8 Ocak 2013 Salı

* İdrar için pamuk

09 Ocak 2013, Çarşamba

İdrar için pamuk

 

Sual: S. Ebediyye'de, (İdrar sızıp abdestin bozulmaması için erkekler, idrar deliğine arpa kadar bir pamuk koymalıdır) deniyor. Âcil zamanlarda çok lazım oluyor. Pamuk konunca, hemen abdest alınabiliyor. Bu pamuğu koymanın bir metodu var mı?

CEVAP

Bükülerek küçültülen pamuk, idrar deliğine sığacak kadar olmalı. Kürdanla, kibrit çöpüyle veya benzeri bir şeyle deliğe yerleştirilir. Pamuk, daha büyük olup da, ucu dışarıya çıkar, çıkan idrar buraya kadar gelirse, abdest bozulmuş olur. İkinci bir husus da, avret yerine birkaç kere soğuk su döküp, elle de sıvazlayarak idrarı iyice çıkarmalı, sonra pamuğu koymalı. Bir de, idrar deliği kurulandıktan sonra pamuk konursa, daha çok idrar emer ve idrarın dışarı sızması önlenmiş olur.

 

Din akılla anlaşılmaz

Denirse ki, (Akılla, mümkün dini anlamak),

Bu olur, peygamberlik yoluna inanmamak.

 

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu

Huzura Doğru
TV

Bugünkü ilahi:
·Yakan Benim

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

 

* Müsafeha (Mehmet Ali Demirbaş'ın 09.01.2013 tarihli yazısı)

cid:image002.jpg@01CC285D.6F64AC40

cid:image001.gif@01CCE748.38086E80

09 Ocak 2013, Çarşamba

Müsafeha

 

Sual: Müsafeha denilen tokalaşma nedir, nasıl yapılır?

CEVAP

Müsafeha, iki kişinin, sağ elin avuç içlerini birbirlerine yapıştırıp, iki başparmağın yanlarını birbirlerine değdirmesidir. Dört elle birlikte yapılması daha iyidir. İki Müslüman, muhabbetle müsafeha ederek tokalaşırsa günahları dökülür. Müsafeha, sevgi ve dostluk kazandırır. (Merakıl-felah)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Hazret-i Âdem'den Hazret-i İbrahim'e kadar, selamlaşma, birbirine secde etmekle olurdu. Sonra, boynuna sarılmakla oldu. Benim zamanımdaysa, elle müsafeha sünnet oldu.) [R. Nasıhin]

(Kim mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha ederek üç kere elini sallarsa, ellerini ayırmadan her ikisinin ağaçtan yaprak döküldüğü gibi günahları dökülür.) [Ey Oğul İlmihâli]

(Müsafeha edip Allah'a hamd edilince, günahlar dökülür.) [Hâkim]

(İki Müslüman, selamlaşıp müsafeha eder ve bir de bana salevat okursa, yeni doğmuş gibi olur, bütün günahları temizlenir.) [R. Nasıhin]

Müsafeha ederken, kucaklaşarak kafaları tokuşturmak âdetini bırakmaya çalışmalıdır.

 

Bir iş için birkaç niyet

Sual: Bir iş için birkaç niyet edilir mi?

CEVAP

Evet, iyi olur. Camide oturmak taattir. Caminin Allahü teâlânın evi olduğunu düşünerek giren, onu ziyarete de niyet ederse sevabı daha çok olur. Namaz kılmayı beklemek için, camide itikâf edip âhireti düşünmek için, vaaz dinlemek için de niyet ederse, her niyeti için ayrı sevaba kavuşur. Bunun gibi, bu kimse, sünnet olduğu için koku sürünür, şık giyinirse, camiye saygı için, camideki Müslümanları incitmemek için, temiz olmak, sıhhatli olmak için, İslam'ın vakarını, şerefini korumak için niyet edince, her niyeti için ayrı sevap kazanır. (S. Ebediyye)

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

7 Ocak 2013 Pazartesi

* Çirkin iftira

08 Ocak 2013, Salı

Çirkin iftira

 

Sual: Ateist bir öğretmen, (Bilimin ilerlemesine en büyük darbeyi Gazalî vurmuştur. "Bilimle uğraşmak lüzumsuzdur, sadece ibadetle meşgul olunmalı" diyerek ilim kitaplarını yaktırmıştır. Osmanlı devletini yıkan, bu Gazalî felsefesi olmuştur) diyor. İmam-ı Gazalî'nin eserlerinde böyle bir şey var mıdır, yoksa bir iftira mıdır?

CEVAP

Evet, bu, tamamen iftiradır. Bu iftirayı yapanın, Müslümanlıktan hiç haberi olmadığı anlaşılmaktadır. Bilim dediği fen ilimleri, İslamî ilimlerin bir koludur. Büyük bir İslam âlimi olan İmam-ı Gazalî hazretlerinin, ilmi öven yazıları çoktur. Değil bir âlim, sıradan bir Müslüman bile, İslamî ilimlerin kolları olan fen ilimlerine yani Müslümanlığa karşı çıkmaz. İmam-ı Gazalî, (Astronomi ve anatomi bilmeyen, Allahü teâlânın varlığını ve kudretini anlayamaz. Bu ilimleri iyi öğrenmek lazımdır) buyuruyor. (İhya)

Yine İmam-ı Gazalî hazretleri buyuruyor ki: Müslümanların bilmesi, öğrenmesi lazım olan bilgilere (Ulum-i İslamiyye) yani Müslümanlık bilgileri denir. Bu bilgilerin bazısını öğrenmek farz, bir kısmı sünnet, bir kısmı da mubahtır. İslam bilgileri, başlıca iki büyük kısma ayrılır:

1- Naklî ilimler: Bunlara (Din bilgileri) de denir.

2- Aklî ilimler: Matematik, mantık, edebiyat, tıp, fizik ve kimya gibi tecrübî bilgilerdir. Bunlar, his organlarıyla duyularak, akılla incelenerek, tecrübe ve hesap edilerek elde edilir. Bu bilgiler, din bilgilerinin anlaşılmasına ve onların tatbik edilmesine yardımcıdır. Bu bakımdan lüzumludur. Canlıları öğretene (Ulum-i tıbbiyye = Tıp), cansızları öğretene (Ulum-i hikemiyye = Hikmet), gökleri, yıldızları öğretene (Ulum-i felekiyye = Astronomi), Arz bilgilerine (Ulum-i tabiiyye = Tabiat bilgileri) denir. Bunların hepsi İslamî ilimlerin birer koludur.

Müslümanlar, birçok fen vasıtası yapıp kullanmışlardır. Pusula 1288'de keşfedildi. İğneli tüfek 1866'da, top ise 1361'de keşfedildi. Fatih tarafından da kullanıldı. İslamiyet, İslam'a karşı olanların, İslam ahlakını bilmeyenlerin, ilim şekline soktukları, ders, görev adını verdikleri ahlaksızlıkların, uydurma tarihlerin, İslamiyet'e yapılan iftiraların okutulmasını, öğrenilmesini yasaklamakta, zararlı, kötü propagandalardan kaçınılmasını, faydalı, iyi bilgilerin öğrenilmesini istemektedir.

İslamiyet, faydalı olan her ilmi, her fenni ve her tecrübeyi emreden bir dindir. Müslümanlar, fenni sever, fen adamının tecrübelerine inanır, fakat fen adamı sanılan fen yobazlarının iftiralarına, yalanlarına aldanmaz.

İmam-ı Gazalî hazretleri, Kimya-i Saadet kitabında, fenni ve tecrübeyi emreden hurma aşılamakla ilgili hadis-i şerifi bildiriyor:

Bir gün Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, Yemen'de hurma ağaçları başka türlü aşılanıyor ve daha iyi hurma alıyorlar. Biz Medine'deki ağaçlarımızı babalarımızdan gördüğümüz gibi mi aşılayalım, yoksa Yemen'de gördüğümüz gibi aşılayıp da, daha iyi ve daha bol mu elde edelim?) diye sorunca, Resulullah efendimiz, "sallallahü aleyhi ve sellem" bunlara, (Biraz bekleyin! Cebrail aleyhisselam gelince, ona sorar, anlar, size bildiririm) veya (Biraz düşüneyim. Allahü teâlâ, kalbime doğrusunu bildirir. Ben de, size söylerim) demedi. (Tecrübe edin! Bir kısım ağaçları, babalarınızın usulüyle, başka ağaçları da, Yemen'de öğrendiğiniz usulle aşılayın! Hangisi daha iyi hurma verirse, her zaman o usulle yapın!) buyurdu. Yani fennin [bilimin] esası olan tecrübeye güvenmeyi emretti. Kendisine melek bildirir veya mübarek kalbine elbette doğardı. Fakat dünyanın her tarafında, kıyamete kadar gelecek Müslümanların, fenne sarılmaları için tecrübeyi emretti. İki hadis-i şerif meali şöyledir:

(İlim Çin'de de, [çok uzakta ve kâfirde de] olsa, gidip alın!) [Deylemî, Taberanî, Beyhekî]

(Fen ve sanat müminin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa almalıdır.) [İbni Asakir]

İslamiyet, bütün fen kollarında, ilim ve ahlak üzerinde, her çeşit çalışmayı önemle emretmektedir. Bunlara çalışmak, farz-ı kifâyedir. Hattâ bir İslam şehrinde, fennin yeni bulduğu bir alet, bir vasıta yapılmayıp, bu yüzden bir Müslüman zarar görürse, o şehrin idarecilerini, âmirlerini, İslamiyet sorumlu tutmaktadır. Savaş için gereken her çeşit bilgi ve aleti edinmeyi emreden hadis-i şerifler çoktur. Bunun içindir ki, bugün, bir İslam milletinin, atom bombası, suni uydu yaparak Müslümanlığı dünyaya tanıtması farzdır. Yapmaya çalışılmazsa, büyük günah olur.

İmam-ı Gazalî hazretleri, bu bilgileri çok iyi bilen ve anlatan büyük bir zattır. Böyle büyük bir zata iftira etmek çok çirkindir.

 

Belaya hazır ol

Kırılmadık taş olmaz, ava gelmez kuş olmaz,

Metanetle karşıla, başa gelmez iş olmaz.

 

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu

Huzura Doğru
TV

Bugünkü ilahi:
·Ben Bu Meclislerde

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

 

* Hâlis niyetin önemi (Mehmet Ali Demirbaş'ın 08.01.2013 tarihli yazısı)

08 Ocak 2013, Salı

Hâlis niyetin önemi

 

Sual: Ömrü küfür veya bid'at içinde geçen kimse, tevbe edip salih kimse olduktan hemen sonra ölse bu kimse hiçbir ibadeti olmadığı hâlde Cennete girebilir mi? Bunun gibi, bir Müslüman, tevbe edip kılmadığı namazları kaza etmeye niyet etse, kaza kılmaya başlar başlamaz ölse, bu hâlis niyetinden dolayı kaza borçları affolur mu?

CEVAP

Terk edilmiş namazların tevbelerinin sahih olması için, bunları kaza etmek lazımdır. Hâlisane tevbe edip, kaza namazlarını kılmaya başlayan kimse, ölünceye kadar kaza kılmaya niyet etmiş demektir. Namazlarını kaza etmeden ölecek olursa, bu hâlis niyetine karşılık olarak bütün kaza borçları affolur. Bunun gibi, imana gelen bir kâfir ve bid'at ehli de, küfrüne ve bozuk inanışlarına tevbe edince küfür ve bid'at inanışlarına ve bu zamandaki bozuk işlerini yapmamaya niyet etmiş demektir. Bu hâlis niyetine karşılık olarak, bunların hepsi affolur. (İslam Ahlakı)

 

Boğaz'ı geçen

Sual: S. Ebediyye'de, (İstanbul'dan Anadolu'da 104 kilometreye gitmeye niyet edenlerin hepsi, Boğaz'ın karşı sahiline geçince seferi olurlar) deniyor. Boğaz'ın karşısına geçince niye seferi olunuyor? Mesela Beşiktaş'tan Gebze'ye giden seferi olur mu?

CEVAP

Hayır. Boğaz'ın karşısına geçtiği için değil, 104 km'lik yola gitmek niyetiyle çıktığı için seferi olur. Yine S. Ebediyye'de, (İstanbul'da, Fatih'ten otobüsle sefere çıkan, bugün için, Edirnekapı kabristanını geçince; Aksaray'dan çıkan, Topkapı kabristanını, sahil yolundan ise, Yedikule Kapısı'nı geçince; Üsküdar'dan çıkan, Selimiye Kışlası'yla Karacaahmet kabristanı arasından geçince seferi olur) deniyor. Hanefi'de, 104 km uzağa gitmek niyetiyle yola çıkan kimse, fina denilen boş arazi, kışla, fabrika, ırmak veya okul gibi yerleri geçince seferi olur. 104 km'den daha yakın yere gidiyorsa, Boğaz'ı da geçse seferi olmaz.

 

Ölürken

Sual: Bir kimse, ölürken küfre sokucu söz söyleyip ölse kâfir olarak mı ölmüş olur?

CEVAP

Hayır, ölüm hâlindeyken küfre sebep olan şey söyleyen kimse, mümin kabul edilir, çünkü o anda aklı başında değildir. (S. Ebediyye)

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

6 Ocak 2013 Pazar

* Ayakkabıdan kurban

07 Ocak 2013, Pazartesi

Ayakkabıdan kurban

 

Sual: (Kurban kesmek şekilciliktir. Kurban yerine, ayakkabı da kurban edilebilir. Yani kurbanın değeri kadar ayakkabı fakire verilebilir) deniyor. Dinimiz kurban kesmeyi emretmiyor mu? Bunlar namaz, oruç, hac gibi ibadetleri kaldırıp her ibadeti parayla mı hâlletmek istiyorlar acaba?

CEVAP

Onların maksatları ibadetleri parayla hâlletmek değil, böyle parça parça dinimizi hâlletmek yani bozup ortadan kaldırmaktır.

Şekli olmayan bir sistem olmaz. İbadetlerde şekli emreden dinimizdir. Yani Allahü teâlâ emretmektedir. Namazın kılınış şekli vardır, haccın yapılış şekli vardır, kurbanın kesilme şekli vardır. Allahü teâlâ, (Kurban yerine fakire yardım et!) demiyor. (Kurban kes!) diye emrediyor. Peygamber efendimiz, kurban kesmenin önemini bildirmiş, tatbikatını da göstermiştir. Namazın, haccın şekillerini de bildirmiştir. (Namaz kılmayan veya hacca gitmeyen bunların yerine para verebilir) dememiştir. Böyle dinde reformcuların etkisinde kalan sosyetik bayan, (Ben namaz kılmam, ama fakirlere çok yardım ederim, kedileri doyurur, köpekleri beslerim) diyerek bu yolla namazdan, oruçtan, hacdan kurtulacağını sanıyor. Hâlbuki namaz kılmayanın hiçbir iyiliğine sevab verilmez. Her ibadeti Allah'ın emrettiği şekilde yapmalıdır. Kendi aklımıza göre yaparsak hiç faydası olmaz. İbadet yani kulluk, emredileni emredildiği şekilde yapmak demektir.

 

Keklik avı

Herkes aynı metotla, yola gelmez, tavlanmaz,

Davul zurna çalarak, tavşan, keklik avlanmaz.

 

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu

Huzura Doğru
TV

Bugünkü ilahi:
·Aşkın İle Aşıklar

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

 

* Hüzünlenmek (Mehmet Ali Demirbaş'ın 07.01.2013 tarihli yazısı)

cid:image002.jpg@01CC285D.6F64AC40

cid:image001.gif@01CCE748.38086E80

07 Ocak 2013, Pazartesi

Hüzünlenmek

 

Sual: Hüzünlenmenin dindeki yeri nedir?

CEVAP

Hüzün, gam, keder, sıkıntı, üzülme demektir. Bir Müslümana gelen her sıkıntı, her üzüntü günahlarına kefaret olur. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:

(Dünyada hüznü uzun olanın âhirette rahatı çok olacaktır.) [Müslim]

(Günahları çok olup da, onlara kefaret olacak amelleri olmayan kimsenin müptela olduğu hüzünler, günahlarına kefaret olur.) [İ. Ahmed]

(Dünyadaki musibetler, hastalıklar ve hüzünler [günahlara] karşılık olur.) [İ. Cerir]

(Cenaze namazını kıl, belki bu sana hüzün verir. Hüzünlüler Kıyamette, Allah'ın gölgeliklerinde bulunurlar ve hayra sahip olurlar.) [Hâkim]

(Bir mümine gelen yorgunluk, ağrı, kaygı, hüzün, gam, eza veya onun ayağına batan bir diken bile, günahlarına kefaret olur.) [İ. Hibban]

(Hüzünlü, gönlü kırık kimse, Allah'ın himâyesine girer, her türlü hayra mazhar olur.) [İbni Asakir]

(Kalb veya gözde olan hüzün rahmanîdir, ele ve dile çıkarsa şeytanîdir.) [Ebu Nuaym]

(Hüzünlü kimse, Kıyamette Arş'ın gölgesinde bulunacak ve her hayra mazhar olacaktır.) [Hâkim]

(Kıraati en güzel olan, Kur'anı hüzünlü okuyandır.) [Taberanî]

Resulullah, (Hüzünlü olmak, kalbin anahtarıdır) buyurunca, (Hüzün nasıl elde edilir?) diye soruldu, (Aç ve susuz kalmakla) diye cevap verdi. (Taberanî)

Demek ki, oruçlu olmak da hüzne sebep oluyor. Hüznü gerektirecek işleri aramalıdır.

 

Çevreye sıkıntı vermek

Sual: Komşumuzun hanımı çok cadalozdur. Kocası da, çevresi de şirretliğinden dolayı bizar olmuşlardır. Namaz falan kıldığı da yoktur. Kocası (Günah değilse boşarım) diyor. Böyle bir kadını boşamak günah olur mu?

CEVAP

Düzelmesi ve iyilikle tutması mümkün değilse, komşularına ve kocasına sıkıntı veren veya namaz kılmayan, diğer farzları yapmayan kadını boşamanın günah olmadığı din kitaplarında yazılıdır.

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

4 Ocak 2013 Cuma

* Helâl rızık ve dine hizmet (Mehmet Ali Demirbaş'ın 06.01.2013 tarihli yazısı)

cid:image002.jpg@01CC285D.6F64AC40

cid:image001.gif@01CCE748.38086E80

06 Ocak 2013, Pazar

Helâl rızık ve dine hizmet

 

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Dine yapılan hizmetleri devam ettirmek sağlıklı bünyeye; sağlıklı bünye de, helâl rızıkla beslenmeye bağlıdır. Cennete de, önce iman, sonra helâl kazanç, dürüstlük, iyi geçinmek, dua almak ve haramlardan sakınıp farzları yapmakla gidilir. En helâl rızık, cihadla elde edilendir. Günümüzün cihadı kalemle, dinî yayınla yapılmaktadır. Cihad parası, Allah için kazanılan ve Allah için harcanan paradır. Helâl rızık ibadete, haram rızıksa günaha götürür.

(İbadetler on kısımdır, dokuzu, helâl kazanmaktır) buyuruluyor. İbadetlerin başı, helâl lokmadır. Bir kimse, ticaret ilmini bilmezse, kul hakkına riayet etmezse, haramı helâli düşünmezse, kendisi ve çoluk çocuğu ibadet etmekte zorlanır, bunlar onu küfre kadar götürür.

Hadis-i şerifte, (Bir tel ipliği haramdan olan elbiseyle kılınan namaz ve edilen dua kabul olmaz) buyuruldu. Namaz sahih olur, borç ödenirse de, sevab alamaz. Haram işleyenin, kul hakkına girenin bütün ibadetleri, sahih olsa da, ibadetlerine sevab verilmez.

İslamiyet'te sıra şöyledir: Önce doğru iman [Ehl-i sünnet itikadı], sonra sırasıyla ilim öğrenmek [neyi nasıl yapacağını bilmek], haramdan sakınmak, farzı yapmak, mekruhtan sakınmak, vacibi yapmak, tenzihen mekruhtan sakınmak, sünneti yapmak, müstehabı ve nafileyi yapmaktır. Bu sırada, öncekini yapmadan, sonrakini yapmak faydasızdır. Hattâ bazı büyük zatlar, talebelerine nafile hacca, umreye gitmelerine izin vermemişlerdir. Çünkü nafile ibadet, bir farzın terkine veya bir harama sebep olursa, sevab yerine günah kazanılır. İslamiyet ilim dinidir, heves dini, (Ben yaptım da oldu) dini değildir.

Allahü teâlâ, (Yiyin, için, fakat israf etmeyin!) buyuruyor. İsraf büyük günahtır. Bu hizmetlerde tasarrufa riayet şarttır. Boşa yanan ışık, israf edilen malzeme, boş yere çalıştırılan işçi, lüzumsuz edilen telefonlar ve diğer şekillerde yapılan israf, sıkıntılara ve Allah'ın gazabına sebep olur. Irmağın suyu akıp gittiği hâlde, dinimiz, (Irmakta abdest alırken de israf etmeyin!) buyuruyor. Onun için israftan çok sakınmalı. Kur'an-ı kerimde müsriflere, (Şeytanın kardeşi) deniyor. İnsan, iyi anlaştıklarıyla kardeş, arkadaş olur. Demek ki, şeytan, israf edenle çok iyi anlaşıyor. Şeytanla anlaşanın, ona uyanın da sonu bellidir. Şeytanın değil, meleklerin arkadaşı olmalıdır!

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net