28 Temmuz 2018 Cumartesi

* Cihad, isyan etmek, yıkmak değildir (Osman Ünlü'nün 30.7.2018 tarihli yazısı)

30 Temmuz 2018, Pazartesi

 

 

Cihad, isyan etmek, yıkmak değildir

 

 

 

Sual: Zamanımızda cihad etmeyi, isyan etmek, öldürmek, yakmak, yıkmak şeklinde tanıtıyorlar. Gerçekten cihad etmek böyle midir?

Cevap: Cihad demek, ihtilal yapmak, amirlere karşı gelmek ve hükûmete isyan etmek, dövmek, yıkmak, kırmak, sövmek demek değildir. Böyle şeyler yapmak, fitne çıkarmak olur. Yani bölücülük olur. Müslümanların ezilmesine, hapse girmesine ve din, iman bilgilerinin yasak edilmesine yol açar. Böyle fitne çıkaranlara Peygamber efendimiz lanet etmiştir. Hapse girmeyi istemek, bir Müslüman için şeref değildir. Müslüman için şeref; İslâmın güzel ahlakını edinmek, herkese iyilik etmek, İslâmiyete uymak, her mahluka faydalı olmaktır. Hapse giren, bu şereflerden mahrum kalır. Kendini tehlikeye atmak ahmaklıktır, günahtır. Zira Allahü teâlâ (Kendinizi tehlikeye atmayınız!) buyuruyor.

***

Sual: Bir Müslümanın, beş vakit namazı, vakit girdikten sonra ve vaktinde kıldığını bilmesi şart mıdır?

Cevap: Akıl ve baliğ olan, yani aklı olup, evlenme yaşına gelmiş olan her Müslüman erkeğin ve kadının, her gün beş vakit namazı, vakitlerinde kılmaları farzdır. Bir namaz, vakti gelmeden önce kılınırsa, sahih olmaz. Hem de, büyük günah olur. Namazın sahih olması için, vaktinde kılmak lazım olduğu gibi, vaktinde kıldığını bilmek, şüphe etmemek de farzdır. Tergîb-üs-salâtdaki hadîs-i şerifte (Namaz vakitlerinin bir evveli vardır. Bir de sonu vardır) buyuruldu.

***

Sual: Dinimizin bildirdiği ölçülere göre seferî yani yolcu olan bir kimse, her namaz vaktinde ezan okuyacak mıdır?

Cevap: Misafir olanlar, kendi aralarındaki cemaat ile de, yalnız kılarken de, ezan ve ikâmet okur. Yalnız kılanın yanında, arkadaşları kılıyorsa, ezanı terk edebilir. Seferî olan kimse, bir evde yalnız kılarken de, ezan ve ikâmet okur. Çünkü, camide okunan, onun namazı için sayılmaz. Seferî olanlardan bazısı, evde ezan okursa, sonra kılanlar okumaz.

***

Sual: Ortak mülklerde, binalarda yapılan masraflar, ortaklardan mı alınır? Ortaklardan biri ödemeye yanaşmazsa ne yapılır?

Cevap: Bu konuda Mecellenin 1308. maddesinde deniyor ki:

"Ortak mülkün tamiri, hisselere göre ortaklaşa yapılır. Hisse sahiplerinden biri yok ise ve tamir edecek olan kimse hâkimden izin alırsa, masraftan ötekine düşen payı ondan isteyebilir."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

* Masada yemek yemek (Osman Ünlü'nün 29.7.2018 tarihli yazısı)

29 Temmuz 2018, Pazar

 

 

Masada yemek yemek

 

 

 

 

Sual: Masada yemek yemek, çatal, kaşık kullanmak, lüks arabalara binmek, sonradan çıktığı için bidat mıdır ve bunları kullanmakta dinen mahzur olur mu?

Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde deniyor ki:

"Resûlullah efendimizin ve Ondan sonra dört halifesinin devam üzere yaptıkları şeylere Sünnet denir. Sünnet-i hüdâyı terk etmek mekruhtur. Sünnet-i zâideyi terk mekruh değildir."

Abdülganî Nablüsî hazretleri, Hadîka kitabında buyuruyor ki:

"Resûlullah efendimiz, kendisinin ibadet olarak yaptığı şeyleri terk edeni inkâr etmedi ise, yani darılmadı ise, bu ibadetlere Sünnet-i hüdâ denir. Bunları devamlı yaptı ise, Sünnet-i müekkede denir. Resûlullah efendimizin âdet olarak yaptığı şeylere Sünnet-i zâide veya Müstehab denir. İyi işlere sağdan başlamak, sağ el ile yapmak, bina yapmakta, yemekte, içmekte, oturmakta, kalkmakta, yatmakta, elbisede, aletlerde yaptığı ve kullandığı şeyler böyledir. Bunları yapmamak ve un eleği, kaşık gibi âdette bidat olan şeyleri, yani sonradan ortaya çıkan âdetleri yapmak dalalet olmaz. Günah olmaz."

Bundan anlaşılıyor ki, masada yemek, çatal, kaşık kullanmak, karyolada yatmak ve konferanslarda, mekteplerde ahlak ve fen derslerinde, radyo, televizyon ve teyp kullanmak ve her çeşit nakil vasıtalarına binmek, gözlük, hesap makinesi gibi fen vasıtalarından istifade etmek caizdir. Çünkü bunlar, âdette bidattirler. Sonradan meydana çıkan şeylere Bidat denir. Âdette olan bidatleri, yenilikleri haram işlemekte kullanmak haram olur.

***

Sual: İnsan ölür ölmez, amel defteri kapanır mı, yapılan duaların, iyiliklerin ona faydası olur mu?

Cevap: Bir mümin ahirete gittikten sonra, dünyada hayratı ve hasenatı kalsa, yahut faydalı kitapları, salih çocukları kalıp, Ona dua etse, bu mümine sevap yazılır. İnsan ölünce, hayır ve şer defteri kapanmaz. Eshâb-ı kirâmdan Sa'd bin Ubâde hazretleri;

-Ya Resûlallah! Annem öldü. Ona ne iyilik yapabilirim? diye sual edince, Peygamber efendimiz;

-Su sadakası iyidir buyurdu. Dua ederken, müminlerin hepsinin ruhuna demelidir. Hepsine vasıl olur. Dua, belayı giderir. Sadaka vermek, Allahü teâlânın gadabını yumuşatır. İnsanı azaptan kurtarır. Eceli gelmemiş olan hastanın şifa bulmasına sebep olur. Allahü teâlâ dua etmeyeni sevmez.

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

* Namazın mekruhları

29 Temmuz 2018, Pazar

 

 

Namazın mekruhları

 

 

 

Sual: Namazın mekruhları nelerdir? Başı açık olarak kılınan namazın sevabı olur mu?

Cevap: (Dürr-ül-muhtâr)da ve bunun şerhi olan (Redd-ül-muhtâr)da bildirilen namazın mekruhlarından bir kısmı şunlardır:

4- Abes, yani faydasız hareketler. Meselâ elbisesi ile oynamak, mekruhtur. Namazda faydalı hareketin, meselâ, eli ile, alnındaki teri silmenin zararı olmaz. Pantolon, entari ete yapışınca, avret mahallinin şekli belli olmasın diye, bunları etten ayırmak mekruh olmaz. Tozunu silmek mekruhtur. Namazda abes hareket ve kabristanda sesle gülmek, hadîs-i şerif ile men edilmiştir. Kaşınmak abes değil ise de, bir rükünde, eli üç kere kaldırırsa, namazı bozulur.

5- İş elbisesi ile ve büyüklerin yanına çıkamayacak elbise ile ve fena kokulu elbise ve çorap ile kılmak mekruhtur. Başka elbisesi yoksa, mekruh olmaz. [Parası varsa, alması lâzımdır.] Pijama, entari gibi gecelikle kılmak mekruh değildir.

6- Ağızda, kıraate mâni olmayacak bir şey bulundurmak mekruhtur. Mâni olursa, namaz bozulur.

7- Başı açık kılmak. Namazda başı örtmeğe ehemmiyet vermediği için açık kılarsa, mekruh olur. Namaza ehemmiyet vermediği için açarsa, kâfir olur. Kesel, bir işi, istemediği için yapmamaktır. Acz, isteyip de, gücü yetmediği için yapmamaktır. Başlığı düşerse, az hareketle örtmek efdaldir. Kendini küçük göstermesi için başı açık kılmak zarar vermez ise de, yine örtmesi efdaldir. Harareti teskin ve rahatlık için açmak da mekruhtur. [Namazda başı hiç olmazsa, herhangi bir renkte olan takke ile örtmelidir. Siyah takke, Yahudilerin havra kıyafetidir sözü, din kitaplarında yoktur. Siyah başlık sünnettir.] (Tam İlmihal s. 236)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google

 

Mail grubu sayfası: Google

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

26 Temmuz 2018 Perşembe

* İman ve ibadet bilgilerini öğrenmek (Osman Ünlü'nün 28.7.2018 tarihli yazısı)

28 Temmuz 2018, Cumartesi

 

İman ve ibadet bilgilerini öğrenmek

 

 

 

 

Sual: İnanmakta, iman etmekte olsun, amel, ibadet etmekte olsun, her Müslümanın kendi mezhebinin bildirdiği hükümleri bilmesi, öğrenmesi ve buna göre amel etmesi mi gerekir?

Cevap: Her müminin İtikatta ve Amelde mezhebini öğrenmesi vaciptir. Mezhep, yol demektir. Kur'ân-ı kerimde ve hadîs-i şeriflerde kapalı bulunan bilgileri, müctehid denilen derin âlimler, ictihad ederek bulur. İtikatta mezhebimiz Ehl-i sünnet ve cemaat mezhebidir. Ehl-i sünnet ve cemaat mezhebi demek, Resûlullah efendimizin Eshâbının ve cemaatinin itikadı ve imanları demektir. Eshâb-ı kiramın her biri müctehiddir. İslâm dininin nurudur, ışığıdır. Müslümanların imamları, önderleri ve senetleridir. Onların yolundan ayrılan, Cehenneme gider. Ehl-i sünnet fırkasının imamı, önderi ikidir: Birisi Ebû Mensûr Mâ-Türîdî hazretleridir. İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretlerinin mezhebinde yetişen derin bir âlimdir. Hanefi âlimleri, bunun mezhebindedirler. İkincisi, Ebül Hasen-i Eş'arî hazretleridir. Şafii mezhebindeki âlimlerin büyüklerindendir. Çok derin âlimdir. Bu iki mezhep arasında çok az fark vardır.

***

Sual: Namaz vakitlerinde ve oruç tutmakta, hesapla bulunan takvimlere itibar edilebilir mi?

Cevap: İbadetlerin vakitlerini tayin ve tespit etmek, yani anlayıp anlatmak, din bilgisi ile olur. Fıkıh âlimleri, müctehidlerin bildirdiklerini fıkıh kitaplarında yazmışlardır. Bildirilmiş olan vakitleri, hesap etmek caizdir. Hesap ile bulunanların, din âlimleri tarafından tasdik edilmesi şarttır. Namaz vakitlerini ve kıbleyi hesap ile anlamanın caiz olduğu İbni Âbidînde ve Fetâvâ-i Şem-süddîn Remlîde yazılıdır. Mevdû'ât-ul-ulûmda deniyor ki:

"Namaz vakitlerini hesap etmek, farz-ı kifayedir. Müslümanların, namaz vaktinin başını ve sonunu güneşin hareketinden veya âlimlerin tasdik ettiği takvimlerden anlamaları farzdır."

***

Sual: Hayatta olan herhangi bir Müslüman için, "muhakkak Cennetliktir" denilebilir mi?

Cevap: Bir insanın ahirette mümin olup olmayacağı, son nefeste belli olur. Altmış senelik bir kâfir, ölümünden az önce, Müslüman olsa, ahirette mümin olarak dirilir. Peygamberlerden ve Cennete gidecekleri bildirilmiş olanlardan başka, hiç kimse için Cennetliktir denilemez. Çünkü, son nefesin nasıl olacağı bilinemez.

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

* Namazın mekruhları

28 Temmuz 2018, Cumartesi

 

 

Namazın mekruhları

 

 

 

Sual: Mekruh ne demektir ve namazın mekruhları nelerdir? Mekruh olarak kılınan namazın sevabı olur mu?

Cevap: (Dürr-ül-muhtâr)da ve bunun şerhi olan (Redd-ül-muhtâr)da bildirilen namazın mekruhlarından bir kısmı şunlardır:

Namazın mekruhları iki türlüdür: Yalnız mekruh denildiği zaman (Tahrimen mekruh) demektir ki, delilinden zan ile anlaşılan yasaklardır. Yasak olmasına bir delil, senet bulunmayıp, yapılmaması iyi olan şeye (Tenzihen mekruh) denir. Namaz içindeki vacibleri [ve müekked sünnetleri] yapmamak (Tahrimen), [müekked olmayan sünnetleri] yapmamak (Tenzihen) mekruhtur. Tenzihi mekruh helale, tahrimi mekruh harama yakındır. Mekruh olarak kılınan namaz sahih olursa da kabul olmaz. Yani, vaat edilen sevaba kavuşulamaz. Namazın mekruhlarından bir kısmını aşağıda bildireceğiz:

1- Elbiseyi giymeyip, omuzlarına alarak kılmak mekruhtur. Ceketin ve paltonun önünü kapalı veya açık bulundurmak mekruh değildir.

2- Secdeye inerken etekleri, [pantolon] paçalarını kaldırmak mekruhtur.

3- Entarinin etekleri, kolları sığalı olarak namaza durmak mekruhtur. Abdest alıp, imama yetişmek için acele edenin, kolları sığalı kalmış ise, namazda iken yavaş yavaş indirmesi lâzımdır. Nitekim namazda başlığı düşenin başına koyması efdaldir. [Görülüyor ki, dirseğe kadar kısa kol ile, atlet gömleği ile ve dizden aşağı olan kısa pantolon ile namaza durmak mekruhtur. Uzun kolu yukarı sığalı gömlekle mekruh olup, kısa kollu ile kılmak mekruh olmaz demek doğru değildir. Çünkü, bütün kitaplar, kolu veya eteği yukarı kaldırılmış diyor. Etek sıvanmaz, kaldırılıp bacak açılır. (Ni’met-i islâm) kitabında, mekruhların onbirincisinde (Erkeğin kolu açık namaza durması mekruhtur) diyor. Kolları açık namaz kılmanın mekruh olduğu, (Ma’rifetnâme)nin ikiyüzaltmışsekizinci sahifesinde de yazılıdır.] Dirsekten yukarı olursa, zararı daha çoktur. Namazda kolunu, paçasını yukarıya sığarsa, namazı bozulur. (Tam İlmihal s. 236)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google

 

Mail grubu sayfası: Google

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com