4 Ekim 2012 Perşembe
* Kıymetli beş nasihat (Mehmet Ali Demirbaş'ın 06.10.2012 tarihli yazısı)
06 Ekim 2012, Cumartesi | |
Kıymetli beş nasihat | |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamızın, nasihat ve vasiyetlerinden bazıları şöyledir: 1- Kitaplarımızı okuyun! Çünkü onlar bizim şahsımıza ait değil, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarıdır. Onlarda rabbanî tesir vardır. Aynı şeyi biz söylesek, tesir etmez, ama o mübarek zatların kalblerindeki ihlâsın çokluğu sebebiyle, söyledikleri söz ve yazıları kalbe tesir eder. İşin özü kalbe tesir etmektir. Peygamber efendimiz, (Cuma günü öyle bir zaman vardır ki, o vakit yapılan dua geri çevrilmez) buyuruyor. Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri de, (Eğer cuma günü duanın kabul olduğu o saati bilsem, Rabbimden sohbet-i salihîn, sevdiği kullarıyla beraber olmayı isterim) buyurmuştur. Çünkü bütün üstünlük, bütün faziletler onların sohbetindedir. Onların sohbeti ele geçti mi, her şey ele geçti demektir. Allah'ın sevgili kullarını arayıp da bulmak çok zordur. Ancak şimdi elimizde onların kitapları vardır. İşte S. Ebediyye ve diğer kitaplarımız, Allahü teâlânın sevdiği kullarının yazılarıdır. Bu yüzden de çok kıymetlidir. Eğer kitaplarımızda bize ait birkaç satır olsaydı, pırlantaların arasına cam parçalarını karıştırmış olurduk. O zaman hiç kıymeti kalmazdı. Elhamdülillah bize ait hiçbir yazı yok. Maalesef şimdi herkes aklına geleni yazıyor, bu düşüncelerine, (İslamiyet budur) diyor. Hâlbuki İslamiyet'le alakası yoktur. 2- Kitaplarımızı yayın! Allahü teâlânın dininden taviz vermeden, kendi kafamıza göre değil, âlimlerimizin bildirdiği gibi, Onun dinine hizmet etmeli. Aksi hâlde vebal altında kalırız. Cenab-ı Hak, (Benim dinime neden hizmet etmediniz?) derse, ne cevap veririz? 3- Birbirinizi sevin, iyi geçinin! Birlik ve beraberlik içinde olun! Çünkü nefsin ve şeytanın gayesi müminlerin arasını açmak, onları bölüp parçalamaktır. Allahü teâlânın rahmeti, birbirini sevenler üzerindedir. 4- Fitneye sebep olmayın! Fitne, adam öldürmekten daha büyük günahtır. Fitne yüzünden tarih boyunca oluk gibi kan aktı. Her millet, her cemiyet, her devlet, içeriden çöktü. 5- Herkese iyilik edin! Mümin kötülük edemez, hep iyilik eder, ama iyilik etmek zorunda değilse de, kötülük yapmamak zorundadır. Hiç kimseye kötülük yapmamalıdır. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
3 Ekim 2012 Çarşamba
* Dine hizmet ederken (Mehmet Ali Demirbaş'ın 05.10.2012 tarihli yazısı)
05 Ekim 2012, Cuma | |
Dine hizmet ederken | |
Sual: Dine hizmet etmek için neler yapmak gerekir? CEVAP Dinimize hizmet etmek için, Müslümanların çağımızda bulunan savaş araçlarının hepsini yapmaları ve kullanmaları farz-ı kifâyedir. Asrımızda gayrimüslimler her türlü propaganda yoluyla soğuk savaş yapıyor, İslamiyet'e saldırıyor, gençleri aldatmaya uğraşıyorlar. Müslümanlar, her türlü teknolojiyi kullanarak gayrimüslimlerin soğuk savaşına karşı koymalı. Kitap, dergi, gazete, radyo, TV ve internetle İslamiyet'in üstünlüğünü, faydalarını hem Müslüman yavrularına öğretmeli, hem de bütün dünyaya yaymalı. Bunu yapabilmek için, İslam bilgilerinin fen kollarını da iyi öğrenmeli. İslam'a hizmet etmek ve din düşmanlarının yalanlarını, iftiralarını yüzlerine çarpabilmek isteyenlerin, lüzumlu fen bilgileriyle Ehl-i sünnetin temel bilgilerini iyi kavramaları gerekir. Bu ikisinden birinde eksiği olanların İslamiyet'e faydaları değil, zararları dokunur, fitneye sebep olurlar. (Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder) sözü meşhurdur. Kur'an kursları açılmalı, ilmihal bilgileri de öğretilmeli. Her Müslüman, din bilgilerini öğrettikten sonra, oğlunu liseye, üniversiteye de göndermeli. Dinini, vatanını seven Müslümanlar, çocuklarını okutmazsa, devlet işleri, propaganda vasıtaları, art niyetli, kötü kimselerin elinde kalır, dinsizlik yayılır. Dinimize, vatana ve millete hizmet etmek için, üniversiteyi bitirmek ve daha da çalışmak gerekir. Her gün çarpışan İslam ile küfürden biri, elbette ötekini yener. Bu ölüm kalım savaşına katılmayan, hattâ bundan haberi bile olmayanlar, âhirette ağır cezaya maruz kalacaklardır. Allahü teâlâ çalışana yardım eder. Boş oturanı sevmez ve yardım etmez. O hâlde, dinimizi yaymak için uygun şekilde çalışmalıdır. Mezhepsiz Sual: Mezhepsiz kime denir? CEVAP Dört mezhepten birine uymayıp, doğru yolda olmayana mezhepsiz dendiği gibi, dört mezhebi karıştırıp, kolayına gelen mezhebe göre hareket edene, yani mezhepleri telfîk edene ve dört mezhebi hak bildiği hâlde, bir inanışı, Ehl-i sünnet itikadına uymayan bid'at ehline de mezhepsiz denir. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
2 Ekim 2012 Salı
* Yaldızlı necaset (Mehmet Ali Demirbaş'ın 04.10.2012 tarihli yazısı)
04 Ekim 2012, Perşembe | |
Yaldızlı necaset | |
Sual: Haramlar neden tatlı geliyor da, ibadetler güç geliyor? CEVAP Haramlar herkese tatlı gelmez. Ancak nefsinin esiri olan günahkârlara tatlı gelir. Haramlar necaset gibidir, fakat üstleri yaldızlanmış, cilalanmış, cazip ve tatlı hâle getirilmiştir. Bunların içinde, necaset ve zehir olduğunu bilen, görünüşe aldanmaz. Bazı meyveler var, dışı, kabuğu yani görünüşü çok güzel, ama içi acıdır. Bazı meyvelerin ise, görünüşü hoş değilse de içi tatlıdır. Ekşi narın kabuğu çok güzeldir, ama içi ekşidir. Tatlı narın kabuğu çirkindir, ama içi tatlıdır. Zakkumun çiçekleri çok güzeldir. Güzel tavus kuşunun sesi çok çirkindir. Kötüler için, (Dışı seni, içi beni yakar) denmiştir. Görünüşe, kabuğuna aldanmamalıdır. Cevizin sert kabuğu kırılmadan yenmez. Dışı odun ise de, içi tatlıdır. Ağaçtayken, odun kabuğundan önce de, zehirli bir dış kabuğu vardır. Dışı zehirli ve odun diye, kırılması çetin olan cevizden vazgeçilmez. İbadetlerin, nimetlerin dışı bize acı gelirse de, içleri tatlıdır. Dışına değil, içine bakmalı. Mesela hastalık, bela birer nimettir. Bunları nimet bilip sabreden kazanır. Onun için, (Sabır acıysa da, meyvesi tatlıdır) buyuruluyor. Belaya ve hastalıklara sabretmek nimettir. Ezelde takdir edilmiş olan şey başa gelir, eğer sabredilirse sevabına kavuşulur. Sabredilmez, bağırılırsa günaha girilir ve huzursuz olunur. Sıkıntı her ne kadar çok acı olsa da, sabredilirse nimet olur. Bir âyet-i kerime meali: (Hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinize, sevdiğiniz şey de kötülüğünüze olabilir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir.) [Bekara 216] Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Üç gün hasta yatan mümin, günahlarından temiz olur.) [Ebu-ş-şeyh] (Kişi, hep sıhhat ve selamette olsa, bu ikisi onun helaki için kâfi gelir.) [İbni Asakir] (Allahü teâlâ buyurdu ki: "Bedenine, evladına veya malına bir musibet gelen, sabr-ı cemille karşılarsa, Kıyamette ona hesap sormaya hayâ ederim.") [Hâkim] (Günahları affoluncaya kadar, mümine bela ve hastalık gelir.) [Hâkim] Biri, (Ey Allah'ın Resulü, malım gitti, param gitti, vücudum hasta oldu) dedi. Ona buyurdu ki: (Malı gitmeyende, parası bitmeyende ve hasta olmayanda hayır yoktur, çünkü Allahü teâlânın sevdiği kul, belaya maruz kalır.) [Ebu Davud] | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
1 Ekim 2012 Pazartesi
* Halebî kitabındaki hüküm (Mehmet Ali Demirbaş'ın 03.10.2012 tarihli yazısı)
03 Ekim 2012, Çarşamba | |
Halebî kitabındaki hüküm | |
Sual: Piyasada Türkçe tercümesi de bulunan Halebî-yi sagir kitabının (Kaza namazları ile meşgul olmak) bahsinde, (Geçmiş namazların kazası ile meşgul olmak, nâfile namazlardan daha evlâdır ve mühimdir. Ancak, beş vakit namazın sünnetleri ile kuşluk namazı tesbih namazı ve hakkında rivayet bulunan namazlarla meşgul olmak, geçmiş namazların kazasından daha evlâdır. Bu durumda zikrettiğimiz bu namazlar ise, kaza niyeti ile kılınır. Fetâvâyi Hüccet'de de böyledir) deniyor. Yani kazası olan kimse, beş vaktin sünnetlerini, kuşluk ve tesbih namazı gibi nâfile namazları kılarken kazaya mı niyet etmesi gerekiyor? CEVAP Halebî-yi sagir kitabı muteber bir kitaptır. Elbette, sünnetleri ve nâfileleri kılarken kazaya da niyet etmelidir. Kazası olanların kıldığı sünnet ve nâfile kabul olmaz. Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyurdu ki: Hazret-i Ali'nin rivayet ettiği, (Farz namaz borcu olanın nâfile kılması, doğurması yakın olan hamileye benzer. Doğumu yakınken çocuğu düşürür. Artık bu kadına, hamile de, ana da denmez. Bu kimse de böyle olup, farz namazlarını ödemedikçe, Allah, nâfile namazlarını kabul etmez) hadis-i şerifi gösteriyor ki, farz borcu varken nâfileyle meşgul olmak ahmaklıktır. Kaza borcu olanın nâfile kılması, alacaklıya, borçlunun hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Mümin, bir tüccara benzer. Farzlar sermayesi, nâfilelerse kazancıdır. Sermaye kurtarılmadan kâr olmaz. (Fütuh-ul-gayb) Bu hadisi açıklayan Hanefî âlimlerinden Abdülhak-ı Dehlevî hazretleri buyuruyor ki: Bu hadis-i şerif gösteriyor ki, farz borcu olanın, sünnetleri de kabul olmaz. Çünkü sünnetler de nafiledir. Yolculuğa çıkarken iki rekât namaz kılmalıdır! Kazaya kalmış namazı varsa kaza kılmalı, çünkü kaza borcu varken nâfile kılmak ahmaklıktır. (Bey ve Şir'a risalesi) Bir hadis-i şerif meali de şöyledir: (Farz namaz borcu olanın, nâfile namazı kabul olmaz.) [Dürret-ül fahire] Hazret-i Ebu Bekir, Hazret-i Ömer'e yaptığı vasiyette buyurdu ki: Gece yapılması gereken Allah'ın bir emrini gündüz yapsan ve gündüz yapılmasını emrettiğini de gece yapsan, Allah kabul etmez. Allahü teâlâ, farz olan ibadetleri ödemeden nâfile ibadetini kabul etmez. (Kitab-ül Harac) | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Taylasansız sarıklar (Mehmet Ali Demirbaş'ın 02.10.2012 tarihli yazısı)
02 Ekim 2012, Salı | |
Taylasansız sarıklar | |
Sual: Evde namaz kılarken sarık sarıyorum. Bazı kimseler sarıklarının uçlarını iki omuzları arasına alıyor, bazıları da hiç ucunu sarkıtmıyor. Bunların hangisi bid'attir? CEVAP İkisi de bid'at değildir. Resulullah efendimiz, taylasanı olmayan kalensüve [başlık, takke] de giydiği için, bugünkü imamların sarıklarına bid'at dememeli. Taylasan, sarığın sarkan kısmı demektir. Resulullah, sarığının altına kalensüve giyerdi. Sarıksız kalensüve giydiği de olurdu. Yemen malı takke de giyerdi. (İbni Asakir) Evla olanı ise, sarığın ucunu iki karış kadar iki küreğin arasına sarkıtmaktır. Peygamber efendimiz buyuruyor ki: (Sarık sarın! Sarığın ucunu da sırtınıza doğru sarkıtın.) [Taberani] Resulullah, sarığının ucunu iki küreği arasına sarkıtırdı. (Tirmizi, Taberani) Nâfi, İbni Ömer'in sarığını kürek kemikleri arasına sarkıttığını söyledi. (Tirmizi) Hazret-i Hüseyin'in torunu Muhammed bin Ali bildiriyor ki: Cabir bin Abdullah'ın sarığının ucu geriye dönüktü. Bize imam olup, namaz kıldırdı. (Müslim, Ebu Davud) Resulullah efendimiz, ekseriya beyaz, bazen siyah tülbendi sarık olarak sarıp, ucunu iki omuzu arasına sarkıtırdı. Sarığını takkesiz sarar, bazen sarıksız fitilli takke giyerdi. (H.L.O. İman) İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Sarığın ucunu sol omuz üzerine sarkıtmak bid'at, iki kürek arasına sarkıtmak sünnettir. (1/186) Yanlış okuyunca Sual: Namaz kılarken, yanlış okuyunca ne yapmak gerekir, namaz bozulur mu? CEVAP Yanlış okunduğu biliniyorsa, geriden alınıp doğrusu okunur. Namazı bozan bir yanlışlık yapılmış olsa da, böyle yapınca, namaz bozulmamış olur. Fatiha okurken Sual: Namaz dışında Fatiha okurken, Euzü Besmele çekmek vacib midir? CEVAP Vacibdir. Fakat Fatiha dua niyetiyle okunursa, vacib olmaz. Namaz içinde, Sübhaneke'den sonra, Fatiha'dan önce Euzü Besmele çekmek sünnettir. Yemin etsem Sual: (Yemin etsem başım ağrımaz) demek caiz midir? CEVAP Caiz değildir. Yemini hafife almış olur. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |










