| 08 Haziran 2010, Salı | |
| Kur’an-ı kerim kim için indi? | |
| Sual: Kur’anın bazı âyetlerinin müşrikler veya münafıklar için indiğini söylemek yanlıştır. Hepsi Müslümanlar için inmedi mi? CEVAP İbni Sebeciler, münafıklar için inen âyetleri gösterip, Eshab-ı kirama saldırırlar. Mezhepsizler de, müşrikler için inen âyetleri gösterip Müslümanlara müşrik derler. Kur'an-ı kerim Peygamber efendimize inmiştir. Muhatabı odur. (İnananlara de ki, müşriklere de ki, münafıklara de ki, kitap ehline de ki) gibi ifadeler vardır. Birkaç örnek verelim. Mezhepsizler aşağıdaki iki âyet-i kerimeyi gösterip, mezheplere, âlimlere ve âlimlere tâbi olan Müslümanlara saldırıyorlar: (Onlara [Kâfirlere] Allah’ın indirdiğine uyun denilince, “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” dediler. Ya ataları bir şey anlamadı, doğruyu bulamadıysa?) [Bekara 170] (Onlar [kâfirler] atalarını sapıklıkta bulup, peşlerinden koşup gittiler.) [Saffat 69, 70] Müslümanlar, Resulullahın vârisleri olan âlimlere uyarsa, müşriklere uymuş olmaz. Eğer Müslümanların ataları doğru yoldaysa elbette uymak gerekir. Nitekim Yakub aleyhisselam, vefat edeceği zaman oğullarına, (Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?) dedi. Oğulları dediler ki: (Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek Allah’a kulluk edeceğiz.) [Bekara 133] Hazret-i Yusuf dedi ki: (Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum.) [Yusuf 38] Mezhepsizler, âyet-i kerimelere kendi akıllarına göre mana vererek, Ehl-i sünnet Müslümanları, doğru yolda olan atalarına ve mezhep imamlarına uymakla suçluyorlar. Bu âyet-i kerimedeki ataların, mezhep imamlarıyla hiç ilgisi olmadığını, şu iki hadis-i şerif de açıkça bildiriyor: (Ahir zamanda bazıları, sizin ve atalarınızın yolundan ayrılıp, sünnetimden uzak kalacaklar, onlardan uzak durun.) [Müslim] (Kâfirler, kâfirler için gelmiş olan âyetleri, Müslümanlara yükletirler.) [Buhari] İbni Sebeciler de, münafıklar hakkında inen âyet-i kerimeleri, (Eshab için indi) diyerek, Eshab-ı kiramın hemen hepsine saldırırlar. Bir iki örnek verelim: Münafikun suresinin, (Münafıklar, sana geldiği zaman) mealindeki ilk âyetinin, münafık Abdullah bin Selul ve arkadaşları için indiği bütün tefsirlerde yazılıdır. Muhammed suresinin (Onlardan, seni dinleyenler, yanından çıktıkları zaman...) mealindeki 16. âyeti de, münafıklar için gelmiştir, çünkü Allahü teâlâ, müminleri münafıklardan ayırarak, âyetin sonunda, (Onların kalblerini Allah mühürledi) buyurdu. Bundan sonraki âyette de, Eshab-ı kiramı kurtuluşla müjdeledi. Said bin Cübeyr hazretleri de, (Muhammed suresinin, (Kalblerinde hastalık olanları gördün) mealindeki 20. âyeti, münafıkları göstermektedir) buyurdu. (Hak Sözün Vesikaları)
| |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
7 Haziran 2010 Pazartesi
* Kur'an-ı kerim kim için indi? (Mehmet Ali Demirbaş'ın 08.06.2010 tarihli yazısı)
6 Haziran 2010 Pazar
* Seçkin maniler - 86
| |
| Faziletli insan ol! Kötülere verme yol! Şükrü bırakma sakın! Şükredene nimet bol. * * * İnişin yokuşu var, Depremin yıkışı var, Yazdan hazırlanmalı, Her yazın bir kışı var. * * * Danışan hep başarmış, Dağdan yolu aşarmış, Soramayan ahmaklar, Düz ovada şaşarmış. * * * Kadın var ki, ev yapar, Kimi kadın, ev yıkar, Görünüşe aldanma! Kiminin içi yakar. * * * Mızrak çuvala sığmaz, Kendi düşen ağlamaz, Öyle şakayı bırak! Ateşle oyun olmaz, * * * Hakkı söyle dilinle! Ne verirsen elinle, Elbette ahirete, O da gider seninle. * * * Gayretsiz emek olmaz, Emeksiz yemek olmaz, Hoca, çalışmayıp da, Ben yerim demek olmaz. |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için www.dinimizislam.com |
* Kur'an okurken
| 08 Haziran 2010, Salı | |
| Kur’an okurken | |
| Sual: Evde Kur’an okurken, içeri girene ayağa kalkılır mı? CEVAP Bir kişi Kur’an-ı kerim okurken, babası, bir âlim veya kendisinden ilim öğrendiği hocası içeri girerse, onun için ayağa kalkması caiz olur. Başkaları için ayağa kalkmak caiz olmaz. (F. Hindiyye) Besmele çekmek Sual: Hadis-i şeriflerde, (Besmeleyle başlanmayan her önemli iş noksan kalır) ve (İşe Besmeleyle başlayanın günahları affolur) buyuruluyor. Eûzü çekmek de gerekli mi, yoksa sadece Besmele çekmek yeterli midir? CEVAP Evet, yeterlidir. Bir işe başlarken Eûzü okunmaz, sadece Bismillâhirrahmanirrahîm denir. (F. Hindiyye) Yemek için ücret Sual: Dinimize göre kadın evde yemek pişirmek zorunda olmadığına göre, yemek yaparsa, bunlar için kocasından ücret istemesi gerekir mi? Kadın yemek yapmazsa kadının yiyeceğini erkeğin getirmesi gerekmez mi? CEVAP Kadın ücret istemez. Kendisine yaptığı yemekten kocasına da verir. Müslüman kadınlar bu ihsanı kocalarına yapmışlardır. Kadın yemek pişirmem derse, pişir diye zorlanamaz. Kocası ona peynir, zeytin gibi şeyler getirir. (Hindiyye) | |
|
Dinlemek için tıklayın: |
dinlemek için tıklayın: |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Arıza düzeltildi
| 6 Haziran 2010, Pazar | |
| Arıza düzeltildi | |
| Sitemizdeki teknik arıza düzeltilmiştir. Artık www.dinimizislam.com sitesinin her sayfasına girilebiliyor. | |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Evliyadan yardım istemek (Mehmet Ali Demirbaş'ın 07.06.2010 tarihli yazısı)
| 07 Haziran 2010, Pazartesi | |
| Evliyadan yardım istemek | |
| Sual: Enbiyadan ve evliyadan bir şey yapmalarını istemek mesela, (Yâ Resulallah, bana şefaat et, yâ Abdülkadir Geylani, kiralık ev bulmama yardım et) demek caiz midir? CEVAP Abdülaziz Dehlevî hazretleri Fatiha suresinin tefsirinde buyuruyor ki: Birisinden yardım istenirken, yalnız ona güvenilirse, onun Allahü teâlânın yardımına mazhar olduğu düşünülmezse haramdır. Eğer yalnız Allahü teâlâya güvenilip, o kulun Allah’ın yardımına mazhar olduğu, Allahü teâlânın her şeyi sebeple yarattığı, o kulun da bir sebep olduğu düşünülürse caiz olur. Peygamberler ve Evliya da, böyle düşünerek başkasından yardım istemişlerdir. Böyle düşünerek birisinden yardım istemek, Allahü teâlâdan istemek olur. (Tahkik-ul-hakkıl-mübin) Abdülhakîm Siyalkütî hazretleri de buyuruyor ki: Ölü yardım yapamaz diyenler, ne demek isterler ki? Dua eden, Allahü teâlâdan istiyor. Duasının kabul olması için, Allahü teâlânın sevdiği bir kulunu vasıta yapıyor. (Ya Rabbi! Kendisine bol bol ihsanda bulunduğun bu sevgili kulunun hatırı ve hürmeti için bana da ver) diyor. Yahut Allahü teâlânın çok sevdiğine inandığı bir kuluna seslenerek, (Ey Allah’ın Velisi, bana şefaat et! Benim için dua et! Allahü teâlânın dileğimi ihsan etmesi için vasıta ol!) diyor. Dileği veren ve kendisinden istenilen, yalnız Allahü teâlâdır. Veli yalnız vesiledir, sebeptir. (Zad-ül-lebib) Ebul-Hasan-ı Harkanî hazretleri, sefere çıkan talebelerine, (Sıkışınca benden yardım isteyin) buyurur. Yolda talebelerini, eşkıya yakalar. Onlar, kurtulmaları için Allahü teâlâya dua ederler; fakat kurtulamazlar. Bir talebe, (Yâ Ebel-Hasan, imdat!) der. Eşkıya o talebeyi göremez. Diğerlerinin nesi varsa alırlar. Seferden dönünce hocalarına, (Biz Allah’tan yardım istediğimiz halde soyulduk, fakat şu arkadaşımız, sizden yardım isteyince kurtuldu. Bunun hikmeti nedir?) derler. O da, (Allahü teâlâ günahkâr kimselerin duasını kabul etmez. Arkadaşınız, benden yardım isteyince, onun duasını Allahü teâlâ bana duyurdu. Ben de, “Yâ Rabbi, bu talebemi kurtar!” dedim. Allahü teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, dua ettim. Kurtaran Rabbimizdi) diye cevap verdi. (Tezkiret-ül-evliya) Bir kimsenin, (Yâ Abdülkadir Geylani, kiralık ev bulmama yardım et) demesinin hiç mahzuru olmaz. Şartlarına uyarak, sebeplerine yapışarak isterse, Allahü teâlâ ona kiralık ev nasip eder. Bu şartların birincisi, o zatın Allahü teâlânın sevgili kulu olduğuna, nerede yardım istenirse oradaymış gibi yardım edeceğine inanmak, ikincisi de yardım edeceğinde hiç şüphe etmemektir. | |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Seçkin maniler - 85
| |
| Kimi giyer al fistan, Yeşermiş bağ bostan, Okuyan çıkar mı ki, Uzun olsa bir destan? * * * Yüksek olsa da dağlar, Yol üzerinden aşar, Çocukken et terbiye! Gençlik kabından taşar. * * * Gençliğinde taş taşı! Kocayınca ye aşı! Streslerden uzak dur! Sakın ağrıtma başı! * * * Tatlı olsan yutarlar, Acı olsan atarlar, Güvenilmez herkese, Üç kuruşa satarlar. * * * Ne bu, didiş ha didiş, Nereye böyle gidiş, İşler normal olmalı, Ne kebap yansın, ne şiş! * * * Her kimde açlık yoktur, Açlığı bilmez, toktur. Hızlı gitmekten sakın! Görünmez kaza çoktur. * * * Kötüden gelir zarar, Tedbirde vardır yarar, Hoca, şükret hâline! Beterin beteri var. |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için www.dinimizislam.com |
* İşitenlere selam
| 07 Haziran 2010, Pazartesi | |
| İşitenlere selam | |
| Sual: Hadis-i şerifte, kabirdeki ölülere, (Esselâmü aleyküm, yâ ehle dar-il kavm-il-mü’minîn! İnnâ inşâallahü an karibîn biküm lâhikûn) diye selam verilmesi emredildiğine göre, işitmeyen ölülere selam verilmesi niye emrediliyor? Niye (Biz de size kavuşacağız) diye, duymayanlara hitap ediliyor? CEVAP Elbette işitmeyene selam verilmez, onlara hitap edilmez. Demek ölüler işitiyor ki, onlara selam veriliyor ve hitap ediliyor. Resulullah efendimiz lüzumsuz iş yapar mı? Bazı sapıklar da, (Şefaat ya Resulallah demek şirktir, çünkü ölü işitmez) diyorlar. Diriye işittiren Allahü teâlâ, ölüye işittiremez mi? Ruh ölmediğine ve işiten ruh olduğuna göre, kâfir olsun, Müslüman olsun, her ruh işitir. Resulullah efendimiz, Bedir’de bir çukura gömülü ölmüş müşriklere, (Rabbinizin size vaat ettiğine kavuştunuz mu? Ben, Rabbimin söz verdiği zafere kavuştum) buyurunca, Hazret-i Ömer, ölülerin işittiği vesika haline gelsin diye, (Ya Resulallah, leşlere mi söylüyorsun, onlar işitir mi?) dedi. Resulullah cevaben buyurdu ki: (Rabbimin hakkı için söylüyorum ki, siz beni onlardan daha iyi işitmezsiniz, ama onlar cevap veremezler.) [Buhari, Müslim] Görüldüğü gibi, işitene selam verilir, ancak işitenle konuşulur. Ölü işitmeseydi, Resulullah efendimiz, (Ölülerinize telkin verin) buyurması hâşâ manasız olurdu. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir: (Ölü müminse, kabri genişletilir, kabri hoş kokularla doldurulur. Ölü kâfirse, demirden bir tokmakla başına vurulur.) [Buhari, Müslim] Ölü, işitmeseydi, hissetmeseydi, müminin kabri güzelleştirilir, kâfirin kabri azapla doldurulur muydu? Bir âyet-i kerime meali de şöyledir: (Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın!) [Âl-i İmran 169] Kâfir ölülerinin de ruhlarının ölmediği ve işittiği, yukarıda bildirilmişti. | |
|
Dinlemek için tıklayın: |
dinlemek için tıklayın: · Davet |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |