| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
4 Ağustos 2012 Cumartesi
Ramazan Postasi - 16
3 Ağustos 2012 Cuma
* Bir şeye düşkün olmak (Mehmet Ali Demirbaş'ın 05.08.2012 tarihli yazısı)
05 Ağustos 2012, Pazar | |
Bir şeye düşkün olmak | |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ, peygamberleri vasıtasıyla kendi rızasına götüren bir yol vermiştir. Bu yolun ismi dindir. Her peygambere gönderilen dinin ismi farklıdır. Son din olan, bizim dinimizin ismi İslamiyet'tir. Allahü teâlâ, İslamiyet'ten ve Müslümanlardan razıdır. İslamiyet'in dışındakilerden razı değildir. İnsanlar kimi razı ederse, âhirette o razı ettikleriyle beraber olur. Bu bakımdan, eğer dünyadayken, kullarının rızasını, onların sevmesini veya kötülemesini değil de, Allahü teâlânın ve Onun sevdiklerinin rızasını tercih edersek, âhirette de Allahü teâlânın razı olduğu yerde, Onun sevdiği kimselerle beraber oluruz. Allahü teâlâ, bize kendi razı olduğu, sevdiği yolu göstermiştir. Bize düşen o yolda yürümektir. Her insanın tabiatında, içinde bir şeylere düşkünlük vardır. Kimi yemeğe düşkündür, kimi hizmete, kimi başka bir şeye düşkündür. İşte insan, dünyada neye düşkünse âhirette de, onlara düşkün olanlarla beraber olur. Eğer bir mümin, Allahü teâlâya, Onun dinine, Onun sevdiklerine düşkün olmuşsa, elbette onlarla beraber haşrolur. Eğer bir kul, paraya, şöhrete, dünyaya düşkünse, Allahü teâlâ ona, (Benimle ne alakan var, kime, neye düşkünsen, git onunla beraber ol!) der. Bu çok kesindir. Yalnız bu, hiç kimseyle görüşmemek demek değildir. Dikkat edilecek husus şudur ki, kalb bir kişiye aittir. Bir kalbde iki kişi olamaz, bir kalbde iki ortak olamaz, bir toplulukta iki baş olamaz. Bir gemide iki kaptan, aynı hakla olamaz. Bir gemide kaptan birdir, yardımcısı olabilir, o ayrı. Bu yolun sonu, neresi olursa olsun, hep tekliğe gider. Yaratıcı birdir, iki olamaz. Onun için insanın kalbinde neyin hâkimiyeti varsa, işte âhirette o hâkim olan düşkünlüğüyle haşrolur. Kurtulmanın çaresi, kurtulanlarla beraber olmaktır. Kalb göze tâbidir. Göz neye bakarsa kalbin yönü o tarafa döner. Ya alır, ya kaybeder. Salihlerle beraber olmak, gözlerin hep onları görmesi, büyük nimettir. Çünkü bir hadis-i şerifte, (Bir müminin yüzüne sevgiyle, muhabbetle bakan, Mahşer'de herkes buram buram güneş altında yanarken, Arş'ın altında gölgelenir) buyuruldu. O hâlde iyilerle beraber olmaya çalışmalıdır. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Ramazan manileri-10
05 Ağustos 2012, Pazar | |
Ramazan manileri - 10 | |
Hiç bakmayın ayaza! Kalkın artık niyaza! Camiye erken gidin! Bayram için namaza. * * * Gel oruç tut, sıhhat bul! Oruçla dinçleşir kul, Mevla'nın emrine uy! Sonsuz olarak kurtul! * * * Ramazan gayet yüce, Teravih kıl her gece! İkaz edip herkesi, Oruç tut ailece! * * * Orucun zevki başka, Müminler gelir aşka, Hoca, yarın cennette, Kavuşturur çok köşke. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* İnsanlar yaratılırken
| 4 Ağustos 2012, Cumartesi | ||||
| İnsanlar yaratılırken | ||||
| Sual: Ateist diyor ki: Tanrı bizi yaratırken, (Seni kadın veya erkek, zengin veya fakir yaratacağım, benim sözümü dinleyecek misin?) dedi mi? Biz istemediğimiz hâlde, bizi kul yani köle olarak yaratıyor ve sonra da (Benim sözümü tutmadınız) diye hesaba çekiyor. Bu olacak şey midir? CEVAP Elbette Allahü teâlâ, bizi kendi isteğimizle yaratmadı. Kendi mülkünde tasarrufta bulundu. (Temsilde hata olmaz) derler. Biz hayvancılık yapsak, kuzuları kendi malımız diye kasaba satsak veya kesip kebap yaparak yesek, kuzunun, (Niye bana sormadan beni yetiştirdin ve şimdi de kebap yapıyorsun?) demeye hakkı olur mu? Sebze yetiştirsek hepsini istediğimiz gibi kullanma yetkisine sahip değil miyiz? Herkes malını dilediği gibi kullanır. Mal kime ait ise, kullanma yetkisi de onundur. Malını kullanamazsın denmez. Allahü teâlâ da, kâinatta yarattığı her şeyin sahibidir. Yarattığı her şeyi, istediği gibi kullanabilir. Hiç kimse, (Dünyayı niye kendi etrafında döndürüyorsun?) veya (Evrendeki nizamı niye böyle kurdun?) diyemez. Dese de, Allah'a karşı ne yapabilir ki? Ne gücü vardır ki? İnsan, âcizliğini ve haddini bilmeli. Yaradan'ın işine karışmamalıdır. Allahü teâlânın, insanları yaratmadan önce de, yarattıktan sonra emir verirken de, kimseye bir şey sorması gerekmez. Çamurdan bir varlık yaratmak isteyince, ona hiç sorulur mu? Sorulma imkânı olsa, insanlar niye kul, köle olsunlar ki, hepsi, (Ben hükümdar, hattâ tanrı olmak isterim) der. Kadının, (Beni niye kadın yarattın?), erkeğin de, (Beni niye erkek yarattın?) demeye hakkı olmadığı gibi, hiç kimsenin, (Bizi niye yaratıp dünyaya getirdin, niye bunları emrettin, niye bunları yasakladın?) demeye hakkı yoktur. Kul, kulluğunu bilmeli. Yoksa Cehennemde haddi bildirilecektir, ama iş işten geçmiş olacak, sonsuz azaba düçar olacaktır. Bedenin zekâtı Buyuruldu ki: (Oruç zekâtıdır bedenin), Defteri sevap dolar onu eda edenin. | ||||
| Bugünkü ilahi: | ||||
| Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | ||||
Ramazan Postasi - 15
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
2 Ağustos 2012 Perşembe
* Ramazan manileri-9
04 Ağustos 2012, Cumartesi | |
Ramazan manileri - 9 | |
Davetleri severiz, Çok teşekkür ederiz, Yemekler yordu bizi, Diş kirası isteriz. * * * Hep gezer tozar mısın? Nefsinden bizar mısın? Her gün davet beklersin, Kendine kızar mısın? * * * Camiler taşıp dolar, Herkes teravih kılar, Sahura uyandırır, Davulcu davul çalar. * * * Domates ezilecek, Elekten süzülecek, Bahşiş verin gideyim, Çok yer var gezilecek. * * * Hayallere dalmasın! Zorluklardan yılmasın! Hoca, iftara tez gel! Gözüm yolda kalmasın! | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Bayramı idrak etmek (Mehmet Ali Demirbaş'ın 04.08.2012 tarihli yazısı)
04 Ağustos 2012, Cumartesi | |
Bayramı idrak etmek | |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bayramın hususiyeti, günahların affolmasındandır. Allahü teâlâ, bayramları bayram olarak idrak etmek nasip etsin! Bayram yalnız üç gün değil, Ramazan-ı şerifin tamamı, her günü bayramdır. Çünkü insanın günahlarının affolduğu gün, onun bayramıdır. Müebbet hapse mahkûm olana, (Berat ettin, kurtuldun) deseler, sevincinden uçar, yani bayram eder. İşte Ramazan-ı şerifin her gece ve her gündüzünde, on binlerce insan beratını alıyor, günahları temizleniyor. Bunlar sevinmesin de, kim sevinsin? Ramazan-ı şerifte bu kadar insan af ve mağfirete kavuştuğu için bayram yaparken, diğerlerinin çok büyük bir hüsran içinde kıvranıp durmaları ne büyük mahrumiyettir! Bu bir nasip meselesidir. Bir kimse iyiliğe elverişli değilse, İstifade edemez, peygamberi de görse. Peygamber efendimizi gördüğü hâlde inkâr edenler, babası peygamber olduğu hâlde oğlu inanmayanlar çıkmıştır. Ehl-i sünneti ve bu yoldaki büyükleri bize tanıttığı için, Allahü teâlâya şükredip bayram yapmalıyız. Ulema ve evliyanın büyüklerinden olan Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin ömrü, insanları irşad etmekle geçer, binlerce talebe yetiştirir. Talebelerinin çoğu, insanlara doğru yolu gösteren birer rehber olur. Ancak bu büyük zatın felaket bir oğlu varmış. Herkes bu duruma çok hayret edermiş. Bir sohbette, sevenlerinin birinin kalbinden, (Bu mübarek zat, bu kadar kişileri irşad ediyor, kendi oğlu yaramazın biri! Bir teveccüh edince, o kişiler zikrediyor. Bir tüccar, bir çiftçi geliyor, daha hiç konuşmadan hücreleri bile zikrederek evliya olarak gidiyor. Oğluna niye himmet etmez ki?) diye geçirdiği düşünce, Necmeddîn-i Kübra hazretlerinin çok gücüne gider. Tam o sırada pencerenin kenarından geçen uyuz bir köpeğe bir teveccüh eder, köpek fasih bir lisanla, (Allah Allah) diye kabristana gider, birkaç tur atıp orada ölür. Necmeddîn-i Kübra hazretleri oradakilere dönüp, (Bunda kabiliyet var, ama bizim oğlanda yok. Ben ne yapayım? Cenab-ı Allah, kime kabiliyet vermişse, öyle olur) buyurur. Demek ki, hiç kimseye suizan etmemek gerektiği gibi, büyük zatlara da suizan edilmez. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |





