28 Aralık 2021 Salı

* Mukallidlerin, tefsirden fıkıh bilgisi öğrenmesi imkânsızdır

28 Aralık 2021, Salı

Mukallidlerin, tefsirden fıkıh bilgisi öğrenmesi imkânsızdır

 

Sual: Farz-ı ayn olan fıkıh kitaplarını okumağı bırakıp, nafile olan tefsir okumak, câiz midir? Tefsirden fıkıh bilgisi öğrenilebilir mi?

Cevap: Tefsir okumak farz-ı kifayedir. Fıkıh kitapları varken, din bilgilerini tefsirlerden öğrenmeğe kalkışmak, nafile ibadet olur. Farz-ı ayn olan fıkıh kitaplarını okumağı bırakıp, nafile olan tefsir okumak, câiz değildir. Zaten, bizim gibi mukallidlerin, tefsirden fıkıh bilgisi öğrenmesi imkânsızdır. Cehenneme gidecekleri bildirilen yetmişiki fırkanın âlimleri, tefsirlerden yanlış mana anladıkları için, sapıttılar. Âlimler sapıtınca, bizim gibi cahillerin tefsirden ne anlayabileceğimizi düşünmeliyiz! Doğru yazılmış tefsirleri okuyan cahiller, böyle felâkete düşerse, Mehmed Abduh, Ömer Rıza ve Seyyid Kutub gibi dinde reformcuların tefsir adındaki kitaplarını okuyan acaba ne olur? (Feth-ul-mecîd) vehhabi kitabı, gençleri aldatmak için yazdığı yalanlara, iftiralara vesika olarak, birçok yerinde (İmâd ibni kesîr)in tefsirini göstermektedir. Şam’daki âlimlerden üstat Abdülgani, 1391 [m. 1971] baskılı (Fadl-üz-zâkirîn) kitabında, (İbni kesîr tefsiri)ni okumamalıdır. Çünkü, içinde dalâlât-i kesîre vardır demektedir. Seyyid Kutub, son zamanlarında yazdığı (Fî-zılâl-il Kur’ân) kitabında, Abduh masonunu övüyor. Üstadım dediği o sapık kimsenin yolunda olduğunu, tefsirine onun yazılarını, fikirlerini koyduğunu bildiriyor. Önceleri bir felsefeci, bir sosyalist iken, son zamanlarında İslâm dinini değiştirmeğe, kendi hülya ve sapık görüşlerini din bilgisi olarak yazmağa başlayan bu adamın, mezhepsiz bir dinde reformcu [bir zındık] olduğu, son yazdığı kitaplarında, açıkça görülmektedir. Muhammed Ali Sabuni ismindeki bir kimse de, 1391 [m. 1971] senesinde Mekke-i mükerremede hazırladığı (Revâi’ul-beyân) kitabını, Ehl-i sünnet âlimlerinin yazıları ile doldurmuş ve aralarına Muhammed Sıddîk Hasen hân Bühüpâlî, Mahmûd Âlûsî, Seyyid Kutub ve İbni Kesîrin vehhabiliği tervîc eden fikirlerini de karıştırmıştır. Bu zehirli kitapları okumamalı, çocuklarımıza da okutmamalıyız. Bunları piyasaya sürenlerin yaldızlı reklâmlarına aldanmamalıyız. (Tam İlmihal s. 886)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

* Ziyafet için faizle para almak (Osman Ünlü Hocanın 28.12.2021 tarihli yazısı)

28 Aralık 2021, Salı

Ziyafet için faizle para almak

 

Sual: Bazı kimseler, ölmüş olan ana, babası için yemek ikram ediyor ve bunun için de parası yoksa faizle para alıyor. Faizle para alıp yemek ikram etmek ve bundan sevap beklemek, dinimizce uygun mudur?

Cevap: Bu konuda İmâm-ı Rabbânî  hazretleri, Mektûbât kitabının birinci cildin, 202. Mektubunda, bir talebesine hitaben buyuruyor ki:

“Bu zamanda, şüpheli olmayan kazanç kalmadı diyorsunuz. Evet öyledir. Fakat, elden geldiği kadar, şüphelilerden kaçınmak lazımdır. Tarlayı abdestsiz sürmek, tohumunu abdestsiz ekmek, rızkın bereketini, güzel olmasını giderir demişlerdir. Hindistan'da, böyle çalışan, hemen yok gibidir. Fakat, Allahü teâlâ, kulundan, elinden geldiği kadar yapmasını istemektedir. Faiz ile para alıp ziyafet vermekten sakınmak, herkes için çok kolaydır. Helale haram, harama helal diyen kâfir olur. Fakat bu, kati, meydanda olan helal ve haramlar içindir. Helal, haram oldukları, Nass ile yani âyet ve hadisle açık bildirilmiş olan yahut açık Nass yok ise de, dört mezhebde de söz birliği ile bildirilenler içindir. Zan olunanlar için değildir.

Hanefî mezhebinde mubah olan çok şey vardır ki, Şafii mezhebinde mubah değildir. Bunun aksi de vardır. Muhtaç olduğu şüpheli olan birinin, faizle para alması helal olur demeyene, açık bildirilen harama helal diyemeyene dil uzatılmaz. Sapık, gerici denilmez. Helal demesi için zorlanamaz. Onun haklı olması daha kuvvetlidir. Hatta, haklı olduğu meydandadır. Ona dil uzatanlar haksızdır ve tehlikelidir. Mevlânâ Abdülfettâh, 'faizsiz borç almak iyidir. Niçin faiz ile alıyorlar' demiş. Siz de, 'böyle söyleme, helali inkâr mı ediyorsun?' diyerek onu tekdir etmişsiniz. Yavrum, bu sözünüz, kati olan helal için doğrudur. İhtiyacı olanın, faiz ile borç almasına helal deseniz bile, bunu yapmamak, yine daha iyi olur. Vera sahipleri, ruhsat, izin verilen şeyleri yapmamış, herkese, azimet yolunu göstermişlerdir. Lâhor şehrindeki müftiler, ihtiyacı olana caiz olur demiş ise de, ihtiyaçtan ihtiyaca fark vardır. Her ihtiyaç, özür sayılırsa, faizin haram olacağı yer kalmaz! Faizin haram edilmesi abes, lüzumsuz bir emir olur.

Oruç, yemin keffareti niyeti ile de, fakirleri doyurmak için, faiz ile borç almak caiz değildir. Fakir doyuramayan, oruç tutar.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

27 Aralık 2021 Pazartesi

* Ehl-i sünnet itikadını ve farzları, haramları öğrenmek farzdır

27 Aralık 2021, Pazartesi

Ehl-i sünnet itikadını ve farzları, haramları öğrenmek farzdır

 

Sual: Fıkıh bilgilerini öğrenmek mi tefsir okumak mı önce gelir?

Cevap: (Hadîka)da, üçyüzyirmidördüncü sahifeden başlayarak buyuruyor ki, (Ehl-i sünnet itikadını ve farzları, haramları öğrenmek farzdır. Bunları öğretmek ve kendine lâzım olandan başka fıkıh bilgilerini öğrenmek ve Kur’ân-ı kerimin tefsirini ve hadîs ilmini öğrenmek farz-ı kifayedir. Fıkıh bilgileri, Kur’ân-ı kerimden ve hadîs-i şeriflerden öğrenilmesi farz olan bilgilerdir. Fıkıh kitabı okuyan mukallidler, âyetten ve hadisten hüküm çıkarmak ihtiyacından kurtulur. Farz-ı kifaye olanları bilen, yapan var iken, bunları öğrenmek müstehab olur. Bunları yapmak nafile ibadet olur. Yalnız, cenaze namazı böyle değildir. Velisi kılınca, başkalarının tekrar kılması câiz olmaz. Namaz kılacak kadar Kur’ân-ı kerim ezberleyen kimsenin, boş zamanlarında daha çok ezberlemesi, nafile namaz kılmasından daha çok sevab olur. İbadetlerinde ve günlük işlerinde lâzım olan fıkıh bilgilerini öğrenmesi ise, bundan daha çok sevab olur. Lüzumundan fazla fıkıh bilgilerini öğrenmek de, nafile ibadetlerden daha sevabdır. Lüzumundan fazla fıkıh bilgisi öğrenirken, tasavvuf bilgilerini ve hakîmlerin, yani Allahü teâlâya ârif olanların sözlerini ve hâl tercümelerini öğrenmesi de müstehab olur. Bunları okumak, kalpte ihlâsı arttırır. Fıkıh bilgilerini, derin âlimler, âyet-i kerimelerden ve hadîs-i şeriflerden çıkarmışlardır. Bunlar, ancak fıkıh kitaplarından ve fıkıh âlimlerinden “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecmain” öğrenilir). (Tam İlmihal s. 886)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

* Para kazanmak da dünyalık mıdır? (Osman Ünlü Hocanın 27.12.2021 tarihli yazısı)

27 Aralık 2021, Pazartesi

Para kazanmak da dünyalık mıdır?

 

Sual: Çoluk, çocuğun ihtiyaçları için çalışmak, para, mal kazanmak da dünyaya gönül bağlamak sayılır mı?

Cevap: Konu ile alakalı olarak İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:

“İnsanın muhtaç olduğu şeyleri zaruret miktarı kullanması ve bunları elde etmek için çalışması, dünyaya gönül bağlamak olmaz. İhtiyaçtan fazla ve faydasız şeyler, dünyadır. Bunların da, Allahü teâlânın rızasına uygun olarak elde edilmeleri ve sarf edilmeleri dünya olmaz. Riyazet çekmenin ve mubahları zaruret miktarı kullanmanın, büyük bir faydası da, Kıyamet günü hesabın kısa ve kolay olmasıdır. Ahiretteki derecelerin yükselmesine de sebep olur. Dünyada ne kadar sıkıntı çekilirse, ahirette o kadar çok rahatlık olacaktır. Peygamberler, bu bakımdan da, riyazat ve mücahedat çekmişlerdir. Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, riyazet çekmek ve mubahları zaruret olduğu kadar kazanıp kullanmak, ictibâ, seçilmişlerin yolunda şart olmamakla beraber, bunlar iyi ve faydalı şeylerdir. Faydalarının çokluğu düşünülünce zaruri ve lazım da diyebiliriz.”

***

Sual: Din kitaplarında sıkıntılı zamanlarda, nelerin okunması tavsiye edilmiştir?

Cevap: Bu konuda İmâm-ı Rabbânî hazretleri, Mektûbât kitabında;

“Zahir işlerin bozuk ve dağınık olması, kalbin de dağılmasına yol açar. Kalbinizde üzüntü ve kuruntu olunca, gidermek için tövbe ve istiğfar okuyunuz! Korkulu zamanlarda, Kelime-i temcîd, yani “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil'aliyyil'azîm” okuyunuz!”  buyurmaktadır.

Muhammed Ma'sûm  hazretleri de, Mektûbât kitabında;

“Dertlerden kurtulmak ve murada kavuşmak için beşyüz kerre Lâ havle velâ kuvvete illâ billah ile evvelinde ve ahirinde yüzer defa salevât-ı şerife okuyup dua etmelidir” buyuruyor.

Mu'avvi-zeteyn yani iki Kul-e'ûzüyü çok okumak da faydalıdır.  Tefsîr-i Mazherîde, Enbiyâ suresinin 87. âyetinin tefsirinde, hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Birinize dert ve bela gelince, Yunus Peygamberin duasını okusun! Allahü teâlâ Onu muhakkak kurtarır. Dua şudur: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn.)

Tergîb-üs-salâttaki hadis-i şerifte;

(Sabah, kalkınca, üç kerre Bismillâhillezî lâ-yedurru ma' asmihî şey'ün fil-erdı velâ fissemâi ve hüves-semî'ul'alîm okuyana akşama kadar, hiç dert, bela gelmez) buyuruldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

26 Aralık 2021 Pazar

* Fıkıh okuyarak, helali, haramı öğrenmelidir

26 Aralık 2021, Pazar

Fıkıh okuyarak, helali, haramı öğrenmelidir

 

Sual: Öğrenmesi farz veya vacib olan fıkıh bilgilerini öğrenmemek günah mıdır?

Cevap: Öğrenmesi farz veya vacib olan fıkıh bilgilerini öğrenmemek fıskdır. Fasıkların şahitliği kabul olmadığı için, şahitlere itiraz olunduğu zaman, hâkim şahitlere fıkıhtan sorar. Bilmezlerse, ret olundukları gibi, tazîr de olunurlar. İbni Âbidîn önsözünde buyuruyor ki, (Kur’ân-ı kerimden namaz kılacak kadar ezberlemek farzdır. Bunu öğrendikten sonra, fıkıh bilgilerinden farz-ı ayn olanları öğrenmek, Kur’ân-ı kerimin fazlasını ezberlemekten daha iyidir. Çünkü, Kur’ân-ı kerimi ezberlemek, yani hâfız olmak farz-ı kifayedir. İbadetler ve muamelat için lâzım olan fıkıh bilgilerini öğrenmek ise farz-ı ayndır. Helalden, haramdan ikiyüzbin meseleyi ezberlemek lâzımdır. Bunların bir kısmı farz-ı ayndır. Bir kısmı da farz-ı kifayedir. Herkese, işine göre, lüzumlu olanlar farz-ı ayn olur. Fakat hepsini öğrenmek, Kur’ân-ı kerimi ezberlemekten daha iyidir. Tefsir ile vakit geçirmek doğru değildir. Çünkü, tefsir ile, vaaz ve kıssa öğrenilir. Fıkıh okuyarak, helali, haramı öğrenmelidir. Allahü teâlâ (Hikmet)i övdü. Tefsir âlimlerinin çoğu (Hikmet, fıkıhtır) dedi. Bir fıkıh âlimi, bin zahidden daha kıymetlidir. Fıkıh bilgileri, dört mezhebin âlimlerinden öğrenilir. Dört mezhepten birinde bulunmayan fıkıh bilgisi câiz değildir. Tefsir ilminin kaideleri kurulmamış, kollara ayrılmamış, sonuna varılmamıştır. Her âyetin çok tefsiri vardır. Hepsini

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

* İbadetlerin vaktini tespit etmek (Osman Ünlü Hocanın 26.12.2021 tarihli yazısı)

26 Aralık 2021, Pazar

İbadetlerin vaktini tespit etmek

 

Sual: Namaz başta olmak üzere ibadetlerin vakitlerini tespit işi, astronomi bilenlere mi aittir?

Cevap: İbadetlerin vakitlerini tayin ve tespit etmek, yani anlayıp anlatmak, din bilgisi ile olur. İbadetlerin vakitlerini, din âlimleri, yani müctehidler anlamış ve bildirmişlerdir. Fıkıh âlimleri, müctehidlerin bildirdiklerini fıkıh kitaplarına yazmışlardır. Bildirilmiş olan vakitleri, hesap etmek ise, astronomi bilen Müslümanların vazifesidir. Hesap edilmesi caiz olan vakitleri, astronomi âlimleri bulur. Bunların bulduğunu, din âlimlerinin tasdik etmeleri şarttır.

Namaz vakitlerini saat ile ve kıbleyi pusula ile anlamanın caiz olduğu İbni Âbidînde ve Fetâvâ-i Şemsüddîn Remlîde yazılıdır. Mevdû'ât-ul-ulûmda deniyor ki:

“Zamanımızda namaz vakitlerini hesap etmek, farz-ı kifâyedir. Müslümanların güneşin hareketinden veya takvimlerden anlamaları farzdır.”

***

Sual: Namaz vaktinin girip girmediği, açıkça günah işleyen fasık kimselere sorulabilir mi?

Cevap: Bu konuda İbni Âbidîn ve Şâfi'î El-envâr ve mâlikî El-mukaddemet-ül-izziyye şerhinde deniyor ki:

“Namazın sahih olması için, vakti girdikten sonra kılınması ve vaktinde kılındığını bilmek şarttır. Vaktin girdiğinde şüpheli olarak kılıp, sonra vaktinde kılmış olduğunu anlarsa, bu namazı sahih olmaz. Vaktin bilinmesi, vakitleri bilen adil bir Müslümanın okuduğu şerî ezanı işitmekle olur. Ezanı okuyan adil değil ise, veya adil Müslümanın hazırladığı takvim yoksa, kendisi vaktin girdiğini araştırıp, kuvvetli zan edince kılmalıdır. Fasıkın veya adil olduğu bilinmeyen kimsenin, kıbleyi göstermesi, temiz, necis, helal, haram demesi gibi dinden olan haberleri de, ezan okuması gibi olup, ona değil, kendi araştırıp anladığına uyması lazımdır.”

***

Sual: Namazı, hemen vakti girer girmez kılmak mı gerekir?

Cevap: Namazı cemaatle değil yalnız kılanların, hastaların, yolcuların, işe dalıp namazı kaçırmak korkusu olanların, her namazı, vaktinin evvelinde kılmaları lazımdır.

***

Sual: Hanefide sabah namazını vaktin sonuna doğru kılmak efdal midir?

Cevap: Sabah namazını vaktinin sonunda kılmak, Hanefi mezhebinde efdaldir.

***

Sual: Herhangi bir namaza nasıl niyet edilir?

Cevap: Niyet ettim bugünün sabah namazının sünnetini kılmaya diye kalbinden geçirmelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com