8 Temmuz 2016 Cuma

* Erkeklerin gözlerine sürme çekmesi (Osman Ünlü'nün 10.07.2016 tarihli yazısı)

10 Temmuz 2016, Pazar

Erkeklerin gözlerine sürme çekmesi

 

 

Sual: Erkeklerin gözlerine sürme çekmeleri, dinimiz açısından uygun mudur? Bazı kimseler bunun uygun olmadığını kibir alameti olduğunu söylemektedirler, bunun doğrusu nedir?

Cevap: Konu ile alakalı olarak Bahr-ür-râık kitabında deniyor ki:

"Erkeğin tedavi için sürme çekmesi caizdir. Ziynet için çekmesi ise caiz değildir. Cemal ve Ziynet kelimelerini birbirleri ile karıştırmamalıdır. Cemal, çirkinliği gidermek, vakar sahibi olmak ve şükretmek için, nimeti göstermek demektir. Gösteriş, övünmek için, nimeti göstermek, cemal olmaz, kibir olur. Nefsin zayıf, azgın olduğunu gösterir. Cemal ise, nefsin terbiye edilmiş, olgun olduğunu gösterir. (Allahü teâlâ cemildir. Cemal sahiplerini sever) hadis-i şerifi, cemal sahibi olmayı methetmektedir. Cemal için yapılan bir şey, ziynete de sebep olursa, zarar vermez. Cemal için, temiz, güzel giyinmek, helaldir, mubahtır. Kibir için giyinmek ise, haramdır, günahtır. Böyle giyinince, hâlinde, başkalarına karşı davranışında bir değişiklik olması, kibir alameti olur."

Görülüyor ki, cemal, çirkinliğe, başkalarının iğrenmelerine, hakaret etmelerine sebep olacak şeyleri yapmamak, bunları izale etmek, gidermektir. Ziynet ise, başkalarını imrendirecek, onlara üstünlük sağlayacak, övünecek şeyleri yapmaktır. Cemal için, bulunduğu yerde âdet olan şeylerden, haram olmayan en iyilerini kullanmalıdır.

***

Sual: Bir kimse, kendi anası, babası ve evladı da olsa, ondan izin almadan, onun odasına, bahçesine giremez mi?

Cevap: Konu ile alakalı olarak Hadîkada deniyor ki:

"Birinin evine, odasına, bahçesine girileceği zaman izin istemek vaciptir. Kapıya vurarak, zili çalarak veya seslenerek, mesela selam vererek izin istemeden içeri girmemelidir. Ana baba, çocuğunun, çocuk, bunların odasına gireceği zaman da izin istemelidir. İzin üç defa istenir. Birincisinde izin verilmezse, bir dakika kadar sonra, ikinci defa istemeli, yine verilmezse, üçüncü defa istemelidir. Yine izin verilmezse, dört rekât namaz kılacak kadar beklemiş ise, içeri girmemeli, gitmelidir. Kapı aralanırsa, aradığı kimseyi sormadan önce, kendini tanıtmalıdır. Telefon edince de, önce kendini tanıtmalıdır. İçeri girmeye rızası olduğu bilinen kimsenin yanına izin almadan girilebilir."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

Haftalık Bülten (08 Temmuz 2016)

Sitemize yeni eklenen soru cevaplardan, sizin için seçtiğimiz bazılarını aşağıdaki bağlantılardan okuyabilirsiniz.
SORU CEVAP VİDEOLARIMIZ
SORU - CEVAP ARŞİVİNDEN
SEYRANGAH TV BELGESEL VİDEOLARIMIZDAN
nuhKuran'ın Gaybi Haberleri
Nuh Tufanı
firavun-musibetlerKuran'ın Gaybi Haberleri
Firavuna gelen musibetler
firavun-1Kuran'ın Gaybi Haberleri
Firavun'un Boğulması
FEYYAZ YAYINLARI

Video İndir

Kuran-ı Kerim hakkında merak edilen bir çok sorunun cevabının verildiği bir eser. Kur'an'da ki şiddetli korkutmaların sırrı, müteşabih ayetlerin hikmeti, nesh ve neshin hikmeti, Kur'an'da ki tekrarların sebebi ve daha bir çok soru.

www.seyrangah.tv
ANDROID UYGULAMALARIMIZ

--
--
Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek için şu adrese e-posta gönderin:
sorularla-islamiyet+unsubscribe@googlegroups.com

---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "Sorularla Islamiyet" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için sorularla-islamiyet+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

7 Temmuz 2016 Perşembe

* İman, azalıp çoğalır mı? (Osman Ünlü'nün 09.07.2016 tarihli yazısı)

09 Temmuz 2016, Cumartesi

İman, azalıp çoğalır mı?

 

 

Sual: İman, belli şeyleri kabul edip inanmak olduğuna göre, bunda azalma, çoğalma olur mu?

Cevap: Kalpteki imanı dil ile söylemek, Müslümanların, birbirlerini tanımaları için lazımdır. Fakat söylemeyen de mümindir. Ameller, ibadetler, imandan parça değildir. Âlimlerin çoğu, mesela İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretleri böyle buyurdular. Hazret-i Ali ve İmam-ı Şâfii hazretleri iman inanmak, söylemek ve ibadetleri yapmaktır dediler. Bu sözleri, kâmil, olgun olan imanı bildirmektedir. Kalbinde iman olduğunu söyleyen kimsenin mümin olduğu söz birliği ile bildirilmiştir. İmam-ı Muhyiddîn Yahyâ Nevevî hazretleri;

"İnanılacak şeyleri inceleyerek, sebeplerini anlamakla imanın kendisi de artar. Hazret-i Ebu Bekr'in imanı ile, herhangi bir kimsenin imanı bir değildir" dedi. Bu söz, imanın kuvvetli ve zayıf olmasını göstermektedir. İmanın kendisi azalır ve çoğalır demek değildir. Hasta insanla, sağlam insanın kuvvetlerinin bir olmaması gibidir. Her ikisinin de insanlığı birdir. İnsanlıklarında azlık çokluk yoktur. İmanın azlığını çokluğunu bildiren âyet-i kerimeleri ve hadis-i şerifleri, İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretleri açıklarken;

"Eshab-ı kiram imana gelince, her şeye topluca inanmıştı. Sonra, zaman zaman birçok şeyler farz oldu. Bunlara birer birer inandılar. İmanları böylece, zamanla çoğaldı. Bu hâl, yalnız Eshab-ı kiram içindir. Sonra gelen Müslümanlar için, imanın böyle artması düşünülemez" buyurdu.

İbadetler, imanı olgunlaştırır, güzelleştirir. Ağacın dalları gibidirler. İman ibadet yapmakla çoğalmaz ve günah işlemekle azalmaz. Çünkü iman tam inanmak demektir. Bunun azalması çoğalması olmaz. Bir kalpteki imanın çoğalması demek, bunun tersi olan küfrün azalması demektir. Böyle şey olamaz. İmâm-ı Şâfii ve Ebül Hasen Eş'arî hazretleri iman azalır çoğalır buyurdular. Bu sözün, imanın kendisinin azalıp çoğalması değil, kuvvetinin azalıp çoğalması demek olduğunu Mevâkıf kitabı açıklamaktadır. İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretleri Fıkh-ı ekber kitabında buyuruyor ki:

"Yerde ve göklerde bulunanların imanları, inanılacak şeyler bakımından azalıp çoğalmaz. İtminan, yakîn bakımından azalıp çoğalır. Yani imanın kuvveti artıp azalır. Fakat yakîni, kuvveti hiç bulunmazsa, iman olmaz."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

* Hayvan zekâtı

09 Temmuz 2016, Cumartesi

Hayvan zekâtı

 

 

Sual: Hangi hayvanlardan ve ne kadar zekât verilmelidir? Saime hayvan ne demektir? Hayvan zekâtı ticaret malına eklenebilir mi?

Cevap: (Mevkûfât) kitabında buyuruyor ki: (Yılın yarıdan fazlasında parasız çayırda otlayan hayvanlar, üretmek için, [sütü için] olursa, bunlara (Saime) hayvan denir. Saime hayvan sayısı, nisap miktarı olduktan bir yıl sonra, zekâtı verilir. Yün için, yük taşımak için, binmek için olursa, saime denilmez ve zekât lâzım olmaz). Deve, sığır gibi başka cinsten saime hayvanlar, birbirlerine ve diğer ticaret eşyasına eklenmezler. Dört devenin zekâtı verilmez. Devenin nisabı beştir. Beş deve, ikiyüz dirhem gümüş karşılığı oluyor. Beş devesi olan, bir koyun verir. Sığırın nisabı otuzdur. Otuzdan az sığırı olan, bunların zekâtını vermez. Otuz sığır için bir adet, bir yaşını aşmış erkek veya dişi buzağı verilir. Koyunun nisabı kırktır. Kırktan az koyunu olan zekâtını vermez. Kırktan yüzyirmiye kadar koyunu olan, yalnız bir koyun verir. Atlar, erkek ve dişi bir arada ve çayırda, üretmek için beslenirse zekât lâzım olur. Binmek ve yük için ise, lâzım olmaz. Atın nisabı yoktur. Her at için bir miskal altın verilir. İsterse, atların kıymetini hesaplar. Kıymetleri altın nisabını dolduruyorsa, kırkta biri kadar altın verir. Deve, sığır ve koyun zekâtı olarak, değerleri kadar altın da verilebilir. (Tam İlmihâl s. 306)

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

6 Temmuz 2016 Çarşamba

* Aşırı değil orta hâlde olmalı (Osman Ünlü'nün 08.07.2016 tarihli yazısı)

08 Temmuz 2016, Cuma

Aşırı değil orta hâlde olmalı

 

 

Sual: Müslümanlardan bazısı, dinin emirlerini yapma konusunda çok aşırı gitmekte ve etrafındakilere de sıkıntı vermektedir. Böyle yapmak, davranmak dinimiz açısından doğru olur mu?

Cevap: Bu konuda Mumammed Ma'sûm hazretleri, Mektûbât kitabında buyuruyor ki:

"İşlerinizi, sözlerinizi ve ahlakınızı, dinini bilen ve seven, dindar âlimlerin sözlerine ve kitaplarına uydurmalısınız. Salih kullar gibi olmalısınız ve onları sevmelisiniz. Uykuda, yemekte ve söylemekte aşırı gitmeyip orta derecede olmalısınız. Seher vakti yani gecelerin sonunda kalkmaya gayret etmelisiniz. Bu vakitlerde istiğfar etmeyi, ağlamayı, Allahü teâlâya yalvarmayı ganimet bilmelisiniz. Salihlerle düşüp kalkmayı aramalısınız. (İnsanın dini, arkadaşının dini gibidir) hadis-i şerifini unutmayınız! Şunu, iyi biliniz ki, ahireti isteyenlerin dünya lezzetlerine düşkün olmaması lazımdır.

Mubah olan lezzetleri bırakamazsanız, hiç olmazsa, haramlardan ve şüphelilerden kaçınınız ki, ahirette kurtulmak umulsun. Fakat, her türlü altın ve gümüş eşyanın ve çayırda otlayan hayvanların ve ticaret eşyasının zekâtını ve topraktan, tarladan, ağaçtan alınan mahsullerin uşrunu da herhâlde vermek lazımdır. Bunların verilecek miktarları, fıkıh kitaplarında bildirilmiştir.

Zekâtı ve fıtraları, İslâmiyetin emrettiği kimselere seve seve vermelidir. Akrabayı ziyaret etmeli, mektupla gönüllerini almalıdır. Komşuların haklarını gözetmelidir. Fakirlere ve borç isteyenlere merhamet etmelidir. Malı, parayı, İslâmiyetin izin vermediği yerlere harcetmemeli, izin verilen yere de, israf etmemelidir. Faizden, kumarlı ve kumarsız oyunlardan sakınmalıdır. Parayı oyunlara, haramlara, çalgılara, süslenmeye, gösteriş yapmaya, öğünmeye, mal toplamaya kullanmamalıdır. Bunlara dikkat edince, mal, zarardan kurtulur ve dünyalıklar, ahiretlik hâlini alır."

***

Sual: Herhangi bir konuda münakaşa etmek, tartışmak, insanlar arasındaki dostluğu, samimiyeti giderir mi?

Cevap: Kimse ile münakaşa etmemelidir. Çünkü münakaşa, dostluğu giderir, düşmanlığı arttırır. Hiç kimseye kızmamalıdır. Hadis-i şerifte; (Gadab etme, kızma!) buyuruldu. Fitne, fesat zamanında, ineğe tapanları görünce, ineğin ağzına saman vermeli, onları kızdırmamalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com

 

 

* Uşur vermek

08 Temmuz 2016, Cuma

Uşur vermek

 

 

Sual: Uşur vermek nedir ve ne kadar vermelidir? Borcu olanın da uşur vermesi gerekir mi?

Cevap: Uşur vermek de farzdır. Topraktan alınan mahsulün zekâtına (Uşur) denir. Borcu olanın da uşur vermesi lâzımdır. İmâm-ı a'zam buyuruyor ki: (Her sebze ve meyve, az olsun, çok olsun, mahsul topraktan alındığı zaman, onda birini veya kıymeti kadar altın veya gümüşü, Müslüman fakirlere vermek farzdır). Hayvan gücü ile veya dolap, motor ile sulanan yerdeki mahsul elde edilince, yirmide biri verilir. İster onda bir, ister yirmide bir olsun, hayvan, tohum, alet, gübre, ilâç ve işçi masraflarını düşmeden evvel, vermek lâzımdır. Bir sâ'dan az mahsulün uşru verilmez. Toprağın sahibi çocuk, deli, köle olsa da, uşru verilir. Uşru vermeyenden hükümet zorla alır. Ne kadar olursa olsun, ev bahçesindeki meyve ve sebzeler için ve odun ve ot ve saman için uşur verilmez. Balın [fenni tesisat ve masraflar yapılsa dahi], pamuğun, çayın, tütünün, dağdaki ağaç meyvelerinin [meselâ zeytinlerin, üzümlerin] onda biri, uşur verilir. Zift, petrol ve tuz için uşur yoktur. Uşru verilmeyen mahsulü yemek haramdır. Yedikten sonra da, vermek lâzımdır. Çift sürmekle hâsıl olsun, bağdan hâsıl olsun, mahsulün onda birini fakir Müslümana vermeden önce yemek haramdır. Eğer ölçü ile çıkarıp, ölçü ile yedikten sonra, yediğinin de uşrunu hesap edip verirse, önce yemiş olduğu helal olur. (Tam İlmihâl s. 303)

 

 

 

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam

İnternet Radyosu

 

 

Huzura Doğru TV

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.hakikatkitabevi.net

 

www.dinimizislam.com