| 4 Ağustos 2012, Cumartesi | ||||
| İnsanlar yaratılırken | ||||
| Sual: Ateist diyor ki: Tanrı bizi yaratırken, (Seni kadın veya erkek, zengin veya fakir yaratacağım, benim sözümü dinleyecek misin?) dedi mi? Biz istemediğimiz hâlde, bizi kul yani köle olarak yaratıyor ve sonra da (Benim sözümü tutmadınız) diye hesaba çekiyor. Bu olacak şey midir? CEVAP Elbette Allahü teâlâ, bizi kendi isteğimizle yaratmadı. Kendi mülkünde tasarrufta bulundu. (Temsilde hata olmaz) derler. Biz hayvancılık yapsak, kuzuları kendi malımız diye kasaba satsak veya kesip kebap yaparak yesek, kuzunun, (Niye bana sormadan beni yetiştirdin ve şimdi de kebap yapıyorsun?) demeye hakkı olur mu? Sebze yetiştirsek hepsini istediğimiz gibi kullanma yetkisine sahip değil miyiz? Herkes malını dilediği gibi kullanır. Mal kime ait ise, kullanma yetkisi de onundur. Malını kullanamazsın denmez. Allahü teâlâ da, kâinatta yarattığı her şeyin sahibidir. Yarattığı her şeyi, istediği gibi kullanabilir. Hiç kimse, (Dünyayı niye kendi etrafında döndürüyorsun?) veya (Evrendeki nizamı niye böyle kurdun?) diyemez. Dese de, Allah'a karşı ne yapabilir ki? Ne gücü vardır ki? İnsan, âcizliğini ve haddini bilmeli. Yaradan'ın işine karışmamalıdır. Allahü teâlânın, insanları yaratmadan önce de, yarattıktan sonra emir verirken de, kimseye bir şey sorması gerekmez. Çamurdan bir varlık yaratmak isteyince, ona hiç sorulur mu? Sorulma imkânı olsa, insanlar niye kul, köle olsunlar ki, hepsi, (Ben hükümdar, hattâ tanrı olmak isterim) der. Kadının, (Beni niye kadın yarattın?), erkeğin de, (Beni niye erkek yarattın?) demeye hakkı olmadığı gibi, hiç kimsenin, (Bizi niye yaratıp dünyaya getirdin, niye bunları emrettin, niye bunları yasakladın?) demeye hakkı yoktur. Kul, kulluğunu bilmeli. Yoksa Cehennemde haddi bildirilecektir, ama iş işten geçmiş olacak, sonsuz azaba düçar olacaktır. Bedenin zekâtı Buyuruldu ki: (Oruç zekâtıdır bedenin), Defteri sevap dolar onu eda edenin. | ||||
| Bugünkü ilahi: | ||||
| Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | ||||
3 Ağustos 2012 Cuma
* İnsanlar yaratılırken
Ramazan Postasi - 15
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
2 Ağustos 2012 Perşembe
* Ramazan manileri-9
04 Ağustos 2012, Cumartesi | |
Ramazan manileri - 9 | |
Davetleri severiz, Çok teşekkür ederiz, Yemekler yordu bizi, Diş kirası isteriz. * * * Hep gezer tozar mısın? Nefsinden bizar mısın? Her gün davet beklersin, Kendine kızar mısın? * * * Camiler taşıp dolar, Herkes teravih kılar, Sahura uyandırır, Davulcu davul çalar. * * * Domates ezilecek, Elekten süzülecek, Bahşiş verin gideyim, Çok yer var gezilecek. * * * Hayallere dalmasın! Zorluklardan yılmasın! Hoca, iftara tez gel! Gözüm yolda kalmasın! | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Bayramı idrak etmek (Mehmet Ali Demirbaş'ın 04.08.2012 tarihli yazısı)
04 Ağustos 2012, Cumartesi | |
Bayramı idrak etmek | |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bayramın hususiyeti, günahların affolmasındandır. Allahü teâlâ, bayramları bayram olarak idrak etmek nasip etsin! Bayram yalnız üç gün değil, Ramazan-ı şerifin tamamı, her günü bayramdır. Çünkü insanın günahlarının affolduğu gün, onun bayramıdır. Müebbet hapse mahkûm olana, (Berat ettin, kurtuldun) deseler, sevincinden uçar, yani bayram eder. İşte Ramazan-ı şerifin her gece ve her gündüzünde, on binlerce insan beratını alıyor, günahları temizleniyor. Bunlar sevinmesin de, kim sevinsin? Ramazan-ı şerifte bu kadar insan af ve mağfirete kavuştuğu için bayram yaparken, diğerlerinin çok büyük bir hüsran içinde kıvranıp durmaları ne büyük mahrumiyettir! Bu bir nasip meselesidir. Bir kimse iyiliğe elverişli değilse, İstifade edemez, peygamberi de görse. Peygamber efendimizi gördüğü hâlde inkâr edenler, babası peygamber olduğu hâlde oğlu inanmayanlar çıkmıştır. Ehl-i sünneti ve bu yoldaki büyükleri bize tanıttığı için, Allahü teâlâya şükredip bayram yapmalıyız. Ulema ve evliyanın büyüklerinden olan Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin ömrü, insanları irşad etmekle geçer, binlerce talebe yetiştirir. Talebelerinin çoğu, insanlara doğru yolu gösteren birer rehber olur. Ancak bu büyük zatın felaket bir oğlu varmış. Herkes bu duruma çok hayret edermiş. Bir sohbette, sevenlerinin birinin kalbinden, (Bu mübarek zat, bu kadar kişileri irşad ediyor, kendi oğlu yaramazın biri! Bir teveccüh edince, o kişiler zikrediyor. Bir tüccar, bir çiftçi geliyor, daha hiç konuşmadan hücreleri bile zikrederek evliya olarak gidiyor. Oğluna niye himmet etmez ki?) diye geçirdiği düşünce, Necmeddîn-i Kübra hazretlerinin çok gücüne gider. Tam o sırada pencerenin kenarından geçen uyuz bir köpeğe bir teveccüh eder, köpek fasih bir lisanla, (Allah Allah) diye kabristana gider, birkaç tur atıp orada ölür. Necmeddîn-i Kübra hazretleri oradakilere dönüp, (Bunda kabiliyet var, ama bizim oğlanda yok. Ben ne yapayım? Cenab-ı Allah, kime kabiliyet vermişse, öyle olur) buyurur. Demek ki, hiç kimseye suizan etmemek gerektiği gibi, büyük zatlara da suizan edilmez. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Herkes malına sahip çıkar
| 3 Ağustos 2012, Cuma | ||||
| Herkes malına sahip çıkar | ||||
| Sual: Bir ateist, (Tanrı beni yarattı diye niye ona tapınma, itaat etme zorunluluğum var? Eğer benim tapınmayı reddetme istek ve yeteneğim varsa, bunları kullanmaktan dolayı neden ceza görmem gerekiyor?) diyor. Allah'ın, kullarına emir ve yasaklar koyma hakkına sahip olması normal değil midir? CEVAP Emir ve yasak koyma işi, dünya işlerinde de vardır. Birkaç örnek verelim: Bir ana babanın, çocuğuna, (Yapma, etme) diye onun zararına olacak şeyleri söylemesi yanlış bir şey midir? Ana baba, çocuğunun iyiliği için ona bazı yasaklar koyabilir, faydalı şeyleri de emreder. Bir doktor, hastasının iyiliği için ona bazı ilaçlar ve diyetler verebilir. Hastanın, (Madem benim yapmama yeteneğim var, o hâlde doktorun verdiği lüzumlu ilaçları kullanmam, faydalı diyetlerine uymam) demesi, ahmaklıktan başka nedir? İlaç kullanmazsa veya diyete uymazsa ölebilir. Bir fabrika, bir alet, bir makine çıkarınca, onun için bir kullanma talimatı hazırlar. (Bu talimatlara uyulursa aletin veya makinenin ömrü şu kadar olur, şu kadar faydalı verimli olur) denir. Cihaz talimatına uygun kullanılmazsa elden kolayca çıkar. İnsan ise mükemmel bir makineden daha mükemmeldir. Üstelik canlıdır, şuurludur, akıllıdır. Elbette onun da, bir talimatı olması lazımdır. (Şunları yaparsan faydalı olur, şunları yaparsan zararlı olur) gibi bir talimatın olması elbette lüzumludur. Talimatsız cihazı çalıştırmak yanlış olduğu gibi, insan da yaratılış gayesine uygun hareket etmezse sonsuz zarara uğrar. Bir doktor, hastasının, bir ana baba da çocuklarının iyiliği için bazı yasaklar koyup bazı iyi şeyleri emrettiği gibi, Allahü teâlâ da, kullarının iyilikleri için, bazı yasaklar koymuş, bazı iyi şeyleri emretmiştir. Yaratan O çünkü. O biliyor yarattığının özelliğini. Yani bunlar aynı zaman da, mükemmel bir yaratık olan insanın, kullanma talimatıdır. Hastanın doktora, çocuğun ana babasına itiraz etmesi normal olmadığı gibi, kulların da Allah'ın emir ve yasaklarına itiraz etmesi normal değildir. Bizi yoktan yaratan Rabbimizin emirlerini yapmak zorundayız. (Yapmam) diyen şiddetli azaba düçar kalır. Yapan ise sonsuz nimete kavuşur. Oruçlunun uykusu Oruçlunun uykusu bile bir ibadettir, Ramazan mümin için ne büyük saadettir. | ||||
| Bugünkü ilahi: | ||||
| Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | ||||
* Cuma tebriği
Üye olmak için | Dini sualler için
Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo
Mail grubu sayfası: Google | Yahoo
www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net
* İftar vermenin sevabı (Mehmet Ali Demirbaş'ın 03.08.2012 tarihli yazısı)
03 Ağustos 2012, Cuma | |
İftar vermenin sevabı | |
Sual: İftar vermenin sevabı nedir? CEVAP İftar vermek çok sevabdır. Yolda giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de iftar verme sevabına kavuşulur. Peygamber efendimiz, (Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları affolur. O oruçlunun sevabı kadar ona sevab verilir) buyurunca, Eshab-ı kiramdan bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben (Bir hurmayla iftar verene de, yalnız suyla oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevab verilir) buyurdu. (Beyheki) Yine bir hadis-i şerifte, (Ramazanda bir misafire oruç açtırana Sırat köprüsünü geçmek kolaylaşır) buyuruldu. (V. Necat) Yemek yedirmek çok sevabdır. Hele oruçluya yedirmek daha çok sevabdır. Oruç tutanın sevabı kadar sevab alır, oruçlunun sevabından eksilme olmaz. Sıkıntıda ibadet Sual: Sıkıntılı, hastalıklı hâlde ve güçlükler içinde namaz kılmak, oruç tutmak ve başka ibadet etmek, rahat, sağlıklı ve kolay yapılan ibadetten daha mı kıymetlidir? CEVAP Evet, daha kıymetlidir. Mesela yazın sıcak ve uzun günlerde oruç tutmak, kışın kısa günlerde tutmaya göre daha fazla sevab olur. Ancak, daha çok sevab olsun diye o sıkıntılı ortamı kendisinin meydana getirmemesi, o ortamın kendisinin elinde olmadan meydana gelmesi gerekir. Fitne, fesat zamanında yapılan hizmetler de, çok kıymetlidir. Hele başka maniler de araya girerse, bunları dinlemeyip yapılan ibadetin sevabı o kadar çoktur ki, ancak Allahü teâlâ bilir, çünkü maniler karşısında ibadeti yapmak güçlüğü, sıkıntısı, o ibadetlerin şanını, şerefini göklere çıkarır. Bir engel olmayarak, kolay yapılan ibadetler, o kadar faziletli olmaz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Mümin, hastalanıp ibadet edemeyince, Allahü teâlâ, günahları yazan soldaki meleğe, "Onun günahlarını yazma" emrini verir. Sevabları yazan sağdaki meleğe de, "Ona sıhhatliyken yaptığı amellere verilen sevabların en güzelini yaz, ben onun durumunu bilirim ve onu bu hâle ben getirdim" buyurur.) [İbni Asakir] Demek ki, elde olmadan gelen sıkıntılar içindeki ibadetin kıymeti çok fazla oluyor. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |








