2 Nisan 2012 Pazartesi

* Her ilmin tabirleri olur -2- (Mehmet Ali Demirbaş'ın 04.04.2012 tarihli yazısı)

04 Nisan 2012, Çarşamba

Her ilmin tabirleri olur -2-

 

3- Ekonomide de bazı terimler kullanılır. Bunları ancak ekonomistler ve bu işle ilgilenenler bilir. Mesela açığı kapatmak için hükümetçe yapılan para yardımına sübvansiyon deniyor. Para arzına emisyon, yabancı paralara göre, paranın değerini düşürmeye devalüasyon deniyor. Fiyatların artması, paranın değerinin düşmesiyle meydana gelen ekonomik bozukluğa enflasyon deniyor. Böyle kelimelerin Türkçesi olmaz.

4- Bilgisayar kullanıyoruz. Bazı teknik tabirleri, mesela delete, enter, mouse, mail, CD, disk, disket, ekran, online, offline, chat [sohbet] gibi kelimeleri bilmek gerekir. Chat [çet] sohbet demekse de, bilinen sohbetten farklıdır. Bir sanal odada, bir sayfada karşılıklı yazışmadır.

5- Dinini öğrenmek isteyenin de, ezan, ikamet, niyet, kefaret, fidye, farz, vacib, sünnet, müstehab, kıyam, kıraat, rükû, secde, âyet, hadis, sure, tadil-i erkân, haram, helal, küfür, fâsid, bâtıl, sahih, caiz, nisab, ictihad, müctehid, mezhep, tasavvuf, ihlas, riya, gıybet, su-i zan, hüsnüzan, mucize, keramet, firaset gibi kelimeleri bilmesi gerekir. Bilmezse dinini öğrenmesi mümkün olmaz.

Bu kelimelerin Türkçesi olmaz. Açıklamalarıysa zaten yapılıyor. Birkaç örnek verelim:

1- Kurban kesimi anlatılırken, kurban kelimesi kullanılmak zorundadır. Hayvan boğazlamak dense olmaz. Kurban derisi yerine, hayvan derisi dense olmaz. Kurban kesme bir ibadettir, hayvan kesme her zaman yapılan bir iştir.

2- Namaz kılma anlatılırken, namaz tabiri kullanılmak zorundadır. Bunun yerine, yatıp kalkmak dense uygun olmaz. Farz, vacib, sünnet, mekruh kelimelerinin yerine başka kelimeler kullanılamaz. Namazın farzları yerine, (Yatıp kalkmaktaki Allah'ın emirleri) dense gülünç olur.

3- Oruç, zekât, hac, gibi dini tabirler yerine, başka kelime veya ifade kullanmak uygun olmaz. Mesela oruç yerine, akşama kadar aç ve susuz durmak, zekât yerine fakirin hakkı olan malı vermek, hac yerine turistik dini gezi denmez. Abdest yerine tarifi söylenmez, mesela (Yüz, kol ve ayakları yıkamak ve başa yaş eli sürmek) denmez.

Her ilmin, her mesleğin kendine has deyimleri bulunur. Bunları yadırgamamalı. O ilmi öğreneceksek terimleriyle öğrenmemiz gerekir. Dini terimler hakkında, www.dinimizislam.com sitesinin linkler bölümündeki Dinî Sözlük'te yeterli bilgi vardır.

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

* Çorap mestler

03 Nisan 2012, Salı

Çorap mestler

 

Sual: Piyasada satılan çorap mestlerin altı deri olmadığı için, bu mestlere mesh etmenin caiz olmadığı söyleniyor. Bu mestlere mesh etmek caiz değil midir?

CEVAP

Mestin altının deri olması şart değildir. Mest vasfı varsa, bunlara mesh etmek caiz olur.

Hanefî'de bir meste mesh etmenin sahih olması için, mestin, bir saat yol yürüyünce, ayaktan çıkmayacak şekilde sağlam olması gerekir. Sert olup, yürürken aşağı düşmeyen kalın çorap üzerine mesh caizdir. (S. Ebediyye)

Piyasadaki çorap mestler, bu vasfa haizse, bunları kullanmanın mahzuru olmaz.

 

Salyangoz ihracı

Sual: Salyangoz, kurbağa gibi hayvanları gayrimüslimlere ihraç etmek caiz midir?

CEVAP

Evet, caizdir. Domuz hariç, eti yenmeyen çeşitli hayvanları para karşılığı gayrimüslimlere ihraç etmek caizdir. (Şerh-i Nikâye)

Öldürülen birkaç yaban domuzunu gayrimüslimlere satmak da caizdir, ama domuz çiftliği yapıp, bu işi meslek hâline getirmek caiz olmaz.

 

Heykel satmak

Sual: Kazıdan çıkmış bir heykeli, gayrimüslime satmak caiz mi?

CEVAP

Evet, caizdir.

 

İhsan eder

 

Dünyaya gelen insan,

Sonunda yine gider,

Misafir, vatanından,

Gün gelir sefer eder.

 

Sen mi geldin cihana?

Vâde verildi sana,

Ne kadar çok kalsan da,

Sayılı günler biter.

 

Herkes gider o il'e,

Beklenir vâde gele,

Kişi vardığı yere,

Gönlünü sıkı bağlar.

 

Gönül elbet bağlana,

Dosta gidilen yola,

Âşık, canı canana,

Çekinmeden sarf eder.

 

Can neye ulaşırsa,

Akıl harc olur ona,

Gönül neyi severse,

Dili onu şerh eder.

 

Yunus, dostunu över,

Hep Ondan verir haber,

Âşık, mâşuku sever,

Mâşuku ihsan eder.

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu

Huzura Doğru
TV

Bugünkü ilahi:
·Bütün Dünyaya Küsmüştüm

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

 

* Her ilmin tâbirleri olur (Mehmet Ali Demirbaş'ın 03.04.2012 tarihli yazısı)

03 Nisan 2012, Salı

Her ilmin tâbirleri olur

 

Sual: Tam İlmihal kitabını okuyorum, ama dili çok ağır. Niye rükû, secde, tekbir gibi yabancı sözcükler kullanılmış ki? Bunların Türkçesi niye yazılmıyor?

CEVAP

O kelimelerin Türkçesi olmaz. Her işte, her meslekte, her ilimde o ilme has [özgü] özel tâbirler, terimler vardır. Mesela sporla ilgilenen, ofsayt, aut, korner, penaltı, basketbol, futbol, kale, gol kelimelerini bilir. Bilmezse, seyrettiği maçtan bir şey anlamaz. Hakemler, spikerler bunların Türkçesini söylemez. Hakem, spiker de yabancı kelimedir, bunların Türkçesi olmaz. Maç seyreden, kale denilince, etrafı surla çevrilmiş, askerî bakımdan önem taşıyan kalın duvarlı binayı anlamaz. Bunun gibi harç kelimesinin, hukukta, inşaatta, ziraatta, ev işlerinde ayrı anlamları vardır. Sporda olduğu gibi, hukukta, tıpta, ekonomide ve her ilim dalında, o ilme mahsus [özgü] terimler bulunur. Bu kelimelerin Türkçesi olmaz. Mesela Turgut Özal, (Özden, layüsel değildir) demişti. Uydurma dilciler, bu kelimenin yerine sorumsuz kelimesini kullanıyorlarsa da, onun yerini tutamaz, çünkü layüsel, yaptığı işlerden hesap sorulmayan, hükmü elinde olan, istediği gibi hareket eden demektir. Yalnız Allahü teâlâ layüseldir. İnsanlar layüsel değildir. Birkaç dalda daha örnek verelim:

1- Hukukta bazı terimler kullanılır. Mesela dava, duruşma, beraat, vekil, müvekkil, teminat, zimmet, icra, iflas, miras, vâris, vasi, infaz, zabıt, muhakeme, tahkikat, mümeyyiz, nafaka, hak, hukuk gibi kelimelerin Türkçesi olmaz. Türkçesi yazılsa da anlaşılmaz zaten.

2- Tıpta da bazı terimler kullanılır. Mesela, karantina, terapi, psikiyatri, kardiyoloji, jinekoloji, nöroloji, check up [çekap], narkoz, operasyon, enjeksiyon, tahlil, tomografi, röntgen, migren, tansiyon, prostat, menopoz, glokom, katarakt, aft, kolesterol, kist, sinüzit, farenjit, menenjit, bronşit, siroz, diyabet, egzama, alerji, kanser, ülser, enfeksiyon gibi kelimelerin Türkçesi olmaz. Mesela bir doktor, (Ameliyat için hastaya anestezi yaptık) derse, herkes anlayamasa da, tıpla ilgilenen biri, bunun narkoz, eter gibi bir maddeyle hastanın bayıltıldığı veya uyuşturulduğu mânasına geldiğini anlar. Bunun gibi (Hasta karantinaya alındı) sözüyle de ne demek istendiğini tıpla ilgilenen bilir. (Devamı var)

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

1 Nisan 2012 Pazar

* İstisnalar kaideyi bozmaz

02 Nisan 2012, Pazartesi

İstisnalar kaideyi bozmaz

 

Sual: (İstisnalar kaideyi bozmaz) deniyor. Genel hükümler içinde özel hükümler olabilir mi denmek isteniyor?

CEVAP

Evet, öyle deniyor. Bazı örnekler verelim:

1- Bütün mucizeler mahlûktur, ama istisna olarak Kur'an-ı kerim, mahlûk olmayan mucizedir.

2- Herkes bir ana babadan dünyaya gelir, ama Hazret-i Âdem ve Hazret-i Havva, ana babasız, Hazret-i İsa ise babasız dünyaya gelmiştir. Bunlar istisnadır.

3- Kur'an-ı kerimde, (Meyte ve kan size haram kılındı) buyuruluyor. (Maide 3)

Meyte, Besmelesiz kesilip öldürülen hayvan demektir. Böyle hayvanlar leş olur yenmez. Bir de kan haramdır. Ama her ikisinin de istisnası vardır. Hadis-i şerifte, (Size iki meyte ve iki kan helal kılındı. İki meyte balıkla çekirgedir; iki kan ise, karaciğerle dalaktır) buyuruldu. (İbni Mace)

Demek ki, boğazından kesilmese de balık yenir. Dalak da, kan olduğu hâlde yenir.

4- Kadınla erkek yan yana cemaatle namaz kılsa erkeğin namazı bozulur. Ama Kâbe'de bozulmaz. Bu Kâbe'ye mahsus istisnadır.

5- Zekât fakire verilir, zengine verilmez. Din ilmini öğrenen talebe ve din ilmini öğreten hoca, çok zengin olsalar da, bunlara zekât verilir. Bu bir istisnadır.

6- Müslüman kadın, saçını ve kollarını açamaz. Cariye bundan müstesnadır, ona haram değildir.

7- Hayvanlar, âhirette toprak olacaklardır. İstisna olarak on kadar hayvan Cennete girecektir.

8- Herkes miras hakkına sahiptir, fakat gayrimüslim bir kadın, Müslüman olan kocasından miras alamaz. Müslüman bir babanın oğlu mürted olsa, o da miras hakkına sahip olamaz. Bir hadis-i şerif meali:

(Müslüman kâfire, kâfir de Müslümana mirasçı olamaz.) [Buhari]

9- Deniz temizdir, ürünleri de yenir. Denize pislik de atılsa, abdest alınabilir, gusledilebilir. Bunun istisnasını yaşadık. Önceki belediyelerin zamanında, yıllarca Haliç pislik içindeydi.

Deniz ürünleri olan balık ve balığa benzeyen hayvanların hepsi yenir. Balık şeklinde olmayan deniz haşaratı yenmez.

10- Kâfirler sonsuz Cehennemde kalacaklar ve azapları da hiç hafiflemeyecektir. Bu husus âyet-i kerime ve hadis-i şerifle bildirilmiştir. İstisna olarak, içlerinde haftada, ayda veya yılda bir kere azapları hafifleyenler olabilir. Mesela, Ebu Leheb, Resulullah efendimizin dünyaya geldiğini müjdeleyen cariyesi Süveybe'yi sevincinden dolayı azat etmişti. Bunun için, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. gecesi, azabı hafifler. İki parmağı arasından çıkan serin suyu emerek ferahlar. (M. Nasihat)

Üç tane de başka istisnalardan örnek verelim:

1- Belediye ve halk otobüsleri yolcularından ücret alır. Polislerden, gazeteci olup da sarı basın kartı olanlardan ücret alınmaması da bir istisnadır.

2- Ramazan-ı şerifte, İzmir'e giden biri, (Lokantalar açık, herkes yiyip içiyor, oruç tutan yok) dese, bu sözünden, İzmir'de hiç oruç tutanın olmadığı anlaşılmaz. Oruç tutmayanların çok olduğu anlaşılır.

3- Deyimlerde de, böyle farklı anlatımlar olur. Dünya yuvarlak olduğu için her şehrin bir doğusu ve batısı olur. Doğusu ve batısı olmayan şehir yoktur. Doğu denince Asya, Batı denince de, Avrupa anlaşılır. Hâlbuki Asya'nın da doğusu var, ona uzak doğu deniyor. Avrupa'nın da batısı var. Bir hadis-i şerifte, (Doğu'da biri öldürülür de, Batı'da olan buna razı olursa, öldürme günahına ortak olur) buyuruluyor.

(Batı kültürünü gözü kapalı kabul ettik. Batı'da insanî değerler yok olmuştur) denince, Batı'dan kastın Avrupa olduğu anlaşılır. İstanbul, Avrupa yakasında olmasına rağmen, Avrupa denince İstanbul anlaşılmaz. (Avrupalı Hristiyan'dır) denince, (Avrupa'da Müslüman da vardır. İstanbul da Avrupa'dadır, İstanbul'a Hristiyan denmiş olur) demek yanlıştır. Böyle yanlış söyleyerek, bir kaşık suda fırtına kopartmaya çalışanlar, kendi cahilliklerini ortaya koymaktadır.

 

Muhakkak

 

Şu hayat defterini,

Dürecekler muhakkak.

En sevdiğin çiçeği,

Derecekler muhakkak.

 

Yerinde söyle sözü!

Rabbine döndür yüzü!

Bedene kefen bezi!

Saracaklar muhakkak.

 

Azrail ala canı,

Donar insanın kanı,

Kara toprağa teni,

Koyacaklar muhakkak.

 

Kabre böcek dolacak,

Ameller arz olacak,

Mahşer yerine çıplak

Sürecekler muhakkak.

 

İnsanlar çıkar baştan,

Ayrılır arkadaştan,

Yunus kurudan yaştan,

Soracaklar muhakkak.

 

Kelimeler:

 

Kurudan yaştan: Küçük büyük her günahtan

 

 

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu

Huzura Doğru
TV

Bugünkü ilahi:
·Bülbüllerin Ötüşünde

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net