14 Ekim 2012, Pazar | |
Kâinattan haberimiz var mı? | |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan vücuduna ait hiçbir şeyden haberimiz olmadığı gibi, kâinattan da haberimiz yoktur. Allahü teâlâ oksijenin atmosferdeki yüzde 21'lik oranını 25 yapsa, her şey yanar, kül olur. Yine bunun gibi, karbondioksitin oranı, en fazla on binde 4'tür. Bu oran, on binde 5'e veya 6'ya çıksa, herkes zehirlenir, ölür. Atmosferdeki bu hassas dengeler denizlerle sağlanır. Denizler, karbondioksiti emer, içindeki bitkiler, yeşil algler, planktonlar fotosentezle o karbondioksiti oksijene ve karbonhidratlara dönüştürür. Yani hem karbondioksit emilir, hem atmosferdeki oksijenin yüzde 70'i üretilir, hem de denizin gıda deposu teşekkül eder. Ayrıca denizlerin tabanında, denizlerdeki canlıların yaşaması için lüzumlu sıcaklığı temin eden, aralıksız 70 bin kilometre devam eden, kıvrımlı ve çok hafif derecede aktif olan yanardağlar mevcuttur. Bunlardan çoğumuzun haberi yoktur. Güneşte her an patlayan hidrojen bombalarından çıkan, hayal edemeyeceğimiz büyüklükteki enerji, dünyayı saran ozon tabakasından veya yorgan gibi kalın olan yüzde 78'lik azot tabakasından süzülerek, tam bizim faydalanacağımız sıcaklığın oluşmasını sağlıyor. Biraz fazla gelse felakete sebep olur. Bir başka örnek de parçalayıcı mikroplardır. Bu mikroplar olmasa, canlılar ölünce çürümeyip minare yüksekliğini geçen bir leş tabakası oluşurdu. Bu parçalayıcı mikropların bir faydası da, ölülerdeki proteinleri amonyağa çevirmeleridir. Bu amonyak, toprağa karışıp diğer bazı mikroplar tarafından bitkilerin kullanabileceği gübreye dönüştürülür. Allahü teâlâ, hiçbir şeyi lüzumsuz, maksatsız yaratmamıştır. Bitkilerin, hayvanların, mikropların hepsi, insana hizmet etmek için yaratılmıştır. Haberimiz bile olmadan, bütün bunlar olup bitiyor. Hepsinin faydası da yine insanlar içindir. Buna rağmen, kâinattaki her şeyi bir nizam içinde yaratan Allahü teâlâya meydan okuyan ahmaklar çıkabiliyor. Herkes edebini takınıp haddini bilmeli. Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri, (Edeb, haddini bilmektir. En büyük edeb ise, ilahi hududu muhafaza etmek, emir ve yasağı gözetmektir) buyuruyor. Haddini bilmek, aklın her şeyi bilemeyeceğini ve bilenlere tâbi olmak gerektiğini anlamak demektir. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
12 Ekim 2012 Cuma
* Kâinattan haberimiz var mı? (Mehmet Ali Demirbaş'ın 14.10.2012 tarihli yazısı)
11 Ekim 2012 Perşembe
Haftalik Bulten (12 Ekim 2012)
* Cuma tebriği
Üye olmak için | Dini sualler için
Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo
Mail grubu sayfası: Google | Yahoo
www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net
* Kendini tanıyan Rabbini tanır (Mehmet Ali Demirbaş'ın 13.10.2012 tarihli yazısı)
13 Ekim 2012, Cumartesi | |
Kendini tanıyan Rabbini tanır | |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (Men arefe nefseh, fekad arefe rabbeh) buyuruyor. Yani insan kendini tanır, kim olduğunu anlarsa, ancak o zaman Allah'ı tanıyabilir. Kendi âcizliğini, her an her şeyiyle Allahü teâlâya muhtaç olduğunu bilmeyen, Allahü teâlânın büyüklüğünü nasıl tanır? Her an, her zerre, kâinatta ne varsa, her şey Allah'a muhtaçtır. Yüce Allah'a kul olmak, Onun emir ve yasaklarına uymak, Onun büyüklüğü karşısında kendisinin çok âciz bir mahlûk olduğunu bilmek gerekir. Kendini bilmekten maksat budur. Kendini bilmeyen, ne Allah'ı bilir, ne de başkasını. Aslında her şey aşikârdır, fakat gören gözle bakılırsa görülür. Köre, gülün, zambağın rengi anlatılsa ne anlar? Dünya'yı aydınlatan Güneş'i de göremez. Çünkü ona göre her şey simsiyahtır. Nitekim müşrikler Peygamber efendimize, (Allah'ı gösterirsen inanırız) dediler. Resulullah efendimiz çok sıkıldı, hattâ (Ya Rabbi, ben nasıl anlatayım? Senin varlığını nasıl göstereyim?) diye çok üzülmüştü. Cebrail aleyhisselam geldi. (Onlar için üzülüp kendini helâk etme! Ben onların içindeyim?) mealindeki âyet-i kerimeyi getirdi. Mânâsı, (Benim kudretim onların içindedir. Vücutlarının nasıl çalıştığına baksınlar) demektir. Organların çalışmasından insan vücudundaki trilyonlarca hücreye varana kadar, her şey nasıl çalışıyor, içeride neler oluyor? Bilim adamları, (Bir hücrenin yanında, ağır sanayi fabrikası hiç kalır. Biz henüz hücrenin üç beş atölyesini ancak keşfedebildik) diyorlar. Trilyonlarca hücrenin her birinde henüz keşfedilmemiş birçok şey vardır. İnsan vücudunda her gün, bin tane kanser hücresi teşekkül ediyor. Bir tanesi bir yere tutunsa, kansere sebep olur. Ama Cenab-ı Hak vücutta öyle bir savunma sistemi kurmuş ki, o kanser hücreleri imha ediliyor. Hâlbuki bizim bundan haberimiz bile olmuyor. O hâlde, vücudumuzu kanserden koruyan biz miyiz? Bir başka misal olarak, kalbi düşünelim. Genç veya yaşlı biri, aniden kalb krizi geçirip ölüyor, kalbinin durmasına mani olamıyor. Diğer organlar da böyledir. Yani çalışmasına müdahale edemediğimiz gibi, durmasına da mani olamıyoruz. Velhasıl, insan ne kadar âciz bir mahlûktur. Bu âcizliğini anlar da, âciz olmayanı tanırsa, kurtuluşa erer. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
10 Ekim 2012 Çarşamba
* Zilhicce ayının fazileti (Mehmet Ali Demirbaş'ın 12.10.2012 tarihli yazısı)
12 Ekim 2012, Cuma | |
Zilhicce ayının fazileti | |
Sual: Zilhicce ayının fazileti nedir? CEVAP Kurban Bayramı'nın bulunduğu aya zilhicce denir. Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan ibadetlerin kıymeti çoktur. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir: (Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya bedeldir. Bir gecesini ihya etmek de Kadir Gecesi'ni ihya etmek gibidir.) [İbni Mace] (Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, yedi yüz misli sevab verilir.) [Beyheki] (Terviye günü [Arefe'den önceki gün] oruç tutup, günah söz söylemeyen Müslüman Cennete girer.) [Ramuz] (Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutan, her günü için, yüz köle azat etmiş veya cihad edenlere yüz at vermiş veya Kâbe'ye kurban için yüz deve göndermiş gibi sevab alır.) [R. Nasıhin] (Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise on bin güne eşittir.) [Beyheki] (Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur.) [Taberani] Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, bu ayın ilk günleri yapılan ameller, Allah yolundaki cihaddan da mı daha kıymetlidir?) dediklerinde, (Evet, cihaddan da kıymetlidir, ancak canını, malını esirgemeden savaşıp şehid olanın cihadı, daha kıymetlidir buyurdu. (Buhari) Hazret-i Ebüd-derda buyurdu ki: Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli ve çok dua ve istiğfar etmelidir, çünkü Resulullah, (Bu on günün hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun) buyurdu. Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutanın ömrü bereketli olur, malı çoğalır, çoluk çocuğu belalardan muhafaza olur, günahları affolur, iyiliklerine kat kat sevab verilir, ölürken kolay can verir, kabri aydınlanır. Cennette yüksek derecelere kavuşur. (Şir'a) Bu on gün içinde, hasta ziyaret eden, Allahü teâlânın dostlarının hatırını sormuş ve ziyaret etmiş gibi olur. Bu on gün içinde Ehl-i sünnet'e uygun bir din kitabı okumak çok sevabdır. Din ilmini, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek, kadın erkek herkese farzdır. Çocuklara öğretmek, birinci görevdir. Kurban sahibi ölse Sual: Babam kurbanlık olarak bir koç aldıktan sonra öldü. Bu koçu kesmek gerekir mi? CEVAP Koç, mirasçılara kalır. Kesmek gerekmez. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
9 Ekim 2012 Salı
* Kurbanlık hayvanın vasıfları (Mehmet Ali Demirbaş'ın 11.10.2012 tarihli yazısı)
11 Ekim 2012, Perşembe | |
Kurbanlık hayvanın vasıfları | |
Sual: Hangi hayvanlardan kurban olur, vasıfları nelerdir? CEVAP 1- Sadece davar, sığır ve deveden kurban olur. Davar denince koyun, keçi; sığır denince de, inek, boğa, manda, dana, düve, tosun anlaşılır. 2- Dişi hayvan da, erkek hayvan da kurban olur. 3- Yünü kırkılmış koyunu kurban etmek ve kurban için almak mekruhtur. 4- Davarın 1, sığırın 2, devenin 5 yaşını geçmesi gerekir. 6 ayı geçen kuzu, iriyse kurban olur. 5- Bir gözü görmeyen, topal olup yürüyemeyen, dişlerinin yarısı yok olan, kulağının veya kuyruğunun çoğu olmayan, bir ayağı kesik veya ölmek üzere olan hasta hayvan kurban olmaz. 6- Eti yenen vahşi hayvandan kurban olmaz. Yabani öküz [buffalo], yabani deve [lama] ve yabani koyundan da kurban olmaz. Melezse, anneye itibar edilir. Annesi evcilse, yavrusu kurban edilebilir. 7- Husyeleri küçük, gebe, tüyü dökülmüş hayvanı kurban etmek mekruhtur. 8- Burnu veya dili kesik yahut çoğu yok olan hayvan kurban olmaz. 9- Davarda bir, sığırda iki meme kesik olsa kurban olmaz, ama yavrusunu emziriyorsa olur. 10- İki kulağı kesik, biri kökten kesik, kuyruğu kesik, bir veya iki kulağı olmayan, kurban olmaz. 11- Diz kapakları gibi bir yeri kemik başına kadar kırılan hayvan kurban olmaz. Kurban olmaya mani olmayan kusurlar: 1- Boynuzu kırık veya boynuzsuz olan, kurban olur. 2- Kulakta çoğu kesilip ayrılmasa, asılı kalsa mekruh olmakla beraber, caizdir. Yarıdan azı kesik olsa, kurban olur. Kulağı enine veya boyuna yarık olsa, kurban olur. Kulağın yırtık olması tenzihen mekruhtur. Burnunun hükmü de kulak gibidir. Uyuz, burulmuş olanı kurban etmek caizdir. 3- Kulağı, kuyruğu küçük olarak doğan, kurban olur. Kuyruğu kesik değilse, merinos kurban olur. 4- Dişiye aşamayan, zekeri kesik olan kurban olur. Hünsa [çift cinsiyetli] olanı kurban etmemeli. 5- Yayılmasına mani olmayacak kadar deli olup, sürüsünden ayrılmayan hayvan, kurban olur. Sürüsünden ayrılan ve otlayamayacak kadar deli olan hayvan kurban olmaz. 6- Bir gözünde görmeye mani olmayan perde bulunan hayvanı kurban etmek caizdir. 7- Kurbanlık, kesim yerine getirilirken, tepinir ve bir ayağı kırılır, sonra kesilirse, caiz olur. 8- Dişlerinin çoğu varsa, mekruh olmakla beraber caizdir. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
Kurbaninizi Basarili Ogrencilerimize Bagislamak Ister misiniz?
Kurban ibadeti, başkalarıyla birşeyleri paylaşmanın en güzel örneklerinden biridir. Kurban; kardeş olmanın, paylaşmanın, Allah için adamanın ve kurban etmenin manevî iklimiyle tüm İslam dünyasını bir araya getirir. Suffa Vakfımız: Avrupa ve Anadolu Yakalarında teşkil ettiği "Kurban Organizesi ve Faaliyeti" ile insanımıza yardımcı olmakta, bu önemli ibadetin daha nezih şartlarda yerine getirilmesinde ve "Kur'an Kursları ile Talebe Yurtları" ile fakir ülkelerden – Somaliden – okutmak gayesiyle getirilen muhtaç talebelerimizin ihtiyacı gibi en güzel yerlere dağıtılmasında köprü görevi görmektedir. |








