| 06 Haziran 2010, Pazar | |||
| Namaz dışında okurken | |||
| Sual: Namaz dışında Kur’an-ı kerim okumaya başlarken, Eûzü okumak sünnet mi, yoksa vacib mi? CEVAP Bu hususta farklı kaviller vardır. Sünnet, müstehab ve vacib olduğu da bildirilmiştir. Vacib olan kavli tercih etmek daha ihtiyatlı olur. Sure veya âyet okumaya başlarken, Eûzü okumak vacibdir. (Şir’a-tül-İslam, S. Ebediyye) Verdiği altınları zekâta saymak Sual: Dinen fakir olana altın takan kimse, bunları daha sonra, vereceği zekâta sayabilir mi? CEVAP Altın fakirde bulunduğu müddetçe, sayabilir. Fakir altını harcamışsa zekâta sayılamaz. (S. Ebediyye) Bir varmış, bir yokmuş Sual: Masal anlatmaya başlarken, (Bir varmış, bir yokmuş) veya (Bir varmış, iki yokmuş) demekte mahzur var mıdır? CEVAP Hayır, ikisini söylemekte de mahzur yoktur.
| |||
|
Dinlemek için tıklayın: |
dinlemek için tıklayın: | ||
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |||
5 Haziran 2010 Cumartesi
* Namaz dışında okurken
* Hizmet eden hizmet görür (Mehmet Ali Demirbaş'ın 06.06.2010 tarihli yazısı)
| 06 Haziran 2010, Pazar | |
| Hizmet eden hizmet görür | |
| Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bütün Müslümanlara hizmet etmeli, onları sevindirmeli. Bir kimse bir kimseyi sevindirirse, Allahü teâlâ onun bu iyiliği için bir melek yaratır. Vefat edince, iyiliklerine karşılık ne kadar melek varsa onu kabirde karşılarlar ve (Korkma, şimdi Münker ve Nekir gelecek. Sual soracaklar. Takıldığın yerde biz sana yardımcı olacağız. Bizim görevimiz, seni burada rahatlatmak ve Cennetin kapısından içeriye sokuncaya kadar arkadaşlık etmektir) derler. Kim hizmet ederse, karşılığını burada veya ahirette mutlaka görecektir, çünkü Peygamber efendimiz, (Men hademe hudime) buyuruyor. (Hizmet eden hizmet görür) demektir. Dinin güzel ahlakını yaymak zordur. Buna nefs manidir. Dinsizlik ve ahlaksızlığın yayılması ise kolaydır, çünkü nefs, buna yardımcıdır. Silsile-i aliyye büyüklerinden Ali Râmitenî hazretleri buyuruyor ki: (Duanızı, öyle bir delil araya koyarak edin ki, o günah işlememişlerden olsun. O delil, Allah dostudur. Onlara tevazu ve sevgi gösterin ki, sizin için dua etsinler.) Mübarek bir zat, her cuma günü, cuma namazından sonra hatim duası yapardı. Duası bir veya bir buçuk saat kadar sürerdi. Başta Peygamber efendimiz olmak üzere, bütün Ehl-i beytin ve Eshab-ı kiramın, Tabiin ve Tebe-i tabiinin, mezhep imamlarımızın, itikad imamlarımızın, bütün Silsile-i aliyye büyüklerinin, büyük âlim ve evliya zatların tek tek isimlerini zikrederdi. Ayrıca, o güne kadar vefat etmiş kendi talebelerinin, akrabalarının, arkadaşlarının isimlerini de zikrederdi. Bir gün talebelerinden birisi cesaret edip bu durumu mübarek zata sual eder: - Efendim, “kâffe-i ehli imanın ervahına” yani “bütün iman ehlinin ruhlarına” desek, bu sevabların hepsi bütün Müslümanlara gider mi? - Tabii gider. - Peki efendim, tek tek isim saymanın farkı nedir? - Kardeşim, ismen sayıldığı zaman, o hediye edilen hatim, Fatiha, dua ve tesbihler, yani her ne varsa, altın tabaklar içerisinde vefat etmiş olan o zata verilirken, bunu sana dünyadan, seni seven şu kişi gönderdi derler. “Kâffe-i ehli imanın ervahına” denilince, kim göndermişse onun ismi bildirilmez, ama isim söylenirse, şuna gönderdim, buna gönderdim denirse, büyük bir zat ismen gönderilen bu sevabların kimden geldiğini bilirse, dikkatini çeker, o da ona dua eder. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Biz o büyük zata gönderirsek, o da muhakkak bize dua ve şefaat eder. Elimizdeki fırsatı kaçırmamalı, vakit müsaitse, hiç olmazsa birkaç büyüğe, ismen göndermeye çalışmalıdır. | |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
4 Haziran 2010 Cuma
* Dua kabul olur (Mehmet Ali Demirbaş'ın 05.06.2010 tarihli yazısı)
| 05 Haziran 2010, Cumartesi | |
| Dua kabul olur | |
| Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: (Allahü teâlâ, dua edin kabul edeyim buyurduğu halde, dua ediyoruz ama kabul olmuyor) dememeli. Kabul oluyor, fakat Cenab-ı Hak merhametinden hemen o işi yaratmıyor. Yani, (Ey kulum, sen bu sıkıntıdan kurtulmak istiyorsun, ama bunun karşılığında sana vereceğim nimetleri bilmiyorsun) buyuruyor. O halde dua etmeye devam etmeli, kabul olduğundan şüphe etmemeli. Eskiler, (Ya Rabbi, memleketimizi kaht-ü galâdan muhafaza eyle) diye dua ederdi. Kaht yokluk, galâ da pahalılık demektir. Bir şeyin yokluğu, pahalılığından daha kötüdür. Şimdi böyle dualar unutuldu. Sadece şikâyetler kaldı. (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm) demek, musibet ve belayı geri çevirir. Gelmiş olan bela ve musibetin kalkması için ise, istiğfar etmek lazımdır. Cenab-ı Hak, (Tevbe ederseniz, imdadınıza yetişirim) buyuruyor. Günahlar ve belalardan korunmak için, tevbe ve istiğfar etmelidir. Hatm-i tehlil yani 70 bin kelime-i tevhid, ölü veya diri birine hediye edilse, ne kadar günahkâr olursa olsun, hediye edilen affolur. Ölümü düşünmek, ömrü uzatır, uzun emel ömrü kısaltır. Güzel huylu olmak, İslam ahlâkının esasıdır. Kalb kırmanın kapısı açılınca küfre girilebilir. Demek ki, küfrün hemen yanında kalb kırmak vardır. Kalb Allahü teâlâya en yakın organdır, Onun komşusudur. Kalb rahatsız olunca komşu da incinir. Kalb kırmamalı. Hiç kimsenin kalbini incitmemeli. Birçok kişi, komşu yüzünden evini değiştirmiştir. Çok dikkat etmeli, Müslümanın kalbi, nazargâh-ı ilâhidir. Hadis-i şerifte, (Kalb kırmak, Kâbe’yi yetmiş defa yıkmaktan daha kötüdür) buyuruluyor. İyi, kötü, hiç kimsenin kalbini incitmemeli. Allahü teâlâyı en çok inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Buyuruluyor ki: Hakiki Müslüman hiç gönül kırmaz, Bilir, bundan büyük bir günah olmaz. Bir Müslümana çatık kaşla bakmak bile haramdır. Güler yüzlü olmayan kimse, mümin sıfatlı değildir. Müslüman olsun, gayrimüslim olsun, herkese karşı güler yüzlü, tatlı sözlü olmalı. Başkasının kötü ahlâkından şikâyet edenin, kendisi kötü ahlâklıdır. Güzel ahlâk, sıkıntılara sabretmek, eziyetleri sineye çekmektir. | |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Teyemmüm
| 05 Haziran 2010, Cumartesi | |||
| Teyemmüm | |||
| Sual: Teyemmüm namaz vakti girmeden önce alınsa sahih olur mu? CEVAP Evet, Hanefî’de sahihtir. Diğer üç mezhepte, vakit girmeden önce alınan teyemmüm, vakit çıkınca bozulmuş olur. Yeni vakit girince, namaz kılmak için yeniden teyemmüm almak gerekir. Mâlikî veya Şâfiî’yi gusül, abdest ve namazda taklit edenlerin de, buna dikkat etmesi gerekir. Yer altı zenginlikleri Sual: İmam-ı Beyhekî’nin bildirdiği bir hadis-i şerifte, (Rızkı, yerin derinliklerinde arayın) buyuruluyor. Bu hadis-i şerif, acaba maden aramayı mı bildiriyor? CEVAP Bilmiyoruz, maden olabilir, petrol veya doğal gaz olabilir. Ziraatta toprağın iyi işlenmesi olabilir. Hepsi birden de olabilir. Bilmediğimiz başka bir şey de olabilir. Kesin olarak şudur denilemez.
| |||
|
Dinlemek için tıklayın: |
dinlemek için tıklayın: | ||
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |||
Geleneksel Kuran Ziyafeti Programımız
Suffa Vakfı, Bilim - Gelişim Derneği ve İnternet Sitelerimizin ortak
organizesi ile her yıl gerçekleştirdiğimiz geleneksel Kur'an Ziyafeti
programlarımızın üçüncüsüne davetlimizsiniz.
Tarih ve Saat: 06 Haziran 2010 Pazar, Öğlen Namazını Müteakip
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "Sorularla Islamiyet" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için sorularla-islamiyet@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için sorularla-islamiyet+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/sorularla-islamiyet?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.
3 Haziran 2010 Perşembe
Haftalik Bulten (04 Haziran 2010)
* Çocuğa gelenler (Mehmet Ali Demirbaş'ın 04.06.2010 tarihli yazısı)
| 04 Haziran 2010, Cuma | |
| Çocuğa gelenler | |
|
Sual: Küçük çocuğa getirilen yiyecekleri kimler yiyebilir? CEVAP Çocuğa gelen hediyeyi, çocuğa zaruri lazım değilse, fakir olan ana babası yiyebilir, ama başka fakire veremezler. Ana baba zenginse ve kendilerinde bulunmayan bir şeyse, kıymetini çocuğa ödemek şartıyla yiyebilirler. Ana babaya hediye etmek niyetiyle getirilen şey, kıymetsiz olduğunu bildirmek için, çocuğa hediye diyerek verilirse, anaya babaya getirilmiş olur. Bunu, zengin ana baba da yiyebilir ve herkese verebilirler. (Eşbah) Çocuğun malını ona harcamak Sual: Çocuğun malını, onun için harcamaya kim veli olabilir? CEVAP Babası veya dedesi olur. Annesi veli olamaz. Annesi sadece, kendi yanında kalan çocuğun ihtiyacını onun parasıyla satın alabilir. (Eşbah) Çocuğun malını satmak Sual: Baba çocuğun malını satabilir mi? CEVAP Âdil olan baba, mükellef olmayan çocuğunun her malını, piyasa fiyatına veya daha pahalı olarak, kendine ve başkalarına satabilir, parasını çocuğa ve fakirse kendine de nafaka yapar. (Dürer-ül-hükkam) Oğlunu evlendirmek Sual: Zengin baba, fakir oğlunu evlendirmek zorunda mıdır? CEVAP Evet, zengin babanın fakir çocuğunu evlendirmesi vacibdir. (Uyun-ül-besair) Ana babanın emri Sual: Ananın babanın, günah olmayan emirlerine itaat etmek farz mıdır? CEVAP Evet, farz-ı ayndır. Boynunu bükmek Sual: Namaz kılarken boynu bir tarafa bükmek caiz midir? CEVAP Mekruhtur. Melekler ve Kur'an-ı kerim Sual: Melekler de Kur'an-ı kerim okur mu? CEVAP Kur'an-ı kerimi okumak çok büyük bir nimettir. Allahü teâlâ, bu nimeti Habibinin ümmetine ihsan etmiştir. Melekler bu nimetten mahrumdur. Bunun için melekler, Kur'an-ı kerim okunan yere toplanıp dinlerler. (H.L.O. İman)
| |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |

