29 Mart 2018 Perşembe

* Kadınların açık ve süslü olarak sokağa çıkmaları

31 Mart 2018, Cumartesi

 

 

Kadınların açık ve süslü olarak sokağa çıkmaları

 

 

 

Sual: Kadınların açık ve süslü olarak sokağa çıkmaları câiz midir?

Cevap: Vücuda yapışık olmayan, dar olmayan elbise ile örtülü kadına şehvetsiz bakmak câizdir. Kaba avret yerleri dar elbise ile örtülmüş kadına, şehvetsiz de bakmak haramdır. Yabancı kadının iç çamaşırlarına şehvetle bakmak haramdır. Sıkı, dar örtülmüş, kaba olmayan avret yerlerine şehvetle bakmak haramdır.

Kadınların açık ve süslü olarak sokağa çıkmaları haram olduğu gibi, mahrem olmayan erkeğin bulunduğu yerlere böyle girmeleri de haramdır. Avret yeri açık olarak câmi içine girmek, daha büyük günahtır. Avret mahalli açık olan kimselerin bulunduğu yere veya haram işlenen her yere (Fısk meclisi) denir. Müslümanların, zaruret olmadıkça, fısk meclislerinde, yani fasıkların toplandığı yerde oturmalarının ve zevcelerini göndermelerinin câiz olmadığı (Bezzâziyye)de yazılıdır. İmanı olan hanımların, sokağa çıkarken baş, saç, kol, bacak gibi kaba olmayan avret yerlerini de örtmeleri bildirildi. İmanın gitmemesi için, haramdan çok korkmalıdır.] (Tam İlmihal s. 169)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google

 

Mail grubu sayfası: Google

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

* Namaz kılmayanın, dini yıkılır (Osman Ünlü'nün 31.3.2018 tarihli yazısı)

31 Mart 2018, Cumartesi

 

 

Namaz kılmayanın, dini yıkılır

 

 

 

Sual: Müslüman olduğu hâlde, namaz kılmayanın, namaza ehemmiyet vermeyenin veya şartlarını gözetmeyenin dini, imanı gider, yıkılır mı?

Cevap: Bu konuda Muhammed Ma'sûm Fârûkî hazretleri Mektûbât kitabında, bir talebesine hitaben buyuruyor ki:

"İyi biliniz ki, namaz, dinin direğidir. Namaz kılan bir insan, dinini doğrultmuş olur. Namaz kılmayanın, dini yıkılır. Namazları, müstehab zamanlarında, şartlarına ve edeblerine uygun olarak kılmalıdır. Bunlar, fıkıh kitaplarında bildirilmiştir. Namazları cemaat ile kılmalı ve birinci tekbiri imam ile birlikte almaya çalışmalıdır ve birinci safta yer bulmalıdır. Camiye geç gelip, birinci safa geçmek için, safları yarmak, cemaate eziyet vermek haramdır. Bunlardan biri yapılmazsa, matem tutmalıdır! Kâmil, olgun bir Müslüman, namaza durunca, sanki dünyadan çıkıp ahirete girer. Çünkü, dünyada Allahü teâlâya yaklaşmak, çok az nasip olur. Eğer nasip olursa, o da zılle, gölgeye, surete yakınlıktır. Ahiret ise, asla yakınlık yeridir. İşte namazda, ahirete girerek, burada nasip olan devletten hisse alır.

Bu dünyada hasret ve firak, ayrılık ateşi ile yanan susuzlar, ancak namaz çeşmesinin hayat suyu ile serinleyip rahat bulur. Büyüklük ve mabudluk sahrasında şaşırmış kalmış olanlar, namaz gelininin çadır etekleri altında vuslatın, matluba kavuşmanın kokusunu duyarak hayran olurlar. Allahü teâlânın Peygamberi buyurdu ki: (Bir mümin namaz kılmaya başlayınca, Cennet kapıları onun için açılır. Rabbi ile onun arasında bulunan perdeler kalkar. Cennette olan huru'în onu karşılar. Bu hâl, namaz bitinceye kadar devam eder.)"

***

Sual: İhlas, takva, feyiz ve Allaha yaklaşmak ne demek ve nasıl elde edilir?

Cevap: İhlas, ibadetleri, Allahü teâlâ emrettiği için yapmaktır. Ehl-i sünnet olan her müminde biraz ihlas vardır. Takva ile ve ibadet yapmakla, kendisine Feyiz denilen kalp nurları gelir. Bir velinin, evliyanın kalbinden saçılan bu feyizlerden, nurlardan alırsa, ihlası çabuk ve çok artar. Takva, haramlardan nefret etmek, haram işlemeyi hatıra bile getirmemektir. Allahü teâlâya yaklaşmak, Onun rızasına, sevmesine kavuşmak demektir. Allahü teâlânın müminlerin kalplerine gönderdiği nurlar, feyizler, ibadetleri ve takvası çok olanlara, gelmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

 

28 Mart 2018 Çarşamba

* Televizyondaki imama uyarak namaz kılmak

30 Mart 2018, Cuma

 

 

Televizyondaki imama uyarak namaz kılmak

 

 

 

Sual: Hoparlörden işitilen Kur'ân-ı kerim ve ezan seslerine ve televizyondaki imama uyarak namaz kılmak câiz midir?

Cevap: Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kıyamet yaklaşınca, Kur'ân-ı kerim mizmârdan okunur) ve (Bir zaman gelir ki, Kur'ân-ı kerim mizmârlardan okunur. Allah için değil, keyif için okunur) ve (Kur'ân-ı kerim okuyan çok kimseler vardır ki, Kur'ân-ı kerim onlara lanet eder) ve (Bir zaman gelecektir ki, Müslümanların en sefilleri, müezzinlerdir) ve (Bir zaman gelir ki, Kur'ân-ı kerim mizmârlardan okunur. Allahü teâlâ bunlara lanet eder). Mizmâr, her nevi çalgı, düdük demektir. Hoparlör de, mizmârdır. Müezzinlerin, bu hadîs-i şeriflerden korkmaları, ezanı, hoparlör ile okumamaları lâzımdır. Bazı din cahilleri hoparlörün faydalı olduğunu, sesi uzaklara götürdüğünü söylüyorlar. Peygamberimiz, (İbadetleri benden ve eshâbımdan gördüğünüz gibi yapınız! İbadetlerde değişiklik yapanlara (bidat ehli) denir. Bidat sahipleri, muhakkak Cehenneme gidecektir. Bunların hiçbir ibadetleri kabul olmaz) buyurdu. İbadetlere faydalı şeyler ilave ediyoruz demek doğru değildir. Böyle sözler, din düşmanlarının yalanlarıdır. Bir değişikliğin faydalı olup olmayacağını yalnız İslâm âlimleri anlar. Bu derin âlimlere (Müctehid) denir. Müctehidler kendiliklerinden bir değişiklik yapmazlar. Bir ilavenin, değişikliğin bidat olup olmayacağını anlarlar. Ezanı (Mizmâr) ile okumağa sözbirliği ile bidat denildi. İnsanları Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşturan yol insanın kalbidir. Kalp, yaratılışında temiz bir ayna gibidir. İbadetler, kalbin temizliğini, cilâsını arttırır. Günahlar kalbi karartır. Muhabbet yolu ile gelen feyzleri, nurları alamaz olur. Salihler bu hâli anlar, üzülür. Günâh işlemek istemezler. İbadetlerin çok olmasını isterler. Her gün beş kere namaz kılınması yerine, daha çok kılmak isterler. Günâh işlemek nefse tatlı, faydalı gelir. Bütün bidatler, günahlar, Allahü teâlânın düşmanı olan nefsi besler, kuvvetlendirir. Hoparlör ile ezan okumak böyledir. Kitaptaki, televizyondaki, imam resmi, kendisi gibidir. O imama çok benziyor ise de, imamın kendisi değildir. Televizyondaki hareketlerini görse, sesini duysa da, bunun arkasında namaz kılınmaz. (Tam İlmihal s. 168)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google

 

Mail grubu sayfası: Google

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

* Fetva ne demektir? (Osman Ünlü'nün 30.3.2018 tarihli yazısı)

30 Mart 2018, Cuma

 

 

Fetva ne demektir?

 

 

 

Sual: Zamanımızda, gazete, radyo, televizyon ve sosyal medyada, herkes kendine göre bir şeyler söylüyor, fetva veriyor. Bu söylenen ve yazılanlar gerçekten fetva oluyor mu?

Cevap: Fetva demek, herhangi bir şeyin İslâmiyetin bildirdiği hükümlere uygun olup olmadığını bildirmek demektir. Yalnız, uygundur veya caiz değildir demek, fetva olmaz. Bu cevabın, hangi fıkıh kitabının, hangi yazısından alındığını da bildirmek lazımdır. Fıkıh kitaplarına uymayan fetvalar yanlıştır. Bunlara bağlanmak ve bunlarla amel etmek caiz değildir. İslâm bilgilerini öğrenmeden, bilmeden, âyet-i kerime veya hadîs-i şerif okuyup da, bunlara kendi kafasına, kendi görüşüne göre mana verenlere İslâm âlimi denmez. Bunlar Beyrut'taki papazlar gibi, Arapça bilen bir tercüman olabilir. Ne kadar yaldızlı, parlak söyleseler ve yazsalar da, hiç kıymeti yoktur. Ehl-i sünnet âlimlerinin anladıklarına ve bunların yazdığı fıkıh kitaplarına uymayan sözleri ve yazıları Allahü teâlâ beğenmez.

***

Sual: İkindinin sünneti ile, yatsının ve öğle namazının ilk sünnetlerinin kılınışında bir fark var mıdır?

Cevap: İkindi ve yatsının ilk sünnetleri, Gayr-ı müekked sünnetlerdendir. Bunların ikinci rekatlerinde otururken, ettehıyyâtüden sonra, Allahümme salli ve Allahümme bârik sonuna kadar okunur. Ayağa kalkınca, üçüncü rekatte, önce Besmele çekmeden, Sübhaneke okunur. Halbuki, öğle namazının ilk sünneti Müekked sünnettir. Yani, kuvvetle emrolunmuştur. Sevabı daha çoktur. Bunda, birinci oturuşta, farzlarda olduğu gibi, yalnız ettehıyyâtü okunup, sonra üçüncü rekat için, hemen ayağa kalkılır. Kalkınca, önce Besmele çekip, doğruca Fâtiha okunur.

***

Sual: İnsanları aldatanları, zulmedenleri, İslâmiyeti yanlış anlatanları, başkalarına söylemek de gıybet olur mu?

Cevap: Bu konuda Redd-ül muhtâr kitabında deniyor ki:

"Gıybet haramdır. Gıybet, bir Müslümanın, din ve dünya işlerindeki gizli bir kusurunu, arkasından söylemektir. Bidat sahiplerinin ve açıkça günah işleyenlerin bu günahlarını ve Müslümanlara zulmedenlerin, alışverişte onları aldatanların bu fenalıklarını Müslümanlara duyurarak, bunların şerrinden sakınmalarına sebep olmak ve Müslümanlığı yanlış söyleyenlerin ve yazanların bu iftiralarını söylemek lazımdır, gıybet olmaz."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

 

 

* Müezzin efendinin sesi ezandır

29 Mart 2018, Perşembe

 

 

Müezzin efendinin sesi ezandır

 

 

 

Sual: Hoparlörden işitilen Kur'ân-ı kerim ve ezan sesleri, hakiki Kur'ân-ı kerim ve ezan sesi midir?

Cevap: İmamın, hâfızın, müezzinin hoparlördeki, radyodaki sesleri de, kendi sesleri değildir, benzerleridir. Bunlara uyarak kılınan namaz sahih olmaz. Kur'ân-ı kerimi ve ezanı hoparlör ile okumak, bidattir. Çünkü, ses çıkarmak için kullanılan cansız cisimlere (Mizmâr), çalgı denir. Gök gürlemesi, top, tüfek, baykuş, papağan, çalgı değildirler. Ses çıkaran eğlence âletleri, davul, dümbelek, zilli maşa, ney, kaval, hoparlör, hep çalgıdır. Çalgı, kendiliğinden ses çıkarmaz. Ses çıkarmak için, yani kullanılmaları için, davul tokmağını gergin deriye vurmak, neyi üflemek, kavala ve hoparlöre söylemek lâzımdır. Bunlardan çıkan ses, bu çalgıların hâsıl ettiği sestir. Üfleyen ve söyleyen insanın sesi değildir. Hoparlörden işitilen Kur'ân-ı kerim ve ezan sesleri, hep hoparlörün hâsıl ettiği seslerdir. İmam ve müezzin efendilerin sesleri değildir. Müezzin efendinin sesi ezandır. Çalgıdan çıkan ses ilim ve fen bakımından ve din ve ahkâm-ı islâmiyye bakımlarından müezzin efendinin sesi, yani ezan değildir. Ezana benzediği için, ezan zan edilmektedir. Ezan, müezzin efendinin, hatta, salih Müslüman erkeğin sesine denir. Bu sese benzeyen kadının, çocuğun, hoparlörün sesi ezan değildir. Başka sestir. Muhtelif çalgıların sesleri başkadırlar. Hoparlörün sesi, insan sesine çok benzediği hâlde, insan sesi değildir. Toprağa konan bir karpuz çekirdeğinden kocaman bir karpuz hâsıl oluyor. Bu karpuz o çekirdek değildir. Çekirdek çürümüş, yok olmuştur. Hoparlörün mikrofonuna söylenen söz de, yok olmakta, başka ses hâsıl olmaktadır. (Tam İlmihal s. 168)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google

 

Mail grubu sayfası: Google

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com