10 Temmuz 2012, Salı | |
Altının gram fiyatı | |
Sual: Kâğıt paranın zekâtı hesaplanırken, altının gram fiyatı nasıl bulunur? CEVAP Kâğıt paranın zekâtı hesaplanırken, Cumhuriyet altını, Hamit lira, Aziz lira, Reşat lira gibi, piyasadaki basılmış, damgalı altın liraların fiyatı en düşük olanı esas alınır. Bunlar 7,2 gramdır. En düşüğünün fiyatı 7,2'ye bölünerek, altının gram fiyatı bulunur. Diyelim ki, Aziz lira en düşük olanıysa ve fiyatı da 540 liraysa, bir gram altının fiyatı, 540/7,2=75 liradır. Paranın zekâtı Sual: 15 bin lira param var. Bunun zekâtı nasıl verilir? CEVAP Önce altının gram fiyatı bulunur. Mesela gramı 75 liraysa, 15 bin lira, 200 gram altın eder. 200 gram altının kırkta biri de, 5 gram altın eder. 5 gram altın zekât olarak verilir. Tam 5 gram bulunamazsa, üç çeyrek verilir. Altın ve parası olan Sual: 70 gram 14 ayar altınla, 3750 lira parası olan, zekâtını nasıl verir? CEVAP Önce 3750 liranın ne kadar altın alabileceği hesaplanır. Altının gramının 75 lira olduğunu kabul edersek, 3750/75=50 gram altın eder. Bunu, 70 grama ilave edince, 120 gram olur. Bunun kırkta biri 3 gram eder. Zekât olarak 3 gram altın vermek gerekir. Bu 3 gramı 22 ayardan vermek çok iyi olur. 18 ayardan verilirse de caizdir. Eğer 70 gramını 14 ayardan, kalan 50 gramını da 22 ayardan verirse bir mahzuru olmaz. Hepsi 14 ayardan verilirse mekruh olur. Değişik ayardaki altınlar Sual: 35 gram 14 ayar, 25 gram 18 ayar, 40 gram 22 ayar altını olan zekâtını nasıl verir? CEVAP Altınlar toplam, 35+25+40=100 gram ediyor. Bunun kırkta biri yani 2,5 gramı, zekât olarak verilir. Hepsini 22 ayardan vermek çok iyi olur. 18 ayardan verilirse yine uygun olur, ama hepsi 14 ayardan verilirse mekruh olur. Eğer altınların hepsinin ayarı 14 ise, o zaman 14 ayardan vermek mekruh olmaz. Yani altının ayarı ne ise, o ayardan veya daha yükseğinden vermelidir. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
8 Temmuz 2012 Pazar
* Altının gram fiyatı (Mehmet Ali Demirbaş'ın 10.07.2012 tarihli yazısı)
* Domateste haç işareti
| 09 Temmuz 2012, Pazartesi | ||||
| Domateste haç işareti | ||||
| Sual: Mısır'da kendilerine Selefi denilen mezhepsizlerin, domatesin yatay kesilince haç şeklini aldığını bu yüzden domates yemenin haram olduğunu söyledikleri gazetelere haber olmuş. Acaba içlerinde provokatörler mi var? İslâmiyet'ten soğutmak için mi yapılıyor? CEVAP İçlerinde provokatörler olsa bile, diğerlerinin de ahmak olduğu anlaşılıyor. Böyle bir şeyin yayımlanmasını nasıl uygun görebilirler? Domates yahut başka bir sebze veya meyve o şekilde kesilse artı işareti çıkabilir. Şeyh Ahmet vasiyetnamesini de uyduranlar bunlardır. Coca Cola yazısını tersten okuyunca La Muhammed, La Mekke yazıyor diyenler de bu kafada olan cahillerdir. İslâmiyet'le ve Müslümanlarla alay edilmesine sebep oluyorlar. Allahü teâlâ, kulları istifade etsin diye, topraktan çeşitli meyve, sebze gibi rızıklar çıkarıyor. Bu rızıkları hangi mezhepsiz haram edebilir ki? Bir âyet-i kerime meali şöyledir: (Allah'ın kulları için yerden çıkardığı ziynetleri ve temiz rızıkları kim haram kılabilir?) [Araf 32] Bu Selefiler, İbni Teymiyye'yi rehber kabul edip, dört hak mezhepten birine uymadıkları için İslâmiyet'e çok zarar vermişlerdir. Allah sevgisi Allah için muhabbet, elbet büyük nimettir, Salih zatları sevmek, bulunmaz ganimettir. | ||||
| Bugünkü ilahi: | ||||
| Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | ||||
7 Temmuz 2012 Cumartesi
* Salih cemaatle sefer
| 08 Temmuz 2012, Pazar | ||||
| Salih cemaatle sefer | ||||
| Sual: Bir kadının, mahremsiz olarak, otobüste veya uçakta salih cemaat olabilir diye, onlarla sefere çıkması caiz midir? CEVAP Caiz değildir. Kadın, sefere gitmek zorunda olacak, hiçbir mahremi de bulunmayacak, o zaman salih cemaatle gidebilir. Salih cemaat var diye niyet etmekle, salih cemaat olmuş olmaz. Cemaat, iki veya daha fazla salih Müslüman demektir. Zaruret olunca, kadın bunlara emanet edilir. Onlar kadının nerede abdest alacağına, nerede namaz kılacağına ve diğer yapılması gereken işlere yardımcı olurlar. Kadını gelebilecek tehlikelerden korurlar. Otobüsle giderken yolda durmazsa, şoföre söyleyip uygun yerde durmasını sağlarlar. İhlâs ve sevgi İhlâsla Allah'ı seven bir kişi, Bir kelebek gibi özler ateşi, Sevip de ateşten kaçarsa eğer, Roldür, gösteriştir onun bu işi. | ||||
| Bugünkü ilahi: | ||||
| Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | ||||
6 Temmuz 2012 Cuma
* Yolumuzun esası (Mehmet Ali Demirbaş'ın 08.07.2012 tarihli yazısı)
08 Temmuz 2012, Pazar | |
Yolumuzun esası | |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i aliyye büyüklerinden birinin himayesinde olan, doğrudan Cennete gider. Bu büyükler, bir adım yaklaşana, bin adım yaklaşırlar. Onların sevgisi bizim ilgimize bağlıdır. Ne ile ilgileniyorsak ona göre bizi değerlendirirler. Merhum hocamız, başka şeylerden değil, dinimiz için yapılan hizmetlerden bahsedilmesini isterdi. Ömürlerini, hizmetlerin yürütülmesi için geçirdi. Onları en çok sevindiren, dine yapılan hizmetlerle ilgili haberlerdi. Dağıtılan, satılan kitaplarla ilgili bilgiler, talepler ilgisini çeker, hizmetlere iştirak eden arkadaşlara ellerini açıp dua ederdi. Hizmetlerde bulunan başka bir şehirdeki arkadaşlar, bir gün merhum hocamızı ziyarete geldiler. (Bu doktor, bu mühendis, bu avukat) diye mesleği ve unvanıyla tanıtılmaya başlandığında, merhum hocamız buyurdu ki: (Kardeşim, bunların unvanları, etiketleri, meslekleri bize lazım değil. Bu arkadaşların dine hizmetleri nedir, bundan bahsedin, bize bu lazım. Hizmet edeni severiz, hizmet etmeyeni sevemeyiz. Bizim yolumuzun esası, üç şeydir: Okumak, okutmak ve birbirimizi sevmektir. Bu üçünden biri olmazsa, diğer ikisinin de kıymeti olmaz.) Bir zata, (Arkadaşlar içinde en çok kimi seviyorsunuz?) diye sorulunca da, (Dine en çok hizmet edeni, arkadaşlarımızla iyi geçinip birbirini üzmeyeni ve hiç kimseyi şikâyet etmeyeni seviyoruz. Çünkü arkadaşları üzeni muhatap kabul etmeyiz) buyurmuştur. (Arkadaşları sevmeyi çok istiyorum, ama yapamıyorum, herkesi üzüyorum) diyen birine de buyurdu ki: (Bunun için kefeni giymek, kendini, ölmeden önce ölmüş bilmek gerekir. İnsanın bütün iyiliklerine engel, kendini hayatta zannetmesidir. Hâlbuki bu hayat, hayâldir, rüyadır. Asıl ebedî hayat, ölünce başlar. Bugün değilse belki yarın kefeni giyeceğiz. Üç günlük hayat için değer mi?) Aynı zat, kızmayışının sırrını soranlara da şöyle cevap verir: (Ben yokum, bunun için de kimseye kızmıyorum. "Yâ Rabbi, bu din kardeşimin hürmetine beni affet!" diyorum. Biz bütün arkadaşlarımızı aşk derecesinde severken, bir kardeşimiz kalkıp da, birini tenkit ettiği zaman, elimde değil kalbim kırılıyor. Sonra da, "Yâ Rabbi, sen bunu ıslah et!" diye dua ediyorum. Çünkü âkıbetinden korkuyorum.) | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Kadın seferden dönebilir
| 07 Temmuz 2012, Cumartesi | ||||
| Kadın seferden dönebilir | ||||
| Sual: Bir kız veya evli kadın, yalnız sefere çıkamıyor, fakat seferden dönebiliyor. Nerelere dönebiliyor? CEVAP Sadece devamlı ikamet ettiği yere dönebilir. Çünkü oraya gelip orada yaşamak zorundadır. Orada ya kocasıyla veya babasıyla kalıyordur, ya oğlu, kardeşi, amcası, dayısı gibi bir mahremiyle kalıyordur. Yahut mahrem akrabası yoktur, yalnız kalıyordur. Burası devamlı kaldığı yer olduğu için, buradan mahremsiz sefere çıkamazsa da, buraya dönebilir. Dönerken seferi veya mukim olmasının önemi yoktur. Meşru şekilde sefere çıkmıştır. Orada altı ay, bir sene kalmıştır, salih bir cemaat veya mürahık bir mahremi de yoksa, emin bir vasıtayla dönebilir. Hubb-i fillah ve buğd-i fillah Resûlullah buyurdu: (En kıymetli ibâdet, Bil ki, hubb-i fillah ve buğd-i fillahtır elbet.) | ||||
| Bugünkü ilahi: | ||||
| Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | ||||
Haftalık Bülten (06 Temmuz 2012)
5 Temmuz 2012 Perşembe
* Teslimiyetin önemi (Mehmet Ali Demirbaş'ın 07.07.2012 tarihli yazısı)
07 Temmuz 2012, Cumartesi | |
Teslimiyetin önemi | |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Silsile-i aliyye büyüklerinden birine zerre kadar benzerlik, deryalar dolusu ibadet kadar değerlidir. Çünkü dinin aslı tâbi olmak, peki demektir. Teslim olmadan, peki demek sözde kalır. Onun için din büyüklerimiz, (Onbaşı, çavuş değil, er olmak lazımdır, çünkü er olan, peki der) buyuruyorlar. Cenab-ı Hak, hepimize dille de, kalbden de, peki demek nasip etsin! Öldüğümüz gün hepimiz aynı beyaz elbiseyi giyineceğiz. Ne makam, ne rütbe, ne de zenginlik kalacak. Hepsi sıfırlanacak. Dünyanın en bedbaht, en talihsiz insanı, bozuk bir din adamının izinden giden, onun kitabını okuyan, ondan istifade etmeye uğraşandır. Bu zamanda, o bozuk yayınlarda, itikadı bozacak bir kelime okur veya inanırsak, bozuk çevrede bulunursak her şeyimizi kaybederiz. Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri, (Bizim sonumuz ne olacak?) diyen birine, (Eğer gemi selamete erer, sahile çıkarsa yalnız kaptanını çıkarmaz, içinde kim varsa hepsini beraber sahile çıkarır. Onun için hangi gemide olduğumuza dikkat etmeliyiz) buyurmuştur. Bu büyüklerin gemisine binen, geminin gittiği yere gider. Ehl-i sünnet gemisinin kaptanı belli, gemi de sağlam olduğu için, bu yolda olanların hepsi sonundan ümitlidir. Bütün korku, bir kazayla, dalgınlıkla, şu veya bu şekilde, ahmaklıkla bu gemiden atılma, denize düşme tehlikesidir. Nefsinin isteklerine kapılıp da, hayalhanede yüzerken denize düşenin, sonra tekrar gemiye yetişmesi çok zor olur. Yanlış bir söz, Allah korusun, insanı küfre düşürür. Bir kalb kırmak veya içinde bulunduğu bu nimetin kıymetini anlamamak büyük felakettir. Böyle büyük nimete kavuşanın, sanki bu hep devam edecekmiş gibi, hiç tehlike yok gibi dikkatsiz hareket etmesi çok yanlıştır. Kim bir şeyin olmasında ısrar ederse, Allahü teâlâ, ona o yolda başarmasını sağlayacak kapılar açar. Allahü teâlâ ezelde, kulu istediği şeye kavuşturmayı dilemiştir. Tercih kendisine ait olduğu için de, elbette her şeyin hesabını verecektir. Bunun için daima iyi, hayırlı şeyleri istemeli, önemli kararları almadan önce de, muhakkak istişare etmeli, danışmalı. Bu bakımdan büyükler, (İstişare etmek, sebebe yapışmaktır ve kıymetli bir ibadettir) buyuruyorlar. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |











