BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü | ||
06 Ekim 2015, Salı | ||
Elektronik tesbih kullanmak | ||
Sual: Belediye otobüsüyle giderken, elektronik tesbihle zikir çekiyordum. Yaşlı bir amca yaklaşıp, (Peygamberimizin zamanında olmayan şeyi kullanmak yanlıştır, bid’attir. Hem de belli bir sayıda çekmeye gerek yok. Ne kadar söylendiğini Allah bilir, Melekler yazar. Belli bir sayıda çekmek yanlıştır) dedi. Ben de, (Peygamber efendimizin zamanında otobüs var mıydı? Niye otobüse bindiniz?) dedim. Amca, (Otobüse binmek ibadet değil, âdettir) dedi. Ben de, (Ben bu aletle ibadet etmiyor, sayı sayıyorum. Sayı saymak bid’at olur mu?) dedim. Amca, (Sen çok bilmiş birine benziyorsun) diyerek benimle konuşmayı kesti? Verdiğim cevap uygun mu? CEVAP Tartışmaya girmenin faydası olmaz. Çektiğimiz zikrin sayısını öğrenmek için, tesbihle, çakıl taşıyla, çekirdekle, numaratörle, mekanik veya elektronik sayaçla saymanın bir mahzuru olmaz. Sizin dediğiniz gibi, bunlarla sayı sayılıyor, ibadet edilmiyor. Sayı zihinle de, parmakla da veya herhangi bir aletle de sayılabilir. Hangisi kolaysa o tercih edilir. O amca gibi mezhepsiz bazı ilahiyatçılar da, belli sayıda zikir çekmenin, zikir aleti kullanmanın bid’at olduğunu söylüyorlar. Belki de amca onlardan etkilenmiş olabilir. Zikirleri belli sayıda çekmeyi dinimiz emrediyor. Birkaç hadis-i şerif şöyledir: (Sizden üstün olanlara yetişebileceğiniz, sizden aşağı olanları geçebileceğiniz ve sizin yaptığınız gibi yapanlar hariç, sizden başka kimsenin üstün olamayacağı bir şey öğreteyim: Her namazın sonunda 33 defa Sübhanallah, 33 defa Elhamdülillah, 33 defa Allahü ekber, bir kere de “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerike leh lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadir” söyleyin!) [Müslim] (Sabah-akşam 7 kere, “Hasbiyallahü lâ ilahe illâ hü, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil’azîm” okuyan dünya ve ahiret sıkıntılarından kurtulur.) [İbni Sünni] (Sabah veya akşam namazını kıldıktan sonra, 7 defa “Allahümme ecirnî minen-nar” diyen, o gün ölürse Cehennemden korunur.) [Nesâî] (Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) [Dâre Kutnî] (Bir kimse, sabah akşam yüz defa “Sübhânallahi ve bihamdihi” derse, o gün ve o gece hiç kimse onun kadar sevab kazanamaz.) [Deylemî] Görüldüğü gibi sayı ile tesbih çekmek dinimizin emridir. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş | ||
Vefalı kimse Göz kapar, hata görmez vefalı olan insan, İyi işleri ise, takdir eder her zaman. | ||
Bugünkü ilahi: | ||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | ||
5 Ekim 2015 Pazartesi
* Elektronik tesbih kullanmak
* Her namazda aynı sûreyi okumak (Mehmet Ali Demirbaş'ın 06.10.2015 tarihli yazısı)
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü |
06 Ekim 2015 Salı |
Her namazda aynı sûreyi okumak |
Sual: Tam İlmihâl'de, (İmamın aynı namazların aynı rekâtlarında, aynı âyetleri okumayı âdet edinmesi mekruhtur. Yalnız kılanlar için de her namaz için böyledir denildi. Ara sıra başka âyet de okumalıdır) deniyor. Bu, farz için midir? Yoksa her namaz dendiğine göre, sünnet ve nâfilelerde de aynı sûreleri okumak mekruh mudur? Ben sadece Kevser, İhlas ve Felak sûresini biliyorum. Vitirde hep bu üç sûreyi okusam mahzuru olur mu? CEVAP Tam İlmihâl'de bildirilen, farz namazlar içindir. Her namazda aynı âyetleri okumanın mekruh olması imamlar içindir. (Yalnız kılanlar için de böyledir denildi) deniyor. Denildi denince bunun zayıf kavil olduğu anlaşılır. Yani yalnız kılan farz namazlarda bile aynı sûreleri okuyabilirse de, farklı sûreler biliyorsa ara sıra onları da okuması iyi olur. Nâfile için böyle bir kayıt yoktur. Sünnetler de nâfiledir. Hattâ vitir vacib bile, sûre okuma yönünden nâfile gibidir. Yani bir kimse vitirde hep, Kevser, İhlas ve Felak sûrelerini okusa mekruh olmaz. Üç sûre bildiğinize göre, farz namazlarda, bazen Kevser ile İhlas sûresini, bazen de Kevser ile Felak sûresini okumanız iyi olur. Böylece aynı sûreleri okumamış olursunuz. Sünnetlerde aynı sûreyi okumanın mahzuru olmaz. Peygamber efendimiz, sabah namazının sünneti ile akşamın sünnetinde Kâfirun ve İhlas'ı; öğle namazının ilk dört rekât sünnetinde dört Kul'ü [Kâfirûn, İhlâs, Felak, Nas]; öğlenin son sünnetiyle yatsının son sünnetinde Felak ve Nas'ı okumuştur. Bu sûreleri, devamlı bu sünnetlerde okuyan kimse, diş ve kulunç ağrısı da görmez. (Tergib-üs salat) Sabah namazının vakti Sual: Bir arkadaş, sabah namazı vaktinin, takvimde Güneş yazılan yerde başladığını ve İşrak vaktine kadar kılınabileceğini zannettiği için, sabah namazını yıllardır hep Güneş doğar doğmaz kılıyormuş. Mekruh vakitte kıldığı için bu namazlar sahih olmadığı gibi kaza yerine de geçmiyor, değil mi? CEVAP Evet, sabah namazı yerine geçmediği gibi, kaza namazı yerine de geçmez. O namazları, mekruh vakitler dışında kaza etmek gerekir. Sabah namazı, Güneş doğana kadar kılınır. Bu vakte kadar kılınmamışsa, artık kazaya kalır. İşrak vaktine kadar kazası da kılınmaz. İşrak vaktinden sonra, öğle namazından önceki mekruh vakte kadar, sünnetiyle beraber kaza edilir. Twitter'da paylaş | Facebook'ta paylaş |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo |
4 Ekim 2015 Pazar
* Depozitolar nisaba dâhil edilir
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü | ||
05 Ekim 2015, Pazartesi | ||
Depozitolar nisaba dâhil edilir | ||
Sual: Bir hoca, (Depozitolar, alınmamış miras ve mehir malları nisaba katılmaz, ama alındığı zaman zekâtları verilir) dedi. Zekâtları verilen alacaklar niye zekât nisabına katılmıyor? CEVAP Zamane hocaları, kitaplara bakmadan, kafadan konuştukları için böyle hata ediyorlar. Depozito, emanet bırakılan paradır. Ödünç olarak verilse bile yine verenin parasıdır. Kiraya tuttuğumuz ev için, mal sahibi kırık çıkık olabilir diye teminat için bir miktar depozito alıyor. Hasar yoksa, çıkarken geri veriyor. Paramız orada emanet duruyor. Zekât nisabına elbette katarız. Ev, dükkân veya araba alırken, başkasına satmasın diye teminat olarak depozito veriyoruz. Bunları satın aldığımız zaman verdiğimiz depozitonun üstünü tamamlıyoruz. Yani depozito bizim paramızdır, karşımızdakine bağışlamış olmuyoruz. Doğalgaz, elektrik ve benzeri işler için alınan depozitolar, alınmamış miras ve mehir malları da nisaba katılır. Çünkü alacaktır. Her çeşit alacak nisaba katılır. S. Ebediyye'de, (Senetli veya itiraf olunan alacaklar, iflas edende ve fakirde de olsa nisaba katılır. Ele geçince geçmiş yılların zekâtı da verilir. Kaybolmuş, denize düşmüş, gasp olunmuş, gömüldüğü yer unutulmuş mal ve inkâr olunan alacaklar, tam mülk olmadıkları için nisap hesabına katılmaz ve ele geçerlerse önceki senelerin zekâtları verilmez) deniyor. Depozitolar inkâr edilmiyor ki, zekât nisabına katılmasın. Yine S. Ebediyye'de, (Deyn-i zaif denilen miras, mehir malları, nisap hesabına katılır. Nisap miktarı teslim aldıktan bir yıl sonra, yalnız o yılın zekâtı verilir) deniyor. Demek ki, depozitolar, miras ve mehir malları nisaba katılmaktadır. Twitter'da paylaş | Facebook'ta paylaş | ||
Ömür uçup gitti Gençlik denilen kitap, okunup geçti gitti, Şu koca ömür sanki, dokunup geçti gitti. | ||
Bugünkü ilahi: | ||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | ||
* Namaza dört şeyle girilir (Mehmet Ali Demirbaş'ın 05.10.2015 tarihli yazısı)
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü |
05 Ekim 2015 Pazartesi |
Namaza dört şeyle girilir |
Sual: İslam Ahlâkı kitabında, (Namaza dört şeyle girilir: Farz, vacib, sünnet ve müstehab ile girilir) deniyor. Bunlar nelerdir? CEVAP Hanefî mezhebinde, ellerini kulağının hizasına kaldırmak ve avuç içini kıbleye çevirmek sünnettir. Erkeklerin başparmağını kulak yumuşağına değdirmesi ve kadınların, omuz hizasına kaldırması müstehabdır. Tekbir getirmek farzdır. Tekbir getirirken Allah demek farz, ekber ile birlikte Allahü ekber denince vacib de yerine gelmiş oluyor. İmam-ı a'zama göre, Allah demekle farz yerine gelmiş olur. Fetva da böyledir. Allahü ekber ifadesinden başka şeyle namaza başlamak mekruhtur. (İbni Âbidin) Yalnız Allah deyip de, ekber denmezse vacib terk edilmiş olduğundan tahrimen mekruh oluyor. Allah-ül-kebîr veya Allahü kebîr demekle de farz yerine gelir. Allahü celle, Allahü a'zam, Er-Rahmanü ekber, Lâ ilahe illallah, Tebarekellah, Er-Rahman, El-Hâlık, Er-Rezzak derse farz yerine gelmiş olur. (Halebi) Vacibin de yerine gelmesi için, Allahü ekber diyerek namaza başlamak şarttır. Diğer üç mezhepte Allahü ekber demek farzdır. (İslam Ahlâkı) Farzları nâfile olarak yapmak Sual: S. Ebediyye'de, (Farzları nâfile olarak yapmak, müekked sünnetleri yapmaktan daha çok sevab olur) deniyor. Farzları nâfile olarak yapmak ne demektir? Bir örnek verilebilir mi? CEVAP Bir kimse öğle namazını kılsa, sonra, bazı kimseler öğleyi cemaatle kılmaya başlasalar, bu da onlara uysa, farzı nâfile olarak kılmış olur. Öğlenin farzını tekrar kılması nâfile oluyor. Bu kılınan nâfile, öğlenin sünnetinden daha çok sevab oluyor. Cemaat sevabına kavuşur. Yani 27 derece sevab alır. Sağ ayağını dikmek Sual: Yeni namaza başladım. Sağ ayağımı dikip sol ayağımın üstüne oturmakta çok zorlanıyorum. Sağ ayağımın parmakları çok acıyor. Sağ ayağımı dikmeden otursam namazım sahih olur mu? CEVAP Erkeklerin, sağ ayağını dikip, sol ayağının üzerine oturmaları sünnettir. Bir özürle sünnet terk edilirse mekruh olmaz. Yeni namaza başlayanlarda, böyle durumlar olur. Sünnete uygun oturmalı, zamanla alışılır. Birkaç ay içinde rahat oturulabilir. Twitter'da paylaş | Facebook'ta paylaş |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo |
3 Ekim 2015 Cumartesi
* İdolüm falanca demek
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü | ||
04 Ekim 2015, Pazar | ||
İdolüm falanca demek | ||
Sual: Kimi, idolünün bir artist olduğunu söylüyor, kimi de başka birini veya başka şeyi idolü olarak bildiriyor. Böyle söylemek küfür olur mu? CEVAP Küfür olmaz. İdol kelimesi, Fransızcadan gelmiştir. Bâtıl dinlerde tapınılan put, mabut anlamına geliyor. Şimdi daha çok mecaz olarak kullanılıyor. Sahasında üstünlüğü tartışmasız kabul edilen, çok sevilen, örnek alınan, hayranlık duyulan kimse veya şey demektir. (Siyasette idolüm Özal, şiirde Yunus Emre, sporda şu, ticarette bu) demek küfür olmaz. İdol, hastalık derecesinde düşkünlüğü, takıntısı olan için de kullanılıyor. (Şu kadında temizlik takıntısı vardır) yerine (Şu kadında temizlik idolü vardır) gibi. Bir de kişinin, etkisinden kendini kurtaramayıp saplandığı yersiz, saçma düşüncelere de idol deniyor. Şu kişinin şu konu üzerinde, takıntısı var yerine idolü var deniyor. Twitter'da paylaş | Facebook'ta paylaş | ||
İyilik ve kötülük Dostun da düşman olur, hep kötülük edersen, Düşmanın da dost olur, hep iyilik edersen. | ||
Bugünkü ilahi: | ||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo | ||
* Allah için yaşamak (Mehmet Ali Demirbaş'ın 04.10.2015 tarihli yazısı)
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü |
04 Ekim 2015 Pazar |
Allah için yaşamak |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, dünyayı isteyene onu verir, ama sevab vermez. Âhireti isteyene ise hem dünyayı, hem de âhireti verir, ayrıca sevab da verir. Bize gelen kötülüklerin kaynağı, nefsimizdir. Gelen her iyilik ise Allahü teâlâdandır. İyi kötü her şeyi yaratan Allah'tır. Ama kötülükleri göndermesine sebep, nefsimizdir. Kim ne isterse onu verir. Sevdiği kullarına, istedikleri her şeyi vermez. Bu onun iyiliği içindir. O kul, istediği o şeyin, aslında kendi felaketine sebep olacağını bilmez ve üzülür. Bunun için başımıza gelen her şeyi, aradığımız şeyler olarak görürsek, iki cihanda mutlu oluruz. Hakiki bir Müslümanın üzüntüsü de, sevinci de Allah içindir. Ehl-i sünnet âlimleri, (Bir mümin, bir müminle istişare ettiğinde, cevap veren, zerre kadar kendi menfaatini düşünürse, o cevaptan hayır gelmez) buyuruyorlar. Onun için bir mümin, Allah rızası için bizimle istişare ederse aradan çekilelim. Eğer az da olsa menfaatimizi düşünürsek, cevap doğru da olsa sonu felakettir. Fakat hiç menfaatimizi düşünmeden verdiğimiz cevap, yanlış da olsa, ihlâsımız sebebiyle Allahü teâlâ, o işin neticesini düzeltir. Basralı bir tüccar, Mekke-i mükerremede iken altın kesesini kaybeder, parasız kalır. Saçı sakalı uzayınca bir berbere gidip, (Benim param yok, Allah rızası için beni tıraş eder misin?) der. Berber o esnada tıraş etmekte olduğu adamı rica ederek kaldırır ve o tüccarı oturtur. Sırasını veren adam, sebebini sorar. Berber de, (Seni para için tıraş edecektim, bunu ise Allah rızası için tıraş edeceğim. Hiç Rabbimizin rızası parayla değişilir mi!) der. Tıraştan sonra berber o tüccara bir kese de altın verir, (Sen burada garipsin, al bunları, ihtiyaçlarına harcarsın) der. Tüccar, önce almak istemez, fakat ısrar üzerine, berberin samimiyetine güvenerek alır. Bir ay sonra beklediği paralar gelince yine o berbere gider, (Sen bana bir kese altın verdin ya, onu ödemeye geldim) der ve aldığı altın kesesinden daha büyük bir altın kesesi uzatır. Bunun üzerine berber, (Ben sana onu Allah rızası için verdim, Rabbimizin rızası parayla değişilmez. Alacağımı aldım zaten, lütfen onu cebine koy! Sen bana o gün "Allah rızası için" dedin, benim elim ayağım kesildi. Dünyayı versen, Rabbimin rızasını vermem. Ben zaten onun için yaşıyorum) der. Her işte Rabbimizin rızasını gözeten maksadına kavuşur. Twitter'da paylaş | Facebook'ta paylaş |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo |























