23 Şubat 2022 Çarşamba

* Tasavvuf bilgileri imanı kemâle ulaştırır

23 Şubat 2022, Çarşamba

Tasavvuf bilgileri imanı kemâle ulaştırır

 

Sual: “Tasavvuf bilgileri imanı kemâle ulaştırır” ne demektir?

Cevap: İmam-ı Rabbani hazretleri Mektûbât kitabının üçüncü cild 3. Mektupta buyuruyor ki: Tasavvuf bilgileri imanı kemâle ulaştırdıklarından, burada Allahü teâlâdan başka maksûd olmamak lâzımdır. Çünkü, başka maksûd olursa, bazen, nefsin yardımı ile, bunun arzusu, Allahü teâlânın maksûd olmasını aşabilir. Onu ele geçirmek, Allahü teâlânın rızasına kavuşmak arzusunu bastırarak, ebedî, sonsuz felâkete sebep olabilir. Bunun için, imanın kâmil olmasında, başka maksûdların kalmaması, mutlaka lâzımdır. Böylece, imanın azalması veya sönmesi önlenmiş, emniyete alınmış olur. Evet, bazı bahtiyarlar, ihtiyâr ve iradelerinden kurtulduktan sonra, bunlara yeniden irade ve ihtiyâr verilir. İrâde-i cüz’iyyeleri kendilerinden gittikten sonra, bunları, irâde-i külliye ile şereflendirirler.

[Tasavvuf bilgileri imanı kemâle ulaştırır dedik. Tasavvuf, Muhammed aleyhisselâmın yolunda, izinde yürümek demektir. Yani, her sözünde, her işinde, her şeyde İslâmiyete yapışmaktır. Ne yazık ki, uzun zamandan beri birçok cahiller, fasıklar, alçak maksatlarına kavuşmak için, büyük âlimlerimizin isimlerini, âlet olarak kullanıp, çeşitli ocaklar kurmuş, İslâmiyetin, dinin bozulmasına, yıkılmasına sebep olmuşlardır. Hele son zamanlarda, bid’atler ve haramlar az veya çok, bütün tekkeleri kaplamış, tarikatçılık, İslâmiyeti yıkmak için en tesirli bir âlet hâlini almıştı. Tekkelere müzik sokuldu. Çalgı çalarak, teganni ederek, dans ederek yapılan taşkınlıklara ibadet denildi. (Dinî Türk mûsikîsi) diye bid’atler uyduruldu. Bunların bid’at olduğu, Kâdî-zâdenin (Birgivî vasıyyetnâmesi) şerhinde uzun yazılıdır.] (Tam İlmihal s. 908)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

22 Şubat 2022 Salı

* Arzu ettiklerin, ma'bûdun olur

22 Şubat 2022, Salı

Arzu ettiklerin, ma’bûdun olur

 

Sual: Tasavvuf büyükleri “kaddesallahü teâlâ esrarehüm”, (Arzu ettiklerin, ma’bûdun olur) buyurmuştur. Bunun manası nedir ve doğrusu nasıldır?

Cevap: İmam-ı Rabbani hazretleri Mektûbât kitabının üçüncü cild 3. Mektupta buyuruyor ki: Bir insanın maksûdu, arzusu, teveccüh ettiği, özendiği, sağ kaldıkça ele geçirmek istediği ve ele geçirmek için, her zillete, alçalmağa katlandığı, hiç vaz geçmediği şey ise, bu maksudu, ma’bûdu olur ve bu hâli ibadet olur. Çünkü ibadet, zilletin, inkisarın son derecesidir. Allahü teâlâdan başka ma’bûd tanımamak için, Ondan başka maksûd olmamak, Ondan başka murâd olmamak lâzımdır. Bunun için de, (Lâ ilâhe illallah) derken, Ondan başka maksûd olmadığını bilmek lâzımdır. Bu mana ile, bu kelimeyi o kadar çok tekrar ederler ki, hiçbir maksûdları kalmaz. Ondan başka bir şey arzu edilmez. Böylece, başka ma’bûdumuz yoktur, sözleri doğru olur ve çeşitli ilâhlardan kurtulmuş olurlar. Ondan başka maksûd bırakmamak sureti ile, Ondan başka ma’bûd bırakmamağa kavuşmak, imanın kâmil olması için şarttır ve Evliyaya mahsustur. İnsanın, kendinde bulunan ma’bûdlarından kurtulmasına bağlıdır. Nefs, itminana kavuşmadıkça, bu derece ele geçmez. Nefsin itminan bulması ise, Fenâ ve Bekânın tamamlanmasından sonradır. Parlak olan İslâm dininin, ışıklı saadet-i ebediye yolunun esası, temeli, kolaylık, hafiflik ve kulları zahmetten, yorulmaktan kurtarmaktır. Çünkü, insanlar, zayıf, nazik yaratılmıştır. Bunun için, İslâmiyet diyor ki, bir kimse, maksadına kavuşmak için, Allah göstermesin İslâmiyetin dışına çıkarsa, [farzlardan birini bırakır, bir haram işlerse, mesela namazı, orucu bırakır veya içki içer, çıplak gezerse], bu maksûdu, onun ma’bûdu olur, ilâhı olur. Maksûdu için İslâmiyetin dışına çıkmazsa, onu ele geçirmek için, haram işlemezse, İslâmiyet, o maksûdu red etmez, men etmez ve onu maksûd bilmez. Onun maksûdu yalnız Allahü teâlâdır ve Onun dinini gözetmektir, der. O maksûda karşı, o kimsede, yaradılış icabı, bir arzu hâsıl olmuştur. Fakat, bu arzusu, İslâmiyete olan arzusunun miktarına yetişememiştir. (Tam İlmihal s. 907)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

18 Şubat 2022 Cuma

Haftalık Bülten ( 18 Şubat 2022 )

Sitemize yeni eklenen soru cevaplardan, sizin için seçtiğimiz bazılarını aşağıdaki bağlantılardan okuyabilirsiniz.
SORU CEVAP VİDEOLARIMIZ
SORU - CEVAP ARŞİVİNDEN
FEYYAZTV BELGESEL VİDEOLARIMIZDAN
kok
Sivrisinek mucizesi
El-Hamîd
FEYYAZTV ESERLERİ

Bir çok kimsenin muzdarip olduğu vesvese hastalığına mükemmel bir ilaç. Şeytanın hileleri ile vesvesenin mahiyetini anlatan ve kurtuluş çarelerini gösteren izleyenleri sevindirecek ve şeytanı kızdıracak bir çalışma.
- Şeytan insana niçin vesvese verir?
- Allah vesveseyi mü'minlere neden musallat etmiştir?
- Vesvesenin çeşitleri
- Kurtuluş çareleri... 13 bölümden oluşan bu çalışmada...

www.feyyaz.tv
 
ANDROID UYGULAMALARIMIZ

  
IOS UYGULAMALARIMIZ

 
Mail grubumuzdan çıkmak için buraya tıklayınız

--
--
Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek için şu adrese e-posta gönderin:
sorularla-islamiyet+unsubscribe@googlegroups.com

---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "Sorularla Islamiyet" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için sorularla-islamiyet+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu tartışmayı web'de görüntülemek için https://groups.google.com/d/msgid/sorularla-islamiyet/CAPWEO%3DkA21pNRcwTYRTJP3BMSNFyChOpWA5MncQ0GjGM2SPH6Q%40mail.gmail.com adresini ziyaret edin.

17 Şubat 2022 Perşembe

* Allahü teâlâ, müşriki af etmeyecektir

18 Şubat 2022, Cuma

Allahü teâlâ, müşriki af etmeyecektir

 

Sual: İslâmiyetin herhangi bir hükmünü inkâr eden kâfir olup af olunmayacak mıdır?

Cevap: İmam-ı Rabbani hazretleri Mektûbât kitabının üçüncü cild 3. Mektupta buyuruyor ki: Nisâ sûresi, kırksekiz ve yüzonaltıncı âyet-i kerimelerinde mealen, (Allahü teâlâ, müşriki af etmeyecektir) buyruldu. Burada, müşrik kâfir demektir. Çünkü, dinlere inanmamak küfürdür. Şirk, küfrün kısımlarından biridir. Bir kısmını söylemekle, hepsi söylenmiş oldu. Bunun için, şirk af olmayacağı gibi, İslâmiyetin herhangi bir hükmünü inkâr eden de kâfir olup af olunmayacaktır. O hâlde, (Niçin âyet-i kerimede, yalnız şirk af olunmaz, buyrulmuştur?) demenin yeri yoktur. Allahü teâlâdan başkasının ibadete hakkı olmadığı meydandadır. Hatta hadsîdir. Yani düşünmeğe lüzum kalmadan, akla geliverir. Bir kimse, ibadetin manasını iyi anlasa ve Allahü teâlânın sıfatlarını iyi düşünse, Ondan başkasının ibadete hakkı olmadığını hemen bilir. Bunu bildirmek için söylenilenler, meydanda olan şeyleri haber vermek gibidir. Böyle haberlerin red olması, itiraz olunması, münakaşa edilmesi olmaz. Bu haberlere lüzum kalmadan, kendiliğinden görmek için, iman nuru, iman ışığı lâzımdır. Meydanda olan, bedîhî, çok şeyler vardır ki ahmaklar, kalın kafalılar göremez. Azası hasta ve asabı bozuk çok kimse vardır ki, göze çarpan ve çarpmayan birçok aşikâr şeyleri göremez. (Tam İlmihal s. 907)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

 

13 Şubat 2022 Pazar

* İslâmiyet, bütün kemâlâtın kaynağıdır

13 Şubat 2022, Pazar

İslâmiyet, bütün kemâlâtın kaynağıdır

 

Sual: İslâmiyete uymanın kalbe ve ruha tesiri var mıdır?

Cevap: İmam-ı Rabbani hazretleri Mektûbât kitabının ikinci cild 46. Mektupta buyuruyor ki: Ahkâm-ı islâmiyye, zahirin [görünen uzuvların] yapacağı ibadetlerdir. Bu hakikat ise, bu dünyada bâtına [kalbe ve ruha] nasip olmaktadır. Zahir, her zaman, ahkâm-ı islâmiyyeyi yapmağa mecburdur. Bâtın da, o hakikatin işleri ile meşgul olur. Bu dünyada, amel, ibadet lâzımdır. Bu amellerin, bâtına çok yardımı vardır. Yani, bâtının ilerlemesi, ahkâm-ı islâmiyyeye uymasına bağlıdır. O hâlde, bu dünyada, her zaman, zahir de, bâtın da ahkâm-ı islâmiyyeye muhtaçtır. Zahirin işi, İslâmiyete uymak, bâtının işi de, meyvelerini, faydalarını toplamaktır. İslâmiyet, bütün kemâlâtın kaynağı, bütün makamların temelidir. İslâmiyetin, fayda, meyve vermesi, bu dünyaya mahsus değildir. Ahiretin kemâlâtı ve sonsuz nimetleri de, İslâmiyetin neticeleri, meyveleridir. Görülüyor ki, İslâmiyet öyle bir (Şecere-i tayyibe) [mübarek ağaç]dir ki, onun meyveleri ile, bütün âlem, dünyada da, ahirette de faydalanmaktadır. (Tam İlmihal s. 904)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

12 Şubat 2022 Cumartesi

* Kalpler, ancak Allahı zikir etmekle itminana kavuşur

12 Şubat 2022, Cumartesi

Kalpler, ancak Allahı zikir etmekle itminana kavuşur

 

Sual: Kalpler, yalnız Allahı zikir etmekle mi itminana kavuşur?

Cevap: İmam-ı Rabbani hazretleri Mektûbât kitabının ikinci cild 46. Mektupta buyuruyor ki: Ra’d sûresindeki âyet-i kerimede mealen, (Biliniz ki kalpler, ancak Allahı zikir etmekle itminana kavuşur) buyuruldu. İtminan, sükûn, rahat demektir. Harf-i cerli olan zikir kelimesinin fiilden evvel söylenmesi, hasrı ifade eder. Yani, itminana ancak, yalnız zikir ile kavuşulur denildi. Zikir, hatırlamak demektir. Allahü teâlâyı hatırlamak, Onun ismini söylemekle veya çok sevdiği bir Velisini görmekle olur. Çünkü, hadîs-i şerifte, (Onlar görüldüğü vakit, Allah hatırlanır) buyuruldu. İsmini işitirken, söylerken, başka şey düşünülebilir. Onu hatırlamak şüpheli olur. Onu devamlı hatırlamak için, her gün binlerce söylemek lâzım olur. Evliyayı severek, inanarak görünce, muhakkak hatırlanacağı müjdelendi. Görmek göz ile olduğu gibi, Velinin şeklini, suretini, kalbine, hayâline getirmekle de, görmüş gibi olup, Allahü teâlâyı hatırlamağa sebep olur. Böyle, kalp ile görmeğe (Râbıta) denir ki, kalbi, Allahü teâlâdan başka şeyleri sevmekten, onları düşünmekten kurtaran vâsıtadır. Yukarıdaki âyet-i kerimede ve hadîs-i şerifte bildirilen temiz kalbe, ihlâsa kavuşturan yoldur. Evet, İslâmiyete yapışmak, yani emirleri yapmak ve haramlardan sakınmak, insanı Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşturur ise de, bunları ihlâs ile yapmak şarttır. Hem İslâmiyete uymalı, hem de, ihlâs elde etmelidir. (Tam İlmihal s. 904)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com