3 Eylül 2011 Cumartesi

* Rusça ve Arnavutça Takvimler

03 Eylül 2011, Cumartesi

Rusça ve Arnavutça Takvimler

 

Kıymetli Arkadaşlar,

Türkiye Takvimi pazarlama servisi olarak, Türkçe takvimin yanı sıra, Rusça, Arnavutça ve Kazakça takvim de hazırlanarak, bu dilleri konuşan ülkelere ücretsiz olarak gönderilmektedir. Türk devletleri, Rusya, Kosova, Arnavutluk ve Makedonya'da; üniversitelere, resmi dairelere, camilere ve köylere kadar ulaşan bu takvimler; tarihi, kültürel ve dini konularda çok faydalı olmaktadır.

Bu tür hizmetlerin değerini bilen insanların katkıları ile hazırlanan takvimlerin tanesi, 1,50 TL.'ye mâl olmaktadır ve toplanan miktar kadar basılmaktadır. Şanlı ecdadımızın insanlığa yaptığı bu hayırlı hizmetlerin devamı için, sizleri de ortak olmağa davet ediyoruz.

Örnek olarak, 100 adedi 150 TL. 1.000 adedi 1.500 TL. olan bu organizasyon için, aşağıda verilen hesap numaraları kullanılmaktadır. Kredi kartı ile de, 7-8 taksit kabul edilmektedir. Yatırılmak istenen miktar, bu adetlerden az veya çok ta olabilir.

(İsteyene, Dolar ve Euro hesap numaraları da verilebilir.)

Saygılarımızla.

 

Takvim Pazarlama Müdürlüğü

 

İrtibat: Ahmet Yazıcı - Şaban Aktaş

Tel: (0212) 454 20 76 – 454 22 02

Mail: ahmet.yazici@ihlas.com.tr

 

Banka Hesap Numaralarımız:

1- Yapı Kredi Bankası - Bakırköy Dikilitaş Şubesi

İhlas Pazarlama A.Ş. - Hesap No: 934 - 607 906 77

IBAN: TR97 0006 7010 0000 0060 7906 77

2- Garanti Bankası Bakırköy Kurumsal Şubesi

İhlas Pazarlama A.Ş. - Hesap No: 382 - 620 21 24

IBAN: TR61 0006 2000 3820 0006 2021 24

 

NOT: Hesaba para gönderen kıymetli arkadaşlarımızın, mail veya telefonla, fatura bilgilerini de bildirmelerini istirham ediyoruz; çünkü onlar adına fatura kesiyoruz.

 

İrtibat ve her türlü sorularınız için şu mail kullanılmalı:

ahmet.yazici@ihlas.com.tr

 

 

Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

* Kim Allah içinse (Mehmet Ali Demirbaş'ın 04.09.2011 tarihli yazısı)

Açıklama: logo

04 Eylül 2011, Pazar

Kim Allah içinse

 

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Kalbini Allahü teâlâya bağlayana mutlaka yardım gelir. Kalbini insanlara bağlayan ise, dertten kurtulamaz. İnsanlar genelde, kendi menfaati için iyilik yapar. Menfaati bitince de zarar verebilir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

(Bir kimse, kötü insanların kızacakları şeyde Allahü teâlânın rızasını ararsa, Allahü teâlâ onu, insanlardan gelecek zararlardan korur. Bir kimse de, Allahü teâlânın kızacağı şeyde, insanların rızasını ararsa, Allahü teâlâ onun işini insanlara bırakır.)

Bu bir tercih meselesidir. Bu tercih, kalbden, ihlâsla olmalı. Yine Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâ, sizin şeklinize, görünüşünüze ve mallarınıza değil, kalblerinize ve amellerinize [o işi ne niyetle yaptığınıza] bakar) buyuruyor. Nasihat isteyen birine, Veysel Karani hazretleri buyurur ki:

- Sen Allah'ı biliyor musun?

- Elbette biliyorum.

- Başka bir şeyi bilmesen de olur.

- Bir nasihat daha eder misiniz?

- Allah seni biliyor mu, görüyor mu?

- Elbette biliyor, görüyor.

- Başkası bilmese de, görmese de olur.

Şimdi, insanların çektiği bütün sıkıntılar (Başkası ne der?) düşüncesinden ileri gelmektedir. Abdülkadir Geylani hazretlerine, (Siz ne mübarek bir zatsınız) demişler. (Nereden biliyorsunuz?) diye sormuş. (Herkes sizi sevip övüyor) demişler. (Bu insanlara güven olmaz, bugün sever, yarın söver. Biz insanlar sevsin diye değil, Allah sevsin diye Müslümanız) buyurmuş. Müslümanlığın içinde hep faydalı şeyler vardır. Hem dünyada hem de ahirette, her yerde rahat etmek isteyen Müslümanlık dairesinin dışına çıkmamalıdır.

Bu dünyada insan, Allahü teâlâya kıymet verip, Onun rızasını gözetirse, Allah da, o kuluna o kıymeti verir. Yani, kim Allah içinse, Allah da onun içindir. Peygamber efendimiz, (Herkes sevdiğiyle beraber olacaktır) buyuruyor. Herkes kimi mabut kabul ederse, kime kulluk ederse, onunla beraber olacak. Kula kul olanlar, Cehennemde onlarla beraber olacak. Allah'a kul olanlar Allah'ın razı olduğu yerde, Onun sevdikleriyle beraber Cennette olacaktır.

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

2 Eylül 2011 Cuma

* Nefsin düşmanlığı

04 Eylül 2011, Pazar

Nefsin düşmanlığı

 

Sual: Nefsin her istediği kendi zararına deniyor. Nefsin en fazla düşmanlığı hangi yönden olur?

CEVAP

Nefsin gayesi, insan kâfir yapmaktır. İnsanı en çok, mal ve şöhrete düşkün olmaya zorlar. Mala ve şöhrete düşkünlük, nefisten kaynaklanır. Daha çok bu yollarla insanı felakete sürüklemeye çalışır.

Çok mal ve şöhret sahibi olmak mutlaka kötü değildir. Dine ve Müslümanlara hizmet için çok mal sahibi olmak elbette iyidir. Bu niyetle makam sahibi olmak da iyidir. Nefis, bunları kötü yollarda kullanmaya çalışır. Bunları haram yollardan elde etmeye uğraştırır. Mesela bir çeşme yapınca, ismini yazdırır, böylece gösterişe, riyaya sürüklemek ister. Makale yazar, kitap yazar, ismini her yere duyurmak ister.

Helâl yollardan çok mal kazanmak biraz zordur. Onun için atalarımız, (Çok söz yalansız, çok mal haramsız olmaz) demişlerdir. Bu, çok olan mala muhakkak haram karışmış demek değildir. Zenginlik de, fakirlik de, insanı azdırıp küfre sürükleyebilir. Bunun için Peygamber efendimiz, (Ya Rabbi, azdıran zenginlik ve azdıran fakirlikten sana sığınırım) diye dua edilmesini bildirmiştir. Kimi fakirliğine isyan edip, kimi de zengin olunca şımarıp Allah'ı unutur, felaketine sebep olur. Bu bakımdan şükrünü eda edebileceğimiz hayırlı mal istemeli. Şöhret sahibi olmak da, tehlikeli olabilir. Onun için, (Şöhret âfettir) buyurulmuştur. Allahü teâlânın korudukları hariç, çok kimse şöhretinin kurbanı olur.

İşte nefis, şöhret ve malla insanı küfre sokmaya çalışır. Nefsin oyununa gelmemeye çalışmalıdır.

 

Bugünkü şiirimiz:

·Aşk nedir?

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu

Huzura Doğru
TV

Bugünkü ilahi:
·Tahtadan Kutu

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

Haftalik Bulten (02 Eylul 2011)

 
  Sorularla Islamiyet  
     
 
      Hayırlı Cumalar;
 

Sitemize yeni eklenen soru cevaplardan, sizin için seçtiğimiz bazılarını aşağıdaki bağlantılardan okuyabilir, pdf formatında bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

 
 
 
     
 
      Haberler / Güncel:
 
Üç Aylar Sonrası ve Şevval Orucu

Ramazan-ı Şerif'ten sonraki Şevval ayında oruç tutmak öteden beri sevimli bir adet olarak gelmiştir. Bir ay boyunca oruca alışmış olan insanlar, şevval ayında da altı gün oruç tutmaya büyük bir ilgi göstermiş, hatta teravih gibi sıcak bir ilgiyle şevval ayı orucunu sürdüre gelmişlerdir...

 
 
 
     
 
      Soru - Cevap Arşivinden:
   
 
 
     
 
      Videolarımızdan:
 

Ateizmi Yıkan Gerçekler
Tabiatın âczi delili


Ateizmi Yıkan Gerçekler
Bütün bilinmeden parça yaratılamaz

Ateizmi Yıkan Gerçekler
Vazife görme delili
 
 
 
     
 
     
 

www.sorularlaislamiyet.com
English | Azerice | Russian | Deutsch | Bulgarian | Danish | Nederlandse | Chinese | Facebook | Twitter

 
 
 
 

1 Eylül 2011 Perşembe

* İmanlı olmanın iki şartı (Mehmet Ali Demirbaş'ın 03.09.2011 tarihli yazısı)

Açıklama: logo

03 Eylül 2011, Cumartesi

İmanlı olmanın iki şartı

 

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Amentü'deki altı şeye inanmak, imandır. Ama bu imanın, bir müminde var olması iki şarta bağlıdır. Birincisi, gayba iman, yani görmeden, kendi aklına, bilgisine danışmadan inanmaktır. İkincisi, hubb-i fillah ve buğd-i fillahtır. Bu iki şart yoksa, Amentü'deki altı şarta inansa da mümin olamaz.

Büyükler, (Kelime-i şehadet getiren Müslüman, Rabbimizin evliya kuludur) buyuruyor. Allahü teâlânın evliya kulunu kırmak gadab-ı ilahiye sebep olabilir. Cenab-ı Hakk'ın en çok sevdiği ibadet, Müslümanların birbirini sevmesidir. Nasıl ki, namazın şartı vaktin girmesidir, imanın şartı da hubb-i fillah buğd-i fillahtır. Yani, Müslümanları Allah için sevmek, Allah düşmanlarını da, Allah için sevmemektir. (Hocasını inciteni seven köpekten aşağıdır) buyuruluyor. Allah'a karşı olanı seven de, elbette daha aşağı, daha kötüdür. Tabiî bu düşmanlık, saldırmak değil, kalble olan buğuzdur. Allahü teâlâ insanın dışına değil, kalbine, niyetine bakıyor.

Zahirin çok büyük nimetlere kavuşması, bâtının da çok büyük nimetlere kavuştuğunu göstermez. Zahirde çok büyük ibadetler, çok iyi hizmetler yapmak, gadab-ı ilahiye uğramaktan korumaz. Gadab-ı ilahiden Allah korkusu korur. En kıymetli mümin, yalnız camide, ibadette değil, büyüğünün, küçüğünün veya hanımın yanında, her yerde her zaman Allah'tan korkandır. Böyle mümin, Allah'ın en değerli kuludur, kalbi çok kıymetlidir. Bu kalbi kırmaktan çok sakınmalıdır.

Çok sevabım var diye sevinen kimse, bazı müminleri üzmüş veya verdiği sözde durmamış olabilir. Bazılarına yan gözle bakmış yahut onları ayakta bekletmiş, kalblerini kırmış olabilir. Bunların hepsi kul hakkına sebep olur. Medresede büyükler, talebelerini imtihana kaldırır, ama kendileri, kürsüde oturmazlardı. Onlar da, ayakta dururlardı.

Peygamber efendimiz, müminin kalbi kırılmasın diye, yan gözle bakmaz, boynunu çevirip konuşmaz, bütün vücuduyla ona dönerdi.

Allahü teâlâ, maddî veya manevî, ne kadar nimet verirse, kul o kadar alçak gönüllü olmaya mecbur, hattâ mahkûmdur. Aksi hâlde bu devlet kuşu uçar gider. Yani Allah'ın rızasından ve Cennetten mahrum kalınır.

 

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

* Düğün ve fitne

03 Eylül 2011, Cumartesi

Düğün ve fitne.

 

Sual: İş arkadaşlarımızın veya yakınlarımızın, içkili veya kadın erkek karışık olarak yaptığı her düğüne veya toplantıya, fitneye sebep olmamak için gitmek mi gerekir?

CEVAP

Ana, baba veya âmirinin, yani hiç kimsenin günah olan emirlerine uyulmaz, çünkü dinimizde, (Hâlık'a isyan olan işte mahlûka itaat yoktur) hükmü vardır. Maksadımız Allah'ın rızası olmalıdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

(Bir kimse kötü insanların kızacakları şeyde Allahü teâlânın rızasını ararsa, Allahü teâlâ onu, insanlardan geleceklerden korur. Bir kimse, Allahü teâlânın kızacağı şeyde, insanların rızasını ararsa, Allahü teâlâ onun işini insanlara bırakır.) [Tirmizi]

Fitne çıkar zannıyla günah işlemek caiz olmaz. Fitne çıkacağını kesin bilmek gerekir. Bu işlerde, tartışmaya girmemeli, günah dememeli, başka herhangi bir bahane bularak gitmemeli. Eğer makul bir mazeret bulunamazsa, zarar verecek bir fitne çıkma ihtimali de yüksekse, o zaman gitmek caiz olur. Yine de mümkün olduğu kadar kısa kalmaya çalışmalıdır.

 

Bugünkü şiirimiz:

·Gelsin

Dinimiz İslam
İnternet Radyosu

Huzura Doğru
TV

Bugünkü ilahi:
·Şükür Gerekir Şükür

 

Dini sualler için | Üye olmak için

 

Üyelikten ayrılmak için: Google | Yahoo

 

Mail grubu sayfası: Google | Yahoo

 

www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net

 

* Cuma tebriği