle müsafeha etmek [tokalaşmak] bid’attir. (Redd-ül muhtar istibra bahsi)

12- Bazı hadis-i şeriflerde, (Bu duayı namazdan sonra okumalı) buyuruluyor. İbni Baz da bunu, hemen selam verdikten sonra okunur zannetmiş. Mesela şu hadis-i şerifi de öyle anlamış:

(Sabah namazından sonra on defa, La ilahe illallahü vahdehü lâ şerike leh lehül-mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve alâ külli şey’in kadîr okuyan, akşama kadar her çeşit zarardan korunur. Akşam namazından sonra okuyan, sabaha kadar şeytandan korunur. On sevaba kavuşur, on günahı affolur ve on köle azat etmiş gibi sevab verilir.) [Nesai, Tirmizi]

(Bunu sabah ve akşam namazından sonra selam verir vermez hemen okumalı) diyor. Hanefi fıkıh kitaplarında şöyle deniyor: Farzla sünnet veya sünnetle farz arasında konuşmak ve herhangi bir dua okumak, sünnetin sevabını azaltır. Esah olan kavilde, sünneti iade etmek gerekir. (Dürr-ül-muhtar, Tahtavi, N. İslam)

Böyle duaları, tesbihleri çekip dua bittikten sonra okumalı.

13- Buhari ve Müslim’deki, (Cemaatle namaz kılarken, imamın kıraati kendisinin kıraatinin yerine geçer) mealindeki hadis-i şerifi bildirdiği halde, (İmam arkasında Fatiha okumak farzdır) diyor. Halbuki bu husus, Şafii’de farz ise de, Hanefi’de tahrimen mekruhtur. (Halebî)

14- (Safın arkasında tek başına imama uyanın namazı hiç sahih olmaz) diyor. Hâlbuki özürsüz tek başına durmak mekruhtur, namazı sahih olur. (Redd-ül muhtar)

15- (Cemaat sevabına kavuşmak için, imamla en az bir rekât kılmak gerekir) diyor. Hâlbuki son teşehhüde, hatta secde-i sehv yapılırken yetişen de cemaat sevabına kavuşur. (Halebi) [Devamı var]

 

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net