28 Haziran 2016, Salı | |
Ziynet olarak kullanılan altın ve gümüş zekâtı | |
Sual: Ziynet olarak kullanılan altın ve gümüşün zekâtı verilir mi? Ticaret eşyasının nisabı alış fiyatı mı yoksa satış fiyatı üzerinden mi hesaplanır? Cevap: Âlimlerin çoğuna göre, altın ile gümüş her ne hâl ve şekilde olursa olsun ve her ne niyet ile saklanırsa saklansın, zekâtı verilir. Şafii'nin sahih kavlinde ve Hanbeli mezhebinde, kadınların ziynet olarak kullandıkları altının ve gümüşün zekâtı verilmez. Ticaret eşyasının kıymeti, yani nisap hesap edildiği vakitteki alış fiyatı, alış-verişte kullanılan altın veya gümüş paradan hangisi ile nisap miktarı oluyorsa, onun ile hesap edilir. İkisi ile de nisap miktarı oluyorsa, fakirlere daha faydalı olanı ile hesap edilir. Para olarak kullanılmayan altın ve gümüş ile hesap edilmez. Hükûmet tarafından damgalı altın veya gümüş paralardan kıymeti en az olanı ile hesap edilir. Hangisi ile hesap edildi ise, yine onun ile zekât farz olduğu gündeki, yani nisap üzerinden bir sene geçtikten sonraki piyasaya göre, yeniden hesap edilen kıymetinin, yani alış fiyatının veya eşyanın kendisinin kırkta biri verilir. Altın ile gümüşün para olarak kullanılmadığı yerlerde, başka metal veya kağıt paralar, şimdi altın karşılığıdır. Böyle paralarla satın alınmış olan ticaret eşyasının ve kağıt paraların, fıtra ve kurbanın nisapları, Şeyhayne "rahmetullahi teâlâ aleyhimâ" uyarak, damgalı altın paralardan kıymeti en az olanı ile hesap edilir. Gümüş ile hesap edilmez. (Keşf-i rümûz)da diyor ki, (Eşyanın kıymetleri altın ve gümüş ile anlaşılır). (Tam İlmihâl s. 297) | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | |
26 Haziran 2016 Pazar
* Ziynet olarak kullanılan altın ve gümüş zekâtı
* Zaruret miktarı haram işlemek! (Osman Ünlü'nün 28.06.2016 tarihli yazısı)
28 Haziran 2016, Salı | |
Zaruret miktarı haram işlemek! | |
Sual: Bir Müslüman, zorda kaldığı zaman, zaruret miktarı kadar haram olan bir şeyi yapabilir mi? Cevap: Haram işlemek veya kullanmak, yalnız zaruret miktarı caiz olur. Mubah olan şeyleri, farzları yapabilecek kadar kullanmak zarurettir ve farzdır. İhtiyacı karşılamak için kullanmak, sünnettir. İhtiyaçtan fazla olan şeyin menfaati varsa, menfaati için kullanmak caiz olur. Menfaati olmadığı zaman, zararı da yoksa, ziynet olur. Vakar, hürmet, sevgi hasıl etmek ve çok şükretmek niyeti ile ziynet eşyasını kullanmanın müstehab olduğu, İbni Âbidîn, Bahr ve Hadîkada yazılıdır. Hadîkada deniyor ki: "Mubahlarda, şehrin âdetine uymamak şöhret olur. Bu ise, tahrimen mekruhtur." Ziynet eşyasını kullanmak da böyledir. Gayrimüslimlerin yaşadıkları memleketlerde, İslâmın vakarını, şerefini korumak ve şöhretten, fitneden sakınmak vaciptir. Zararlı olan şeye fudûl, abes ve mâlâyani denir. Bunu kullanmak tahrimen mekruh, farza mani olursa, haram, yani büyük günah olur. *** Sual: Hacca gitmek için biriktirilen paranın da zekâtını vermek gerekir mi? Cevap: Zekâtı, nisaba malik olduktan bir hicri sene sonra, vermek farz olur. Zekât vermek farz olduğu bu zaman, herkes için başkadır. Bu zaman, hac zamanından evvel ise, malın, paranın hepsi için zekât verilip, geri kalan para ile hacca gidilir. Zekât vermek zamanı, hac zamanına rastlarsa veya hac zamanından sonra ise, önce hacca gidilir. Hacdan sonra, elde mevcut paranın zekâtı verilir. *** Sual: Yanında erkek mahremi olmayan bir kadının hacca gitmesi dinimiz açısından uygun mudur? Cevap: Yanında erkek mahremi olmayan kadın hacca gidemez. Giderse, haccı kabul olur ise de, haramdır. Mahremi ile gidince de, otelde, tavafta, sa'yde ve taş atarken, erkekler arasına karışması haramdır ve haccın sevabını giderdiği gibi, büyük günaha girer. Ebedi mahrem erkeği bulunmayan kadın, ihtiyarlayınca, göremez olunca veya iyi olmayacak bir hastalığa yakalanınca yerine vekil gönderir. Daha önce göndermez. *** Sual: Birkaç defa yemin eden, fakat bu yeminlerini bozan bir kimse, bozduğu bu yeminlerin hepsi için bir defa mı kefaret yapar? Cevap: Birkaç defa yemin edip bu yeminlerini bozan kimsenin, bozduğu yeminlerin hepsi için ayrı ayrı kefaret yapması lazımdır. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | |
25 Haziran 2016 Cumartesi
* İbadetler üç kısımdır (Osman Ünlü'nün 27.06.2016 tarihli yazısı)
27 Haziran 2016, Pazartesi | |
İbadetler üç kısımdır | |
Sual: Dinimizin yapılmasını emrettiği ibadetler kaç kısma ayrılmakta ve bu ibadetleri, vekalet yolu ile başkasına yaptırmak mümkün olur mu? Cevap: Dinimizin yapılmasını emrettiği ibadetler üç kısımdır ki bunlar sırasıyla şöyledir: 1- Yalnız beden ile yapılan ibadetledir. Namaz, oruç, Kur'ân-ı kerim okumak, zikir böyledir. Hiç kimse, başkası yerine, bedenle yapılan ibadeti yapamaz. Herkesin kendisi yapması lazımdır. Bir kimse, bedenle yapılan ibadetler için, kendi yerine başkasını vekil edemez. 2- Yalnız mal ile yapılan ibadetlerdir. Zekât, sadaka-i fıtır, toprak mahsulleri zekatı yani uşur ve kefaretler yani fakirleri doyurmak ve giydirmek böyle ibadetlerdir. Bir kimsenin özrü olsun, olmasın, bunun mal ile yapılacak ibadetlerini başkası, bunun izni ve malı ile yapabilir. 3- Hem beden, hem mal ile yapılan ibadetlerdir. Farz olan hac böyledir. Bir kimse hayatta iken, ancak devamlı özrü olduğu zaman, bunun emri ve malı ile yerine başkası hac yapabilir. Kendine hac farz olmayan kimse, nafile hac için, özür olmadan da vekil gönderebilir. *** Sual: Bir Müslüman, farz veya nafile olarak yaptığı bütün ibadetlerinin sevabını, diri veya ölmüş olanlara hediye edebilir mi? Cevap: Bir kimse, farz olsun, nafile olsun, herhangi bir ibadeti yaparken veya yaptıktan sonra, mesela namaz, oruç, sadaka, hatm-i tehlil, Kur'ân-ı kerim okumak, zikir, tavaf, hac, ömre, evliyanın kabrini ziyaret ve meyyite kefen vermek gibi ibadet ve taatların sevabını diri veya ölü başkasına hediye edebilir. Şâfii ve Maliki mezheplerinde ise, beden ile yapılanlar hediye edilemez. İmâm-i Sübkî ve sonra gelen Şâfii âlimleri bunlar da hediye olunur dediler. Ücret ile ibadet yaptırmak veya ibadetin sevabını başkasına satmak batıldır. İbadeti yapmadan pazarlık edilirse, ücret olur. Yaptıktan sonra pazarlık edilirse, ibadeti satmak olur. *** Sual: Bir kimse, hanımının ve evdekilerin fıtrasını, onların izni olmadan da verebilir mi? Cevap: Bir kimse, hanımının ve evinde olanların fıtralarını, izinleri olmadan karıştırıp verebileceği gibi, toplamı kadar buğdayı veya değeri olan altını, bir defada, bir veya birkaç fakire verebilir. Fakat ayrı ayrı hazırlayıp, sonra karıştırması veya ayrı ayrı vermesi ihtiyatlı olur. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | |
* Altın ve gümüş zekâtı
27 Haziran 2016, Pazartesi | |
Altın ve gümüş zekâtı | |
Sual: Altın ve gümüşün zekâtı nasıl hesaplanır ve dört mezhepte de aynı mıdır? Cevap: Altın ile gümüşün ağırlığı ve ticaret eşyasının mal oluş kıymeti, nisap miktarı olduktan itibaren, bir hicrî sene, yani Arabi sene [354 gün] elde kalırsa, yıl sonunda elde bulunanın kırkta birini, zekât niyeti ile ayırıp, Müslüman fakirlere vermek farzdır. Acele edip, hemen vermek vacibtir. Özürsüz geciktirmek mekruh olur. Verirken dört mezhepte de niyet etmek ve zekât olduğunu söylemek lâzım değildir. Altının nisabı yirmi miskaldir, yani [96] gramdır. Gümüşün nisabı, ikiyüz dirhem-i şer'îdir, yani altıyüzyetmişiki [672] gramdır. Şafii mezhebinde, bir miskal [72] arpadır, takriben üçbuçuk [3,45] gram, yirmi miskal, altmışdokuz [69] gram olur ki, yaklaşık olarak dokuzbuçuk altındır. Şafii ve Hanbeli mezheplerinde de bir dirhem, iki gram ve kırkiki santigram [2,42 gr.] olur. Gümüşün nisabı da dörtyüzseksendört [484] gram olmaktadır. Maliki mezhebinde, bir miskal [72] arpa, bir dirhem ise [55] arpa olduğu (Cevâhir-üz-zekiyye)de yazılıdır. Şafii mezhebinde, bir malın zekâtı, başka cins maldan verilemez. Meselâ altın yerine gümüş ve buğday yerine arpa verilemez. Şafiilerin Hanefî mezhebini taklit ederek, mal yerine nakit vermeleri ve yedi sınıfın hepsine değil de, diledikleri bir veya birkaç sınıfa vermeleri caiz olacağı, (Kimyâ-i se'âdet)de ve İbni Hacer-i Mekkînin "rahmetullahi teâlâ aleyh" (Fetâvâ-i fıkhiyye)sinde yazılıdır. (Tam İlmihâl s. 295-296) | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | |
24 Haziran 2016 Cuma
* İnsanlardan yiyecek, giyecek istemek (Osman Ünlü'nün 26.06.2016 tarihli yazısı)
26 Haziran 2016, Pazar | |
İnsanlardan yiyecek, giyecek istemek | |
Sual: Aç, susuz olan bir kimse, başkalarından yiyecek, içecek ve başka temel ihtiyaçlarını isteyebilir mi? Cevap: Bir günlük yiyeceği bulunan kimsenin ve hiç yiyeceği yok ise de, sağlam, çalışacak, ticaret edecek hâlde olan kimsenin, yiyecek, içecek veya bunları almak için para istemesi, dilenmesi haramdır. Bunun varlığını bilerek, istediğini vermek de haramdır. İstemeden verilmesi ve verileni alması caizdir. Bu kimsenin yiyecek, içecekten başka ihtiyaçlarını mesela, elbise, ev eşyası, kira paraları istemesi caiz olur. Aç veya hasta olanın, oturacak evi olsa da, yiyecek istemesi caizdir. Bir günlük yiyeceği olan, olmasa da, çalışabilecek hâlde olan kimse, ilim öğrenmekle veya öğretmekle meşgul ise, yiyecek istemesi, yine caiz olur. Parasını harama sarf edene ve israf edene sadaka verilmez. *** Sual: Bir fakire, onu dinen zengin edecek miktarda zekât vermek uygun olur mu? Cevap: Fakirin, hiç olmazsa, bir günlük ihtiyacını karşılayacak kadar vermek müstehabtır. Borcu olmayan ve çoluk çocuğu bulunmayan fakire, nisap miktarı veya malını nisap miktarına tamamlayacak kadar zekât vermek mekruhtur. Çoluk çocuğu olan fakire, bunların her birine bölünce, nisap miktarı düşmeyecek kadar, çok zekât vermek caizdir. Zekatı, fakir olan kardeşe ve hala, amca, dayı ve teyze gibi yakın akrabaya vermek daha sevaptır. Yakınları muhtaç iken, başkalarına verirse, sevabı olmaz. *** Sual: Bir kimsenin, zekâtını, bulunduğu yerdeki fakirlere vermeyip de, başka şehir veya yerdeki fakirlere göndermesinin, vermesinin dinen mahzuru olur mu? Cevap: Zekatı başka şehre göndermek mekruh ise de, akrabaya vermek için veya kendi şehrinde fakir Müslüman bulamazsa, başka şehre göndermek caizdir. Zekatı, borcu olana vermek, fakire vermekten daha iyi olduğu Bezzâziyye fetvasında yazılıdır. Malını israf edene, haramda kullanana zekât vermenin layık olmadığı Dürr-i Yektâda yazılıdır. *** Sual: Zengin olup alacaklarını alamayan ve sıkıntıya düşen bir kimse, zekât alabilir mi? Cevap: Alacaklarını ve malını eline geçiremeyen, elindeki bononun ödeme zamanı gelmeyen zengin kimse, faizsiz ödünç veren kimse bulamazsa, ihtiyacı kadar, zekât alabilir. Malı eline geçtiği zaman, almış olduğu zekatı da, fakirlere dağıtmaz. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | |
* İhtiyaç eşyası ve zekât
26 Haziran 2016, Pazar | |
İhtiyaç eşyası ve zekât | |
Sual: İhtiyaç eşyası ne demektir ve nisap hesabına katılır mı? Zekât ve hac için ihtiyaç eşyalarının hesabı aynı mıdır? Cevap: İhtiyaç eşyası, İnsanı ölümden koruyan şeylerdir. Bunların birincisi nafakadır. Nafaka da üçtür: Yiyecek, giyecek ve evdir. Yiyecek deyince, mutfak eşyası da anlaşılır. Ev demek, ev eşyası da demektir. Binek hayvanı veya arabası, silâhları, hizmetçisi ve sanat aletleri ve lüzumlu kitapları da ihtiyaç eşyası sayılır. Hacca gitmek için de, yine bu ihtiyaç eşyasından fazla parası, malı olması lâzımdır. Nafaka, kendinin ve bakması vacib olanların nafakasıdır. Bunların ihtiyaçtan fazla olanı ve din ve meslek kitaplarından başka kitapların hepsi, hac parası için satılır ve kurban, fıtra nisabına katılır. Fakat, ticaret niyeti olmadıkça, zekât nisabına katılmaz. Hacca gitmek için, oturduğu evden fazla evi satılır. Fakat, bir evin fazla odaları satılmaz. Oturduğu evini satıp, kira ile ev tutmak lâzım değildir. Hac vakti gelmeden önce, ihtiyaç eşyası satın almak caizdir. Hac farz olduktan sonra, bunları alarak hac parasını yemek caiz değildir. Önce hacca gitmesi lâzımdır. İbni Âbidîn haccı anlatırken buyuruyor ki, (Bir senelik yiyecek veya parası nafaka sayılır. Daha fazlasını satıp hacca gidilir. Tüccarın, esnafın, sanat sahiplerinin, çiftçinin kendi memleketlerinde âdet olan sermayeleri, hac için ihtiyaç eşyasıdır. Kendinin ve bakması kendine vacib olanların nafakası, bulunduğu şehrin âdetine ve arkadaşlarına göre hesap edilir. İyi, temiz ve güzel yemek, giyinmek lâzımdır. İsraf da etmemelidir. Kul hakkı, Allahü teâlânın hakkından önce ödenir. Hacca gitmek için ödünç almamalıdır. Ödemesi muhakkak ise alınabilir). İhtiyaç eşyasını almak için ve cenaze masrafının yapılması için ayırdığı para nisap hesabına katılır. Yalnız bu parası bulunan kimse, nisap miktarı olduğu günden bir sene sonra, yine nisap miktarından az olmazsa, elinde kalan bu paranın zekâtını verir. Çünkü, zekât, fıtra ve kurban için, ihtiyaç eşyasına malik olmak şart değildir. Bu eşyadan elde bulunanı nisaba katılmaz. (Tam İlmihâl s. 295) | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | |





























