8 Ekim 2024 Salı

* Hadis-i şerifi rehber edinmek (Osman Ünlü Hocanın 08.10.2024 tarihli yazısı)

8 Ekim 2024, Salı

Hadis-i şerifi rehber edinmek

Sual: Bir Müslümana, hayatı boyunca kendisine rehberlik eden hadis-i şerifler var mıdır?

Cevap: Bu konuda İmâm-ı Şiblî hazretleri buyuruyor ki:

“Dörtyüz hocadan ders okudum. Bunlardan dört bin hadis-i şerif öğrendim. Bütün bu hadislerden bir tanesini seçip kendimi ona uydurdum, çünkü kurtuluşu ve saadet-i ebediyyeye kavuşmayı bunda buldum ve bütün nasihatleri hep bunun içinde gördüm. Seçtiğim hadis-i şerifte, Peygamber efendimiz bir Sahabiye buyuruyor ki:

(Dünya için, dünyada kalacağın kadar çalış! Âhiret için, orada sonsuz kalacağına göre çalış! Allahü teâlâya, muhtaç olduğun kadar itaat et! Cehenneme dayanabileceğin kadar günah işle!)

Sual: Bir dükkânı kiralayan kimse, kiraladıktan sonra, bir müddet o dükkânda iş yapmasa, yine kirasını öder mi?

Cevap: Bir dükkânı kiralayıp teslim alan kimse, bir müddet iş yapmayıp, dükkân kapalı kalsa, kirayı yine tam vermesi lazımdır.

Sual: Bir yeri, dükkânı senelik olarak kiralayıp böyle sözleşme yapmanın mahzuru olur mu?

Cevap: Bir yeri kiralarken, bir senelik olmak üzere, her aylığı şu kadar liraya olarak kiralamak caiz olduğu gibi, senelik olarak toptan söylemek de caizdir.

Sual: Bir kimse, kiraladığı yerde, kira sözleşmesi anında söylediği işi değiştirirse, mülk sahibi, o sözleşmeden vazgeçebilir mi?

Cevap: Kiracı, bir dükkânı kiralarken yapacağı işi söyleyip sonra bu işi veya sanatını değiştirir, iflas eder yahut başka şehre yerleşirse kira akdi, sözleşmesi fesih yani geçersiz olur.

Sual: Bir haftada yaparsan şu kadar para, iki haftada bitirirsen şu kadar para veririm diye bir usta ile pazarlık yapmak uygun olur mu?

Cevap: Terziye kumaş verip, bir haftada dikersen yüz lira, iki haftada dikersen elli lira veririm demek, İmâmeyne göre caizdir. Dükkânda terzilik yaparsan, kirası yüz lira, demircilik yaparsan ikiyüz lira demek de caizdir.

Sual: Parçalanarak öldürülmüş olan bir kimsenin, sadece bedeninin yarısı bulunsa bunun cenaze namazı kılınır mı?

Cevap: Bir kimsenin cesedi ortasından biçilmiş, bölünmüş olsa, yalnız bedenin yarısı bulunsa, o yarım bedenin cenaze namazı kılınmaz.

Cesedi, parça parça olmuş ve her parçası başka bir yerde olan meyyitin de cenaze namazı kılınmaz. Fakat, o parçaları bir araya getirseler, cenaze namazı kılınır.

 

Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız...

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

Radyo

Huzura Doğru
TV

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

7 Ekim 2024 Pazartesi

* Kaza namazı kılarken ezan ve ikamet okumak

7 Ekim 2024, Pazartesi

Kaza namazı kılarken ezan ve ikamet okumak

Sual: Kaza namazı kılarken kırda, camide veya evde ezan ve ikamet okunur mu?

Cevap: Kırda, bostanda, yalnız veya cemaat ile kaza kılarken, erkeklerin ezanı ve ikameti yüksek sesle okumaları sünnettir. Sesi işiten insanlar, cinnîler, taşlar, kıyamette şahit olacaktır. Birkaç kazayı bir arada kılan, önce ezan ve ikamet okur. Sonraki kazaları kılarken, hepsine ikamet okur, ezan okumasa da olur.

Kadınlar, vaktinde ve kaza kılarken ezan ve ikamet okumaz.

Cami’de kaza kılan, ezan ve ikameti, kendi işiteceği kadar hafif okur. Birkaç kişi, kaza namazını camide cemaat ile kılarsa, ezan ve ikamet okunmaz. Bütün cami halkı, kaza kılarsa, bu zaman, ezan ve ikamet okunur. Zaten camide, cemaat ile kaza kılmak mekruhtur. Çünkü, namazı kazaya bırakmak, büyük günâh olup, bunu herkese bildirmek câiz değildir. Kaza namazını cemaat ile kılabilmek için, imam ve cemaatin aynı günün, aynı namazını kaza etmeleri lâzımdır. Meselâ pazar gününün öğle namazını kaza edecek kimse, salı gününün öğle namazını kaza edecek kimseye veya o pazar gününün öğle namazını eda eden kimseye uyamaz.

Evinde kaza kılan, şahitleri çoğaltmak için, ezan ve ikameti, odada işitilecek kadar, yüksek sesle okur. [Sünneti farz kazası niyeti ile kılan da böyledir.] (Tam İlmihal s. 205)

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

Radyo

Huzura Doğru
TV

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

* İnsanların geçimlerine yardımcı olmak (Osman Ünlü Hocanın 07.10.2024 tarihli yazısı)

7 Ekim 2024, Pazartesi

İnsanların geçimlerine yardımcı olmak

Sual: İnsanların terbiyesinde, nafakalarını temin etmekte yardımcı olmak da sevap mıdır?

Cevap: Bu konuda, İmâm-ı Rabbânî hazretleri, Mektûbât kitabında, bir talebesine hitaben buyuruyor ki:

“Allahü teâlânın, bir kuluna, faydalı, güzel işler yapmayı, çok kimsenin ihtiyaçlarını sağlamasını nasip etmesi, çok kimsenin ona sığınması, bu kul için pek büyük bir nimettir! Allahü teâlâ, kullarına ıyâlim demiş, çok merhametli olduğu için, herkesin rızkını, nafakasını kendi üzerine almıştır. Allahü teâlâ, bu ıyâlinden, kullarından birkaçının rızıkları, nafakaları için ve bunların yetişmeleri, rahat yaşamaları için bir kulunu görevlendirirse, bu kuluna büyük ihsan etmiş olur. Bu büyük nimete kavuşup da, bunun için şükretmesini bilen kimse, çok talihli, pek bahtiyardır. Bunun kıymetini bilip, şükretmek, kendi sahibinin, Rabbinin ıyâline, kullarına hizmet etmeyi saadet ve şeref bilmek ve Rabbinin kullarını yetiştirmekle övünmek, akıl icabıdır.”

Sual: Bir kimse, başka birinin bahçesindeki elmaları toplayıp fakirlere dağıtın diye emir verse, bu emre uyanlar, dağıttıkları elmaların bedelini öderler mi?

Cevap: Herkes, ancak kendi mülkü için emir verebilir. Başkasının malını denize at diye birisi emir verse, bu emre uyup o mal denize atılmaz, atan öder. Vekiline, borcumu, kendi malından öde dese, vekil kabul etse bile, ödemeye mecbur olmaz. Fakat, vekilde alacağı veya emanet parası varsa, o vekil, emri yapmaya, ödemeye mecburdur. Malımı satıp öde dese, bu emri, yalnız ücretli vekil yapmaya mecbur olur.

Sual: Başkasını kendisine tercih etmek güzel huylardandır deniyor. Bu tercih, ibadetler dâhil, her konuda geçerli midir?

Cevap: Bu konuda Eşbâhda deniyor ki:

“Başkasını kendine tercih etmek, isârdır ve güzel huylardandır. İsâr, muhtaç olduğu bir şeyi almayıp, muhtaç olan din kardeşine bırakmak, vermektir. İnsana lazım olan şeylerde isâr yapılır, ibadetlerde isâr yapılmaz. Mesela, taharetlenecek kadar suyu, setr-i avret edecek kadar örtüsü olan bir kimse, bunları kendisi kullanır. Bunları muhtaç olana vermez. Cemaatle namaz kılarken, birinci safdaki yerini başkasına vermez. Namaz vakti gelince abdestsiz kimsenin abdest suyunu başkasına îsâr etmesi, vermesi caiz değildir.”

 

Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız...

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

Radyo

Huzura Doğru
TV

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

4 Ekim 2024 Cuma

* Ezan kelimelerinin bildirilmesi

4 Ekim 2024, Cuma

Ezan kelimelerinin bildirilmesi

Sual: Ezan kelimeleri nasıl tespit edildi? Ezan okurken elleri kulaklara koymak gerekir mi?

Cevap: (Mevâhib-i ledünniyye)de diyor ki, (Hicretin birinci senesinde, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, Eshâb-ı kirama sordu. Kimisi, namaz vakitlerini bildirmek için, Nasara gibi nâkûs, yani çan çalalım dedi. Kimisi, Yahudiler gibi boru çalınsın dedi. Kimisi de, namaz vakti ateş yakıp yukarı kaldıralım dedi. Resûlullah, bunları kabul etmedi. Abdullah bin Zeyd bin Sa’lebe ve hazret-i Ömer rüyada ezan okumasını görüp söylediler. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” bunu beğenip, namaz vakitlerinde böyle ezan okunmasını emir buyurdu). (Medâric-ün-nübüvve) ve (Tahtâvî)de böyle yazıyor ve minarelerde ışık yakmanın, mecusilere benzediğini, bid’at olduğunu bildiriyor. [Buradan, namaz vaktini bildirmek için minarede ışık yakmanın büyük günâh olduğu anlaşılmaktadır.] (Tebyîn-ül-hakâık)da ve (Tahtâvî)de diyor ki, (Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, Bilâl-i Habeşîye, (İki parmağını kulaklarına koy! Böylece, sesin çok çıkar) buyurdu. Elleri kulaklara koyarsa iyi olur. Böyle yapmak, ezanın sünneti değil ise de, sesin çoğalmasının sünnetidir. Çünkü, rüyada, melek okurken böyle yapmamıştır. Ezan okumak için değil, okumağı, sesi arttırmak için sünnet olmuştur. Çünkü, sesini yükseltir buyurularak, sebep gösterilmiş, hikmeti bildirilmiştir. Parmaklar kulaklara konmazsa, ezan güzel olur. Konursa, sesi yükseltmesi güzel olur). Görülüyor ki, parmakları kulaklara koymak, sesi arttırdığı hâlde, ezanın sünneti değildir. Fakat, emir edilmiş olduğu için, bid’at de değildir. Bugün bazı camilerde kullanılan hoparlör, sesi yükseltiyor ise de, ezanın sünneti olmadığı, bid’at olduğu, ayrıca parmakları kulaklara kaldırmak sünnetinin terk edilmesine sebep olduğu anlaşılmaktadır. Hoparlör konan bazı camilerde minare yapılmadığı görülüyor. [(Fetâvâ-yı Hindiyye) beşinci cild, 322. ci sahifede diyor ki, (Sesi, mahalleye duyurmak için, minare yapmak câizdir. Buna lüzum yoksa, câiz değildir). Hoparlörün câiz olmadığı buradan da anlaşılmaktadır.] (Tam İlmihal s. 204)

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

Radyo

Huzura Doğru
TV

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

* İslamiyet, kılıç zoruyla yayılmadı (Osman Ünlü Hocanın 04.10.2024 tarihli yazısı)

4 Ekim 2024, Cuma

İslamiyet, kılıç zoruyla yayılmadı

Sual: Hıristiyanlar, İslamiyetin yayılmasının, kılıç zoru ile olduğunu iddia etmektedirler. Bunun gerçeklik payı var mıdır?

Cevap: Konu ile alakalı olarak Diyâ-ül Kulûb kitabında deniyor ki:

“Sadece kılıç korkusu ile din değiştirmek kolay olsaydı, Katolikler ile Protestanlar arasında, milyonlarca insanın katledilmesine, öldürülmesine sebep olan harpler olmazdı. İman esaslarında, büyük bir yakınlık olmasına rağmen, ne Katoliklerin zorlamaları ve tazyikleri Protestanları kendi imanlarından döndürebildi, ne de Protestanların vahşice zulümleri, İrlanda adasındaki katolikleri imanlarından ayırabildi. Ayrıca;

'Bir kısım insanlar cizye vermemek için İslam dinini kabul etti' denilirse, Protestanlar, dinlerine giren kimselere en az yarım kese gümüşten, beş bin kuruşa kadar maaş tahsis ettikleri ve uzun senelerden beri İslam memleketlerinde bu kadar çalıştıkları hâlde, ismi bilinen ve dinini ve kendini bilir kaç Müslümanı, Protestan yapabilmişlerdir? Hâl böyle iken;

'Hıristiyanlar, senede bir defa verdikleri cizye ismindeki beş-on kuruşa tamah ederek İslamiyeti kabul ettiler' demek kadar, ahmaklık, cahillik ve inatçılık olamaz.

Burada papazların unuttukları veya söylemek istemedikleri bir diğer husus da, gayr-i müslimlerden cizye almayı emreden İslamiyet, Müslümanların da, zekât ve uşur vermelerini emretmiştir. Müslümanların vermiş olduğu zekât ve uşur, gayr-i müslimlerin vermiş olduğu cizyeden kat kat fazladır.

Zahirî sebeplere ve kuvvete başvurmaktan sakındıklarını ve sadece ruhani olarak, Allahü teâlâya ve komşuya muhabbet ve şefkat ettiklerini ilan eden Hıristiyanların, birbirleri hakkında da yaptıkları muameleler, vahşetler ve zulümler, tarihlerde yazılıdır. Hıristiyanların yaptığı bu vahşetleri ve zulümleri okuyan bir kimse, biraz şefkat ve merhamet sahibi ise, yalnız Hıristiyanlıktan değil, böylesine vahşi fiillere sebep olmak kabiliyetinde bulunduğu için, insanlıktan bile nefret edeceği gelir.

Donatus isminde Afrika'da bir fırka kurarak, üç yüz tarihlerinde Roma kilisesine karşı gelen iki papazın, sebep olduğu ihtilallerde, papazların, kılıç ile öldürmeye müsaade etmeyip, topuz ile başları ezilerek katledilen nüfusun miktarı dört yüz bin kişi olduğu tahmin edilmektedir.”

 

Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız...

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

Radyo

Huzura Doğru
TV

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

2 Ekim 2024 Çarşamba

* Ezanı işiten yavaşça tekrar eder

2 Ekim 2024, Çarşamba

Ezanı işiten yavaşça tekrar eder

Sual: Sünnete uygun okunan ezanı tekrar etmeli midir?

Cevap: Sünnete uygun olarak okunan ezanı duyan kimse, cünüp olsa da, cami haricinde Kur’ân-ı kerim okuyor ise de, işittiğini yavaşça söylemesi sünnettir. Başka bir şey söylemez. Selama cevap vermez. Bir iş yapmaz. Ezanı işiten erkeklerin işini bırakıp, cemaate gitmesi vacibtir. Evinde ehli ile de cemaat yapabilir. Fakat, [Cami’de salih imam varsa] camie gitmek efdaldir.

Hutbe dinlerken, avret yeri açık iken, yemekte, din dersi okumakta iken ve cami içinde Kur’ân-ı kerim okurken ezan tekrar edilmez. Fakat, ezan sünnete uygun okunmuyorsa, mesela bazı kelimeleri değiştirilmiş, tercüme edilmiş ise ve bazı yerinde teganni ederek okuyorsa [veya ezan sesi, hoparlör denilen aletten geliyorsa] bunu işiten, hiçbir parçasını tekrar etmez. Fakat, bunları da hürmet ile dinlemelidir. (Tam İlmihal s. 206)

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

Radyo

Huzura Doğru
TV

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

1 Ekim 2024 Salı

* Farz borcu olanın nafile namazı (Osman Ünlü Hocanın 01.10.2024 tarihli yazısı)

1 Ekim 2024, Salı

Farz borcu olanın nafile namazı

Sual: Farz namaz borcu olanın kıldığı nafile namazlar kabul olur mu?

Cevap: Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri, Fütûh-ul gayb kitabın buyuruyor ki:

“Müminin, önce farzları yapması lazımdır. Farzlar bittikten sonra, sünnetleri yapar. Ondan sonra, diğer nafilelerle meşgul olur. Farz borcu varken, sünnet ile meşgul olmak, ahmaklıktır. Farz borcu olanın sünnetleri kabul olmaz. Hazret-i Ali'nin bildirdiği hadis-i şerifte; buyuruluyor ki:

(Üzerinde farz namazı borcu olan kimse, kazasını kılmadan nafile kılarsa, boş yere zahmet çekmiş olur. Bu kimse, kazasını ödemedikçe, Allahü teâlâ, onun nafile namazlarını kabul etmez.)

Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin yazdığı bu hadis-i şerifi şerh eden Hanefî mezhebi âlimlerinden Abdülhak-ı Dehlevî hazretleri buyuruyor ki:

“Bu haber, farz borcu olanların, sünnetlerinin ve nafilelerinin kabul olmayacağını göstermektedir. Sünnetlerin, farzları tamamlayacağını biliyoruz. Bunun manası, farzlar yapılırken, bunların kemallerine sebep olan bir şey kaçırılırsa, sünnetler, kılınan farzın kemal bulmasına sebep olur. Farz borcu olanın kabul edilmeyen sünnetleri bir işe yaramaz.”

Fütûh-ul-gaybın bu şerhi fârisî olup, İstanbul'da, Bâyezid Devlet Kütüphanesinde, 3866 numarada mevcuttur.

İbni Âbidîn hazretleri de, nafile bahsinde buyuruyor ki:

“Hadis-i şerifte; (Tamam yapılmamış olan namaz, zekât ve başka farzlar, nafileler ile tamamlanacaktır) buyuruldu. İmâm-ı Beyhekî hazretleri, bu hadis-i şerif, yapılmış olan farzların içindeki sünnetler noksan kalırsa, nafilelerle bu noksanların tamamlanacağını göstermektedir. Yoksa, yapılmamış farzların yerine nafilelerin geçeceğini bildirmiyor buyurdu. Çünkü, başka bir hadis-i şerifte; (Bir kimse, namazını tamamlamadı ise, o namazın üzerine, tamamlanıncaya kadar, nafile namazları eklenir) buyuruldu.

Bu hadis-i şerif, nafilelerin, terk edilmiş farzı değil, noksan olarak kılınmış farzı tamamlayacağını göstermekdedir buyurdu.”

İmdâdın Tahtâvî hâşiyesinde de, bu hadis-i şerif zikredilerek, sünnetlerin, kılınmış olan farzdaki kusurları tamamlayacağı bildirilmektedir. İmâm-ı Gazâlî ve İbni Arabî hazretleri gibi Hanefi mezhebinde olmayan âlimler ise, nafilelerin özür ile kaçırılan farzların yerine konacağını bildirmektedir.”

 

Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan makalelerin arşivi için tıklayınız...

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

Radyo

Huzura Doğru
TV

Dini sualler için

Üye olmak için  |  Üyelikten ayrılmak için

 

Google mail grubu sayfası

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com