9 Ekim 2015 Cuma

* Duaya ilave etmek

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

10 Ekim 2015, Cumartesi

Duaya ilave etmek

 

 

Sual: (Allahümme innî es'elüke-ssıhhate vel-âfiyete vel-emânete ve hüsnel-hulkı verrıdâe bilkaderi birahmetike yâ Erhamerrâhimîn) duasını okurken, âfiyet yerine iffet demekte mahzur var mıdır?

CEVAP

Âfiyet kelimesini kaldırmadan, iffet kelimesini ilave etmenin mahzuru olmaz. Çünkü bazı hadis metinlerinde iffet kelimesi vardır. (Taberânî)

O zaman duanın mânâsı şöyle olur:

(Ey merhametlilerin en merhametlisi yüce Allah'ım, merhametin hakkı için, bana sıhhat, âfiyet, iffet ve güzel ahlâk ver, emanete riayeti ve kadere rıza göstermeyi de nasip et!)

Bu güzel dua, her zaman okunabildiği gibi, namazlarda, Salli bâriklerden sonra da okunabilir.

 

Twitter'da paylaş | Facebook'ta paylaş

 

 

Öfke ateşi

Çok kızıp öfkelenen, hem yanar hem yandırır,

Aşırı hiddetlenen, hep nefret uyandırır.

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu


Huzura Doğru TV

Bugünkü ilahi:
·
AşıkOlmadıkça

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com

 

 

* Kötü çığır açan mahvolur (Mehmet Ali Demirbaş'ın 10.10.2015 tarihli yazısı)

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

10 Ekim 2015 Cumartesi

Kötü çığır açan mahvolur

 

 

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Âhirette herkes, kul haklarından hesaba çekilir. Oradaki en büyük zorluk, kul hakkıdır. Mümin, kul hakları sebebiyle günaha girmişse, mesela birine hakaret etmişse, birinin gıybetini yapmışsa veya birine iftira etmişse, onunla helâlleşmedikçe affa uğramaz. O kimseyi arayıp bulması, bulamazsa o kimse için hac veya başka ibadetler yapıp sevabını ona bağışlaması veya o kimsenin çoluk çocuğuna bir şeyler vermesi, yani bir çareye başvurması gerekir.

Bir kimse, çok kötü bir çığır açmışsa, bir bid'at veya bir küfür yolu ihdas etmişse, bu felaketin önünü alamaz. Mesela bir kimse, din bilgilerini yanlış anlatan bir kitap çıkarsa, o bozuk kitaba göre, Allah'a yanlış iman edenler veya ibadetlere bid'at karıştıranlar, o kötülüğü işledikçe, o kitabı yazana da günah yazılır. Beş on sene sonra bu kitabın bozuk olduğunu anlasa bile, bu işi nasıl düzeltebilir? Elinden geldiği kadar, tevbesini ve önceki yazdıklarının yanlış olduğunu duyurması gerekir.

 

Kendine bağlamak felakettir!

Ehl-i sünnet âlimlerinin dinimizi doğru olarak anlatan kitaplarını dağıtmak, yaymak, bu kitapların yayılmasına vesile olan yayın yapmak çok sevabdır, ama çok da tehlikelidir. Allah korusun kötü bir şey yapılsa, bir kelime yanlış yazılsa veya konuşulsa, kendini ön plana çıkarsa, büyüklere giden yolu kesse, etrafındakileri zerre kadar da olsa büyüklerden uzaklaştırıp, kendine bağlamaya çalışsa, millet de ona sarılıp Cehenneme giderse, buna sebep olan da onlarla birlikte gider. O artık durmadan zikretse de, bin kere hacca gitse de, felaketten kurtulamaz. Çünkü kazandığı sevablar, o kul haklarını ödemeye yetmez. Bu sebepten dolayı, büyük bir zat, (Aman ha, sizin yüzünüzden kimse Cehenneme gitmesin. Sonra sizi de beraber götürür) buyuruyor.

Evlada dînî terbiyeyi vermek, güzel ahlâkı, dinini diyanetini öğretmek şöyle dursun, onun kötü yola düşmesine biz sebep olursak, onu günaha biz teşvik edersek, (İşte benim oğlum! Aferin evladım!) diyerek ateşe benzin sıkarsak, o çocuk Cehenneme giderken bizi de beraberinde götürür. Mesul olduğumuz, sözümüzün geçtiği herkes de böyledir. Çünkü onlara, (Senin buraya gelmene kim sebep oldu?) diye sorulduğunda, (Annem, babam, patronum, âmirim) deyince, (Tamam, onlar da senin yanına) denilecektir. Nitekim dünyadaki mahkemelerde de böyle yapılıyor. Yalnız suçu işleyen değil, onu azmettiren de, ona yardım eden de cezalandırılıyor.

 

Twitter'da paylaş     Facebook'ta paylaş

 

 

 

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com

 

Haftalık Bülten (09 Ekim 2015)

 
 Sorularla Islamiyet 
   
 
      Hayırlı Günler;
 

Sitemize yeni eklenen soru cevaplardan, sizin için seçtiğimiz bazılarını aşağıdaki bağlantılardan okuyabilir, pdf formatında bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

 
 
 
 
      Bülten;
 
Anarşi : karışıklık, kargaşalık, düzensizlik. Anarşilik: karışıklık çıkarmak, insanları kanunsuzluğa itmeye çalışmakAnarşist: düzen tanımaz, yıkıcı, isyancı, bozguncu. Genellikle anarşi ve terör kelimeleri birbiriyle karıştırılır. Anarşide daima kaos ve kargaşa hakimdir. Dünyada hangi yönetimi veya yönetim tarzını bulsa beğenmez, tahrip etmeğe ve ortadan kaldırmaya çalışır. Ama terör öyle...
 
 
 
 

 
 
      Soru - Cevap Arşivinden;
  
 
 
 

 
 
      Videolarımızdan;
 
muiz 
Allah'ın İsimleri
El- Muiz
muzil 
Allah'ın İsimleri
El- Muzil
semi 
Allah'ın İsimleri
Es- Semi
 
 
 
 
 
 
      Feyyaz Yayınları;
 

Video İndir

Kur'an'ın geçmişden ve gelecekten verdiği haberlerin nasıl doğru çıktığını arkeolojik çalışmalar ve tarihi kayıtlarla ispat eden müstesna bir eser.

 
 www.seyrangah.tv 
 
 
 
      Android Uygulamalarımız;
 
 
 
 
 
     
 

www.sorularlaislamiyet.com
English | Russian | German | Azerbaijani | Bulgarian | Dutch | Danish | Chinese | Spanish | Greek
Facebook | Twitter

 
 
 
 

--
--
Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek için şu adrese e-posta gönderin:
sorularla-islamiyet+unsubscribe@googlegroups.com

---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "Sorularla Islamiyet" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için sorularla-islamiyet+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

8 Ekim 2015 Perşembe

* Okunmayan kitap

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

09 Ekim 2015, Cuma

Okunmayan kitap

 

 

Sual: (Anlamadan Kur'an okumanın faydası olmaz) diyenler çıktığı gibi, şimdi de, (Okumasını bilmeyenin evinin rafında Kur'an [Mushaf] bulundurması, kitap yüklü merkebe benzer. Büyük zatların ismi yazılan levhalar da böyle okunmak içindir. Okuyamayan levha asmamalıdır) diyenler oluyor. (Yalnız Kur'an) diyen bir ilahiyatçı da, büyük zatların ismi yazılı levhaları asmanın şirk olduğunu söylüyor. Ben Kur'an okumasını az çok biliyorum, ama hattatların yazdığı levhaları okuyamıyorum. Mesela İmam-ı Rabbânî hazretlerinin isminin yazılı olduğu levhayı okuyamıyorum. Eve asmam uygun olmuyor mu? Asarsam kitap yüklü merkebe mi benzemiş olurum?

CEVAP

Söylenenler çok çirkindir. Fetâvâ-yı Hindiyye'de deniyor ki: Mushaf'ı hiç okumayıp, hayır ve bereket için evinde saklamak caizdir ve sevabdır. (S. Ebediyye)

Hattâ Mushaf'ı açıp bakmak bile sevabdır. Bir hadis-i şerif şöyledir:

(Kâbe'ye, Mushaf'a ve âlimin yüzüne bakmak ibadettir.) [Deylemî]

Görüldüğü gibi, Mushaf'ı hiç okumayıp, hayır ve bereket için evde bulundurmak sevab olduğu gibi, açıp sayfasına bakmak da ibadettir. Okuyamayanın evinde Mushaf bulundurmasını kitap yüklü merkebe benzetmek çok çirkin bir şeydir.

İmam-ı Muhammed Gazâlî'nin "rahmetullahi teâlâ aleyh" (İhyâ-ül-ulûm) kitabı, bütün âlimlerin söz birliğiyle, doğru ve yüksektir. Bir gayrimüslim, severek yapraklarını çevirirse, Müslüman olmakla şereflenir. (S. Ebediyye)

İslam harfleri kıymetli ve mübarek olduğu gibi, İhya kitabındaki bilgiler de kıymetlidir. Ama bu, İhya'nın aslı içindir. Tercümelerinde çok yanlışlıklar oluyor.

Kitap yüklü merkep tâbiri, ilmiyle amel etmeyenler içindir. Yoksa merkep gibi okuyamadığı için değildir. Çünkü merkebin vazifesi okumak değil yük taşımaktır. İlmiyle amel etmeyenler için bir benzetmedir. Cuma sûresi 5. âyetinde, ilmiyle amel etmeyen kötü din adamları, kitap yüklü merkebe benzetilmiştir. Raflarına ciltli kitap koyanların merkeplikle alakası yoktur.

Merhum hocamız, (Dînî levhalar, duvara bereket için asılır) buyurmuştur. Okumayı bilmeyen de, hangi zatın ismi olduğunu bilir ve bereketinden faydalanır. Saygı ile o ismi anarsa oraya rahmet de iner. Berekete, rahmete mâni olmaya çalışmak zamane din adamlarının çirkin bir hareketidir.

Farklı hatla yazıldığı için İmam-ı Rabbânî hazretlerinin ismi yazılı levhayı okumak gerçekten çok zor. Bilenler bile zorlanır. Bilmeyenlerin de evlerinde, mutfaklarında bulunması berekete sebep olur.

Merhum hocamız, (İmam-ı Rabbânî hazretlerinin isminin bulunduğu levhanın evde asılı bulunması, Ehl-i sünnet olmanın ve İmam-ı Rabbânî hazretlerini sevmenin bir alametidir) buyurmuştur. Şu hâlde okuyamasak da evlerimizin duvarlarında bulundurmalıyız.

Twitter'da paylaş | Facebook'ta paylaş

 

 

Hasetten kurtulmak için

Kimseye etme haset, niye onun var diye!

Hep öv, ona dua et, ayrıca ver hediye!

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu


Huzura Doğru TV

Bugünkü ilahi:
·
Aşık Oldum Allaha

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com

 

 

* Fâsıkla arkadaşlık etmek (Mehmet Ali Demirbaş'ın 09.10.2015 tarihli yazısı)

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

09 Ekim 2015 Cuma

Fâsıkla arkadaşlık etmek

 

 

Sual: Fudayl bin İyad hazretlerinin, (Huyu güzel olan bir fâsığın arkadaşlığını, huyu kötü olan sâlih birinin arkadaşlığına tercih ederim) sözü hoşuma gitmedi. Fâsıkla arkadaşlık niye tavsiye ediliyor?

CEVAP

Bu din, edep dinidir, haddini bilme dinidir. Haddini bilen övülmeye layıktır. Büyüklerin sözü tevil edilir, dine aykırı mânâ çıkarılmaz. Kesinlikle fâsıkla arkadaşlık tavsiye edilmiyor. İki uygunsuz şey mukayese ediliyor. Eskiden Rusya komünistti. (Kapitalist Amerika'yı, komünist Rusya'ya tercih ederim) derlerdi. Bu, Amerika'yı tercih demek değildir. Öldürülecek kimseye, (Kırk katır mı, kırk satır mı?) diye sorulsa, iki kötüden birini tercih etse, onu tavsiye etmiş mi olur? Mecelle'de (İki zararlıdan, hafif olanı tercih edilir) kaidesi vardır. Bu, zararlıyı tavsiye etmek demek değildir.

Biri sâlihtir, fakat huysuzdur, öteki fâsıktır, ama huyu güzeldir. Bunların biriyle yolculuk yapmaya mecbur olunca, (Fâsıkla gideriz) demek, fâsık olanı tavsiye etmiş olmayız. Zararı daha az olanı tercih etmiş oluruz.

 

"Gözüm tuttu" demek

Sual: Bir reklamda (Kalbim sevdi) deniyor. Bir başka reklamda ise (Gözüm tuttu) deniyor. Kalb tek başına nasıl sever, göz nasıl tutar?

CEVAP

Bunlar deyimdir. Genel olarak beş duyu organıyla yapılan şeyler için böyle ifadeler söylenir. Gözle görür, kulakla işitir, elle tutar, yenecek bir şeyse tadına bakar. Kokusu varsa koklar. Hepsi de uygun gelince, (Gözüm tuttu) denir. Kalble sevmek de öyle, göz görmese, kulak sesini işitmese, kalb nasıl sevecek ki? Kalb, diğer organların yardımıyla onu tanıyor ve seviyor.

Bu konu üzerinde durmamızın sebebi şudur: Vehhâbîler, Kur'anda geçen böyle deyimleri, tek mânâda anladıkları için küfre giriyorlar. Mesela Kur'an-ı kerimde (Allah'ın iki eli de sıkı değildir) ifadesi geçiyor. Buradan hâşâ (Allah'ın eli var) anlamı çıkarmak insanı küfre sürükler. (Eli sıkı olmak) bir deyimdir. (Eli sıkı değildir) demek, (Cimri değildir) demektir. (Gözümden düştün) demek, (Yanımda itibarını kaybettin) demektir. Gözle, düşmekle hiç alakası yoktur. Diğer deyimler de böyledir. Kendilerine Selefî diyerek kamufle etmeye çalışan Vehhâbîlerin, küfre düşürücü böyle sözlerinden çok sakınmalıdır.

 

Twitter'da paylaş     Facebook'ta paylaş

 

 

 

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com