8 Aralık 2011 Perşembe
* Ahirette bizi kurtaracak iş (Mehmet Ali Demirbaş'ın 10.12.2011 tarihli yazısı)
10 Aralık 2011, Cumartesi | |
Ahirette bizi kurtaracak iş | |
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: İnsan, ya nefsi yani kendisi için veya Allah için yaşar. Nefsi için yaşıyorsa felakettir. Çünkü nefis denilen şey, Allah'ın düşmanıdır. Bizi yediren, içiren, besleyen yüce Rabbimizi bırakıp da nefsimiz için yaşarsak, sonumuz felaket olur. Hubb-i fillah ve buğz-i fillah bu dinin esasıdır. Hubb-i fillah dururken gidip de hubb-i nefs yapanı, yani Allah'ın düşmanı olan nefsini sevgili kabul edeni, Cenab-ı Hak nefsiyle baş başa bırakır, sonunda da Cehenneme atar. Dünyada insanın nefsinden daha ahmak hiçbir mahlûk yaratılmamıştır. Çünkü nefsin her istediği kendi aleyhinedir, yani ateştir. Hem dünyada, hem âhirette dost, ancak Allah için olandır. Menfaat için olan dostlukların sonu mutlaka hüsrandır. Âhirette, bizi kurtaracak olan, ancak Allah için sevgidir. Kıyamet kopar, terazi kurulur, herkesin hesabı görülürken, bir Müslümanın günahları ve sevabları tartılır, ama hikmet-i ilahi, tam eşit gelir. Melekler, (Yâ Rabbi, buna ne yapacağız?) derler. Allahü teâlâ, (Gitsin, akrabalarından bir sevab alsın, teraziye koyun, Cennete gitsin!) buyurur. Melekler, (Git, akrabalarından bir sevab al gel!) deyince, hemen sevinçle, anne, baba, kardeş, evlat, amca gibi akrabalarına gider. Çok az bir sevab lazım olduğu için pek ümitlidir. Durumu anlatır, (Çok küçük bir sevab verirseniz kurtulacağım) der, hepsine teker teker yalvarır, ancak zerre kadar sevab veren çıkmaz. Hepsi de, (Biz kendi durumumuzdan korkuyoruz) derler. O Müslüman, şaşkın, üzgün, boynu bükük gelir, (Bulamadım) der. Melekler durumu arz edince, Allahü teâlâ, (Dünyadayken onun din kardeşleri de vardı. Gitsin, bir de onlardan istesin!) buyurur. Melekler, (Git, bir din kardeşinden al gel!) deyince, gider bir arkadaşını bulur, (Vaziyetim kötü, çok az bir sevab verirsen kurtulacağım) diye durumunu anlatır. O Müslüman da, (Çok az da ne demek, al, hepsi senin olsun) der. Müslüman hemen sevinerek gelir, sevabları verir ve cennetlik olur. Melekler merak ederler, (Yâ Rabbi, buna sevablarının hepsini hediye eden Müslümanın hâli ne olacak? Bunun hiç sevabı kalmadı) derler. Allahü teâlâ, (Ben o sevgili kulumdan daha cömerdim, ona da hiç hesap sormayın! Kol kola Cennetime girsinler) buyurur. İşte din kardeşi budur. Onun için dünyadayken ihlaslı, cömert, samimi, birkaç tane de olsa, böyle din kardeşimizin olmasına çalışmalıyız. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Akıntıyı durdurmalı
09 Aralık 2011, Cuma | |||||
Akıntıyı durdurmalı | |||||
Sual: Ayakta namaz kılınca, elde olmadan yel veya idrar kaçıran yahut yarası akan kimse, oturunca bu akıntılar olmuyorsa, namazı ayakta kılmayıp, oturarak mı kılar? CEVAP Evet, oturup îmâ ile kılınca bu özürler akmayıp kesiliyorsa, îmâ ile kılmak gerekir, çünkü sargıyla, bantla, ilaçla veya başka bir yolla akıntıyı durdurmak vacibdir. (S. Ebediyye) Eğer yukarıda bildirilen özürlere mani oluyorsa, îmâ ile kılmak, akıntı devam ederken ayakta kılmaktan daha uygundur. (Halebi) Akıntısı sadece secde hâlinde gelen, secdeyi terk eder. Akıntısı sadece ayakta gelen ise, kıyamı terk edip akıntı gelmeyecek şekilde oturup îmâ ile kılar. Eğer böyle akıntılı durumlarda, Mâlikî mezhebi taklit edilirse, bu özürlerin hiçbiri abdestini bozmaz. O zaman îmâ ile kılmak gerekmez. Bu bakımdan Mâlikî'yi taklit ederek kılmak iyi olur. Doğru grup için dua Sual: Dünyada Müslümanlar çeşitli gruplara, cemaatlere, tarikatlara bölünmüş ve her grup, kendilerinin doğru olduğunu söylüyor. Doğruyu arayanın, (Ya Rabbi hangi grup doğruysa, rızan hangi gruptaysa, bana onu nasip eyle!) diye dua etmesi gerekiyormuş. Ama ben grubumun % 100 doğru olduğuna inanıyorum, hiç şüphem yoktur. Eğer böyle bir dua edersem, grubumdan şüphelenmiş olurum diye böyle bir dua etmiyorum. Bildirildiği gibi dua etsem bir sakıncası olur mu? CEVAP Hiç sakıncası olmaz. Öyle dua etmek lazımdır. Elbette herkes kendi grubunun, kendi yolunun doğru olduğuna inanır. İnanmasa o grupta işi ne? Nitekim bir âyet-i kerime meali şöyledir: (Dinde çeşitli gruplara bölünürler, her grup, kendi yolunu doğru sanıp sevinir.) [Müminun 53] Doğru grupta olduğuna inananların da, öyle dua etmeleri lazımdır. Peygamber efendimiz, doğru yolda değil miydi? Yolundan şüphesi mi vardı? Hep, (Ya Rabbi, bize doğru yolu göster) diye dua etmiştir. Mesela, (Ya Rabbi! Bize hakkı hak olarak gösterip, ona uymak; bâtılı bâtıl olarak gösterip, ondan kaçınmak nasip eyle!) diye dua ederdi. Bu, ümmetinin böyle dua etmesinin gerektiğini gösterir. Böyle dua etmenin hiç mahzuru olmaz. Aksine grubu yanlış yolda ise, doğruyu bulmuş olur. | |||||
Bugünkü şiirimiz: | Bugünkü ilahi: | ||||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |||||
* Cuma tebriği
Üye olmak için | Dini sualler için
Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo
Mail grubu sayfası: Google | Yahoo
www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net
7 Aralık 2011 Çarşamba
* Tayyib ne demektir? -2- (Mehmet Ali Demirbaş'ın 09.12.2011 tarihli yazısı)
09 Aralık 2011, Cuma | |
Tayyib ne demektir? -2- | |
3- Helal ve temiz anlamında: Üç âyet-i kerime meali: (Tayyib [helal ve temiz] yiyin!) [Müminun 51] (Tayyib [temiz ve helal] olanı habisle [haram ve murdarla] değişmeyin.) [Nisa 2] (Size verdiğimiz rızıkların tayyib [temiz, helal] olanlarını yiyin.) [Bekara 57] 4- Güzel anlamında: Bir âyet-i kerime meali: (Kadın, erkek, inanmış olarak iyi iş işleyene, tayyib [güzel] bir hayat yaşatacağız.) [Nahl 97] 5- Mübarek, hayırlı anlamında: Bir âyet-i kerime meali: (Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Ya Rabbi! Bana kendi katından tayyib [hayırlı, mübarek] bir soy bahşet, doğrusu Sen duaları kabul edensin.") [Al-i imran 38] Bâtının [için] nurlanmasında kelime-i tayyibeden [mübarek La ilahe illallah kelimesinden] daha faydalı bir şey yoktur. (Mektubat-ı Masumiyye 1/145) 6- Temiz anlamında: Üç âyet-i kerime meali: (Tayyib [temiz] toprağa teyemmüm edin.) [Nisa 43] (Ümmi nebi olan resul, onlara, tayyib [temiz] şeyleri helal, habisleri [kötü, murdar şeyleri] haram kılar.) [Araf 157] (Tayyib [temiz] olanı, helâl olanı yiyip için) [Bekara 168] 7- Verimli, hoş anlamında: İki âyet-i kerime meali: (Rabbinin izniyle tayyib [hoş, toprağı mümbit] beldenin bitkisi, verimli olur; habis [kötü, çorak toprağı] olandan ise verimsiz bitki olur.) [Araf 58] (Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve tayyib [bereket, esenlik, hoş ve güzel] bir yaşama dileği olarak kendinize [ve birbirinize] selâm verin.) [Nur 61] 8- Allahü teâlâyı öven sıfatlar: Namazda teşehhütlerde, Ettehıyyatü okunurken (vet-tayyibat) ifadesi, Allahü teâlâyı öven sıfatlardır. (Buhari) 9- Güzel sözler, güzel manalar, güzel cemaller, güzel kokular anlamında: Bu vasıflar Resulullah efendimizde olduğu için kendisine Tayyib denir. 10- Hoş, temiz, nefis ve helal anlamında: İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Şürub-ı züyuti tayyibe [helâl olan nebatlardan çıkarılan şeyler] yani karanfil, tarçın, çay ve saireden elde edilen, her türlü şerbeti içmek yasak edilmemiştir. 1/191 (K. Yazılar) Zeytinden çıkan zeytinyağı da bir züyuti tayyibedir. Buradaki tayyib, temiz ve helal anlamındadır. | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Teheccüd namazının önemi
08 Aralık 2011, Perşembe | |||||
Teheccüd namazının önemi | |||||
Sual: Teheccüd namazı kılmak için, önce uyuyup sonra kalkmak şart mı? Kazası olan teheccüd kılabilir mi? Gece namazı kılmanın önemi nedir? CEVAP Teheccüd, gecenin üçte ikisi geçtikten sonra, imsak vakti girinceye kadar kılınan nafile bir namazdır. Teheccüd, uykuyu terk etmek demektir. Teheccüd için önce uyuyup, sonra kalkmanın şart olduğunu bildirenler de olmuştur. (Şir'a şerhi) Gece kılınan nafile namaz, gündüz kılınan nafile namazdan daha faziletlidir. Çünkü gece uyanmak nefse zor gelir. Hadis-i şerifte (İbadetin efdali zahmetli olanıdır) buyuruldu. (M. Felah, İbni Esir, Nihaye) Teheccüd namazı, gündüz kılınan bin rekâttan daha faziletlidir. Bir saat ilim öğrenmek, [mesela ilmihal okumak] geceyi ibadetle geçirmekten daha çok sevabdır. (Dürr-ül-muhtar) (Amellerin kıymetlisi, az da olsa devamlı olanıdır) hadis-i şerifi, meşakkatli ibadeti ara sıra yapmaktansa, meşakkati az olanı devamlı yapmanın daha faydalı olduğunu bildirmektedir. (Beyheki) Gece namazı çok faziletlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Gece seherde kılınan iki rekât namaz, dünya ve içindekilerden daha kıymetlidir. Eğer meşakkat vermeseydi, gece namazını ümmetime farz kılardım.) [Deylemi] (Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.) [Müslim] (Gündüz kaylule yaparak teheccüde, sahura kalkarak da oruca yardım edin!) [İbni Mace] (Cennette öyle muazzam köşkler vardır ki, bunlar tatlı dilli olan, selamı yayan, herkese yemek yediren, çok oruç tutan ve gece namazı kılan kimselere verilir.) [İbni Nasr] (Gecenin sonunda kılınan iki rekât namaz, dünyadan ve dünyadakilerden hayırlıdır. Ümmetime zor gelmeyeceğini bilseydim, onlara teheccüdü mecburi kılardım.) [Müslim] (Cemaatle namazlarını kılan kimse, gece namazına kalkmış gibi sevab alır.) [Tirmizî] (Yatsı veya sabah namazını cemaatle kılan gece namazı kılmış gibi sevaba kavuşur.) [Hatîb] (Gece namazına devam edin! Bu, sizden önceki salihlerin âdetidir. Gece namazı, Allah'a yakınlaştırıcı, günahlardan uzaklaştırıcı ve onlara kefarettir. Bedene de sağlıktır.) [Hâkim] (Cebrail aleyhisselam gece namazını o kadar çok tavsiye etti ki, pek az uyuyanların ümmetimin hayırlıları olduğunu anladım.) [Deylemî] (Ramazanda inanarak ve sevabını umarak gece namazı kılanın günahları affolur.) [Buhârî] (Teravih kılan da gece namazı kılmış olur.) (Deve veya koyun sağımı kadar da olsa, gece namazı kılmalı. Yatsıdan sonra yatmadan önce kılınan namaz gece namazı sayılır.) [Ebu Nuaym] (Teheccüd kılma âdeti olup da, uyuya kalana, Allahü teâlâ kılmış gibi sevab verir; uykusu da, kendisi için bir sadaka olur.) [Nesai] (Selamı yayar, açları doyurur, sıla-i rahimde bulunur, geceleri herkes uyurken namaz kılarsanız, selametle Cennete girersiniz.) [Tirmizi] (Müminin şerefi gece namazı kılmasındadır.) [Hatîb] (Gece namaz kılanların yüzü güzel olur.) [Rıyad-un-nasihin] (Teheccüd, günahları affettiren, salihlerin ameli olup, hastalıklara da şifa verir.) [Tirmizi] (Kış, müminin baharıdır. Gündüzleri kısadır, oruç tutar; geceleri uzundur, ibadet eder.) [Beyheki] (Gecenin sonunda uyanamayacağından korkan, gecenin evvelinde vitri eda etsin! Sonra yatsın! Gece sonunda uyanacağını ümit eden, vitri o zaman kılsın! Çünkü gecenin sonundaki kalkmakta rahmet melekleri hazır olur.) [Müslim] (Gece seher vaktinde ve namazlardan sonra yapılan dua kabul olur.) [Tirmizi] (Seher vakti Allahü teâlâ buyurur ki: İstiğfar eden yok mu, onu mağfiret edeyim. İsteyen yok mu, istediğini vereyim, duasını kabul edeyim.) [Müslim] Allahü teâlâ iyileri överken, (Onlar seher vaktinde istiğfar eder) buyuruyor. (Zariyat 18) Hazreti Yakub oğullarına, (Sizin için seher vakti Rabbime istiğfar edeceğim) dedi. (Yusuf 98) Âl-i İmran suresinin 17. âyetinde, sabredenler, sadıklar [söz, iş ve niyetlerinde doğru olanlar], namaz kılanlar, zekât verenler ve seherde istiğfar edenler övülmektedir. Beş vakit namazı, tadil-i erkan ile ve cemaat ile eda etmeli! Teheccüd namazı kılmalı, seher vakitlerini istiğfarsız geçirmemeli, gaflete dalmamalı, ölümü ve âhireti düşünmeli, haramları bırakıp, âhirete yönelmeli. (Mek. Masumiyye) Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama, (Benim için ibadet et!) buyurunca, Hazreti Musa, (Ya Rabbi, sana ne zaman ibadet edeyim ki makbul olsun?) diye sordu. Cenab-ı Hak da, (Gece namaz kıl!) buyurdu. (Ey Oğul İlmihali) Teheccüd namazı böyle faziletli olmakla beraber, nafiledir. Bir kimse, ömründe hiç teheccüd kılmasa, âhirette hiçbir ceza verilmez. Çünkü nafile namazdır, ama farz namazın kazasını kılmayan büyük cezalara maruz kalacaktır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Farzın yanında nafilenin hiç kıymeti yoktur. Deniz yanında, damla bile değildir. (1/29) Hanefi âlimlerinden Abdülhak-ı Dehlevi hazretleri buyurdu ki: Fütuh-ul-gayb kitabındaki (Farz namaz borcu olanın nafile namazlarını, Allahü teâlâ kabul etmez) hadis-i şerifi gösteriyor ki, farz borcu olanın, sünnetleri de kabul olmaz. Çünkü sünnetler de nafiledir. Kazası olan, gece kaza namazı kılarsa, teheccüd namazı da kılmış olur. Eğer teheccüd namazına da niyet ederse, niyet sevabı da alır. Kazası olmayanın da, kaza namazı kılmasının hiç mahzuru olmaz. | |||||
Bugünkü şiirimiz: | Bugünkü ilahi: | ||||
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |||||
6 Aralık 2011 Salı
* Tayyib ne demektir? (Mehmet Ali Demirbaş'ın 08.12.2011 tarihli yazısı)
08 Aralık 2011, Perşembe | |
Tayyib ne demektir? | |
Sual: Tarikatçı biri, (Sıradan Müslümanlara helal olan çok şey, biz tarikat ehline haramdır. Bize, tayyib olmayan her şey haramdır, hatta hacdan gelen de tarikatçı gibi haramlardan kaçması gerekir) dedi. Dinimizde böyle bir şey var mıdır? Tayyib ne demektir? CEVAP Tarikat ehline haram olup da, diğer Müslümanlara helal olan şeyler yoktur. Dinimizin emir ve yasakları, bütün Müslümanlar için geçerlidir. Hacısı da, hocası da, dine uymak zorundadır. Helal her Müslüman içindir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Helâl kazanmak her Müslümana farzdır.) [Taberani] Şu kadar var ki, büyük evliya zatlar, avam gibi değildir. Onlar, harama düşme tehlikesi ile mubahların çoğunu terk ederler. Hazret-i Ömer buyurdu ki: (Bizler harama düşmek korkusu ile helallerin onda dokuzundan kaçındık.) Avamın, salihlerin ve müttekilerin haramdan sakınmaları farklıdır. Müslüman halk, haramlardan kaçınırken, salihler haramlarla beraber, şüphelilerden de kaçınırlar. Müttekiler ise, helal olup da, şüpheli veya harama sebep olmak korkusu olan şeylerden de sakınırlar. Bir hadis-i şerif meali: (Bir Müslüman, tehlikeli olan şeyin korkusundan dolayı, tehlikesiz şeyden sakınmadıkça, mütteki olamaz!) [K. Saadet] Ebrar, Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için çalışan Müslümanlar, yani salihlerdir. Mukarreb ise, Allahü teâlânın sevgisine kavuşmuş olan, büyük veli demektir. Bir insanın hacca gitmekle veya tarikat ehliyim demekle kendisini büyük bir veli zannetmesi yanlış olur. Kendini diğer Müslümanlardan üstün görmesi doğru olmaz. Tayyib kelimesi, cümlede kullanıldığı yerlere göre, (İyi, helal, hayırlı, mübarek, temiz, güzel, hoş, verimli, iyi davranış, haram olma şüphesi bulunmayan, izin verilen, güzel cemaller, Allahü teâlâyı övücü sözler) gibi manalara gelir. Birkaç örnek verelim: 1- İyi anlamında: Bir âyet-i kerime meali: (Habis [kötü sözler ve kötü] kadınlar, habis erkeklere, habis erkekler, habis kadınlara yakışır. Tayyib [iyi sözler, temiz ve iyi] kadınlar, tayyib erkeklere, tayyib erkekler de, tayyib kadınlara yakışır.) [Nur 26] 2- Haram olma şüphesi bulunmayan anlamında: Bir âyet-i kerime meali: (Bugün, size tayyib [iyi, temiz] olanlar helal kılındı.) [Maide 5] (Devamı var) | |
Dini sualler için | Üye olmak için Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo Mail grubu sayfası: Google | Yahoo www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |










