4 Aralık 2009 Cuma

* Elini boş tutabilmek (Mehmet Ali Demirbaş'ın 06.12.2009 tarihli yazısı)

bilgi@dinimizislam.com

06 Aralık 2009, Pazar

         Elini boş tutabilmek

 

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Dini kitap iki maksatla okunur: İlim öğrenmek ve feyz almak için. İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyüklerden feyz almak için, onların kitaplarını, okumalıdır. Büyüklerle görüşmek isteyen, onları, kitaplarının satır aralarında bulabilir. [Hakikat Kitabevi’nin yayınladığı bütün kitaplar, Ehl-i sünnet âlimlerinin eserlerinden tercüme olup, o büyüklerin sözleri nakledilmiştir. Dinimizi doğru öğrenmek ve bu büyük zatlardan feyz almak isteyenler bu kitapları okumalıdır.]

Genç bir talebe, gemiyle uzun bir yolculuğa çıkar. Gemiye biner; ama seferi miyim, namazları nasıl kılacağım diye kafası karışır. Bir türlü işin içinden çıkamaz ve bu sıkıntı içinde bir kenarda uyuyakalır. Rüyasında mübarek hocasını görür. Heyecanla, (Efendim, durum bu. Ben şimdi ne yapacağım?) diye sorar. Mübarek hocası, (Kolayı var efendim, kitaba bakalım) der ve Dürr-ül Yekta’nın 85. sayfasını açarak meseleyi izah eder. Talebe de uyanır uyanmaz meseleyi öğrenmiş olarak ibadetlerini yapar.

Dönüşte soluğu mübarek hocasının evinde alır. Meseleyi yine kendilerine arz ettiğinde, (Kolayı var efendim, kitaba bakalım) buyurup, aynı kitabın aynı sayfasını açarlar. Talebe, gayr-i ihtiyari gülümser. Mübarek hocası, gülümsemenin sebebini sorunca, o da rüyayı olduğu gibi anlatır. Hocası, (O bizden değil kardeşim, sizin ihlâsınızdandır) diyerek konuyu kapatır.

Evliya bir zata da, (Efendim, bu yolu nasıl öğrendiniz?) diye sorarlar, (Duvarcı ustasından) diye cevap verir. Herkes şaşkın bakarken, şöyle buyurur: (Evet, duvarcı ustasından öğrendim. Bir gün bir sokaktan geçiyordum, bir usta ve çırağı duvar örüyorlardı. Usta boş elini uzatıyordu, çırak tuğlayı eline veriyor, usta dönüyor ve duvarı yükseltiyordu. Elini boş uzatmadan, çırak başka bir tuğla vermiyordu. Demem şu ki, elini boşaltır ve talep edersen doldururlar! Mesele, elini boş tutabilmektir.)

Hâli vakti yerinde zengin bir şeyh, Ali Râmitenî hazretlerinin bulunduğu şehre gelerek, o da bir dergâh açar. Halkın kendi dergâhına gelmesi için birçok ihsanlarda bulunur. Karınlarını doyurur, sıkıntıda olanlara para verir. Gelenleri memnun etmek için her türlü fedakârlığı gösterir. Hâl böyleyken, gelenler bir müddet sonra buradan ayrılıp, böyle ihsanlar olmamasına rağmen, Ali Râmitenî hazretlerinin dergâhına gider. Bu şeyh bir gün dayanamayıp, Ali Râmitenî hazretlerinin kapısını çalar. Kendisine, (Bana gelenleri memnun etmek için elimden geleni yapıyorum; fakat sonunda yine senin kapına geliyorlar. Bu işin hikmeti nedir?) diye sorar. O da, (Sen insanları memnun etmek için çalışıyorsun, ben Cenab-ı Hakkın rızasını kazanmak için çalışıyorum. Aramızdaki fark bu!) der.

 

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net  

* Sahipsiz olmak kötüdür (Mehmet Ali Demirbaş'ın 05.12.2009 tarihli yazısı)

bilgi@dinimizislam.com

05 Aralık 2009, Cumartesi

         Sahipsiz olmak kötüdür

 

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Ehl-i sünnet âlimleri, evliya zatlar, kendilerine bağlı olanlardan gâfil değildir. Bu büyükler talebelerine, evlatlarından daha çok düşkün olur. Dua ederken, önce talebelerine dua ederler.

Şah-ı Nakşibend hazretleri, bir gün bir talebesiyle dolaşmaya çıkar. Bir saat kadar sonra gezerlerken atlı bir külhanbeyi gelir, siz nasıl benim arazime izinsiz girersiniz diye, elindeki kırbaçla talebeye vurmaya başlar. Talebeyi öldüresiye döver. Şah-ı Nakşibend hazretleri araya girip müdahale etmeye çalışır, onun suçu yok dediği halde adam dinlemez.

Bu sırada at şaha kalkar ve adam düşer; ama ayağı üzengiye takılı kalır. At koşmaya başlar. Adam, kafası taştan taşa çarpa çarpa ölür. Sonunda nasıl olduysa adamın ayağı üzengiden kurtulur cesedi yere düşer. At çifte atarak adamın ölüsünü nehre gönderir. Talebe, (Bu hâl nedir hocam?) diye sorunca, Şah-ı Nakşibend hazretleri, (Talebemize dokunan böyle gider) buyurur.

Bir köyde, dervişin biri saç tıraşı olmak için berbere girer. O zamanda dervişler şeyhlerine giderken saçlarını kazıtırlar, yani hiç saç bırakmazlarmış. Berber saçların yarısını kesince, kapı açılır ve o bölgenin külhanbeyi içeri girer. Heyyttt diye bir nâra atarak, dervişin kafasına bir tokat vurur ve (Kalk bakalım kelek, ben oturacağım) der. Derviş de, (Peki, emrin olur ağam) deyip çekilir ve adam oturur. Berber de korkusundan bir şey diyemez. Tıraş olan külhanbeyi, oturduğu yerden ikide bir dervişe, (Kelek ne yapıyorsun, kelek nereye gidiyorsun) diye sataşır. Derviş, (Siz bilirsiniz efendim, hay hay efendim) der, yani ona bulaşmaz. Adamın tıraşı bitince berberden çıkıp gider ve derviş tekrar oturur.

O sırada dışarıdan değişik sesler gelir. Bir bakarlar ki bu kabadayı, başı parçalanmış şekilde yerde yatıyor. Atı, başına çifte atarak öldürmüş. Berber, (Derviş efendi, bu ceza çok ağır olmadı mı?) deyince, Derviş, (Vallahi ben yapmadım. Beddua falan da etmedim... Ama benim hocam, talebelerine evlatlarından daha çok düşkündür. Bu, dayağı yukarıdan yedi. Ben hiçbir şey yapmadım, zaten bir şey yapmamıza lüzum yok, biz sahipsiz değiliz elhamdülillah) der.

Hazret-i Mevlana’yı, zamanın valisi yemeğe çağırır. Mübarek zat da kabul eder ve yola çıkarlar. Konağa gelirler, vali kapıda hürmetle beklemektedir. Mevlana hazretleri, önce talebeler girsin buyurur. Talebeleri tek tek içeri almaya başlar. Oğlu, (Babacığım, bakınız vali bey ayakta sizi bekliyor. Bu iş uzun sürecek, önce siz girseniz de, talebeler nasıl olsa girerler) deyince, (Ey oğul! Ben içeri girince, talebelerden birisi dışarıda kalırsa ne olur? Bu dünyada talebelerini konağa sokamayan, ahirette Cennete nasıl sokar?) der.

 

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net  

* Arap Yahudi kardeşliği

www.dinimizislam.com

bilgi@dinimizislam.com

05 Kasım 2009, Cumartesi

Arap Yahudi kardeşliği

 

Sual: Araplarla Yahudilerin aynı ırktan geldikleri doğru mudur?

CEVAP

Evet, doğrudur. İbrahim aleyhisselam, hanımı Sare (Sara) validemiz, 70 yaşına geldiği halde çocuk sahibi olamayınca, Hacer isminde bir cariye ile evlendi. Bundan İsmail aleyhisselam doğdu. Sare validemiz de, Allahü teâlâya kendisine de bir çocuk vermesi için dua etti. Allahü teâlâ, ona da bir çocuk ihsan etti. Bu da, İshak aleyhisselam idi. İsmail aleyhisselam Arapların, İshak aleyhisselam da İbranilerin ceddi oldu. Yani, Araplarla İbraniler [Yahudiler], aynı babadan; fakat ayrı analardan gelme kardeş oluyorlar. İbrahim aleyhisselam ise, Muhammed aleyhisselamın dedelerindendir.

Bütün ırklar ise, Âdem aleyhisselama varmadan, Nuh aleyhisselamda birleşiyor.

 

Haram işleyerek kazanılan

Sual: Kadın kuaförlüğü yapmış olan bir erkek, sonradan tevbe ederse, haram işleyerek kazanmış olduğu paraları ve o paralarla aldığı eşyaları ne yapması gerekir?

CEVAP

Kazanılan paranın haram olması ayrı, parayı haram işleyerek kazanmak ayrıdır. Yani haram işleyerek kazanıldı diye, bu paralar haram olmaz. İşlenen haramlara tevbe edip, bir daha işlemeyince, günahları affolur.

 

Hamam sıcaklığı

Sual: (Ümmetimin müminlerine Cehennemin sıcaklığı, hamam sıcağı gibi olacaktır) mealindeki hadis-i şerif, günahkâr olan her mümin için mi bildirilmiştir? İstisnası var mıdır?

CEVAP

İstisnasız, her mümin için öyledir. Cehennem azabının şiddetine göre, hamam sıcaklığı gibidir.

İmam-ı Rabbani hazretleri, küfür pisliği olmayan müminlerin ise, günahkâr olsa da Cehenneme hiç girmeyeceğini bildirmektedir. (1/266)

 

Nefse öğüt

 

Her gördüğün şeyi alma lisana,

İnsan, dili ile uğrar ziyana.

 

Görünüşte dilin cirmi küçüktür,

Fakat cürmü, yaptığı iş büyüktür.

 

Pişman olur, düşünmeden konuşan,

Sonunda kesilir baş, dökülür kan.

 

Kimi bir söz söyler düşer hataya,

Sözünü bilmeyen uğrar belaya.

 

Kâfir olur, bir sözüyle Müslüman,

Bir söz ile gider, İslam ve iman.

 

Diline sahip ol, boş söz söyleme!

Su-i zannı bırak, gıybet eyleme!

 

Kimsenin aybını ağzına alma!

Sonra pişman olup, saçını yolma!

 

Bulunmaz, ayıpsız, kusursuz insan,

Ancak Rabbimizdir, kusursuz olan.

 

Nasıl kusur etmez, dünyada insan?

Ona düşman iken nefsiyle şeytan.

 

Hep kusur araştıran, dost bulamaz,

Noksandır o, kâmil insan olamaz.

 

Kusursuz bir insan, olmaz muhakkak,

Kulunun yüzüne vurmaz onu Hak.

 

Hakiki dostluğa eyle riayet!

Hoca kusuruyla dostu kabul et!

 

Resul-i Ekrem’in öğüdünü tut!

(Ya hep hayır söyle yahut et sükût!)

 


Bugünkü sesli yayını dinlemek için tıklayın:

·Kimse Bilmez

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net  

Haftalık Bülten (04 Aralık 2009)

Sorularla İslamiyet - Haftalık Bülten
Hayırlı Cumalar;
Sitemize yeni eklenen soru-cevaplardan, sizin için seçtiğimiz bazılarını aşağıdaki bağlantılardan okuyabilir, pdf formatında bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

"Kim bir kavme benzerse bizden değildir" hadisini açıklar mısınız?
Ferdi ve sosyal plânda ortaya çıkan dinde benzeşmenin farklı türleri ve hükümleri vardır:
Tabiî benzeşme, Mekruh olan benzeşme, Haram olan benzeşme...
Müslümanlar, yılbaşı gecesi ne yapmalı?
"Kim bir kavme benzemeye çalışırsa onlardan sayılır." (Ebû Davud, Libas: 4) Yâni onları taklit ettiği için sorumlu olur, günaha girer.
Haftalık Bülten'in PDF Haline Ulaşmak İçin Tıklayın.
www.sorularlaislamiyet.com

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu iletiyi şu gruba abone olduğunuz için aldınız: Google Grupları "Sorularla Islamiyet" grubu.
 Bu gruba posta göndermek için , mail atın : sorularla-islamiyet@googlegroups.com
 Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek için şu adrese e-posta gönderin: sorularla-islamiyet+unsubscribe@googlegroups.com
 Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/sorularla-islamiyet?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

3 Aralık 2009 Perşembe

* Huzura Doğru TV

www.dinimizislam.com

3 Aralık 2009, Perşembe

Huzura Doğru TV

 

www.huzuradogru.tv video sitesi yayına girmiştir.

 

Huzura Doğru programları,

İlahiler,

Şiirlerle Menkıbeler,

Evliyaların Hayatları,

Tam İlmihal’den...

Belgeseller:

Lebbeyk,

Tarihin Belgeseli,

Gönül Sultanları,

Haremeyn...

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net  

Azerice sitemiz yayın hayatına başladı...

Değerli Kardeşimiz;

İngilizce, Rusca ve Almanca'dan sonra Azerice de sitemiz yayın hayatına başladı...

http://www.suallarlaislam.com

Suallarla İslam yayın hayatına başladı.

http://www.sorularlaislamiyet.com
http://www.questionsonislam.com (İngilizce)
http://www.islamvoprosi.ru (Rusca)
http://www.fragenandenislam.de (Almanca)






--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu iletiyi şu gruba abone olduğunuz için aldınız: Google Grupları "Sorularla Islamiyet" grubu.
 Bu gruba posta göndermek için , mail atın : sorularla-islamiyet@googlegroups.com
 Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek için şu adrese e-posta gönderin: sorularla-islamiyet+unsubscribe@googlegroups.com
 Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/sorularla-islamiyet?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

2 Aralık 2009 Çarşamba

* Sabır istemek gerekir

www.dinimizislam.com

bilgi@dinimizislam.com

04 Aralık 2009, Cuma

Sabır istemek gerekir

 

Sual: (Allah’tan sabır istememeli; çünkü sabır istemek, bela istemek anlamına gelir. Buna ise herkesin gücü yetmez) deniyor. Sabır istemek kötü mü?

CEVAP

Hayır, kötü değildir. Biz bela ve musibet istemiyoruz. (Başımıza bela ve musibet gelirse, bunlara karşı sabırlı olmamızı nasip et) diye dua ediyoruz. İki âyet-i kerime meali şöyledir:

(Sabır ve namazla Allah’a sığınıp yardım isteyin.) [Bekara 45]

(Ey iman edenler, sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin; çünkü Allah elbette sabredenlerle beraberdir.) [Bekara 153]

Görüldüğü gibi Allahü teâlâ, (Sabırla yardım isteyin) buyuruyor. Allahü teala ile beraber olmak için sabır istemek ve sabır ehli olmak ne büyük nimettir.

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:

(Allahü teala kendisinden sabır isteyeni sabırlı kılar.) [Tirmizi]

Peygamber efendimiz de, şöyle dua ederdi:

(Ya Rabbi, beni çok şükreden ve çok sabredenlerden eyle!) [Bezzar] (Demek ki sabreden kul olmayı istemek gerekiyor.)

(Ya Rabbi, sıhhat, afiyet ve güzel ahlak ver! Kaza ve kaderine rıza gösterenlerden eyle!) [Taberani]

Resulullah efendimiz, Allah’tan sabır isteyen birine buyurdu ki:

(Allah’tan bela mı istiyorsun, önce afiyet iste!) [Tirmizi]

Bu hadis-i şerif, diğer hadis-i şeriflere aykırı değildir. O kimse, hem bela hem de sabır istiyormuş. (Ya Rabbi, vereceğin belaya sabır ver) demek yerine, (Ya rabbi bela verme, bela gelirse sabrını da ver) diye dua etmenin mahzuru olmaz.

 

Yalan dünya

 

Herkesin başında yel gibi esti.

Balta ile vurdu, kellesin kesti.

 

Nicesinin gül yüzünü soldurdu,

Gözünün içine toprak doldurdu.

 

Nicesinin ateşinde kavurdu.

Harman gibi küllerini savurdu.

 

Gelmiş idi nice kükremiş aslan,

Dişlerini döktü vermedi aman.

 

Dünyada ne bahçe kalır, ne de gül,

Külhanda, ne ateş kalır, ne de kül.

 

Burada ne bostan kalır, ne de bağ,

Hep ölür, ne hasta kalır, ne de sağ.

 

Asla yoktur, bu dünyanın amanı,

Bir gün yıkar başa bu köhne hanı.

 

Fani dünya her geleni ağlattı,

Gözlerinden kanlı yaşlar çağlattı.

 

Hazret-i Âdem’e yaptı çok hile,

Senelerce ona çektirdi çile.

 

Oğlu Kâbil, Hâbil’i öldürünce,

Çok ağladı, ölüsünü görünce.

 

Çile bir mirastır, Âdem babadan,

Hep böyle gelmiştir bu âlem baştan.

 

Zalim dünya bin bir çeşit zulmeder,

Kıyamete kadar hep böyle gider.

 

Nuh, bin sene davet etti Hak dine,

Fakat inanmadı kavmi kendine.

 

Münkirlere dâhildi bir oğlu da,

Gemiye binmedi boğuldu suda.

 

Odunları yığdı, bir ateş yaktı,

Halil İbrahim’i içine attı.

 

Hakkın emri geldi ateş yakmadı,

Nemrut yine küfrünü bırakmadı.

 

Dünya, Yakub’a ciğer dağlattı,

Yıllarca Yusuf’um diye ağlattı.

 

Yusuf’u da bir kuyuya attırdı,

Yetmedi bu köle diye sattırdı.

 

Züleyha, ne çekti aşkın elinden,

Düşmedi Yusuf’un adı dilinden.

 

Sırrı ifşa oldu, el âlem duydu,

Aşk onu ne hâlden, ne hâle koydu.

 

Zengin iken fakir eyledi onu,

Aziz iken hakir eyledi onu.

 

Yunus bu dünyanın cefası çoktur,

Sevenlerine de vefası yoktur.

 


Bugünkü sesli yayını dinlemek için tıklayın:

·İlimsiz Tarikat

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net