29 Ağustos 2018 Çarşamba

* İnsan, başına gelecekleri düşünmeli (Osman Ünlü'nün 31.8.2018 tarihli yazısı)

31 Ağustos 2018, Cuma

 

 

İnsan, başına gelecekleri düşünmeli

 

 

 

 

Sual: Çoğu insan, hiç ölmeyecekmiş, hiç hesaba çekilmeyecekmiş gibi hareket etmektedir. Halbuki bir insanın her şeyden önce sonunu düşünmesi, ona göre hazırlık yapması gerekmez mi?

Cevap: Dünya hayatı çok kısadır ve her günü de geçip hayal olmaktadır. Her insanın sonu ölümdür. Bundan sonrası da, ya daimi azab veya ebedi nimetlerdir. Bunların vakitleri, herkese süratle yaklaşmaktadır.

Bunun için insan, kendine merhamet etmeli, gaflet uykusundan uyanmalıdır. Batılın batıl olduğunu görerek, ondan kurtulmaya çalışmalı, Hakkın da hak olduğunu görerek, ona tabi olmalı, sarılmalıdır. İnsanın vereceği karar, çok mühimdir ve vakit ise, çok azdır. Her insan, muhakkak ölecektir ve insan öldüğü vakti düşünmeli, başına geleceklere hazırlanmalıdır.

Hiç kimse, Hakka tabi olmadıkça, ebedi azabdan kurtulamaz. Ölüm anındaki son pişmanlık, insana fayda vermez ve son nefeste Hakkı tasdik etmek, kabul olmaz. Sadece Müslümanın günahlarına tevbe etmesi, kabul olur. O gün, Allahü teâlâ, insana;

"Kulum! Sana akıl nurunu vermiştim. Bununla, beni anlamanı, bana ve Peygamberim Muhammed aleyhisselâma, Onun getirdiği İslâm dinine iman etmeni emretmiştim. Bu Peygamberin geleceğini, Tevratta ve İncilde haber vermiştim. İsmini ve dinini her memlekete yaydım. İşitmedim diyemezsin. Gece gündüz, dünya kazancı için, dünya zevkleri için çalıştın. Ahirette başına gelecekleri hiç düşünmedin. Gaflet içinde iken, mevtin, ölümün pençesine düştün" derse, acaba o insan buna nasıl cevap verecektir?

Bunun için her insan, başına gelecekleri düşünmeli, ömrünü tüketmeden, aklını başına toplamalıdır. İnsanın etrafında gördüğü, konuştuğu, sevdiği, korktuğu kimselerin hepsi, birer birer ölmektedir. Her biri birer hayal gibi, gelip gitmektedirler. İnsan iyi düşünmeli, tercihini ona göre yapmalıdır. Ebedi olarak ateşte yanmak, çok büyük azabdır! Sonsuz nimetler içinde yaşamak ise, çok büyük bir nimettir. Bunlardan birini seçmek, hayatta iken, insanın elindedir. Herkesin sonu, bu ikisinden biri olacaktır. Bundan kurtulmak imkansızdır. Bunu düşünmemek, çare aramamak, tedbir almamak, büyük cahillik ve cinnettir. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki:

(Arzusu ahiret olup, ahiret için çalışana, Allahü teâlâ dünyayı hizmetçi yapar.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

* İmama uymanın doğru olması

31 Ağustos 2018, Cuma

 

İmama uymanın doğru olması

 

 

 

 

Sual: Farklı namazı kılanlar cemaat yapabilir mi? Cemaat arasında kadın olursa erkeğin namazına zararı olur mu?

Cevap: İmama uymanın doğru olması için, şartlardan bir kısmı şöyledir:

3- Cemaatin topuğu, imamın topuğunun gerisinde olmak.

4- İmam ile cemaat, aynı farz namazı kılmak. Farzı kılmış olan kimse, tekrar imama uyunca, imam ile kıldığı nafile olur.

5- İmam ile cemaat arasında, kadın safı bulunmamak. Kadınlar bir saftan az olup arada perde varsa veya alçakta, yüksekte iseler câiz olur. [(Tergîb-üs-salât)da diyor ki, dört kadın yan yana durunca bir saf sayılır. Kadın safının arkasında olan erkeklerin hepsinin namazları fasit olur. Üç kadın yan yana ise, yalnız bunların arkasındaki üç erkeklerin ve kenardaki kadınların yanındaki birer erkeğin namazları fasit olur. Kadın ile yanlarındaki erkek arasında direk veya perde, duvar varsa, namazları fasit olmaz. Kadın ile erkeğin, mahrem olmaları da böyledir. Kadınların evde, erkeksiz cemaat yapmaları mekruhtur.]

6- İmamın kendisini görse, yahut sesini işitse, aradaki duvar mâni olmaz. Arada kayık geçecek nehir ve araba geçecek yol mâni olur. Yolda veya nehirdeki köprüde iki saf imama uyunca, arkadakilerin de namazı sahih olur. (Tam İlmihal s. 250)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

* Eshâb-ı kiramdan birine dil uzatan (Osman Ünlü'nün 30.8.2018 tarihli yazısı)

30 Ağustos 2018, Perşembe

 

 

Eshâb-ı kiramdan birine dil uzatan

 

 

 

 

Sual: Eshâb-ı kiramdan bazılarına inanıp bazılarına inanmamak, İslâmiyete leke getirmez mi?

Cevap: Bu konuda İmâm-ı Rabbânî hazretleri Mektûbât kitabında buyuruyor ki:

"Eshâb-ı kiramdan birine dil uzatan kimse, hepsini lekelemiş olur. Birine dil uzatan, hiçbirine uymamış olur. Aralarında birlik bulunmadığını söylemiş olur. Onlardan birini kötülemek, onun söylediklerine inanmamak olur. İslâmiyeti bizlere bildiren, onların hepsidir. Onların her biri adildir, doğrudur. Her birinin İslâmiyette bildirdiği bir şey vardır. Her biri âyet-i kerimeleri getirerek, Kur'ân-ı kerim toplanmıştır. Bir kısmını beğenmeyen, İslâmiyeti bildireni beğenmemiş olur. Böyle olan da, Cehennemden kurtulabilir mi? Bakara sûresi, seksenbeşinci âyetinde mealen;

(Kur'ân-ı kerimin bir kısmına inanıyorsunuz da, bir kısmına inanmıyor musunuz? Böyle yapanların cezası, dünyada, rezil, rüsva olmaktır. Ahirette de, en şiddetli azaba atılacaklardır) buyuruldu.

 

Kur'ân-ı kerimi hazret-i Osman topladı. Hatta, hazret-i Ebu Bekir ile hazret-i Ömer topladı. Görülüyor ki, bu büyükleri kötülemek, Kur'ân-ı kerimi kötülemeye kadar gidiyor. Allahü teâlâ, Müslümanları, böyle belaya düşmekten korusun! Şii alimlerinden birine; 'Kur'ân-ı kerimi, hazret-i Osman toplamıştır. Onun toplamış olduğu, bu Kur'ân için ne dersiniz?' diye sorulunca, 'Ona bir kusur bulmakta, hiç fayda göremem. Çünkü, Kur'ân-ı kerime dil uzatılırsa, din yıkılır' dedi.

 

Aklı olan kimse, Peygamber efendimizin vefat ettiği gün, Eshâb-ı kiramın hepsinin, yanlış bir kararda birleşeceklerini söyleyemez. Hâlbuki o gün, Eshâb-ı kiramdan otuzüçbin adedi, hep birden, istekle ve severek hazret-i Ebu Bekri halife yaptı. Otuzüçbin Sahâbinin, yanlış bir işte, söz birliği yapması, olacak şey değildir. Nitekim, Peygamber efendimiz;

(Ümmetim yanlış bir iş üzerinde, söz birliği yapmaz!) buyurmuştu.

 

Peygamber efendimizin Eshâbının arasında olan ayrılıklar, nefsin isteklerinden değildi. Onların bütün istekleri, İslâmiyete uymaktı. O büyüklerin hiçbirini, dilimizle incitmemeliyiz. Her biri için hep iyi söylemeliyiz. Ehl-i sünnetin en büyük âlimlerinden imâm-ı Şafii hazretleri;

"Allahü teâlâ, ellerimizi, o kanlara bulaştırmadı. Biz de dillerimizi bulaştırmayalım" buyurdu."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

28 Ağustos 2018 Salı

* İmama uymanın doğru olması

30 Ağustos 2018, Perşembe

 

İmama uymanın doğru olması

 

 

 

 

Sual: İmam olmak için şartlar olduğu gibi imama uymanın doğru olması için de şartlar var mıdır? Kadınların cemaatle namaz kılmak için camiye gitmeleri câiz midir?

Cevap: İmama uymanın doğru olması için, şartlardan bir kısmı şöyledir:

1- Namaza dururken, tekbiri söylemeden önce, imama uymağa niyet etmektir. İmamın kim olduğunu niyet lâzım değildir.

2- İmamın, kadınlara imam olmağa niyet etmesi lâzımdır. [İbni Âbidîn, namazın mekruhlarını bildirirken buyuruyor ki, (Kızların, kadınların, acûzelerin, beş vakit namaza ve cuma ve bayram namazları için ve vaaz dinlemek için camie gitmeleri câiz değildir. Eskiden yalnız acûzelerin akşam ve yatsı zamanı gitmesine izin verilmiş idi ise de, şimdi bunların gitmesi de, câiz değildir). Hele kadınların başı, kolu, bacağı açık, camiye gelip, mevlid, vaaz ve hafız dinlemeleri haramdır, büyük günahtır. Hristiyan kadınları bile, kiliseye giderken, böyle açık değildir. Açık kadınların, erkekler arasına karıştığı yerlere cami denmez. Böyle yerlere, namaz kılmak için dahi gidilmez. İmamın erkeklere imam olmağa niyet etmesi lâzım değildir. Fakat niyet ederse, kendisi cemaatin sevabına da kavuşur. (Hadîka) kitabı, yüzkırksekizinci sahifede diyor ki, (Fıkıh âlimleri buyurdu ki, imam namaza dururken kendisine uyan cemaate imam olmağa niyet etmezse, buna uymak sahih olur ise de, imamın kendisi imamlık sevabına kavuşamaz. İmam olmağa niyet etmediği için, yalnız kılmış gibi, yalnız kendi namazının sevabını alır. Başkalarının kendisine uymasına niyet edince, cemaatin sayısı kadar, imamlık sevabı da alır).] (Tam İlmihal s. 249)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

27 Ağustos 2018 Pazartesi

* Namaz kılmak, kalplere şifadır (Osman Ünlü'nün 29.8.2018 tarihli yazısı)

29 Ağustos 2018, Çarşamba

 

 

Namaz kılmak, kalplere şifadır

 

 

 

 

Sual: Bazı kimseler Müslüman oldukları hâlde, namaz kılmanın kendilerine ağır geldiğini söylemektedirler. Bunun sebebi ne olabilir?

Cevap: İnsanda iki türlü kalp vardır. Birisi, bildiğimiz, göğsümüzdeki et parçasıdır. Buna Yürek denmektedir. İkincisi, bu et parçasında bulunan bir kuvvettir ki, buna da Gönül denmektedir. Din kitaplarında bildirilen kalp, bu gönüldür. İnanmak ve inanmamak, muhabbet, sevgi ve düşmanlık bu kalpte olur. İnsanın azaları, organları bu kalbin emrindedir. Temiz kalbin sahibi akla uyar, hep iyi işler yapar. Kalbi bozuk, hasta olan, nefse uyar, hep zararlı işler yapar. İhlas, samimiyet ile yapılan ibadetler, bilhassa namaz kılmak, kalbi temizler. Allahü teâlâ, kalbi bozan, hasta yapan şeyleri haram etmiştir. Günah işleyenin kalbi hasta olur. Günahın büyüklüğüne göre, hastalık hafif veya ağır olur. Kalp hasta olunca, ibadet yapmak güç olur. Kalp hastalığının birinci ilacı, tevbe ve istiğfardır. Tevbenin kabul olması için, günahı terk etmek ve ibadet yapmak lazımdır. Kalp hastalığının ilacı olan tevbenin kabul olması için, en faydalı ibadet, namaz kılmaktır. Her gün namaz kılmak, çok kolaydır. Her gün beş kere namaz kılmak, kalbi hasta olanlara güç gelir. Halbuki, namaz çok kılınırsa, kalpte Allah sevgisi hasıl olur. Allah sevgisi zamanla kalbi doldurur. Saadetlerin en büyüğü, kalbe Allah sevgisini yerleştirmektir.

Dünya işleri ile uğraşanların ve geçici olan dünya nimetlerine ve lezzetlerine kavuşmayı düşünenlerin kalplerinde Allah sevgisi kalmaz. İnsanı bu felaketten kurtaran en kuvvetli ilaç, kelime-i tevhid okumaktır. Bunun için, Allahü teâlâ, sonsuz merhametinden dolayı, her gün bir vakit değil, beş vakit namaz kılmayı emir buyurmuştur. Allahü teâlânın bu emri, insanlara sıkıntı vermek için değil, onları kalp hastalığından kurtarmak içindir. Ankebût sûresinin kırkbeşinci âyetinde mealen;

(Doğru kılınan namaz, insanı fahşâdan ve münkerden herhalde, muhakkak uzaklaştırır) buyuruldu.

***

Sual: Bir bahçeye veya eve ortak olan iki kişiden biri, tamir gerektiren bir durumda ortağını zorlayabilir mi?

Cevap: Bu konuda Mecellenin 1312. maddesinde deniyor ki:

"Bölünebilen bir mülkün tamiri için, ortak zorlanamaz. Tamirini istemezse, mülkün bölünmesi için, zorlanır."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com