BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü |
07 Şubat 2015, Cumartesi |
Sinir hastalığının en iyi ilacı |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bütün hastalıkların başı, sinir sistemidir. Çünkü bütün organları çalıştıran, sinir sistemidir. Sinir sistemi de, vücudun başkumandanı olan kalbe tâbidir. O hâlde, sinir sisteminin düzgün çalışması için, kalbin ferah olması lazımdır. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerimde mealen, (Kalbinizin şifa bulmasını, ferahlamasını istiyorsanız, beni zikredin, Allah deyin) buyuruyor. O bakımdan, sinir hastalığının en iyi ilacı, Allah demektir, yani Onu hatırlamaktır. İki türlü şifa vardır. Biri kesin, diğeri şüphelidir. Kesin olan, yani iyileştirme ihtimali %100 olan ilaç, Kur’ân-ı kerimdir. Nitekim Kur’an-ı kerimde mealen, (Bu Kur’an şifadır) buyuruluyor. İyi gelmesi ümit edilen diğer ilaç ise, bildiğimiz tıbbi ilaçlardır. Bunların içinde de kesin olanlar vardır. Peygamber efendimiz, bazen sadece tıp ilacı kullanırdı. Bazen sadece Kur’ân-ı kerimdeki âyet-i kerimelerden istifade ederdi. Bazen de her ikisini birlikte kullanırdı. Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri, (Kur’ân-ı kerimin bir harfinde, yüz bin derde yüz bin şifa vardır) buyuruyor. Yani bir kimse, Arapça (Elif) harfini yazıp suya koysa ve içse, şifa bulur. Ya Besmele’yi yazarsa? Hazret-i Ömer’in hilafeti zamanında, biri gelip, (Yâ Emir-el mü’minin, baş ağrısından ölüyorum) diye durumunu arz eder. Hazret-i Ömer içeriye gider. Bir kâğıda bir şey yazıp kâğıdı katlar ve, (Bunu saçının arasına koy. Dikkat et, başından düşmesin. Ama kâğıdı sakın açma!) buyurur. Başı ağrıyan kimse de, açmayacağına dair söz verir. O kimse, her ne zaman kâğıdı başına koysa, ağrısı kesilir. Fakat çıkardığı zaman, ağrı tekrar başlar. Bu epey zaman bu şekilde devam eder. En sonunda bir gün, içine kurt düşer. Kendi kendine, (Bu nasıl bir şey ki, başıma koyuyorum, ağrı geçiyor. Çıkarıyorum, başım çok feci ağrıyor) diye düşünür. Etrafta kimse var mı diye baktıktan sonra, kâğıdı açar ve Hazret-i Ömer’in, Besmele’yi yazmış olduğunu görür. Fakat kâğıdı açarak verdiği sözden döndüğü için, artık o kâğıttan istifade edemez. Onun için, hikmetini anlamasak da, büyüklerin nasihatlerine uymak lazımdır. Velhâsıl, Kur’an-ı kerim mutlak şifadır. Ama ondan istifade etmek, öğrenmeye değil, hiç şüphe etmeden inanmaya bağlıdır. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com |
6 Şubat 2015 Cuma
* Sinir hastalığının en iyi ilacı (Mehmet Ali Demirbaş'ın 07.02.2015 tarihli yazısı)
5 Şubat 2015 Perşembe
* Namaz dinin direği değil mi?
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü | |||||||
6 Şubat 2015, Cuma | |||||||
Namaz dinin direği değil mi? | |||||||
| |||||||
Sual: Hoca denilen sosyalist bir yazar, (Namaz, karın doyurmaz, önce fakirin karnını doyurmalı. Namazın kazası da, cezası da yoktur. Dinin direği falan da değildir) diyor. Bu sözler küfür değil mi? CEVAP Elbette küfürdür. Bir Müslüman, namaz hakkında öyle çirkin sözler söyleyemez. Böyle söyleyen Müslüman ise küfre düşer. Müslüman olmayan da, ne söylerse söylesin, sözünün hiçbir değeri olmaz. En büyük ibadetin namaz olduğu Kur’an-ı kerimde bildiriliyor. Bir âyet-i kerime meali: (Namaz, münker ve fahşadan [edepsizlikten, akla ve dine uymayan her türlü kötülükten, her türlü günahtan] alıkoyar. Çünkü zikrullah [namaz kılmak] elbette en büyüktür. [En büyük ibadettir]) [Ankebut 45] Buradaki zikrullah, namazdır. Namaz diğer ibadetlerden daha büyüktür. (Beydâvî) Namazın önemi hakkında bazı hadis-i şerifler: (Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.) [Taberânî] (Namaz dinin direğidir, terk eden dinini yıkmış olur.) [Taberânî, Beyhekî, Deylemî] (Namazı kasten terk eden kâfirdir.) [Taberânî] (Namaz kılmayanın dini yoktur.) [İbni Nasr] (Namaz kılmayanın Müslümanlığı yoktur.) [Bezzar] (Namazı bırakanın ibadetleri kabul olmaz ve namaza başlayana kadar Allahü teâlânın himayesinden uzak kalır.) [Ebu Nuaym] (Namaz kılmayanın diğer amellerini Allahü teâlâ kabul etmez. Tevbe edinceye kadar da Allah'ın himayesinden uzak olur.) [İsfehânî] (Bizimle kâfirlik arasındaki fark namazdır. Namazı terk eden kâfir olur.) [Nesaî] (İman, namaz demektir. Namazı itina ile, vaktine ve diğer şartlarına riayet ederek kılan, mümindir.) [İbni Neccar] (Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibadet namazdır. Namaz düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namaz düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez.) [Taberânî] (Namaz, imanın başı ve Cehennemden kurtarıcıdır.) [Miftah-ul-Cenne] (Beş vakit namazı terk eden, Allah'ın hıfz ve emanından mahrum olur.) [İbni Mâce] (Her peygamberin ümmetine son nefeste vasiyeti namazdır.) [Gunye] Bu hadis-i şerifler de, namazın dinin direği olduğunu göstermektedir. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş | |||||||
Haçlı akımı Tarihselci takımı, oldu haçlı akımı, Papa destek verince, başlattılar yıkımı. | |||||||
Bugünkü ilahi: | |||||||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com | |||||||
4 Şubat 2015 Çarşamba
* Türkiye Gazetesi’ne abone bulalım
4 Şubat 2015, Çarşamba | |||||||
Türkiye Gazetesi'ne abone bulalım | |||||||
| |||||||
Bir okuyucu şiiri: Sen de bul bir abone! Bilinen kapıları, normal anahtar açar, Bazı kapıları da, makbul dualar açar, Emr-i maruf var iken, bu hizmetten kim kaçar? Birlikten kuvvet doğar, deme sakın bana ne! Bahaneyi bırakıp, sen de bul bir abone! Mübarek Hocamız ve Merhum Enver abiler, İslâm'ı yaymak için, nice emek verdiler, Hizmet imkânlarını, önümüze serdiler, Bu işin sahibi var, deme sakın bana ne! Bahaneyi bırakıp, sen de bul bir abone! İki yüz bin olur mu, buna, ne gerek deme! Ne denmişse onu yap, karışma gerisine! Zengin olmak şart değil, ihlâs yeter hepsine. Gayrette bereket var, deme sakın bana ne! Bahaneyi bırakıp, sen de bul bir abone! Maddî imkânın varsa, biraz para verirsin, Eğer imkânın yoksa, kapı kapı gezersin, Bunu da yapamazsan, kalbden dua edersin. Hizmette yok mazeret, deme sakın bana ne! Bahaneyi bırakıp, sen de bul bir abone! Tiraj artsa ne olur, diyeni duymuyoruz, Vardır elbet hikmeti, ne diye sormuyoruz, Kıymetini bilene, istek böyle diyoruz, Bulup birkaç bahane, deme sakın bana ne! Peki diyen kazanır, sen de bul bir abone! Azmi Lezzat | |||||||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com | |||||||
* Günah değil, küfür rüzgârları esiyor (Mehmet Ali Demirbaş'ın 06.02.2015 tarihli yazısı)
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü |
06 Şubat 2015, Cuma |
Günah değil, küfür rüzgârları esiyor |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her gün hastalık ve ölüm haberleri kol geziyor. Onun için bir gün daha, sıhhatimiz ve aklımız yerinde olarak, Allahü teâlâya ibadet etmek, bu hizmetlerin içinde bulunmak nimeti bize yeter. Bunun şükrünü eda etmeye gücümüz yetmez. Bir arada, beraber olmaktan daha güzel bir şey olamaz. Eskiden bir yerde sâlih bir Müslüman bulup ziyaret edebilmek, yüzünü görmek için günlerce yol gidilir, çok uğraşılırdı. Şimdi ise, akvaryumdaki balıkların, gayet rahat yaşayıp, dışarıdaki zulmetten, diğer kötü şeylerden haberi olmadığı gibi, biz de, her gün beraber olunca, içinde bulunduğumuz nimetin farkına varamıyoruz. Suda yaşayan balık, suyun kıymetini bilmez, sudan çıkarılınca, o zaman suyun kıymetini anlar ve suya kavuşmak için çırpınıp durur. Müminin yüzüne sevgiyle bakmak ibadettir. Mükâfatı ise, Mahşer günü Arş’ın altında gölgelenmektir. Birbirimizin yüzüne bakmanın, bir arada olmanın kalbe verdiği sürur ve ferahlık, başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Dışarısı yangın yeri! Merhum Hocamız çok defa, (Şimdi günah değil, küfür yani imansızlık rüzgârları esiyor) buyururlardı. Bundan korunmanın yolu, Ehl-i sünnet âlimlerini seven ve onların kitaplarını okuyan sâlihlerle bir arada bulunmaktır. Birbirimize dua etmeye mecbur ve mahkûmuz. Fitnelerin kaynadığı ve yayıldığı bir zamandayız. Bir tarafa çarpmadan, bir tarafa dokunmadan gitmek, kalp kırmadan, kul hakkından sakınarak bir iş yapmak çok zordur. Bilhassa maddî sıkıntıların olduğu yerde dedikodu çabuk yayılır. Hiçbir şekilde en ufak bir dedikoduya, fitneye sebep olacak işe ve söze razı olmamalıyız. Tarih boyunca milletler, cemiyetler, devletler hep içeriden yıkılmıştır. İçeriden olan fitne, daha tehlikeli olur. Fitneyi önlemek o kadar önemli ki, fitneye sebep olacak bir söz söyleyene sus diyen, yüz şehit sevabı alır. (Allah’tan kork, arkadaşının veya âmirinin bu kadar iyiliklerini görmeyip bir hatasını söylüyorsun, ayıptır) diyerek onu susturmalı. Mümin, müminin arkasından dua eder, münafık ise gıybet eder. Bunun ne demek olduğunu iyi anlamalıdır. Gıybet kanser gibidir. Onun için gıybete, şüpheye, suizanna sebep olabilecek şeylerden uzak durmalıyız. Hele gençlerin kafasını karıştıracak konulardan çok sakınmalı. Sadece işimize bakmalı, hizmetlerimize dört elle sarılmalıyız. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com |
* Bid'at ehline dua etmek
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekâtühü | |||||||
5 Şubat 2015, Perşembe | |||||||
Bid’at ehline dua etmek | |||||||
| |||||||
Sual: Zemahşerî gibi ölmüş bid’at ehline, yaptığımız ibadetlerin sevabını göndermek veya onlara (Allah rahmet etsin) demek caiz olur mu? CEVAP Asla caiz olmaz. Zemahşerî, fırka-i dâlle denilen 72 sapık fırkadan biri olan Mutezile itikadında idi. Bu sapık fırkalara, bid’at fırkalar da denir. İmam-ı Rabbânî hazretleri, (Bid'at ehli ile arkadaşlık, kâfirle arkadaşlık etmekten, kat kat daha fenadır. Bid'at ehlinden yılandan, canavardan kaçar gibi kaçmak gerekir) buyurdu. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Bid’at ehline sert davran! Allahü teâlâ, onlara düşmandır.) [İbni Asakir] (Onlardan kaçın! Sizi dalalete, fitneye düşürmesinler.) [Müslim] (Onlara selam vermeyin!) [İbni Mâce] (Onlarla birlikte bulunmayın, birlikte yiyip içmeyin!) [Ukaylî] (Onların cenazelerine gitmeyin!) [İbni Hibban] (Ben onlardan değilim, onlar da benden değildir. Onlara karşı cihad, kâfirlerle cihad etmek gibidir.) [Deylemî] (Ümmetim, 73 fırkaya ayrılacak, 72’si [bid’at fırkaları] Cehenneme gidecektir.) [Tirmizî] (Bid’at ehli, bid’atini terk etmedikçe, hiçbir ibadeti kabul olmaz.) [İ. Neccar] Hadîka ve Berîka’da (Bid'at ehlinin hiçbir ibadeti kabul olmaz) hadis-i şerifi açıklanırken, (İbadetleri sahih olur, fakat sevab verilmez) deniyor. Bid’at ehlinin ibadetleri sahih olsa da kabul olmaz. Kabul olmaz demek, sahih olmaz demek değildir. Sahih olur, fakat sevabı olmaz demektir. (Redd-ül-muhtar) Her çeşit günahı işleyen kimsenin kıldığı namaz, şartlarına uygunsa sahih olabilir, namaz borcundan kurtulur, fakat kabul olmaz. Yani âhirette ona, (Niçin namaz kılmadın?) diye sorulmaz. Kâfire de, (Niye namaz kılmadın, niye diğer ibadetleri yapmadın?) diye sorulmaz. Ona sadece (Niye iman etmedin?) diye sorulur. Bid’at ehline de, (Niye doğru itikat sahibi olmadın?) diye sorulur. Bid’atin diğer günahlardan daha büyük olmasının sebebi şudur: Günah işleyen kimse, suç işlemiş oluyor. Fakat bid’at çıkaran kimse, niyeti ne kadar iyi olursa olsun, dini değiştiriyor yani Allah’ın bildirdiği hükümleri beğenmeyip yeni hükümler koymaya, bizzat dinin sahibi olmaya çalışıyor. Allah adına hareket ediyor, kendi görüşünü din olarak bildiriyor. Yani kendisini hüküm koyucu ilah durumuna getiriyor. Bu bakımdan diğer bütün günahlardan daha büyük günah işlemiş oluyor. Bid’at ehlinin kendi yaptığı ibadetler kabul olmadığı gibi, onlar için yapılan dua da kabul olmaz. Çünkü, bid’at ehli olanın Cehenneme gideceklerini Peygamber efendimiz haber veriyor. Onlara af ve şefaat yoktur. Cehennemlik olan kişilere dua edilmez, (Allah rahmet etsin) denmez. Eğer bid’ati küfürse ebedî cehennemliktir, dua ile affolmaz. İbni Âbidin hazretleri, (Kâfirin affolması için dua etmek küfürdür) buyuruyor. (Redd-ül muhtar) Kaderi inkâr eden bazı mezhepsizler de, (Zemahşerî’nin tevbe etmediğini nereden biliyorsun da, ona dua etmiyorsun?) diyorlar. Elbette bilemeyiz. Peki tevbe ettiğini sen nereden biliyorsun? Bunlar bilinmediği için dinimiz zahire göre hükmeder. O tevbe etmiş olsa bile, biz tevbesini duymadığımız için, onu bid’at ehli olarak bilir ve ona dua edemeyiz. İskoçyalı Thomas Carlyle veya Alman Goethe, Müslümanlık hakkında güzel sözler söylemişlerdir. Belki de gizli Müslüman olmuşlardır. Ama biz bilmediğimiz için onları rahmetle anamayız. Bir Müslüman da kâfir olarak ölse, kâfir olduğunu bilmediğimiz için, ona dua ederiz. Bundan dolayı sorumlu da olmayız. Twitter’da paylaş | Facebook’ta paylaş | |||||||
Zamane şeyhi İlmi, ameli yoktur, doğru emeli yoktur, Hep kafadan konuşur, dinde temeli yoktur. | |||||||
Bugünkü ilahi: | |||||||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com | |||||||
















