| 04 Aralık 2009, Cuma | |
| Şeref nedir? | |
| Sual: Şerefli, şerefsiz deniyor. Şeref nedir? CEVAP Şeref, yücelik, büyüklük, Allah katındaki üstünlük demektir. Bunun için, Müslümana şerefsiz diye hakaret etmekten çok sakınmalı. İnsanın şerefi, Allah indindeki değeri, ilim ve edep sahibi olmasıyla ölçülür. Zenginlikle, makam ve mevki sahibi olmakla, şöhret veya soyla ölçülmez. (İslam Ahlakı) İnsanın şerefi, ilmi ve edebiyle ölçüldüğü gibi, mekânların [yerlerin] şerefi de orada bulunanların şerefiyle ölçülür. Onun için, (Şeref-ül-mekân bil-mekîn) demişlerdir. Bir evde salih kimseler varsa, günah işlenmiyor, ibadet ediyorlarsa, orası şerefli bir mekân olur. Bir evde de, fasıklar oturuyor, orada çeşitli günah işleniyorsa, orası fısk meclisi olur. İstişare Sual: İstişare ettiğimiz kimse yanlış cevap verirse, istişarenin ne faydası olur? CEVAP İstişare, herkesle yapılmaz. O işin ehli olanla yapılır. Bir iş, salih olan ehliyle istişare edilirken, soran Allah rızası için sorar, cevap veren de Allah rızası için ihlâsla cevap verirse, cevap yanlış bile olsa, Allahü teâlâ o işin neticesini hayra çevirir, yani o iş mutlaka hayırla sonuçlanır. Savunma savaşı Sual: Cihad sadece savunma savaşı mıdır? CEVAP Cihad, insanların İslamiyet'i işitmelerine ve Müslüman olmalarına mani olan zâlimleri, sömürücüleri ortadan kaldırarak, insanların Müslüman olmakla şereflenmeleri, böylece iki cihanda da saadete kavuşmaları için yahut Müslümanlara saldıran kâfir, zâlim ordularına karşı Müslümanların mallarını, canlarını ve ırzlarını, namuslarını korumak için, canla, malla, yayın yoluyla yapılan savaştır. Güç kullanarak cihadı yalnız devlet yapar. Fertlerin başkalarına saldırmalarına cihad değil, çapulculuk, barbarlık denir. Sözle, yazıyla cihad etmek, âlimlerin vazifesidir. Kalble ve duayla bunlara yardım etmek ise, her Müslümanın vazifesidir. (Hadika) Kiracının ihmali yoksa Sual: Tabii afetlerden ev zarar görürse veya hırsızlar eve, kapıya zarar verirse, bu zararları kiracı mı öder? CEVAP Hayır; çünkü bunda kiracının ihmali yoktur. | |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
2 Aralık 2009 Çarşamba
* Şeref nedir? (Mehmet Ali Demirbaş'ın 04.12.2009 tarihli yazısı)
1 Aralık 2009 Salı
* Avamın mezhebi (Mehmet Ali Demirbaş'ın 03.12.2009 tarihli yazısı)
| 03 Aralık 2009, Perşembe | |
| Avamın mezhebi | |
| Sual: (Avam yani müctehid olmayan kimse, rast geldiği müftüye sorar. Sorduğu müftünün mezhebini bilmek zorunda değildir) diyenler oluyor. Mesela Hanefi bir Müslüman, Şafii olan müftüye, (Üç defa emdiğim kadının kızıyla evlenebilir miyim?) dese, Şafii müftü de, (Evlenebilirsin) dese, Hanefi olan sütkardeşiyle evlenebilir mi? Yine Hanefi bir kimse, Şafii müftüye, (Benim elim kanadı, abdestim bozuldu mu) diye sorsa, müftü de, (Bozulmaz) diye cevap verse, Hanefi’nin abdesti bozulmamış mı olur? CEVAP Şafii müftü, Hanefi olan avama, (Üç kere emdiğin kadının kızıyla [sütkardeşinle] evlenebilirsin) demez; çünkü Hanefi'de evlenilmeyeceğini bilir. Şafii sanarak evlenebilirsiniz dese de, evlenilmez. Bunun gibi, (Kan abdesti bozmaz) dese de, Hanefi’nin abdesti bozulmuş olur. Rast gele müftüye sormak, Eshab-ı kiram ve Tabiin zamanındaydı; çünkü o zaman mezhepler tedvin edilmiş değildi. Her zaman aynı müctehide sorma imkânı da yoktu. Mezheplerden meydana çıktıktan sonra, rast gele bir müftüye soramaz. Sorulması gereken müftü ise, müctehid olan âlim demektir. (Feth-ul-kadir) Mezhepler varken, avam, kendi mezhebinde olan müftüye sorar, kendi mezhebinde olan müftü bulamazsa, ancak o zaman başka mezhepteki müftüye de sorabilir. O müftüye sorarken de, kendisinin Hanefi veya Şafii olduğunu söylemesi gerekir. Şimdi müctehid müftü olmadığı için, kendi mezhebindeki kitaba bakar. İmam-ı Kurafi hazretleri buyuruyor ki: Eshab-ı kiram zamanında herkes, herhangi bir sahabiye sorar ve öğrendiğiyle amel ederdi. Delil soran olmazdı. Şimdiyse, yeni iman edenlerin, aynı mezhepteki âlimlerden, delil aramadan sorup öğrenerek amel etmeleri, aynı mezhepte olan âlimleri bulamazlarsa, her âlimden sormaları, sonra bir mezhebi öğrenip, bu mezhebi taklit etmeleri gerektiğini âlimler sözbirliğiyle bildirmişlerdir. Yani icma hâsıl olmuştur. (Mizan-ül-kübra) Allah’ın evi Sual: Allahü teâlâya, Onun istediği gibi ibadet edilen yere Allah’ın evi denir, deniyor. Bir camiye bid’at işleyenler de geliyor, orası yine Allah’ın evi olur mu? CEVAP Evet.
Oturarak kılana uymak Sual: Namazı ayakta kılan, oturarak kılana uyabilir mi? CEVAP Ayakta durarak namaz kılan kimsenin, oturduğu yerde secde edebilen kimseye uyması caizdir. Ayakta namaz kılan kimse, imayla namaz kılan kimseye uyamaz. (Hindiyye) | |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Kıble duvarı
| 03 Aralık 2009, Perşembe | |||
| Kıble duvarına levha asmak | |||
| Sual: Cami ve mescitlerde yahut evde namaz kılınan odada, kıble duvarına, içinde canlı resmi olmayan tablolar Besmele veya ayet yazılı levhalar asmak caiz midir? Bir de, yere işlemeli seccadeler seriliyor, Bunlar, zihni meşgul ettiği için mekruh olmuyor mu? CEVAP Zihni meşgul eden şeyler, mekruh olur. Camilerin kıbleden başka duvarlarını süslemek caizse de, fazla süslü olması mekruh olur. Kıble duvarını kıymetli şeylerle, renklerle süslemek mekruhtur. (Redd-ül-muhtar) Resimli, nakışlı seccadeler, zihni meşgul ediyorsa kullanmamalıdır. (S. Ebediyye) Kaza gerekir Sual: (Oruçluyken mastürbasyon yapan kimse, bunun orucu bozduğunu bilmiyorsa kaza gerekir, biliyorsa kefaret de gerekir) deniyor, doğru mu? CEVAP Hayır, doğru değildir. Orucu bozduğu bilinse de, mastürbasyon orucu bozar ve sadece kaza gerekir. (Hindiyye, Bahr, Dürr-ül-muhtar) Orucu bozup kaza gerektiren bir şeyi, aynı ramazanda, nasıl olsa kefaret gerekmiyormuş diye kasten iki veya daha çok kere yaparak orucu bozmak, kefareti de gerektirir. (Redd-ül-muhtar) Hanımına kızım demek Sual: Bir kimseye, hanımıyla telefonda konuşurken, (Kiminle konuştun?) deseler, o da, (Kızımla konuştum) dese veya hanımını gösterip (Bu benim kızım) dese nikâha zararı olur mu? CEVAP Hayır, zararı olmaz. Bunun gibi, bizzat hanımına, kızım, anam veya kız kardeşim demekle de talak olmaz. (Artık, bundan sonra, anam, bacım ol) denirse, bir talak-ı bain olur.
Bugünkü sesli yayını dinlemek için tıklayın: | |||
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |||
* Aralık ayı için namazla ilgili vakitler
| 1 Aralık 2009, Salı | |
| Aralık ayı için namazla ilgili vakitler | |
| İstanbul için, Aralık ayına ait namaz vakitleri ve aşağıda açıklaması olan diğer lüzumlu vakitler, bir tablo halinde sunulmuştur. Yatay şekilde bir A4 sayfasına sığacak şekilde de ayarlanmıştır. Bu linkten indirilebilir: Ayrıca Türkiye ve dünyadaki bütün şehirler için de herkes böyle bir tablo hazırlayabilir. Nasıl hazırlanacağı aşağıdaki linkte anlatılıyor. Dünya şehirleri için namazla ilgili vakitler Tablodaki vakitlerin açıklaması: İmsak vakti: Şer’i gecenin bitip, oruca başlandığı vakittir. Sabah namazı: İmsak vaktinden 15–20 dakika sonra başlayan, sabah namazının giriş vaktidir. Güneş doğana kadar sabah namazı kılınır. İşrak vakti: Güneş doğduktan sonraki, namaz kılmak tahrimen mekruh olan vaktin sonudur. Bu vakitten, zeval kerahat vaktine [öğleye 20 dakika kalıncaya] kadar, nafile namaz ve kaza namazı kılınabilir. Zeval kerahat: Öğle namazı vaktinden önceki, namaz kılmak tahrimen mekruh olan vaktin başlangıcıdır. Bu vakitten öğleye [20 dakika kalıncaya] kadar hiçbir namaz kılınmaz. İkindi [Asr-ı evvel]: İmameyn’e göre öğlenin bitiş ve ikindinin giriş vaktidir. Fetva da böyledir. Asr-ı sani: İmam-ı a’zam hazretlerine göre, ikindi namazının giriş vaktidir. Zaruret veya ihtiyaç halinde, öğle namazı bu vakte kadar geciktirilebilir. İkindi kerahat: Akşam namazından [40 dakika] önceki, ikindinin farzı hariç, her çeşit namaz kılmak tahrimen mekruh olan vaktin başlangıcıdır. O günün ikindisini de, bu vakte bırakmak tahrimen mekruhsa da, akşama kadar kılınması farz olur. Akşam kerahat: Akşam namazını daha sonraya geciktirmenin tahrimen mekruh olduğu vaktin başlangıcıdır. Bu vakit yaklaşık akşamın girişinden 30 dakika sonra başlar. Yatsı [İşa-i evvel]: İmameyn’e göre, akşamın bitiş ve yatsının giriş vaktidir. Fetva da böyledir. İşa-i sani: İmam-ı a’zam hazretlerine göre, yatsı namazınızın giriş vaktidir. Zaruret veya ihtiyaç halinde, akşam namazı bu vakte kadar geciktirilebilir. Gecenin üçte biri: Maliki’de yatsı namazını zaruretsiz daha sonraya geciktirmenin caiz olmadığı vaktin başlangıcıdır. Gece yarısı: Hanefi’de yatsı namazını daha sonraya geciktirmenin tahrimen mekruh olduğu vaktin başlangıcıdır. Seher vakti: Dua ve istiğfarların kabul olduğu, şer’i gecenin son altıda birinin başlangıcıdır. İmsak vaktine kadar devam eder. Kıble saati: Kıble saati vaktinde güneşe dönen, kıbleye dönmüş olur ve böylece o şehrin kıblesi kolaylıkla bulunmuş olur. | |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Arşullah
| 02 Aralık 2009, Çarşamba | |||
| Arşullah | |||
| Sual: Allah’ın Arş’a istiva etmesi, Allah’ın Arş’ı hâkimiyetine almasıdır deniyor. Zaten bütün mahlûkat Allah’ın hâkimiyeti altında değil mi? O zaman Arş niye özellikle belirtiliyor? CEVAP Allahü teâlâya göre, elbette Arş da diğer mahlûklar gibidir. Hepsini yaratan Allah’tır; fakat Arş, farklı özelliklere sahip olup yaratılmışların en büyüğüdür. Bunun için, Arş’a hâkimiyet bildirilmiştir. Allahü teâlânın âlemlerin, herkesin Rabbi olduğu bildirildiği halde, Kur’an-ı kerimde, Mekke’nin Rabbi buyurulmaktadır. Yine Peygamber efendimize hitaben, Rabbike [Senin Rabbin] ifadesi vardır. Senin Rabbin demek, âlemlerin Rabbinden ayrı değildir. Senin Rabbin ile Mekke’nin Rabbi ifadesindeki Rab, farklı değildir. Farklı olmadığı halde, Resulullahın ve Mekke’nin önemini belirtmek için ayrı ifade kullanılmıştır. Allahü teâlâ mekândan münezzehtir. Kâbe, kıymetli, şerefli yer olduğu için Beytullah, yani Allah’ın evi denmiştir. Arş da çok kıymetli, şerefli olduğu için Arş’ın Rabbi denmiştir, Arş’a istiva etti denmiş, yani Arş’ı hâkimiyeti altına aldı demiştir. Bunun gibi İstanbul valisi denince, Fatih’e, Beşiktaş’a Üsküdar’a karışmaz anlamı çıkmaz. En büyük olan İstanbul söylenince, ilçelerin de valinin hâkimiyetinde olduğu zaten anlaşılır. İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: Arş, mahlûkların en şereflisidir. Her şeyden daha saf ve daha nurludur. Bunun için, ayna gibidir. Allahü teâlânın büyüklüğü orada görünür. Bunun içindir ki ona, Arşullah denir. Yoksa Allahü teâlâya göre, Arş da diğer eşya gibidir. Hepsi, Onun mahlûkudur. Yalnız Arş, ayna gibidir. Diğer eşyada bu kabiliyet yoktur. Aynada görünen bir insana, aynanın içindedir denilir mi? O insanın aynaya olan nispeti, karşısında bulunan diğer eşyaya olan nispeti gibidir. İnsanın, hepsine olan münasebeti aynıdır. Yalnız, ayna ile diğer eşya arasında fark vardır. Ayna, insanın suretini gösterebiliyor, diğer eşya ise göstermiyor. (2/67)
Bugünkü sesli yayını dinlemek için tıklayın: | |||
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |||