| 31 Mart 2010, Çarşamba | |
| Gayrimüslime hizmet | |
| Sual: Şimdi bir Müslümanın, Avrupa’ya gidip gayrimüslimlere hizmet etmesi caiz midir? CEVAP Gayrimüslimlerin ülkesinde kâfire ücretle hizmet etmek caizdir. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki: Ücretle kâfirin şarabını taşımak, kilise tamir etmek ve Hıristiyana zünnar gibi küfür alametlerini satmak İmam-ı a’zama göre caizdir. Müslüman müşteriye, Mecusi mesti yapmak veya fasık elbisesi dikmek mekruhtur; çünkü Mesusilere ve fasıklara benzemeye sebep olmaktır. (Redd-ül-muhtar) Hiçbir dinde, kâfir ülkesinde çalışmak ve kâfire hizmet yasak değildi. Dinimizde de böyle bir yasak yoktur. Şimdiki Müslümanların, Avrupa’ya çalışmaya gitmesi gibi, Mekke Müslümanları da, Habeşistan’a hicret etmişler, orada gayrimüslimlerin işlerinde çalışmışlardı. Hazret-i Yusuf, peygamber olduğu halde, kulların sıkıntıda olduğunu görüp, kâfir reisten vazife istedi. Böylece insanlara hizmet etti. O halde, kullara hizmet edeceğini bilen ve bunu kendinden başka yapacak kimsenin bulunmadığını gören kimsenin, bu vazifeye bir zalimin geçmesini önlemek ve Müslümanlara hizmet etmek için, gayrimüslim olan âmirden bile vazife istemesinde, imamlık, müftülük, vaizlik, öğretmenlik gibi devlet memurluğunu talep etmesinde mahzur yoktur. Bir iyilik yapamasa da, hiç olmazsa Müslümanların zararına çalışmayı önlemek de, ibadet olur. Geçerli bir mazereti olmadıkça, vazifeden istifa etmek de, bunun için caiz değildir. (Yusuf aleyhisselamın dininde gayrimüslime hizmet caizdi, Müslümanlıkta yoktur) demenin de ilmî kıymeti yoktur. Gayrimüslime hizmet ederek çalışmak, her dinde vardır. Kâfirler arasında kalıp, malından, canından korkanın, onlara kalben değil de, dilden sevgi göstermesi caizdir. Peygamberim diyen yalancı Müseyleme, doğru söyleyen bir sahabiyi şehid etmişti. O sahabinin inancını gizlemesi de caizdi. Nitekim müşrikler, Hazret-i Ammar’a, babası Hazret-i Yasir ve annesi Sümeyye hatuna işkence edip, (Lat ve Uzza putu, Muhammed’in dininden iyidir de) derler, demeyince de işkenceyi artırırlardı. Nihayet ana babası işkenceyle şehid edildiler. Hazret-i Ammar, kâfirlerin zorlamaları üzerine dediklerini diliyle söyledi. Ammar kâfir oldu dedikleri zaman, Resulullah efendimiz, (Ammar kâfir olmadı, o baştan ayağa imanla doludur) buyurdu. Demek ki küfür olan bir sözü, böyle durumlarda yalnız dille söylemek caizdir. Resulullah efendimiz, Hazret-i Ammar’a, (Müşrikler eziyet ederse, yine böyle söyle) buyurdu. (İbni Asakir, İ. Mace)
| |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
29 Mart 2010 Pazartesi
* Gayrimüslime hizmet (Mehmet Ali Demirbaş'ın 31.03.2010 tarihli yazısı)
* Ayise yaşı
| 30 Mart 2010, Salı | |
| Ayise yaşı | |
| Sual: Ayise yaşını hesaplarken, miladi yaşı mı, hicri yaşı mı esas almak gerekir? CEVAP Hicri yaş esas alınır. Hanefî'de 55 hicri yaşına giren ayise sayılır. Yaklaşık miladi 53 yaş 3 aylık olan kimse, hicri 55 yaşına girmiş olur. Miladi yıl, 1,0307 ile çarpılınca, hicri yıl bulunur. Hicri yıl de, 0,97023 ile çarpılınca miladi yıl bulunur. Mesela, miladi 68 yaşında olan biri, 1,0307 ile çarpılırsa, 70 bulunur. 70 hicri yaşında olan ise, 0,97023 ile çarpılırsa, yaklaşık 68 bulunur. Nikâh ve talak Sual: Erkek cünüpken, kadın hayzlıyken nikâh yapılmaz ve boşama da geçerli olmaz deniyor. Dinde böyle bir şey var mıdır? CEVAP Hayır, nikâh da, talak da geçerlidir. Hayzlıyken boşamak bid’attır, haramdır; fakat boşama yine geçerli olur. (Redd-ül-muhtar) | |
|
Dinlemek için tıklayın: |
dinlemek için tıklayın: |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
28 Mart 2010 Pazar
* Sünnetleri özürsüz terk edilmez (2) (Mehmet Ali Demirbaş'ın 30.03.2010 tarihli yazısı)
| 30 Mart 2010, Salı | |
| Sünnetleri özürsüz terk edilmez (2) | |
| Hazret-i Ebu Bekir buyurdu ki: Allahü teâlâ, farz borcu olanın nafile ibadetini, bunları ödemeden kabul etmez. (Kitab-ül Harac) İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: Nafilelerin farzlar yanındaki değeri, okyanus yanında bir damla bile değildir. (1/260) Nafile ibadet, bir farzı terk etmeye sebep olursa ibadet olmaz, zararlı olur. (1/123) Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyurdu ki: (Farz namaz borcu olanın nafilesi kabul olmaz) hadis-i şerifi gösteriyor ki, farz borcu varken nafileyle meşgul olmak ahmaklıktır. Kaza borcu olanın nafile kılması, borçlunun alacaklıya hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Mümin bir tüccara benzer, farzlar sermayesi, nafileler ise kazancıdır. Sermaye kurtarılmadan kâr olmaz. (Fütuh-ul-gayb m.48) Farzı terk etmek gibi, kazasını geciktirmek de büyük günahtır. Sünnetler kılınırken kazaya da niyet edilmezse, farz olan kaza namazı geciktirilmiş, günaha girilmiş olur. Onun için sünnetleri kılarken kazaya da niyet etmeli. Böylece sünnetler kılındığı gibi, kaza borcu da ödenmiş olur. (Nevadir-i fıkhıyye) Celsede çok durmak Sual: Cemaatle namaz kılarken imamın tesbihleri üçten yani sünnetten fazla söylemesi de mekruh olduğu halde, Mekke’deki vehhabi imamları rükû ve secdeleri uzatıyorlar. Celsede sünnetten çok durmaları mekruh olmuyor mu? CEVAP Onların itikadı bozuktur. İtikadı bozuk olanın, mekruh işlemesinin ne önemi olur ki? Namazın makbul olması için, önce imanın, itikadın doğru olması gerekir. Bunlar bozuksa, namazın bütün şartlarına riayet edilse de, yine faydası olmaz. Fakiri hor görmek Sual: Mahallemizde garip, kimsesiz bir amca var. Namazında niyazında, kimseye karışmaz; fakat fakir olduğu için horlanıyor. Bir de, ahlaksız kötü birisi var; fakat zengindir. Belki işimiz düşer diye, ona da saygı gösteriliyor. Böyle davranmak uygun mudur? CEVAP Hiç kimseyi, hor ve aşağı görmek uygun değildir. Zengine zengin olduğu için ikram etmek çok kötü olduğu gibi, fakiri fakir olduğu için, hor görmek de caiz değildir. İki hadis-i şerif meali şöyledir: (En üstün kimse, malı az olduğu için değer verilmeyen mümindir.) [Deylemi] (Zengine, zenginliğinden dolayı tevazu edenin, dininin üçte ikisi gider.) [Beyheki]
| |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Seçkin maniler - 36
| |
| Herkes duyup bilecek, Bahtım bir gün gülecek, Komşunun doktor oğlu, Bana dünür gelecek. * * * Her renge boyanamam, Uyursam uyanamam, Ayrılık çok acıdır, Ölürüm dayanamam. * * * Ayak uydur çağlara, Kanma ince yağlara, Ne kadar çok kar yağmış, Güvendiğim dağlara. * * * Suda yüzer kayıklar, Çalkalanır yayıklar, Bizim köyün kızları Koca diye sayıklar. * * * Sana getirdim kiraz, Etme sakın itiraz! Önemli teklifim var, Otur yanıma biraz! * * * Sucuya saka dersin, Yalana şaka dersin, Falanca güzel desem, Kızarak kaka dersin. * * * Güvenme her dostuna, Akıl ermez kastına, Hoca, yüzer derini, Ot bastırır postuna.
|
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için www.dinimizislam.com |
* İslam harfleri
| 29 Mart 2010, Pazartesi | |
| İslam harfleri | |
| Sual: Arap alfabesine niye İslam harfleri deniyor? CEVAP Bu harfler sadece Arapçaya mahsus değildir. Din kitaplarımızda deniyor ki: Âdem aleyhisselam Cennetteyken, Cennetin her yerinde ve Arş üzerinde (La ilahe illallah Muhammedün Resulullah) yazılı gördü. Bunlar, İslam harfleriyle yazılıydı. Demek ki, o harfler, insan yapısı değildir. Dünya ve Âdem aleyhisselam yokken, o harfler vardı. Semavi olan bütün kitaplar ve sahifeler, İslam harfleriyle gönderilmiştir. (S. Ebediyye) Diğer semavi kitaplar gibi, Hud aleyhisselama gelen kitap da, İslam harfleriyle gönderildi. (Hadika, Letaif-ül-işarat) Âdem aleyhisselam Cennetten yeryüzüne indirildiğinde, kendisine gönderilen kitaplar Cennette öğrendiği İslam harfleriyle yazılıydı. İlk insanlar vahşi değildi Sual: İlk insanların vahşi olduğu söyleniyor. İlk insan Hazret-i Âdem’e, yaşamak için gerekli olan gıda, elbise, alet gibi şeyleri ve bunları elde etmenin yollarını, Allahü teâlâ bildirmedi mi? CEVAP Elbette Allahü teâlâ bildirdi. Hazret-i Âdem ve çocukları, ilimsiz, fensiz, görgüsüz değildi. Hazret-i Âdem ve ona iman eden torunları şehirlerde yaşarlardı. Okuma, yazma bilirlerdi. Demircilik, iplik yapmak, kumaş dokumak, çiftçilik gibi sanatları vardı. İslam harfleriyle gönderilen yazı, ilk insan Hazret-i Âdem’le birlikte dünyaya yayılmıştır. Daha sonra torunlarından ırklar, çeşitli diller ve alfabeler meydana çıkmıştır. (S. Ebediyye) Cenab-ı Hak, ilk insan ve ilk Peygamber olan Hazret-i Âdem’e her ilmi öğrettiği Kur’an-ı kerimde bildiriliyor. Bu husustaki bir hadis-i şerif de şöyledir: (Âdem, Cennetten dünyaya inince, Hak teâlâ, ona her sanatı, her ilmi öğretti.) [Taberani] Bu vesikalar gösteriyor ki, ilk insanlar vahşi değildi. Taş, tunç devri gibi devirlerin yalan olduğu pek açıktır, ilimle alakası yoktur. Evrimcilerin ve devrimcilerin uydurmasıdır. Onlar, kendi nazariyelerine bilim derler. Evrim tenkit edilse, siz bilime karşı çıkıyorsunuz diye Müslümanları kötülemeye çalışırlar. Dinimiz kesinlikle ilme karşı değildir. Zaten din ayrı ilim ayrı değildir. Fen ilmi İslami ilimlerin bir koludur. Din, ilme aykırı demek, evrimci ve devrimcilerin bir iftirasıdır. | |
|
Dinlemek için tıklayın: |
dinlemek için tıklayın: |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
27 Mart 2010 Cumartesi
* Sünnetler özürsüz terk edilmez (Mehmet Ali Demirbaş'ın 29.03.2010 tarihli yazısı)
| 29 Mart 2010, Pazartesi | |
| Sünnetler özürsüz terk edilmez | |
| Sual: Sünnetleri kılarken kazaya da niyet edince, sünnet de kılınmış oluyor, sünnetler terk edilmiş olmuyor. Peki, hiç sünnet kılınmasa günah olmaz mı? CEVAP Bu hususta din kitaplarımızda bildirilenleri nakledelim: 1- İbni Hümam buyuruyor ki: Sünnetleri kılmamak, sevablarına ve yüksek derecelere kavuşmamaya sebep olur. (Cevhere, Dürr-ül-münteka, Redd-ül-muhtar, Tahtavi) 2- Müekked ve gayri müekked sünnetleri terk etmek günah olmaz. Bunları terk eden, yalnız sevablarına ve yüksek derecelere kavuşamaz ve azarlanır. (Halebî-yi sagir) 3- Sabahın sünneti çok faziletli olmasına rağmen, kılmayan için bir ceza bildirilmedi. (Tahavi) 4- Sünnetleri özürsüz terk eden, günaha girmezse de, sorguya çekilip, azarlanır. (S. Ebediyye) Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Saçları dağınık biri gelip, Resulullaha sordu: — Ya Resulallah İslam nedir? — Günde beş vakit namaz kılmaktır. — Beşten fazla değil mi? — Hayır, nafile kılmak isteyen kılabilir. Bir de yılda bir ay Ramazan orucu vardır. — Bundan başka, oruç yok mu? — Nafile olarak tutmak isteyen tutabilir. Bir de zengin için malının zekâtı vardır. — Bundan fazlası var mıdır? — İsteyen nafile olarak sadaka verebilir. — Vallahi bundan ne fazla, ne de noksan yaparım. — Bunları yapan mümin, kurtuluşa erer.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai] Bu hadis-i şerifi esas alan bazı âlimler, nafile ibadetler yapılmasa da, sünnetler kılınmasa da, farzları noksansız yapmak gerektiğini bildirmişlerdir. Bununla beraber, beş vakit namazın sünnetlerini özürsüz terk etmemeli; çünkü kılınmış olan farzlardaki noksanlar, bu sünnetlerle tamamlanır. Kaza borcu olan, sünnet ve nafile kılarken, kazaya da niyet etmelidir. Farzın önemini bildiren birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir: (En faziletli cihad, farzları ifa etmektir.) [İ. Ahmed] (Herkes nafileyle meşgulken, siz farzları yapmaya çalışın!) [Miftah-ün-necat] (Farzı yapmakla Allah’a yaklaşıldığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşılamaz.) [Beyheki] (Farz ibadetleri yapan, insanların en âbidi olur.) [İbni Adiy] (Kazaya kalmış namaz borcu olanın, nafile namazları kabul olmaz.) [Dürret-ül fahire] (Devamı var)
| |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Seçkin maniler - 35
| |
| İpek gömlek giyemem, Haram lokma yiyemem, Kalbimde yaşayanı, Çekinirim diyemem. * * * Kurular, yaşlar geldi, Başıma taşlar geldi, Hatıranı okurken, Gözümden yaşlar geldi. * * * Yollar uzak varılmaz, Geç kalsam da darılmaz, Yaram gayet derindir, Öyle kolay sarılmaz. * * * Engellerden atlarım, Kırıldı kanatlarım, Sen gelinceye kadar, Ben burada çatlarım. * * * Uğramıyor yanıma, Dokunuyor kanıma, Eltim kaza geçirmiş, Darısı kaynanama. * * * Benden bir şey saklıyor, Ara sıra yokluyor, Elinde kırmızı gül, Bana bakıp kokluyor. *** Günü güne eklerim, Hoca, boşa mı çıkar, Şu benim emeklerim?
|
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için www.dinimizislam.com |