3 Şubat 2015 Salı

* Allahü teâlâ dilediğine gaybı bildirir (Mehmet Ali Demirbaş'ın 05.02.2015 tarihli yazısı)

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

05 Şubat 2015, Perşembe

Allahü teâlâ dilediğine gaybı bildirir

 

 

(Dünden devam)

Âyet-i kerimelerde, (Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin, onlar diridir) diye ikaz ediliyor. Bunların yiyip içtikleri de bildiriliyor. (Ölü işitmez, iş yapmaz) diyenler, bu âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere karşı gelmiş oluyorlar.

Peygamberler ve evliya zatlar, şehitlerden elbette üstündür. Şehitler ölmeyince, yiyip içince, Resulullah’ın ve evliyanın ölmeyip yiyip içtikleri ve tasarrufta bulunmaları nasıl inkâr edilir ki?

Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:

(Kalbleriniz temiz olsaydı, siz de benim duyduklarımı duyardınız.) [İ. Ahmed, Taberânî]

Bu hadis-i şerifteki gibi, kalbi temiz olan Hazret-i Ömer, Medine’den İran’daki ordusunu görüp, komutanı Sariye’ye, (Dağa yanaş!) demiştir. (Şevahid-ün Nübüvve)

Yine bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:

(Geçmiş ümmetler içinde, olay meydana gelmeden önce bazı gaybları haber veren keramet ehli zatlar vardı. Ümmetimden de Ömer, onlardandır.) [Buhârî, Müslim]

Hazret-i Ömer’inki gibi, başka evliyadan da birçok keramet görülmüştür. Kur’an-ı kerim bunu bildirmektedir. (Neml 38-40, Meryem 24, Al-i İmran 37, Kehf 17, 18)

Netice: Ölü olsun, diri olsun, Allahü teâlâ dilediğine gaybı bildirir; o da gaybdan haber verir. (Avarif-ül-mearif)

 

Günü değerlendirmek

Sual: Bir günü değerlendirmek için ne yapmalı?

CEVAP

İmam-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki: Ecel gelince, bir gün izin istense de, ele geçmez. Bugün, bu nimet elimizdedir. Bugün, ecelin geldiğini, şimdi, o günde bulunduğunu, sana bir gün izin verildiğini farz et! O hâlde, bugünü elden kaçırmaktan, bununla, ebedî saadete kavuşmamaktan daha büyük ziyan olur mu?

Adevîye Hatun, sabah uyanınca (Bugün öleceğim gündür) der, akşama kadar günahlardan kaçar, ibadetlerini yapardı. Akşam olunca da, (Bu gece, öleceğim gecedir) der geceyi de değerlendirirdi.

 

Zarar vermek

Sual: Kazaen birinin arabasını çizen ve plakasını da alamayan kimse ne yapar?

CEVAP

Verdiği zarar kadar parayı, Müslüman bir fakire vermelidir.

 

Twitter’da paylaş     Facebook’ta paylaş

 

 

 

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com

 

 

* Müşteri velinimetimizdir

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

4 Şubat 2015, Çarşamba

Müşteri velinimetimizdir

 

 

Sual: Velinimet, nimet veren anlamında olduğu için, (Müşteri velinimetimizdir) demek yanlış olmuyor mu?

CEVAP

Velinimet, dolaylı yoldan veya doğrudan iyiliği dokunan kimse demektir.

TDK sözlüğünde, (Birine, yaşadıkça etkisi sürecek bir iyilik ve bağışta bulunan kimse) diye tarif ediliyor. Türkiye’de de bu anlamda kullanılıyor. Müşteri, para kazandırdığı için, maddî yönden velinimettir.

Biz de, (Okuyucu velinimetimizdir) diyoruz. Okuyucu, yazılarımızı okuyup, dînî sual sormakla bize sevab kazandırıyor. Mânevî yönden velinimetimizdir. Bir hadis-i şerif şöyledir:

(Dînî sual sormakla dört kişi sevabda ortaktır: Sual soran, cevap veren, dinleyen ve bunları sevenler.) [Ebu Nuaym]

Bize sevab gelmesine sebep olan okuyucu elbette velinimetimizdir. Maddî nimet geçicidir, mânevî nimet sonsuz kalıcıdır.

Twitter’da paylaş   |   Facebook’ta paylaş

 

 

Garibin hâli

Hem ağlar, hem ağlatır, gözünden yaş çağlatır,

Çok acıklıdır hâli, yürekleri dağlatır.

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu

Huzura Doğru
TV

Bugünkü ilahi:
·Vefakar

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com

 

 

2 Şubat 2015 Pazartesi

* Allahü teâlâ, ölüye de işittirir (Mehmet Ali Demirbaş'ın 04.02.2015 tarihli yazısı)

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

04 Şubat 2015, Çarşamba

Allahü teâlâ, ölüye de işittirir

 

 

(Dünden devam)

Evliya da, enbiya da, yaşarken gaybı bilmedikleri gibi, ölünce de bilmezler. Bundan Allahü teâlânın diledikleri müstesnadır. Yani Allahü teâlânın, yaşarken de, vefat ettikten sonra da, kendilerine gaybı bildirdikleri, bunun dışındadır. Vehhabîlerin (Ölü işitmez) demeleri de çok yanlıştır, çünkü ruh ölmez. İşiten ruhtur. Sadece enbiyanın, evliyanın ruhları değil, kâfirlerin ruhları da işitir. Ölülerin işittiklerine dair çok hadis-i şerif vardır. Birkaçı şöyledir:

(Eğer kabre konan kişi mümin ise, kabri genişletilir. Kıyamette insanlar diriltilinceye kadar kabri hoş kokularla doldurulur. Kabre konan kişi kâfir ise, demirden bir tokmakla başına vurulur. Öyle bir çığlık atar ki, cin ve insanların dışındaki bütün canlılar işitir. Kabri öyle daraltılır ki, kaburga kemikleri birbirine geçer.) [Buhârî]

(Kabir azabı vardır.) [Buhârî] (Azap diriye yapılır.)

(Kabir, ya Cennet bahçesi veya Cehennem çukurudur.) [Tirmizî]

(Ölü kabre konurken, ayak seslerini işitir.) [Buhârî] (Diri olan işitir.)

Bedir’de şunlar öldü gitti denilince, öldü denmesin diye Allahü teâlâ mealen buyurdu ki:

(Fî-sebîlillah [Allah yolunda] öldürülenlere ölü demeyin. Onlar diridir, ama siz bunu anlayamazsınız.) [Bekara 154]

Demek ki, can çıkmakla insan ölmüyor, ruhu bedenden ayrılıyor. Beden çürüse de, ruh işitiyor, iş yapıyor. Hazret-i Hızır’ın ruhunun iş yapması, yardıma koşması da böyledir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Uhud’da şehid olan kardeşlerinizin ruhları, yeşil kuşlarla Cennete gitmiştir. Onlar Cennetin ırmaklarından su içer, meyvelerinden yiyip Arş’ın gölgesinde asılı altın kandillerle giderler, istirahat ederler. Yiyeceklerin, içeceklerin lezzetini ve orada yaşanan hayatın güzelliklerini tattıkları zaman, “Allahü teâlânın bizlere neler verdiğini kardeşlerimiz bilselerdi de, cihaddan çekinmeselerdi” dediler. Allahü teâlâ da, "Ben onlara, sizin durumunuzu bildiririm" buyurdu.) [Müslim]

İşte bu durumun bildirildiği, o âyetin meali: (Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın, onlar Rableri indinde diridir ve Allah’ın bol nimetinden sevinç içinde rızıklanırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayanlara [henüz şehid olmamışlara, şehitlikte] korku olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.) [Al-i İmran 169] (Devamı var)

 

Twitter’da paylaş     Facebook’ta paylaş

 

 

 

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com

 

 

* Dine uymak din istismarı mı?

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

3 Şubat 2015, Salı

Dine uymak din istismarı mı?

 

 

Sual: Batı hayranı biri diyor ki:

(Biz tesettüre karşı değiliz, fakat kapalı gezen kadınlar, dînî siyasete alet ediyorlar. Dînî ve dînî değerleri prim toplamak için kullanıyorlar. Namaza da karşı değiliz, fakat namaz kılanlar, din istismarı yapıp, dinden prim toplamaya çalışıyorlar. Hacca da karşı değiliz. Fakat hacca gidip kendilerine hacı baba, hacı amca dedirtiyorlar, böylece dini istismar edip prim kazanmaya çalışıyorlar. Biz Abdülkadir-i Geylânî ve diğer zatlara karşı değiliz, fakat onları istismar edenlere, ölülerinden yardım bekleyenlere karşıyız. Onlardan himmet geliyor diye, onları putlaştırıyorlar. Böylece istismardan prim topluyorlar. Ölü yardım edemez, Allah'tan istemeli.)

Bu kimse, dinin emrine uymayı din istismarı olarak mı görüyor?

CEVAP

Dinin emrine uymayı sadece din istismarı olarak görmekle kalmıyor, din istismarcılığı olarak da suçluyor. Hangi konuda olursa olsun, dine uyanların dini istismar ettiklerini, prim topladıklarını söylemek art niyetli olmaktır. Yapılan şey, maddî bir menfaat için yapılıyorsa, ancak o zaman din istismarından bahsedilebilir. Namaz kılan, oruç tutan kimselerin bir menfaat için art niyetle yaptığı nasıl söylenir? Her tesettürlüye, namaz kılana veya hacca giden herkese dini istismar ediyor denir mi? Gayrimüslimlerde olduğu gibi, içimizdeki batı hayranlarında da bir İslamofobi var. Müslümanın yaptığı her ibadette bir art niyet aranır mı?

Vefat etmiş evliya zatları vasıta kılarak Allahü teâlâdan yardım istemenin dine aykırı bir yönü yoktur. Bu kimse, Vehhâbîlerden etkilenmiş olabilir. Onlar tasavvufa, yani evliyalığa düşman oldukları için keramete inanmazlar. Evliya zatları put kabul ederler. Bir de, (Senin ölmüş evliyadan istediğin oldu mu? Falanca arkadaşını hapisten çıkarabildin mi? Ölü olduğu için yardım edemedi) diyorlar. Allahü teâlâya dua edince de, yine arkadaş hapisten çıkmıyor. Hâşâ Allah diri değil mi? Demek ki duamızın kabul edilmemesinin bir sebebi vardır. Büyük zatları vesile kılıp dua edince, duamız kabul olmamışsa, bunun da bir sebebi vardır. Vefat etmiş evliya zata yardım ettiren de, yine Allahü teâlâdır. Allahü teâlânın izni olmadan kimse, kimseye yardım ve şefaat edemez.

Twitter’da paylaş   |   Facebook’ta paylaş

 

 

Yaşlanınca

Kulak duymaz, göz görmez, ağrın, sızın hiç bitmez,

Gençlik boşa gitmişse, pişman olman kâr etmez.

 

 

 

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu

Huzura Doğru
TV

Bugünkü ilahi:
·Tedbir

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com

 

 

* Haydi hep birlikte gazetemizin tirajını 200.000'e taşıyalım!

1 Şubat 2015 Pazar

* Ölüye de, diriye de işittiren Allah'tır (Mehmet Ali Demirbaş'ın 03.02.2015 tarihli yazısı)

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

03 Şubat 2015, Salı

Ölüye de, diriye de işittiren Allah’tır

 

 

Sual: (Maide suresinin 117. âyetinde Hazret-i İsa’nın yaşarken gaybı bildiği, öldükten sonra bilmediği açıklanıyor. O hâlde ölmüş olan peygamberler de, evliya da gaybı bilemez; çünkü onlar ölüdür, işitmezler. Bunun için, “Şefaat ya Resulallah” demek şirktir) diyen sapıklar var. Diriye işittiren Allah, ölüye işittiremez mi? Benim anladığıma göre, (Ölü peygamber işitmez) demekle, burada sorgulanan peygamber değil, Allahü teâlâdır. Ruh ölmediğine ve işiten ruh olduğuna göre, ruha işittiren Allahü teâlâ değil mi?

CEVAP

Bildirilen âyet-i kerimenin meali şöyledir:

(Allah, “Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, beni ve annemi Allah’tan başka iki ilah edinin mi dedin?” diye sorduğu zaman, “Hâşâ, hak olmayan sözü söylemenin bana yaraşmayacağını elbette Sen bilirsin. Sen, benim içimde olanı da bilirsin. Ben Senin zatında olanı bilmem. Ancak sen Allâm-ül guyubsun [gaybları en iyi bilensin]. Ben onlara sadece, bana emrettiğin gibi, “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin” diye söyledim. Aralarında bulunduğum müddetçe onlara şahittim. Beni aralarından aldıktan sonra, onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahitsin.) [Maide 116, 117]

Bu âyet-i kerimeden, İsa aleyhisselamın, onların yanındayken gaybı bildiği, onların arasından ayrılınca bilmediği mânâsını çıkarmak yanlış olur. Hazret-i İsa, ölmeden göğe yükseltildiği hâlde, sualde, (Onun öldükten sonraki durumu bilmediği) söyleniyor. Hâlbuki âyet-i kerimede, (Öldüğün zaman) denmiyor, (Aralarından beni aldığın zaman) buyuruluyor. Ayrıca, (Hazret-i İsa, aralarındayken onları o gözetliyordu, o ayrılınca artık Allah gözetledi) anlamı da çıkmaz.

Bıçağa kesme, ateşe yakma özelliğini veren Allahü teâlâdır. Belli bir zaman için, bu özelliği kaldırabilir. Nitekim İsmail aleyhisselamı bıçak kesmediği gibi, babası İbrahim aleyhisselamı da, Nemrud’un ateşi yakmamıştır. Bu Allahü teâlâ için zor şey değildir. Ölü kimselerin işitmeleri ve iş yapmaları da, aynıdır. Bunlara itiraz etmek, Allahü teâlânın sonsuz kudretine itiraz olur. (Devamı var)

 

Twitter’da paylaş     Facebook’ta paylaş

 

 

 

 

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com

 

 

* Müstehabı yapan, sünneti de yapmış olur

 

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

Esselâmü aleyküm ve

rahmetüllahi ve berekâtühü

 

2 Şubat 2015, Pazartesi

Müstehabı yapan, sünneti de yapmış olur

 

 

Sual: Kitaplarda, sünnetin sevabının müstehabdan çok fazla olduğu bildiriliyor. Fakat (Rükû ve secde tesbihlerini 3 kere söylemek sünnettir. 5, 7, 9 veya 11 kere söylemek ise müstehabdır. Abdestte ağzı yıkarken, dişleri diş fırçasıyla veya başka bir şeyle temizlemek sünnettir. Bu işi misvakla yapmak müstehabdır) deniyor. Müstehabı yapıp da, sünnetten mahrum kalmak doğru olur mu?

CEVAP

Müstehab olanı yapınca, sünnet de yapılmış oluyor, daha fazla sevab alınıyor, sünnetten mahrum kalınmıyor. Daha fazla sevabdan mahrum kalmamak için, müstehabları da yapmaya çalışmalıyız.

Twitter’da paylaş   |   Facebook’ta paylaş

 

 

Tevbe et

Sağlığı ganimet bil, her nefesi nimet bil!
      Geciktirme tevbeyi, günah izlerini sil!

 

 

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu

Huzura Doğru
TV

Bugünkü ilahi:
·Tatlı Canımı Versem

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.myreligionislam.com