5 Eylül 2019 Perşembe

* Önce din bilgilerini öğrenmeli (Osman Ünlü Hocanın 7.9.2019 tarihli yazısı)

7 Eylül 2019, Cumartesi

 

 

Önce din bilgilerini öğrenmeli

 

 

 

 

Sual: Bir kimsenin, kendisine lazım olan din, ilmihal bilgilerini öğrenmeden dünya işleri ile meşgul olması, mal, mülk, makam peşinde koşması, dinimiz açısından uygun mudur?

Cevap: Konu ile alakalı olarak İmam-ı Gazâli hazretleri, bir talebesine hitaben buyuruyor ki:

"Dünyanın nesini seversen sev, hepsine veda edeceksin! Elinden geleni yap! Fakat unutma ki, her yaptığının hesabını vereceksin! Keyfine göre yaşa! Fakat bu yaşaman uzun sürmeyecek, bir gün elbette öleceksin. Gece gündüz düşündüğün, sımsıkı sarıldığın lezzetlerden elbette ayrılacaksın. İman edilecek şeyleri akla uydurmaya, beğendirmeye uğraşmak, dinsizlerle, cahillerle, münakaşa edip, onların bozuk düşünceleri ile uğraşmak ve Kur'ân-ı kerimi öğrenmeden, namazı, abdesti, orucu, farzları, haramları okumadan, bilmeden para kazanmaya kalkışmak, herkesten fazla zengin olmak için lüzumsuz ilimlerle uğraşmak, ömrü boş yere harcamak olur. Allahü teâlâya yemin ederim ki, İsa aleyhisselamın İncilinde okudum; bir kimseyi tabuta koyduktan mezara bırakıncaya kadar; Allahü teâlâ ona kırk sual soracaktır. Birincisi, (Ey kulum! Yaşadığın kadar hep dünya için süslendin, herkesin beğenmesi, hürmet etmesi için birçok şeyler öğrendin. Benim emrettiğim şeyleri de öğrendin mi, istediklerimi yapıp, haram ettiklerimden kaçındın mı?)dır. Allahü teâlâ sana her gün soruyor: (Başkaları için neye bu kadar uğraşıyorsun? Görmüyor musun ki, tepeden tırnağa kadar benim iyiliklerim ile, ihsanlarım ile örtülüsün?) Fakat sen bunu duymuyorsun. Çocuk oyuna dalıp etrafını görmediği gibi, dünya zevkleri, nefsin arzuları seni sağır ve kör eylemiş! İlim öğrenip de, bunu kullanmamak deliliktir. İlimsiz amel de yanlış olur, kabul edilmez."

***

Sual: Yaşı büyük olan bir kimse, herhangi bir kadının sütünü içse, bu kimse, bu kadının süt çocuğu olur mu?

Cevap: Hanbeli mezhebinde, herhangi bir yaşta olan kimse, bir kadının sütünü içse, bu kadının süt çocuğu ve sütünü içtiği kadının çocukları da bunun süt kardeşi olur. Diğer üç mezhepte, ikibuçuk yaşından sonra süt içince, süt kardeş ve süt çocuk olmaz.

***

Sual: Cuma günü salevat getirmek, sadaka vermek sevap mıdır?

Cevap: Cuma günü çok salevat-ı şerife getirmek, az veya çok sadaka vermek, Cuma gününün sünnetlerindendir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

* Namaz kılarken dikkat etmeli

7 Eylül 2019, Cumartesi

 

Namaz kılarken dikkat etmeli

 

 

 

 

Sual: Namaz kılarken dikkat edilecek hususlar nelerdir?

Cevap: (Halebî)de diyor ki, başı açık namaz kılmak mekruhtur. Namazda başlığı düşerse, az hareketle, hemen başa koymalıdır. Kolları dirseklere kadar veya daha az sıvalı olarak namaza durmak mekruhtur. Namazda sıvarsa, namazı bozulur. [Kısa kollu gömlekle namaza durmak mekruh olmaktadır.] (Dürr-ül-muhtâr)da, namazın mekruhları sonunda diyor ki, (Namazı, ayakları temiz mest ve ayakkabı ile örtülü olarak kılmak, çıplak ayakla kılmaktan kat kat efdaldir. Hadîs-i şerifte örtülü ayakla kılmak emredildi.) [Ayakkabı, mest kirli iseler, ayakları temiz çorap ile örtmek sünnet olur. Namazın vacibini, sünnetini terk etmek mekruh olur. Mekruh olan namaz sahih ise de, sevabı olmaz. Camide ayakkabı ve benzerlerini arkada bırakmanın mekruh olduğu, (Berîka)da ve İbni Âbidînde, namazın mekruhlarının ve Hacda şeytan taşlamanın sonlarında yazılıdır.] (İslâm Ahlâkı s. 419)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

4 Eylül 2019 Çarşamba

* Aşure günü ve gecesi

6 Eylül 2019, Cuma

 

Aşure günü ve gecesi

 

 

 

 

Sual: Aşure günü ve gecesinin fazileti nedir ve bu gece neler yapılmalıdır?

Cevap: Aşure gecesi, Muharrem ayının onuncu gecesidir. Muharrem ayı, Kur'ân-ı kerimde kıymet verilen dört aydan biridir. Aşure, bu ayın en kıymetli gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul buyurdu. Âdem aleyhisselâmın tevbesinin kabul olması, Nuh aleyhisselâmın gemisinin tufandan kurtulması, Yunus aleyhisselâmın balığın karnından çıkması, İbrahim aleyhisselâmın Nemrudun ateşinde yanmaması, İdris aleyhisselâmın diri olarak göke çıkarılması, Yakup aleyhisselâmın, oğlu Yusuf aleyhisselâma kavuşması ve gözlerindeki perdenin kalkması, Yusuf aleyhisselâmın kuyudan çıkması, Eyüp aleyhisselâmın hastalıktan kurtulması, Musa aleyhisselâmın Kızıldenizden geçip, Firavunun boğulması ve İsa aleyhisselâmın vilâdeti ve Yahudilerin öldürmesinden kurtulup, diri olarak göke çıkarılması hep Aşure günü oldu. Nuh "aleyhisselâm" gemide aşure tatlısı pişirdiği için Müslümanların Muharremin onuncu günü aşure pişirmesi ibadet olmaz. Muhammed "aleyhisselâm" ve Eshâb-ı kiram "radıyallahü anhüm ecma'în" böyle yapmadı. Bugün aşure pişirmeği ibadet sanmak, bidattir, günahtır. Muhammed aleyhisselâmın yaptığı veya emrettiği şeyleri yapmak ibadet olur. Din kitaplarının yazmadığı, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirmediği şeyleri yapmak, sevap olmaz. Günah olur. O gün, herhangi bir tatlı yapmak, tanıdıklara ziyafet, fakirlere sadaka vermek sünnettir, ibadettir. İbni Âbidîn, beşinci cild, ikiyüzyetmişaltıncı sahifede diyor ki, (Kirpiklere sürme çekmek sünnettir. Fakat, bunu yalnız Aşure günü yapmak haramdır).

Hazret-i Hüseyin "radıyallahü anh" o gün şehit oldu diyerek, matem tutmak, dövünmek de bidattir. Günahtır. Şiiler, hazret-i Hüseyin için matem tutuyorlar. Hazret-i Hüseyni, hazret-i Ali'nin oğlu olduğu için, tapınırcasına övüyorlar. Ehl-i sünnet ise, onu Resûlullahın "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" torunu olduğu için çok seviyoruz. İslâmiyette matem tutmak yoktur. Müslümanlar, yalnız Aşure günü matem tutmaz. Kerbela faciasını hatırlayınca her zaman üzülür. Kalpleri sızlar. Gözleri kan ağlar. İslâmiyette matem tutmak olsaydı, Aşure günü değil, Resûlullahın Taif'de mübarek ayaklarının kana boyandığı ve Uhud'da mübarek dişinin kırılıp, mübarek yüzünün kanadığı ve vefat ettiği gün matem tutulurdu. (Tam İlmihal s. 356)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

* Resûlullahı, Allahü teâlâ övmüştür (Osman Ünlü Hocanın 6.9.2019 tarihli yazısı)

6 Eylül 2019, Cuma

 

 

Resûlullahı, Allahü teâlâ övmüştür

 

 

 

 

Sual: Bazı kimseler, Kasîde-i bürdede Peygamberimizin aşırı övüldüğünü söyleyerek bunu tenkit etmektedirler. Peygamberimizi övmek, dinimiz açısından uygun değil midir ki böyle tenkit ediyorlar?

Cevap: Resûlullah efendimizi, bizzat Allahü teâlâ övmüştür. Kendisi de, kendisini överek, Allahü teâlânın kendisine ihsan etmiş olduğu nimetleri saymıştır. Buhârîdeki bir hadîs-i şerifte, Peygamber efendimiz;

(Her asırda, her zamanda yaşayan insanların en iyilerinden, seçilmişlerinden dünyaya getirildim) buyurmuştur. Yine Tirmizînin bildirdiği hadîs-i şerifte;

(Allahü teâlâ, insanları yarattı. Beni insanların en iyi kısmından vücuda getirdi. Sonra, bu kısımlarından en iyisini Arabistan'da yetiştirdi. Beni bunlardan vücuda getirdi. Sonra evlerden, ailelerden en iyilerini seçip, beni bunlardan meydana getirdi. O halde, benim ruhum ve cesedim, mahlukların en iyisidir. Benim silsilem, ecdadım en iyi insanlardır) buyrulmuştur.

Peygamber efendimizin bu övmeleri, o kadar çoktur ki, İmam-ı Busayri hazretlerinin Kasîde-i bürdesindeki övmesi, onların yanında hiç kalmaktadır. Çünkü Resûlullah efendimizi övmek ibadettir. Eshâb-ı kiramın hepsi övmüşlerdir. Bunlardan Hassân bin Sâbit ve Kâ'b bin Züheyr hazretlerinin uzun övmeleri meşhurdur. Kâ'b bin Züheyr hazretleri, Peygamber efendimizi, Bânet sü'âd kasidesinde, İmam-ı Busayri hazretlerinden daha çok övmüştür. Resûlullah efendimiz, bunu beğenip, hazret-i Kâ'bın önceki kusurunu affetmiş ve mübarek hırkasını ona hediye etmişlerdir. Bu hırka-i saadet, şimdi İstanbul'da Topkapı sarayındadır.

***

Sual: Erkeklerin kırmızı ve sarı renkli elbise giymelerinin bir mahzuru var mıdır?

Cevap: Erkeklerin de her renk elbise giymeleri caiz ise de, kırmızı, sarı renkli elbise giymelerinin tenzihen mekruh olduğu bildirilmiştir. Başa giyilen başlık ve takkenin ise, kırmızı ve sarı renklerde olmasının, mekruh olmadığı sözbirliği ile bildirilmiştir. Resûlullah efendimizin ayakkabısının siyah olduğu, Şir'at-ül-islâm şerhinde yazılıdır.

***

Sual: Anne, baba, günah olan bir şeyi küçük çocuklarına yaptırırsa, bu günah çocuğun mu yoksa ana, babanın mı olur?

Cevap: Büyüklere yani ana, babaya haram olan şeyleri, kendi çocuğuna yaptıran kimse, haram, günah işlemiş olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

 

3 Eylül 2019 Salı

* İslâmiyeti yoketmek isteyenler (Osman Ünlü Hocanın 5.9.2019 tarihli yazısı)

5 Eylül 2019, Perşembe

 

 

İslâmiyeti yoketmek isteyenler

 

 

 

 

Sual: İslâmiyeti yok etmek isteyenler, hangi kılıkla İslâmiyete saldırmaktadır?

Cevap: İslâm nimetlerinin elden çıkmasına sebep olanlar iki kısımdır:

Birincileri, düşmanlıklarını açıklayan kafirler olup, bunlar silahlı kuvvetleri, propaganda vasıtaları ile İslâmiyeti yıkmaya uğraşıyorlar. Müslümanlar, bunları biliyor ve onlardan üstün olmaya çalışıyor.

İkinci kısımdakiler, kendilerine Müslüman ismini verip, din adamı tanıttırıp, Müslümanlığı, kendi akılları ile, keyiflerine uygun bir şekle çevirmeye uğraşıyor, Müslümanlık ismi altında, uydurma bir din kurmak istiyorlar. Hile ve yalanlarla, Müslümanları aldatmaya çalışıyorlar. Müslümanların çoğu bunları, bazı sözlerinden ve İslâmiyeti yıkıcı davranışlarından seziyor ise de, çok kurnaz idare edildikleri için, birçok sözleri revaç bulup, Müslümanlar arasında yerleşiyor. Müslümanlık, yavaş yavaş bozularak, bunların istedikleri, planladıkları şekle dönüyor.

Bazıları da; "Bu asırda yaşayabilmemiz için, milletçe batılılaşmalıyız" diyor. Bu sözün iki manası vardır:

Birincisi, garplıların fende, sanatta bulduklarını öğrenmek, yapmak, bunlardan istifadeye çalışmaktır ki, bunu İslâmiyet, zaten emretmektedir. Fen bilgilerini öğrenmenin farz-ı kifaye olduğu, kitaplarda bildirilmiştir. Resûlullah efendimiz;

(Hikmet yani fen ve sanat, müminin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın!) buyurmuştur. Fakat bu, garba, batıya uymak değil, ilmi, fenni onlarda bile arayıp almak ve onların üstünde olmaya çalışmaktır.

İkinci manada garblılaşmak ise, ecdadımızın doğru ve mukaddes yolunu bırakıp, batının bütün adetlerini, ahlaksızlıklarını, dinsizliklerini ve putlarını alıp, camileri kilise ve eski sanat eseri şekline sokmak, Müslümanlığa şark dini, gerilik dini, Kur'ân-ı kerime çöl kanunu, puta tapmaya, ibadete müzik karıştırmaya batı dini, modern ve medeni din demek ve İslâmiyeti bırakıp, hıristiyanlığa, musiki aletleri ile ibadete dönmeye, Dinde reform ismini vermektir.

Herkes şunu bilmelidir ki, bu milletin damarlarında dolaşan asil kan, ne bugün, ne de, onların ümitle bekledikleri günlerde, bu manada asla garplılaşmayacak ve dinsiz olmayacak, zındıkların yalanlarına aldanmayacaktır. Ecdadının mukaddesatını ayaklar altında çiğnetmeyecektir!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com