| 02 Nisan 2010, Cuma | |
| İstişare, istihareden üstündür | |
| Sual: İstişare edecek salih, güvenilir kimsesi olanın, istişareyi bırakıp istihare yapması uygun mu? CEVAP Bir işin, hakkımızda hayırlı olup olmadığını anlamak için rüyaya yatmaya istihare denir. Bir işi ehline sormaya da istişare denir. İstişare sünnettir; hatta Resulullaha farzdı. Hâlbuki elbette vahiyle öğrenebilirdi. Cebrail aleyhisselamdan Allahü teâlânın muradını sorup öğrenebilirdi veya bizzat kendisi devamlı istihare yapabilirdi; ama Allahü teâlâ istişare yapmasını emretti. Bir âyet-i kerime meali şöyledir: (Bir iş yapacağın zaman arkadaşlarınla istişare et!) [Al-i İmran 159] İyi kimseler övülürken de, (İstişare ederek iş yaparlar) buyuruluyor. (Şura 38) İnsan, malını, güvendiği kimseye bıraktığı gibi, doğru söyleyeceğine emin olduğu kimseyle istişare eder, danışır. Meşveret [danışmak], insanı pişman olmaktan koruyan bir kale gibidir. Meşveret olunacak kimsenin, insanların halini, zamanın ve memleketin şartlarını bilmesi lazımdır. Buna, siyaset bilgisi denir. Bundan başka, aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören, hatta sıhhati yerinde olması gerekir. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Salih olan âlimlerle istişare edin!) [Taberani] (İstişare, pişmanlığa karşı kaledir.) [İ. Maverdi] (İstişare eden, pişman olmaz.) [Taberani] (Yapacağı işi ehliyle istişare edene, o işin en güzeli nasip olur.) [Taberani] (Akıllıya danışıp onu dinleyen doğruyu bulur, dinlemeyen pişman olur.) [İ. Maverdi] (Tedbirli kimse, işinin ehli olana danışıp, ona göre hareket eder.) [Ebu Davud] Hazret-i Âdem, (İşlerinizi istişareyle yapın. Eğer ben, yasak meyve konusunda meleklerle istişare etseydim, musibete maruz kalmazdım) buyuruyor. Hazret-i Ömer de, (Allah’tan korkanlarla istişare edin) buyurmuştur. Demek ki, işin ehli olanla istişare, istihareden üstündür, yani istişare şartları varken istihare yapılmaz. Ancak, danışacak salih, güvenilir bir zatı tanımayan, istihare yapmalıdır. Kabrin derinliği Sual: Kadınların kabrini, erkeklerin kabrinden, daha derin kazmak gerekir mi? CEVAP Hayır. Genelde, kadın için olsun, erkek için olsun, kabri derin kazmak iyidir. Derinliğinin, insanın göğsüne kadar, hatta insan boyu kadar olması iyidir. (Cami-ul-fetava) Yatalak anneye hizmet Sual: Annesi yatalak hasta olan erkek kimsenin, annesinin altını temizlemesinde mahzur var mıdır? CEVAP Böyle hizmetleri bir kadına yaptırmalıdır. İmkân olmazsa, mecburen oğlu da yapar.
| |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
31 Mart 2010 Çarşamba
* İstişare, istihareden üstündür (Mehmet Ali Demirbaş'ın 02.04.2010 tarihli yazısı)
* Kaş aldırmak
| 01 Nisan 2010, Perşembe | |
| Kaş aldırmak | |
| Sual: Layt çıkışlarıyla ünlü birisi, TV’deki bir konuşmasında, kaşları aldırmanın günah olup olmadığını soran bir bayan okuyucuya, (Ben berbere kaşlarımı aldırıyorum, bir mahzuru olmaz) diyerek, erkekle kadını aynı kefeye koydu. Erkeğe caiz olan bir şey, kadına da caiz olur mu? CEVAP Erkeğe caiz olup da, kadına haram olan, kadına caiz olup da, erkeğe haram olan şeyler çoktur. Birkaç örnek verelim: Erkeğe caiz olup, kadına caiz olmayanlar: 1-Kaşlarını inceltmek, kadına haramdır, erkeğin kaşlarını düzeltmesiyse caizdir. (Hindiyye) Allahü teâlânın yaratmasını değiştirmek haramdır. Eğer kadının sakalı biterse, onu yok etmesi haram olmaz. Kadının, kocasına veya başkalarına güzel görünmek için, yaratılışındaki bir şeyi çoğaltması, eklemesi veya azaltması caiz değildir. Kaşlarının arasındaki tüyleri alabilir. (Berika) Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Kaşlarını cımbız veya başka bir âletle alanlar, yüzlerine güzellik vermek için yanaklarını çizerek Allah’ın kendilerine verdiği şekli değiştirenler lânetlenmiştir.) [Buhari] Kadının biri, (Ya Resulallah, evli kızımın hastalık sebebiyle saçları döküldü. Bir saç takmam uygun mudur) diye sorunca Resulullah efendimiz, (Hak teâlâ, iğreti saç takanı ve taktıranı lânetlemiştir) buyurdu. (Müslim) Kadının, insan saçını, kendi saçı arasına örerek birleştirmeyip de, kendi saçına iplikle, bez şeritle bağlamasının ve hayvan kılları eklemenin haram olmadığı, İbni Âbidin’de, Hadika’da ve Fetava-i kübra’da yazılıdır. İnsan ve hayvan kılından ve naylon gibi ipliklerden yapılmış olan, peruk denilen takma saçları kullanmanın caiz olduğu anlaşılıyorsa da, ihtiyaç ile ziyneti birbirine karıştırmamalı. İhtiyaç için caiz olan şeyi, süs, gösteriş için takmak caiz değildir. Erkekler arasında başını açmak zarureti olduğu zaman, kadının başını ve kendi saçlarını perukla örtmesi caiz ve lazım olur. Zaruret olunca, avret yerlerini mümkün olan her şeyle örtmek gerekir. Günahı yalnız saçını vermiş olana ve bakanadır. Peruk takarak sokağa çıkmak, zaruret olmadan caiz değildir; çünkü kadınların yabancılara süslenmeleri haramdır. (S.Ebediyye) 2- Kürklü, göz alıcı elbise giyerek, ziynetlerini göstererek sokağa çıkmak, kadına caiz değil; fakat erkeğe caizdir. (S.Ebediyye) 3- Koku sürünüp sokağa çıkmak, kadına ne niyetle olursa olsun caiz değil; ama erkeğe sünnete uymak niyetiyle caizdir. (Hindiyye) Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Kadın sokağa çıkarken koku sürünmesin.) [Müslim] Kadına caiz olup, erkeğe caiz olmayanlar: 1- İpek ve altın, yabancı erkeklere göstermemek şartıyla kadına caiz, erkek için ise, kimseye göstermese de, ipek ve altın nişan yüzüğü haramdır. (Tahavi) Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Altın ve ipek, kadına helal, erkeğe ise haramdır.) [Taberani] 2- Küpe, bilezik, kolye gibi takılar da yabancı erkeklere göstermemek şartıyla kadına caiz, erkeğin ise bunları takarak kadınlara benzemesi haramdır. (Redd-ül muhtar) | |
|
Dinlemek için tıklayın: |
dinlemek için tıklayın: |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Cevap Veremedi (Mehmet Ali Demirbaş'ın 01.04.2010 tarihli yazısı)
| 01 Nisan 2010, Perşembe | |
| Cevap Veremedi | |
| Sual: “Cevap Veremedi” kitabında neler var? CEVAP Harputlu İshak Efendi’nin Diyâ-ül-kulûb kitabının tercümesidir. İsa aleyhisselama gönderilen ve hak kitap olan İncil’in tahrif edilmesiyle ortaya çıkan dört kitap, Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleri hakkında bilgi vermekte, bunlar arasındaki çelişki ve ihtilafları açıklamaktadır. Kur’an-ı kerimle İncil karşılaştırılmakta, İncilin hükümlerinin yürürlükten kalktığı, Kur’an-ı kerimin bütün semavî kitapların hükümlerini yürürlükten kaldırdığı izah edilmektedir. Hıristiyanların teslis [üç tanrı] inancının yanlış olduğu, Allahü teâlânın bir olduğu, ilim ve kudret sıfatları açıklanmaktadır. İsa aleyhisselâmın insan ve Peygamber olduğu, ona tapılamayacağı izah edilmektedir. Yahudilik, Tevrat ve Talmud hakkında da yeterli bilgi vardır. Kitabın önsözünde özetle deniyor ki: “Allahü teâlâ, ilk insan ve ilk Peygamber olan Âdem aleyhisselâmdan beri, her bin senede, din sahibi yeni bir Peygamber vasıtasıyla, insanlara dinler göndermiştir. Bunlar vasıtasıyla, insanların dünyada rahat, huzur içinde yaşamaları ve ahirette de sonsuz saadete kavuşmaları yolunu bildirmiştir. Şimdi, dünyada semavî kitabı olan üç din vardır: Yahudilik, Hıristiyanlık, İslamiyet. Yahudiler, Musa aleyhisselamın, Hıristiyanlar İsa aleyhisselamın getirdiği dine tâbi olduklarını söylerler. Şimdi, hiçbir yerde, hakikî Tevrat ve İncil yoktur. Bu kitaplar sonradan tahrif edilmiş, yani insanlar tarafından değiştirilmiştir. Kur’an-ı kerim, en son Peygamber olan, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselama gönderilmiştir. Kur’an-ı kerim, bütün ilahi kitapların hükümlerini nesh etmiş, yani yürürlükten kaldırmış ve bu hükümleri kendisinde toplamıştır. Bugün bütün insanların, Kur’an-ı kerime tâbi olmaları lazımdır.” Bu kıymetli kitap, (0 212) Emîr olmanın vasıfları Sual: Emîr olmanın vasıfları nelerdir? CEVAP Emîr olan, kızmamalı, gücenmemeli, güler yüzlü, tatlı dilli olmalı. Sabırlı olmalı. Affedici olmalı. En çok çalışan, o olmalı. Emri altındakilerden zerre menfaati olmamalı. Kendisi yüzünden, arkadaşlarının Cehenneme gidecek fiiller işlememelerine çalışmalı. Dini konularda kendinden konuşmamalı, her konuşması, büyüklerimizin bahsettiklerinden veya kitaplarından olmalıdır.
| |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
30 Mart 2010 Salı
* Seçkin maniler - 38
| |
| Onun gözü kararmış, Beti benzi sararmış, Belki bulurum diye, Köy köy gezip ararmış. * * * Hele bakın geline! Lale almış eline, Dikkati çeksin diye, Al bağlamış beline * * * Bana vurdu taş ile, Doldu gözüm yaş ile, Sopadan kurtulamam, Bu akılsız baş ile? * * * Serildi kilim gibi, Doğrandı dilim gibi, Şu ayrılık acısı, Geliyor ölüm gibi. * * * Döner feleğin çarkı, Bırakmaz beni korku, Sana gönül vereli, Gözüme girmez uyku. * * * Meşrubatı seçersin, Soğuğunu içersin, Beni gördüğün halde, Niye gülüp geçersin? * * * Kalmadı adım, sanım, Sensiz geçmiyor ânım, Hoca, der soysuzlara, Kaynamaz benim kanım.
|
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için www.dinimizislam.com |
29 Mart 2010 Pazartesi
* Maşallah
| 31 Mart 2010, Çarşamba | |
| Maşallah | |
| Sual: (Maşallah dediği kırk gün yaşıyor) demekle maşallah sözü kötülenmiş mi oluyor? CEVAP Hayır, böyle demekle onu söyleyen kötülenmiş oluyor, Maşallah sözü kötülenmiş olmuyor. Adam o kadar sakar ki, Maşallah dedikleri bile, fazla yaşayamıyor denmek isteniyor; ama yine de maşallah kelimesini bu işlere karıştırmamalıdır.
Selam vermek Sual: Namazın sonunda unutup, sağa selam vermeden, sadece sola verilip namazdan çıkılsa namaz sahih olur mu? CEVAP Evet, sahih olur; çünkü vacib olan selam verilmiş oluyor. Boynu sağa döndürmek sünnet veya müstehab olduğu için unutarak çevrilmeyince bir mahzuru olmaz.
Sorumluluk Sual: Açık gezen kadının anası, babası, kocası ve kardeşleri sorumlu olur mu? CEVAP Elbette sorumlu olurlar; fakat razı olmayıp gerekli ikazı yaptıkları halde yine kadın dinlemeyip açık gezerse, o zaman günah sadece açık gezen kadına olur. Bir kere söyleyip ben söyledim diyerek ipin ucunu bırakmak da asla caiz olmaz. | |
|
Dinlemek için tıklayın: |
dinlemek için tıklayın: |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |
* Seçkin maniler - 37
| |
| Her an seni özlerim, Yollarını gözlerim, Bitsin artık hasretlik, Kurumuyor gözlerim. * * * Gözyaşları dökerim, Genç yaşında çökerim, Kimse bilmez hâlimi, Kara sevda çekerim. * * * Gocunur yarası çok, Kimseyle arası yok, Durmaz yüksekten atar, Cepte on parası yok. * * * Annem alladı beni Tutup pulladı beni, Belki görürsün diye, Suya yolladı beni. * * * Sebep yokken ağlama! Karaları bağlama! Öyle zengin değilim, Bana gönül bağlama! * * * Hep peşimde gezersin, Niye beni üzersin? Fazla yaklaşma bana! Bir gün sen de bezersin. * * * Hoca, bakma kusura! Çare bitmez cesura, Nereye gidersen git! Gelirim ardın sıra. |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için www.dinimizislam.com |
* Gayrimüslime hizmet (Mehmet Ali Demirbaş'ın 31.03.2010 tarihli yazısı)
| 31 Mart 2010, Çarşamba | |
| Gayrimüslime hizmet | |
| Sual: Şimdi bir Müslümanın, Avrupa’ya gidip gayrimüslimlere hizmet etmesi caiz midir? CEVAP Gayrimüslimlerin ülkesinde kâfire ücretle hizmet etmek caizdir. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki: Ücretle kâfirin şarabını taşımak, kilise tamir etmek ve Hıristiyana zünnar gibi küfür alametlerini satmak İmam-ı a’zama göre caizdir. Müslüman müşteriye, Mecusi mesti yapmak veya fasık elbisesi dikmek mekruhtur; çünkü Mesusilere ve fasıklara benzemeye sebep olmaktır. (Redd-ül-muhtar) Hiçbir dinde, kâfir ülkesinde çalışmak ve kâfire hizmet yasak değildi. Dinimizde de böyle bir yasak yoktur. Şimdiki Müslümanların, Avrupa’ya çalışmaya gitmesi gibi, Mekke Müslümanları da, Habeşistan’a hicret etmişler, orada gayrimüslimlerin işlerinde çalışmışlardı. Hazret-i Yusuf, peygamber olduğu halde, kulların sıkıntıda olduğunu görüp, kâfir reisten vazife istedi. Böylece insanlara hizmet etti. O halde, kullara hizmet edeceğini bilen ve bunu kendinden başka yapacak kimsenin bulunmadığını gören kimsenin, bu vazifeye bir zalimin geçmesini önlemek ve Müslümanlara hizmet etmek için, gayrimüslim olan âmirden bile vazife istemesinde, imamlık, müftülük, vaizlik, öğretmenlik gibi devlet memurluğunu talep etmesinde mahzur yoktur. Bir iyilik yapamasa da, hiç olmazsa Müslümanların zararına çalışmayı önlemek de, ibadet olur. Geçerli bir mazereti olmadıkça, vazifeden istifa etmek de, bunun için caiz değildir. (Yusuf aleyhisselamın dininde gayrimüslime hizmet caizdi, Müslümanlıkta yoktur) demenin de ilmî kıymeti yoktur. Gayrimüslime hizmet ederek çalışmak, her dinde vardır. Kâfirler arasında kalıp, malından, canından korkanın, onlara kalben değil de, dilden sevgi göstermesi caizdir. Peygamberim diyen yalancı Müseyleme, doğru söyleyen bir sahabiyi şehid etmişti. O sahabinin inancını gizlemesi de caizdi. Nitekim müşrikler, Hazret-i Ammar’a, babası Hazret-i Yasir ve annesi Sümeyye hatuna işkence edip, (Lat ve Uzza putu, Muhammed’in dininden iyidir de) derler, demeyince de işkenceyi artırırlardı. Nihayet ana babası işkenceyle şehid edildiler. Hazret-i Ammar, kâfirlerin zorlamaları üzerine dediklerini diliyle söyledi. Ammar kâfir oldu dedikleri zaman, Resulullah efendimiz, (Ammar kâfir olmadı, o baştan ayağa imanla doludur) buyurdu. Demek ki küfür olan bir sözü, böyle durumlarda yalnız dille söylemek caizdir. Resulullah efendimiz, Hazret-i Ammar’a, (Müşrikler eziyet ederse, yine böyle söyle) buyurdu. (İbni Asakir, İ. Mace)
| |
| Üye olmak için | Üyelikten ayrılmak için | Dini sualler için | Mail grubu sayfası www.dinimizislam.com | www.mehmetalidemirbas.com | www.evlilikrehberi.net | |